Türev Enstrümanlar 2008 Global Krizinin Sebebi mi?

Kaynak: Der Spiegel

Kaynak: Der Spiegel

ÖZET

Başlangıçta portföy riskine önlem (hedge) amaçlı kullanım için ortaya çıkan türev ürünler, sonraları finansal kaldıraç olarak kullanılmasıyla daha da popülarite kazandı. Portföy riskine önlem almak dışında, yatırımcılar türev araçları spekülatif amaçlarla da oldukça büyük miktarlarda kullanmaya başladılar. 2007 yılında, şeffaf olmayan ve karmaşık yapılarına rağmen özellikle yatırım bankalarının olmak üzere, bankaların aktiflerinin çok önemli bir bölümünü bu ürünler oluşturmaya başladılar. Dahası düzenleyici otoriteler bu enstrümanların kullanımını düzenlemek ya da denetlemek üzere yetkilendirilmediğinden, bankacılık sektöründeki risk arttı. Söz konusu risk bankaların yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlanmaya başlamasıyla küresel krize zemin hazırladı.

GİRİŞ

Türev enstrümanların kökenleri yüzyıllar öncesine kadar uzanır. Bununla birlikte bu enstrümanlar esas olarak Bretton Woods Uluslararası Ödeme ve Döviz Kuru Sistemi’nin çöküşünden sonra önem kazanmıştır. 1973’te döviz kurları, dalgalanan faiz ve enflasyon oranlarının yanında serbest bırakıldığında, yeni risk algılayışı; artan risklere önlem alacak bazı enstrümanların kullanımını gerekli kıldı (Nurcan, B, 2005). Bu enstrümanlar altın, hisse senedi, ticari mallar, faiz oranı ya da döviz kuru birçok varlık ya da değişken üzerinden düzenlenmeye başlandı. Takas (swap), opsiyon, future (gelecekte teslim kayıtlı sözleşme) ve forward (ileride teslim şartlı sözleşme) gibi çeşitleri bulunan bu enstrümanlar iki amaç için kullanılır: hedging veya spekülasyon. Hedging söz konusu piyasadaki belirsizliklere önlem almak için yapılırken, spekülasyon gelecekteki fiyat değişikliklerinden faydalanmak saikiyle yapılır. Zaman içerisinde de yatırımcıların fiyat oynaklıklarından faydalanma dürtüsüyle, spekülatif saikle türev ürün kullanımı hedge amaçlı kullanımın önüne geçmiştir.

Aşıkoğlu’na (2008) göre bu araçlar başlangıçta amaçlanan asıl fonksiyonlarına uygun olarak kullanıldığında, ekonomik sistemin işleyişini kolaylaştırdığı gibi daha istikrarlı bir iktisadi ortam yaratarak verimli bir risk yönetimi sağlar. Ancak spekülatif saiklerle kullanıldığında yatırımcılar için büyük karlar veya zararlar ortaya çıkarabilir. Yatırımcıların spekülatif kar aramaya dönüşen davranışları banka bilançolarının daha fazla risk taşımasına sebep olmuştur. Söz konusu süreç, bankacılık sistemindeki düzenleyici ve denetleyici eksikliklerle birlikte küresel finansal sistemi 2007’de krize sürüklemiştir.

KRİZİN ARDINDAKİ MEKANİZMA

2007 yılına gelindiğinde türev araçlarla yapılan işlemlerin hacimleri gitgide artmıştı. Mortgage’a dayalı finansal ürünler (mortgage backed securities) ve kredi temerrüt swapları (credit default swap-CDS) bankaların tutmayı tercih ettiği başlıca varlıklar olmuştu. Fakat bu işlemlerin şeffaflıktan yoksun oluşu ve otoritelerin işlemleri denetleyememesi durumu riskli kılmaktaydı. Bu ürünler tezgâh üstü piyasalarda da kullanılabildiğinden, bir tarafın riski aynı zamanda karşıdakinin de riskiydi ve bu risklerin izlenmesi ve raporlanması hiçbir şekilde mümkün değildi. Aşağıdaki tablolar türev ürünlere dayalı işlem hacimlerinin 2007’ye gelinirken artışını göstermektedir:

Sistemin tezgâh üstü piyasalarda düzenleme ve denetleme mekanizmalarının işlemeyişini ve sonuçlarını göstermek üzere yatırımcıya ya da kreditöre, borçlunun temerrüde düşmesi halinde bir çeşit sigorta sağlayan kredi temerrüt takasları düşünülebilir. Geleneksel sigorta ürünlerinin böyle risklere karşı korunma seçeneği sunmasına rağmen standart sigorta ürünleri yerine takas kontratlarını kullanılmasının nedeni maalesef ki geleneksel sigorta ürünleri üzerindeki düzenlemelerden kaçınmaktır (Murphy, R, 2009).

Söz konusu dönemde krizin merkezi kabul edilen ABD’de herhangi bir düzenleme ya da sınırlama olmaksızın yatırım bankalarının portföylerinin çok önemli bir bölümünü bu kontratlar oluşturmaktaydı. 2008’de, tüm dünyada bu işlemlerin hacmi toplamda 526 trilyon dolara ulaştı ve bu rakam aynı dönemdeki üretim rakamlarının 10 katı kadardı. (Kayahan, C, 2009). Sonuç olarak bankalar toksik olarak nitelendirilebilecek bir borç yüküyle karşı karşıya kaldılar.

Amerika’da kriz emlak piyasasında başladı. Mortgage balonu, konut fiyatlarının durgunlaşmasıyla sürdürülemez hale geldi. Kişiler böyle bir ortamda gayrimenkullerini elden çıkarmaya başladılar. FED’in faiz artırımıyla değişken faizli kredilerin periyodik ödeme miktarları arttı. Geri ödemeler sorunsala dönüştü. Değerini bağlı olduğu varlıktan türeten enstrümanlar durumun vahametini iyice arttırdı. Hâlihazırda oldukça büyük tutarlarda işlem gören bu araçlar, piyasayı doğal sınırlarının ötesine çıkmaya zorlamıştı. Yüksek risklerle portföy yatırımı yapanlar geri ödemelerini tahsil edemez oldular ve çaresiz bir noktaya sürüklendiler. Bu da likidite krizi ve beraberinde birçok küresel yatırım kuruluşunun çöküşünü getirdi.

Oldukça kurumsallaşmış ve gelişmiş finansal piyasalara sahip ülkelerin aksine, türev araçları yeni yeni kullanmaya başlayan ülkeler krizi daha korunaklı bir ortamda tecrübe etti. Bununla birlikte, bu ülkelerin birçoğu yakın geçmişinde reel sektör krizi atlatmış ve bu nedenle finansal piyasalarda, bankacılık sektöründe gerekli düzenlemeleri gerçekleştirmiş ülkelerdi. Bu ülkelerin krizin özellikle finansal piyasalarındaki etkilerini atlatmayı başarabilmelerinin sebebi budur. Bu, ihtiva ettikleri riskle türev ürünlerin düzenlemelere tabi olmamış bir ortamda krizlere sebep olabileceğini de açıklar. Türkiye söz konusu dönemde bu araçları yoğun olarak kullanmayan ülkelerden biriydi. Bu enstrümanlar mali piyasalarda yeni yeni tanınıyordu. Aşağıdaki tablo bu tarz kontratlara dayalı işlemlerin hacimlerinin 2005-2007 döneminde ne denli düşük olduğunu göstermektedir. Ayni dönemde dünya üzerindeki türev işlem sayılarını gösteren bir sonraki tablo ise türev işlemler açısından Türkiye ve diğer bölgeler arasındaki uçurumu açıklamaya yardımcı olacaktır.

SONUÇ

Küresel krizin sebebi hiç bir türev aracın bizzat kendisi değildir. Bu ürünler, kontrol altına alınan risklerle daha istikrarlı bir finansal ortam sunmak üzere tasarlanmıştır. Fakat bu enstrümanların, sistemde toplanan riskler üzerinde hiçbir sistematik kontrol olmadan spekülatif kar arayışı iradesiyle, finansal kaldıraç olarak kullanımı krizin asil sebebidir. Bu noktada kendi tecrübelerinden ders çıkaran ülkeler denetleyici kuruluşlar eliyle, son dönemde bu enstrümanları, bankacılık sektörünü ve yatırım kuruluşlarını düzenleyici adımlar atmaya başladılar. Bu adımların riskleri sınırlamada ve kontrol etmede, ta ki yeni karmaşık ürünler tasarlanana dek, etkili olacağı umulmaktadır.

Kifaye Didem Yeşiltan, T.C. Hazine Müsteşarlığı

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Yeşiltan, Kifaye D. (Ocak, 2013), “Türev Enstrümanlar 2008 Global Krizinin Sebebi mi?”, Cilt I, Sayı 11, s.14-19, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (AnalizTürkiye), Londra: AnalizTürkiye (http://researchturkey.org/?p=2622&lang=tr)

KAYNAKÇA

Akgüç, Öztin. “Kriz Nedeni ve Çıkış Yolları.” Muhasebe ve Finansman Dergisi. 42. (2009): 6-11.

Aşıkoğlu, Rıza and Cantürk Kayahan. “Global Finansal Sistem Etkileşimiyle Türkiye’nin Türev Piyasa Görünümü.” Afyon Kocatepe Üniversitesi, İ.İ.B.F. Dergisi. 10.2 (2008): 157-179.

Kayahan, Cantürk. “Finansal Türevler: Efsaneleri ve Algılanma Hataları.” Yönetim ve Ekonomi. 16.1 (2009): 23-37.

Murphy, Robert P. “Did Deregulated Derivatives Cause the Financial Crisis?” Freeman 59.2 (2009). http://www.thefreemanonline.org/featured/did-deregulated-derivatives-cause-the-financial-crisis/# (2 Haziran 2010’da erişilmiştir.)

Nurcan, Belma. “Türev Piyasası İşlemlerinin Vergilendirilmesi ve Örnek Ülke Uygulamalrı” Uzmanlık Yeterlilik Tezi. Ankara: Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Muhasebe Genel Müdürlüğü, (2005).

Salmon, Felix. “Did Derivatives Cause the Crisis?”, Seeking Alpha. Seeking Alpha, 09/10/2008. http://seekingalpha.com/article/99133-did-derivatives-cause-the-crisis (2 Haziran 2010’da erişilmiştir.)

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.