İş Kazaları ve Toplumsal Sonuçları

İş Kazaları ve Toplumsal Sonuçları

Hızlı teknolojik gelişmeler bir yandan insanlığın refahına hizmet ederken, öte yandan insan hayatı ve çevre için tehlikeleri de beraberinde getirmektedir. Üretim sürecine giren her yeni madde, her yeni makine, araç ve gereç insan sağlığı, işyeri güvenliği, çevre sağlığı ve çevre güvenliği için tehdit oluşturmaktadır. Bir bakıma yükselen refah, insanlığa iş kazaları, meslek hastalıkları ve çevre kirlenmesi olarak geri dönmektedir.

Hızlı gelişen sanayileşmeye bağlı olarak iş yerlerinde yeterli önlemlerin alınmaması her yıl artan iş kazaları, meslek hastalıkları ve çevre kirliliği, insan ve çevre sağlığını tehdit eder bir noktaya ulaşmıştır. Bu noktada gerek küresel ölçekte gerekse ulusal düzeyde sermayenin yönelimlerini ve kendini yenileme süreçlerini kavramak gerekmektedir. Büyük şirketler küresel ölçekteki işlemler için birleşme eğilimi gösterirken, ulusal düzeydeki işletmeler ise esnekliklerini artırarak bu süreçteki pazar paylarını korumaya çalışmaktadır. Bu amaçla şirketler, bağımsız ve merkezi kontrolün dışında çalışan daha küçük ve daha fazla birimlere parçalanma, küçük birimlerin etkinliklerini kaynak dışında bırakma, küçük işletmeleri taşerona verme ve esnek çalışma organizasyonuyla geliştirmeye yönelmektedir(Yılmaz, 2009: 58; Önal, 2001: 9). Bu eğilimin gelecekte daha fazla artacağı ve sendikasızlaştırma ile daha olumsuz çalışma koşulları doğacağı, tek yanlı bilgilendirme ve daha düşük ücretlere yol açacağı beklenmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde belirli sayının altında işçi çalıştıran işyerlerinde çalışanlarının sosyal güvencenin kapsamı dışında kaldığı görülmektedir (Uluslararası Çalışma Örgütü (International Labour Organisation – ILO), 1998: 42).

İş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu maddi ve manevi kayıplar gelişmekte olan ülkelerin kalkınma çabaları önünde önemli bir engel teşkil etmektedir. Ödenmesi gereken fatura ise bu ülkelerin Gayri Safi Milli Hasılalarının önemli bir bölümünü teşkil etmektedir. Bazı kaynaklarca, endüstrileşmiş ülkelerde iş kazaları ve meslek hastalıklarının toplam maliyetinin, bu ülkelerin Gayrı Safi Milli Hasılalarının % l’i ile % 3’ü oranında değiştiği belirtilmektedir (ILO, 2009). İş kazaları nedeniyle ülkemizde, sadece sosyal güvenlik sisteminde yaşanan kaybın yaklaşık 4 milyon TL olduğu tahmin edilmektedir (Sosyal Güvenlik Kurumu, İstatistik Raporu, 2006).  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2007 yılı Gayri Safi Yurtiçi Hasıla rakamlarına göre ise, ülkemizde iş kazalarının toplam maliyeti yılda yaklaşık 35 milyar TL’yi bulmaktadır (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 2009-2013, s. 3).

Daha sağlıklı ve daha güvenli işyeri ortamı, daha verimli bir çalışmanın da ön koşuludur. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde iş sağlığı ve güvenliği, toplumsal kalkınmanın belirleyici unsurları arasında yer almaktadır.

2003 yılında çıkarılan 4857 sayılı İş Yasası, 2012 yılında çıkarılan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ile birlikte ülkemizde İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı köklü olarak değişmiş, bu yasalarla birlikte 50’ye yakın yönetmelik ve tebliğ yayınlanmıştır. Mevzuatın yeni olması ve tarafların ortak görüşünü temsil etmemesi uygulamada bazı sorunları beraberinde getirmiştir. Çalışma yaşamının en önemli konularından olan iş sağlığı ve güvenliğine yönelik olarak, ülkemizde  gerekli önlemler yeterince alınmamaktadır. Oysa  işçi sağlığı ve iş güvenliğine yönelik politikalar, o ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmişlik düzeyi ile doğru orantılıdır. Ekonomileri zayıf olan, sosyal devlet kavramının gereklerinin uygulanmadığı ülkelerdeki işçi sağlığı ve iş güvenliği, gelişmiş ülkelere göre daha yavaş gelişme göstermektedir.

Türkiye, iş kazaları açısından dünyada ön sıralarda yer almaktadır. Ayrıca, küreselleşme sürecine paralel olarak özelleştirme, sendikasızlaştırma ve taşeronlaştırma, kısaca örgütsüzleştirme politikalarıyla her türlü güvenlik ve güvencelerden yoksun kayıt dışı işçilik ve çocuk çalıştırmayla artan iş kazaları ve meslek hastalıklarının boyutu resmi istatistiklerde yayımlanandan  daha fazladır. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) istatistikleri yalnızca kayıtlı işçileri kapsamaktadır. Ülkemizde kaçak işçileri ve SGK’lı olmayan çalışanları göz önüne aldığımızda; bilinmeyen veya bildirilmeyen iş kazaları ile bu sayının SGK istatistiklerinin çok üzerine ulaşacağı açıktır. İstatistiklere göre, iş kazalarının % 72’sinin 50’den az işçi çalıştıran işyerlerinde olduğu görülmektedir (SGK İstatistik Yıllıkları, 2009-2010). İşverenlerin büyük bir bölümü; çalışanların korunmasını yani işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmasını bir maliyet unsuru olarak görmektedir. Yasaların, yönetmeliklerin zorunlu kıldığı önlemlerin alınması konusunda işverenlerin sorumluluklarını kendiliğinden yerine getirmeleri beklenmemelidir. İşverenler son yıllarda, süresi belirli hizmet akdi ile işçi çalıştırarak, part-time çalışmayı yaygınlaştırarak, hızla taşeronlaşarak, fason iş vererek, eve iş verme sistemini yaygınlaştırarak, işyerlerini ve işçileri küçük birimlere bölmeye ve sendikasızlaştırmaya çalışmaktadır. Bunların sonucu olarak, denetim zorlaşmakta ve alınması gereken önlemler takip edilememektedir (Karadeniz, 2012/3: 23-24).

Madencilik Sektöründeki İş Kazaları

Madencilik sektörü; doğası gereği özellik arz eden, tümü birbirine bağlı olan ve herhangi bir olumsuz durumun zincirleme olarak birbirini tetikleyebileceği riskleri içeren, bu riskleri en aza indirebilmek için bilgi, deneyim, uzmanlık ve sürekli denetimin gerektirdiği dünyanın en zor ve riskli iş koludur. Özellikle, teknolojiden uzak, emek yoğun olarak çalışılan ülkemizde; bilgi, deneyim, uzmanlık ve denetim zincirinde var olan veya olası zayıflıklar bu zincirde kopmalara yol açmakta, bu ise iş kazalarına, özellikle yeraltı kömür madenciliğinde şiddeti fazla olan kazalara, neden olmaktadır. Kömür madenciliği, işçi sayısı başına düşen kaza ve ölüm sıralamasında, bütün sektörlerin başında yer almaktadır. Türkiye’de; 2008 yılında 43 maden çalışanı iş kazası sonucu yaşamını yitirmişken, 2009 yılında bu sayı 92’ye çıkmıştır. 2010 yılında 105 işçi, 2011 yılında 77 işçi, 2012 yılında 61 işçi, 2013 yılında 68 işçi maden kazalarında yaşamını yitirmiştir. Hayatını kaybedenler içerisinde maden mühendisleri de bulunmaktadır (Türkiye Maden Mühendisleri Odası İş Kazaları İstatistikleri).

13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa-Soma’da yaşanan ve 301 kişinin ölümüyle sonuçlanan maden faciası, sonucu itibariyle ülkemizde bugüne kadar yaşanan en büyük iş kazasıdır. Ruhsatı, Türkiye Kömür İşletmelerine (TKİ) ait olan ve Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından TKİ Genel Müdürlüğü Ege Linyitleri İşletmesi Müessesesi Müdürlüğü Eynez Yeraltı Sahalarının Kömür Üretimi İşi Devir Protokolü çerçevesinde Park Teknik Elektrik Madencilik Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş.’den devralınan Soma ilçesi Eynez sahası Karanlıkdere mevkiindeki IR 4009 Ruhsat No’lu yeraltı linyit işletmesinde meydana gelen bir ocak yangını, 301 madencinin yaşamını yitirmesine yol açmıştır.

Yangının başlangıç nedeni henüz netlik kazanmamıştır. Çünkü, detaylı bilirkişi raporu hazırlanamamıştır. Bugüne değin edinilen bilgiler; olayın kömürün kendiliğinden yanmasına bağlı bir kızışmayla ilişkili olduğuna işaret etmektedir. Ocak giriş noktalarından yaklaşık 1350 m ötede, ana hava yolu giriş yolunun kuzey ve güney olmak üzere ikiye ayrıldığı, kavşak noktasının yakınında ana galeri üzerinde ve muhtemelen eski imalatta (daha önce üretim yapılmış olan bölge) oluşan bir kızışmayla irtibat sağlanması nedeniyle yangın başlamıştır. Yangın, ağaç malzeme ve lastik bant konveyörlere sıçrayarak gelişmiştir. Tüm kızışma ve yangın sürecinde, ortama, çalışanların zehirlenmesine yol açan miktarda CO (karbonmonoksit)salınımı gerçekleşmiştir.

Saat 14.30-15.00 civarlarında olayın büyüklüğü fark edilerek müdahale edilmeye çalışılmış, ancak sorunun ciddiyetinin arttığı fark edilince komşu işletmelerden destek talep edilmiştir. Saat 17.00 civarında, hava giriş tarafındaki çok sayıda işçinin ocaktan çıkışının sağlanmasının ardından hava yönü tersine çevrilmiş, bu arada ulusal düzeyde kurtarma ekipleri de ilçeye yönlendirilmiştir. Kurtarma çalışmaları sonucunda çoğunluğu S panosunda 209 olmak üzere tüm ocakta 301 madenciye ölü olarak ulaşılmıştır.

Bu iş kazasından önemli dersler çıkarılması ve bir daha bu tür kazaların yaşanmaması dileğiyle yaşamını kaybeden maden mühendislerini ve maden emekçilerini saygıyla anıyor, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Ülkemizde madencilik sektöründe mekanizasyon tam olarak sağlanamamıştır. Mevzuat, yeterli değildir ve denetim gerektiği şekilde yapılmamaktadır. Ayrıca mevzuatın sık sık değişmesi de olumsuzluk oluşturmaktadır.  Bu durumlar iş kazalarını artırmaktadır.

Almanya, Kanada, Avustralya gibi madencilik kültürünün gelişmiş olduğu ülkelerde mevzuatın yerleşmesi ve buna sıkı bir şekilde uyulması ile iş güvenliği kültürünün tüm çalışanlarca kabul görmesi söz konusu ülkelerde iş kazalarının yok denecek kadar azalmasının nedenleri arasındadır. Denetimlerin taviz verilmeden uygulanması ve geçmiş yıllarda yaşanan kazalardan ders çıkarılması ile eğitimlerin sıklaştırılması da kazaların önlenmesinde önemli bir unsurdur.

İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin temel amacı, işyerinde çalışan tüm işçilerin hiçbir koşulda kazalanmayacağı bir ortamın yaratılmasını ve kazaya neden olabilecek tüm koşulların iş ortamından bertaraf edilmesini sağlamaktır. Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliği sisteminin yaşama geçirilmesi için oluşturulmuş olan mevzuat sistemsel sorunları çözecek yeterlilikte ve nitelikte değildir. Uygulanamayan, her şeyin kağıt üzerinde kaldığı, bir işçi sağlığı ve iş güvenliği sisteminin yürütülebilmesi mümkün değildir. 6331 sayılı  yasayla işverene sağlanan işçi sağlığı ve güvenliği hizmetlerini ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden satın alabilme hakkı, özünde işçi sağlığı ve güvenliği sisteminin de taşeronlaştırılması demektir.

Maden kazalarının temel nedenlerinden biri de, bilgi ve teknoloji üretemeyen sistemin, dünya piyasaları ile rekabet edebilmenin en kolay yolu olarak, ucuz ve güvencesiz emek üzerinden üretim yaptırmayı model olarak benimsemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Türkiye’de uygulanan ekonomik sistem, sermaye birikim koşullarına ve hatta madencilik sektörünün özgün yapısına bakıldığında, yapısal olarak ‘kaza’ üreten bir sistemdir. Büyüme ve küresel piyasalarla rekabet edebilme adına uygulanan üretim zorlaması, uzun çalışma saatleri, işçi maliyetlerinin düşürülmesi, bir maliyet unsuru olarak görülen işçi sağlığı ve iş güvenliğinden yapılan fedakarlıklar; daha kötü çalışma koşullarını ve kazaları beraberinde getirmektedir.

İşçilik maliyeti kategorisi içindeki her şeyin (ücret, kıdem tazminatı, sosyal haklar, iş güvencesi, işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri, vb.) mit haline getirilen ‘büyüme ve istikrarı’ tehdit ettiği görüşünün hem ulusal istihdam stratejisi belgesinde hem de ulusal sanayi stratejisinde hakim olduğu ortadadır.

Son yaşanan Soma faciası, tüm bu dinamiklerin yaşandığı acılarla yüklü, olumsuz bir sembol olmuştur. Facia sonrası, katliama yönelik tepkileri dindirmek için her zaman olduğu gibi suçlu ve kurban arama süreci başlamıştır. Kazanın akabinde Başsavcının, ‘gözaltına alacağımız herkes işçilerle birlikte öldü’ beyanı ile ölen mühendisleri işaret etmiş olması, sistemin yaratmış olduğu bu facianın, sadece birkaç mühendise yüklenerek çözümlenmek istenilmesi sistemden kaynaklı sorunları örtmek istenilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durum; firmanın, ilgili kamu kurumlarının ve Bakanlıklar ile Hükümetin yaşanan faciada yasal sorumluluklarını ortadan kaldırmamaktadır.

Kuşkusuz facianın oluş nedenlerinin ortaya konulması, sorumlulukların belirlenmesi bundan sonra olabilecek faciaların önlenmesi için önemlidir, ancak yeterli değildir. İş kazaları ve meslek hastalıklarının önüne geçilebilmesi için bundan sonra işyerlerinde ‘önce insan, önce sağlık ve önce iş güvenliği’ anlayışı yerleştirilmeli tüm süreçlerde öncelik işçi sağlığı ve iş güvenliğinde olmalıdır.

Bu konuda, madencilik sektörünün tüm taraflarına görev düşmektedir. Yeni bir sistemi kurgulamak üzere; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Üniversiteler, Sendikalar, Meslek Odaları temsilcilerinin eşit katılımı ile yukarıda sıralanan çözüm önerilerinin tartışılacağı ya da yeni önerilerin geliştirileceği bir çalıştayın zaman yitirilmeden gerçekleştirilmesi son derece önemli görülmektedir. Söz konusu çalıştayda alınacak kararların ivedilikle madencilik sektöründe uygulanmasının sağlanması, maden ocaklarında bugünden sonra olabilecek iş kazalarının önlenmesi hususunda atılabilecek ilk ve en önemli adım olarak görülmektedir.

Yitirilen her anın yeni iş kazalarının oluşmasına zemin hazırladığı unutulmadan, yeni Soma’lar yaşamamak için hemen şimdi çalışmalara başlamak tarihsel bir görev olarak ilgililerin önünde durmaktadır.

Mehmet Torun, Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu Üyesi

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Torun M. (Ekim, 2014),  “İş Kazaları ve Toplumsal Sonuçları’”, Cilt III, Sayı 10, s.6-13, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (ResearchTurkey), Londra: Research Turkey (http://researchturkey.org/?p=6958&lang=tr)

Kaynakça

Karadeniz, O., 2012/3. Dünya’da ve Türkiye’de İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları ve Sosyal Koruma Yetersizliği. Çalışma ve Toplum, 34, ss. 17-75.

[Erişim Tarihi 2  Ekim 2014]

Önal, B., 2001. Küreselleşmenin İş Sağlığına Etkisi, Uluslararası 26. İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresinden İzlenimler, Türk Tabipleri Birliği. Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi, Ocak, ss. 8-12.

Yılmaz, F., 2009. Küreselleşme Sürecinde Gelişmekte olan Ülkelerde ve Türkiye’de İş

Sağlığı ve Güvenliği. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 6:1, pp. 45-72.

[Erişim Tarihi 2  Ekim 2014]

İnternet Siteleri

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, T.C. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Politika Belgesi II (Taslak Metin) 2009-2013, s. 3.

Uluslararası Çalışma Örgütü (International Labour Organisation – ILO)

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İstatistikleri

Türkiye Maden Mühendisleri Odası Birliği (TMMOB) İstatistikleri

Türkiye Maden Mühendisleri Odası Birliği (TMMOB) İş Kazaları Raporu, 2010

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

One thought on “İş Kazaları ve Toplumsal Sonuçları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.