Tuzhurmatu’nın Sessiz Türkmen Çocukları: “Bizi Yok Saymayın”

*Kaynak: Turksam.org ©

Tuzhurmatu’nın Sessiz Türkmen Çocukları:
“Bizi Yok Saymayın”

Giriş

Çocukların uluslararası insan hakları kapsamında hakları var. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), çatışma bölgelerinde altı çocuk hakları ihlali kategorisi tespit etmiştir. Bunlar: Çocukları öldürmek, okul ve hastanelere karşı yapılan saldırılar, çocukların insani yardıma ulaşımını kısıtlamak, cinsek saldırılar ile çocukların kaçırılması ve asker olarak görevlendirilmesidir.

Buna rağmen uluslararası camia, Kürt militanların ve DAEŞ (IŞİD’in Arapça kısaltması – Irak ve Şam İslam Devleti)’in saldırılarına maruz kalan Irak’taki Tuzhurmatu’lu çocukların durumunu görmezden gelmektedir. 23 Nisan 2016’da çocukların da içinde bulunduğu Tuzhurmatu’lu Türkmenlere karşı Kürt militan ve peşmergeleri tarafından tanklar, zırhlı araçlar ve keskin nişancılarla çok ağır bir saldırı gerçekleştirilmiştir.

Aşağıda soldaki resim, 25 Nisan 2016’da Kürt bir keskin nişancı tarafından vurulan 2 yaşındaki S Kasım’a ait. Bazıları bölgenin bir savaş alanı gibi olduğunu iddia edebilir ancak bunun bilinçli yapılmış bir hareket olduğuna inanılmaktadır.

tmatu1

Yukarıda sağdaki resim ise, Kürt bir keskin nişancı tarafından aynı gün öldürülen 5 yaşındaki M Ali’ye aittir (TFR Raporu, Tuz Khormato still bleeding (Tuzhurmatu Hala Kanıyor), Nisan 2016)

Kürt militanlar tarafından, gözlerinin önünde yakılan evlerinden aileleriyle birlikte atılan pek çok çocuk bulunmaktadır. Bu çocuklar yemeksiz, giyeceksiz bırakılmıştır. Bu Cenevre Sözleşmesi’nin ihlali değil midir?

Nisan 2016’nın bu korkunç haftasında, Tuzhurmatu’lu sivillere karşı pek çok saldırı düzenlenmiştir. Türkmen ev ve dükkânları Kürt militanlar tarafından, kasıtlı bir biçimde ağır makineli tüfek ve havan atışları ile yakılmış ve yerle bir edilmiştir.

tmatu2tmatu3tmatu4

tumatu6

Tuzhurmatu’lu çocukların çektiği ilk acı bu değildir. Yakın zamanda, 12 Kasım 2015’te Batı tarafından desteklenen Kürt militanları, kendisini DAEŞ’e karşı savunan Türkmen Kamusal Hareket Gücü (PMF)’ye saldırmış ve silahlarını onların üzerine doğrultmuştur. Bunun sonucunda 150’den fazla aile yakılmış evlerinden edilmiş, 250’den fazla dükkân yağmalanmış, tahrip edilmiş ve ateşe verilmiştir. 300’den fazla aile şehri terk etmiştir.

tmatu5 tumatu7

Türkmenlerin Ev ve Dükkanları Yakılmıştır

Yukarıda soldaki resim 12 Kasım 2015’de hastanenin çatısında konuşlanmış Kürt keskin nişancı tarafından annesiyle birlikte öldürüen 10 yaşındaki çocuğa aittir.

Kürt militanlar ile Türkmen PMF arasındaki olaylar, iki silahsız Türkmen PMF askerinin Kürt militanlar tarafından Tuzhurmatu’nun kuzey girişinde öldürülmesi ile başlamıştır. Kürt militanlar bir kaç PMF askerini de yaralamıştır. Yaralılar ambülans ile hastaneye götürülmüştür. Kürt militanlar hastaneyi çevrelemiş ve ele geçirmişlerdir. Yaralıları taşıyan ambülansa saldıran militanlar ambülans şoförünün yaralıları acil yardım için Kerkük hastanesine taşımasına engel olmuşlardır.

Aşağıda Kürt militanların cinayetlerinin bir diğer örneği yer almaktadır. 2015 Şubat’ında doğan Malag’ın babası Muratha Tuzhurmatu’yu ve kentin ilçelerinden biri olan Basheer’i savunurken öldürülmüştür. Basheer DAEŞ tarafından Haziran 2014’te ele geçirilmiştir.

DAEŞ, Basheer’e saldırdığında Malag’ın ebeveynleri balayındaydı. Kürt militanlar, oğulları DAEŞ’e karşı savaşan PMF’ye katılan aileleri hedef almaktaydı. Malag’ın ailesi pek çokları gibi babaları öldükten sonra Kürt militanlar tarafından evlerine saldırılan ve şehri terk eden ailelerden biriydi. Malag’ın büyük babası Tuzhurmatu’da bilinen ve saygın bir doktordu.

tumat8

Bu saldırılardan kurtulanlar gündelik duygusal ve psikolojik bunalım içindeler. Hiç kimse bu gibi saldırıların ilerinde küçük çocuklar üzerinde yaratabileceği zihinsel ve psikolojik etkileri düşünmüyor.

2016 Nisanı’nın o haftasında neredeyse her gün Tuzhurmatu’da yaşayan yaşlı ebeveynlerim, kardeşlerim ve onların geniş aileleriyle iletişim içerisindeydim. Mahallelerine doğru fırlatılan yüzlerce havan topu mermisi varken, seslerindeki korkuyu hissedebiliyordum. Orada üç gün boyunca adeta cehennemi yaşadılar ve daha sonra hayatlarını kurtarmak için kaçtılar. Annem ve babam genç yeğenlerimin Türkmen yerine Kürt olmayı istediklerini bu sayede Kürt militanların kendilerini rahat bırakacaklarını düşündüklerini duyduğunda çok üzüldüler.

Tuzhurmatu’nun Hikâyesi

tumatu8

Tuzhurmatu, Irak’ın başkenti Bağdat’ın 200 kilometre kuzeyinde ve petrol zengini Kerkük’ün 70km güneyindedir. Tuzhurmatu Kuzey ve Güney Irak’ı bağlayan ana yolun üzerinde yer almaktadır.

Saddam döneminden önce ve asırlarca %90’ından fazla oranda Şii Türkmen nüfusu olan Tuzhurmatu, Kerkük’ün en büyük nahiyesiydi. (Irak Türkmenleri, 3 milyonluk nüfusuyla Arap ve Kürtler’den sonra Irak’ın en büyük üçüncü etnik grubudur). Saddam 29 Ocak 1976’da burayı Kerkük’ten ayırmış ve kendi doğum vilayeti olan Salahadin’e bağlamıştır. Türkçe’de Tuzhurmatu, tuz, hurma ve mersin anlamına gelmektedir.

Tuzhurmatu’da doğdum ve yaşadığım son elli yılda şehrimde olayların nasıl geliştiğine şahit oldum. Liseyi 70’lerin ortalarında bitirdim. 12 yıllık öğrenim hayatımda sınıflarımda bir tane bile Arap ya da Kürt öğrenci olmamıştı, yalnızca Türkmenler vardı. Tıp öğrenimimi tamamladıktan sonra çalışmak için yeniden Tuzhurmatu’ya gittim. Şehrin demografisi, Saddam’ın Araplaştırma politikası yüzünden şehre yerleşen Araplar tarafından değiştiriliyordu. 60’larda ve 70’lerde şehirde çok az Kürt aile vardı.tumat9

Tuzhurmatu’nun yukarıdaki fotoğrafı şehirde neredeyse sadece Türkmenlerin yaşadığı 1953 yılına aittir.

Ancak 2003’ten itibaren, silahlı gücü ve ABD liderliğindeki koalisyonun desteğiyle Kürtler güç kazanmaya başladılar. Tuzhurmatu’da yeni bir dönem olan Kürtleştirme başlamıştı. Kürt yetkililer pek çok uydurma belge, aldatma ve hastane kayıtlarının değiştirilmesiyle çok sayıda Kürt ailesini şehre yerleştirmeye başladılar. Kürtler Tuzhurmatu’yu Kürdistan’ın bir parçası olması için ele geçiriyorlardı.

Tuzhurmatu’nun Türkmenleri direk ya da dolaylı olarak agresif bir şekilde memleketlerini terk etmeye zorlandılar. Önceleri insanlar El Kaide ilişkili, Kürt İslamcı gruplarla güçlü bağları olan teröristler tarafından saldırıya uğruyorlardı. Sonraları Kürtler direk olarak Türkmenlerin korkutulmasında rol oynadılar.

DAEŞ ve işbirlikçilerinin gerçekleştirdiği katliamların yanında aralarında pek çok çocuğun bulunduğu 1860’dan fazla kişi araba, yol kenarı ve intihar bombacıları sebebiyle hayatını kaybetti. Sadece bu dönemde Tuzhurmatu’da 3000’den fazla kişi fiziksel ve zihinsel olarak yaralandı. Kürtlerle Şiiler arasındaki savaş bu şehrin hüzünlü hikâyesine yeni bir şiddet halkası olarak eklendi.

Sonuç: Tuzhurmatu’yu Nasıl Bir Gelecek Bekliyor?

Eskilerden beri şehirde olan Kürt ve Türkmen aileleri arasında köklü bir dostluk ve aile bağları vardır. Belirli bir yaşın üstündeki Kürtler ve Türkmenler’in neredeyse hiç biri Kürlerin zorla şehri ele geçirme çabalarından memnum değildir. Türkmenler, Irak’ın bütünlüğünden yanadır ve diğerleriyle yüz yıllardır yaşadıkları topraklarda barış ve uyum içerisinde yaşamak istemektedirler.

Hakimiyet ve otorite Kürt güçlerin elindedir; fakat kendileri gün ışığında gerçekleştirilen katliamlara, evlerin ve sesini duyurmayan insanların mallarının yakılmasına göz yummaktadırlar.

2015 yılında Suriye’deki savaştan ailesiyle birlikte kaçmaya çalışırken Türkiye kıyılarında ölen küçük Kürt çocuğu Aylan’ın resmi Batı liderleri de dahil olmak üzere tüm Dünya’nın ilgisini çekmişti. Bu durum Avrupa’nın Suriye’li mültecilere kapılarını açmalarını sağlamıştı. Bu liderlere göre Saja’nın, Muhammed’in, Malag’ın hakları yok mudur? Özellikle bölgedeki “Kürt yönetiminin dostu” ABD’li politika yapıcılarının gözünde nerede yer almaktadır?

Ayatullah Al-Sistani barış görüşmeleri ve ateşkes için delegelerini gönderdi. Al Marjhayia desteği ve müdahalesi olmadan Kürt militanlar tarafından daha çok sayıda çocuk ve kadın öldürülecek ve aileler memleketlerinden göçe zorlanacak.

Irak hükümetinin denetiminin eksikliğinde ve kendi vatandaşlarını koruyamadığı bir ortamda uluslararası toplum; özellikle ABD, Birleşik Krallık ve Almanya, Kürtleri diğerlerine karşı desteklemeyi ve silahlandırmayı bırakmalı ve Birleşmiş Milletler’in olaylara müdahil olmasını sağlayarak, masum çocukların önce sayısını belirleyip ardından da onları bu saldırılardan korumaya teşvik etmeli.

Dr. Al Bayati

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Bayati A. (Haziran, 2016), “Tuzhurmatu’nın Sessiz Türkmen Çocukları: “Bizi Yok Saymayın””, Cilt V, Sayı 6, s.6 – 12, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey), Londra: Research Turkey (http://researchturkey.org/?p=11885&lang=tr)

Referanslar

Turkmen Rescue Foundation (Türkmen Kurtarma Vakfı – TRF); TRF; İnsan Hakları Departmanı, https://www..facebook.com/Turkmen.rescue.foundation/   turkmenfoundation@gmail.com

NOT: Yukarıdaki çocukların ve yanan evlerin fotoğraflarının kaynağı TRF’dir.

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.