Güney Kafkasya Bölgesi için Türk Güvenlik Modelleri

Güney Kafkasya Bölgesi için Türk Güvenlik Modelleri

Giriş

20. yüzyılın 90’larında dünyanın siyasi haritasında yapılan değişiklikler, Güney Kafkasya devletlerinin bağımsızlığıyla sonuçlandı ve transit bağlamında bölgenin önemini arttırdı. Bu süreçlere, bölgedeki otoritelerini korumak isteyen nüfuz sahibi aktörlerin, bölgedeki durumu etkileyen ve kökleri Sovyetler Birliği dönemine uzanan çatışmaları körükleyen kavgaları eşlik etti. Bölgenin siyasi ya da bilimsel topluluklarının – ve sadece onların değil – en önemli konularından biri, bu sorunlar etrafında bir diyalog kurmak ve çözümlenmeleri için olası tüm çabayı göstermektir. Bu bağlamda, çalışmalar olabildiğince yoğun bir şekilde yürütülmektedir. Yaklaşık olarak son 20 yılda bu amaçlar doğrultusunda çeşitli modeller bile geliştirilmiştir.

20. yüzyılın 90’lı yıllarını takip eden dönemde, güvenlik modelleri geliştirilmiştir[1]: Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Kafkasya’da istikrar konusundaki girişimi, kısa bir süre sonra 2008[2]’de yine Türkiye’nin teklif ettiği “Kafkas İstikrar Paktı”, Gürcistan eski devlet başkanı Eduard Shavardnadze’nin “Barışçıl Kafkasya”[3] girişimi, Ermenistan Cumhurbaşkanı R. Kocharyan’ın teklifi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından 2000’de başlatılan ve Cenevre’deki Avrupa Politika Araştırmaları Merkezi – Centre for European Policy Studies (CEPS) tarafından düzenlenen konferansta duyurulan, Sergiu Celac, Michael Emerson ve Natalie Tocci[4]’nin hazırladığı “Kafkasya için İstikrar Paktı”, Almanya Dışişleri Bakanı Frank – Walter Steinmeier[5]’in girişimi.

Son 20 yılda Türk Diplomasisi başarılı bir şekilde bahsedilen konular üzerinde çalıştı ve uluslararası topluluğa ve hepsinden önemlisi bölge devletlerine, Güney Kafkasya bölgesel güvenlik sorunlarının nasıl çözümlenebileceği konusunda kendi vizyonunu sundu. Türkiye, Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği’ne karşı ABD’nin güvenilir bir müttefikiydi. Ancak, 90’larda Türk dış politika ilkeleri gözden geçirildi ve sonuç olarak bölgeyle ilgili yaklaşımları değiştirildi. Türkiye, bölgesel bir aktör olarak, Güney Kafkasya içindeki etkisini göstermeye çalışmakta ve hatta bununla ilgili girişimlerde bulunmaktadır.

90’larda bile çok gelişmiş olmayan analitik müzakere arka planıyla, Güney Kafkasya’nın Rusya ve Türkiye için oldukça önemli ve stratejik olduğunun açık olduğu söylenebilir olsa da uluslararası sistem ve yeni siyasi düzen hala biçimlenme sürecindedir. Bununla birlikte, ABD dünyanın süper gücü olma rolüyle, bölgedeki etkisinin göz ardı edilmesine izin vermedi ve bölgesel jeopolitik ABD’nin enerji politikası modeline uyumlu şekilde biçimlenmeye başladı.

Bu süreçte, ABD’yle uzun süreli stratejik ortaklık tecrübesi olan Türkiye avantajlı bir pozisyonda gibi göründü ve Birleşik Devletler (Sovyetler Birliği’ne karşı savaşırken, NATO silahlı kuvvetleri için İncirlik’te bir üs oluşturmasına izin verince) Türkiye’ye borçlanmış oldu. Sonuç olarak, siyasi ve ekonomik açıdan güçlenmiş Türkiye bölgenin politik oyunlarına aktif olarak katılmaya başladı.

İki Türk Modeli

Güney Kafkasya’nın en güçlü siyasi aktörlerinden biri olan Türkiye, özellikle bölgedeki durumun çözüme bağlanmasıyla yakından ilgilenmektedir ve sorunların çözümlenmesinin yollarını araştırmak Türk diplomasisi için de bir bulmacadır. Bu bağlamda, 20. Yüzyılın 90’larından bugüne kadar iki kez bölgesel güvenlik modeli oluşturmaya çalışmıştır.

Birincisi: 16 Ocak 2000’de, Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından duyurulan “Kafkas İstikrarı Paktı” girişimidir. Bir yıl sonra dönemin Gürcistan devlet başkanı Eduard Shevardnadze 1999’da İstanbul’da yapılan zirvede benzer bir fikir sunmuşturç[6]  Paktın içeriği Azerbaycan ve Ermenistan liderleri tarafından da kabul edilmiştir. R. Kocharyan uluslararası topluluğa Paktın çözümlerinden birini bile sundu: 3+3+2: Paktın katılımcıları Güney Kafkasya’nın üç ülkesi (Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan), Güney Kafkasya’nın üç komşu ülkesi (Rusya, Türkiye, İran) ve Avrupa Birliği ile ABD olmalıdır.

2000’de Avrupa Politika Araştırmaları Merkezi Brüksel’de, “Kafkasya için İstikrar Paktı”[7]na benzer, aktif bir tartışma konusu olan bir model sundu ama yıllar süren görüşmelere rağmen Paktın gerçekleştirilmesi ve bölgede barışa ulaşmak için gösterilen ortak çaba Rusya’nın olumsuz yaklaşımı nedeniyle başarısız oldu. Rusya, ne içinde Türkiye’nin de olduğu dünya topluluğunun kendi ilgi alanına müdahale etmesini istedi, ne de Kafkasya’da barışa ulaşma arayışında bulundu. Gelecek vaat eden bir ortaklık düşüncesinin varlığına rağmen hiçbir ülke lideri Pakt hakkında konuşmadı. Sonuç olarak, bu düşüncenin gerçekleştirilmesi perspektifi tamamen ortadan kalktı.

İkincisi: Var olan Güney Kafkasya bölgesel güvenlik modelleri geçersizleşmişti ve değişikliklere, bölgesel çıkarlara uyarlanmış ve yeni ve daha esnek modellerin geliştirilmesine, ve bunların ortak çabalarla gerçekleştirilmesinin yollarının araştırılmasına ihtiyaç vardı. Aslında, Ağustos 2008 savaşı sırasında, bölgesel güvenlik projesini ortaya atan tek ülke yine Türkiye’ydi ve projenin ismi “Kafkas Güvenlik Platformu” ydu[8].

Türkiye, tecrübelerinden yola çıkarak ve bölge ülkelerinin yanı sıra dünyanın nüfuz sahibi aktörlerinin (AB ve ABD) dâhil olduğu geniş kapsamlı bir ortaklığın başarılı olmadığını ve bu formatın müzakere sürecini esnek olmayan bir hale getirdiğini hesaba katarak, bu kez Güney Kafkasya devletlerine ve dünya topluluğuna görece daha küçük bir ortaklık formatını temel alan yeni bir alternatif sundu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu girişimi ilk kez 11 Ağustos 2008’de Devlet Başkanı Medvedev ile Moskova’daki görüşmesinde açıkladı[9]. Bu görüşmeyi, Bakü ve Tiflis’e özel ziyaretler ve partilerle anlaşma çerçevesinde birleşme için yapılan müzakereler takip etti.[10]

Türkiye tarafından başlatılan yeni plana göre, güvenlik platformunun katılımcıları 5 ülkeden oluşmalıydı – Rusya, Türkiye, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan- 3+2: “Beşli Format”. İlk versiyonu aslında ne uluslararası topluluğun ne de ABD’nin katılımını tasarlamaktaydı. Ancak, bir süre sonra, R. Erdoğan’ın belirttiği üzere, Birleşmiş Milletler (BM)’in de Birlik Formatı için yapılan görüşmelere dahil edilmesi zorunluluğu ortaya çıktı.

“Beşli Format” bölgesel aktörlerden birini – İran – dahil etmemişti. AB de ortaklık formatının dışında bırakılmıştı. Bu 3+2 formülüyle güvenlik arayışı düşüncesi, formatın dışında bırakılan ülkelerde hoşnutsuzluk oluşturdu ve bölge ülkelerince ve özellikle Gürcistan için kabul edilebilir değildi. Tiflis’te, Gürcistan’ın, topraklarının %20’sini işgal etmiş olan işgalci ülkeyle müzakere için masaya oturmayacağı doğrudan doğruya ifade edildi. Ayrıca, stratejik bir müttefikin katılımı olmaksızın diyalog kurmak kabul edilemezdi. Ancak, Başbakan Erdoğan’ın Gürcistan ziyareti sırasında, Devlet Başkanı Saakashvili Türkiye’nin genel güvenlik mekanizmaları oluşturma girişimlerini takdir etti ve Ankara’nın bu çalışmalara devam etmesini istedi. Sadece İran değil, Ermenistan’ın siyasi eliti de İran’ın Kafkas Güvenlik Formatı’ndan dışlanması konusunda endişeliydi. 4 Eylül 2008’de, Parlamento Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Armen Rustamyan,  bu konuda bir basın toplantısı düzenledi ve konuşmasında İran’ın bu Kafkas Platformu’na dahil edilmemesinin bölgeye, var olan güvenlik sistemini her an havaya uçurabilecek bir saatli bomba yerleştirmek anlamına geldiğini belirtti.

Bu sırada, 17 Eylül 2008’de Ermenistan’daki İran Büyükelçiliği temsilcisi Kamal Zarek, bir Ermeni gazetesinde, bu girişimi kusurlu ve aceleye getirilmiş olarak niteledi çünkü ona göre, bölgede güçler dengesini sağlamaya çalışırken İran’ı dikkate almamak imkansız olurdu. İran’ın bu formatın dışında bırakılması, ülkenin diplomatik ofisini güçlendirdi. Dışişleri Bakanı Manouchehr Mottaki, Güney Kafkasya’da barış ve istikrarı desteklemek için Bakü, Erivan, Moskova ve de Berlin’de konuşmalar yaptı.

Platformun sunulmasından yaklaşık olarak bir yıl sonra Türk tarafının İran’a karşı olan tutumlarında bazı değişiklikler oluşmaya başladı: Türk Başbakanının İran ziyareti sonrasında, 2009 yılında Kasım ayının başlarında bu ülkelerin pozisyonları belirgin bir şekilde sağlamlaştı: Erdoğan “Hem İran hem de Türkiye Kafkasya’da istikrarla yakından ilgilenmektedir. Bu nedenle, sorunlar, bölgedeki ülkelerin işbirliğiyle çözümlenmelidir” şeklinde bir ifade kullandı.[11]

“Beşli Format” la platformun sunulması aslen, Türkiye ve Rusya’nın bölgedeki güvenliği sağlamak için garantör devlet rolünde olması gerektiğini ima etmiş olsa da, aslında Rusya’nın kendisinin Türkiye’nin bölgesel güvenlik platformuna büyük hasar verdiğinin belirtilmesi gerekir. Türkiye’nin girişiminin, Gürcistan ile diğer bölge ülkelerinin toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına saygıya dayanması kayda değer bir noktadır. Ancak 26 Ağustos 2008’de Rusya, Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanıyarak ana ilkelere büyük hasar vermiştir. Moskova’da belirtildiğine göre: “Biz tamamen farklı bir Kafkasya’yla ilgileniyoruz. Bölgede zaten beş devlet bulunmakta, bunlardan dördüyle diplomatik ilişkilerimiz var, Gürcistan’la ise geçici olarak askıya alınmıştır”.[12]

Türkiye’nin girişimi, Washington tarafından iyi karşılanmadı; ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Matthew Bryza, ABD’ye bu konuda bilgi bile verilmediğini belirtti. Türkiye’nin bağımsız bir oyun oynuyor olması olası olsa da, ilk bakışta, Türkiye’nin bölgesel birlik yaratılması girişimi ortaya koymakta olduğu konusunda ABD’nin bilgilendirilmemiş olmasına inanmak güç. 18 Ağustos 2008’de Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “Guardian”la röportajında Gürcistan’daki çatışmanın ABD’nin artık küresel politikayı belirleyemediğini açığa çıkardığını ve diğer ülkelerle gücü paylaşmaya başlaması gerektiğini açıkladı.[13]

Sonuç

Türkiye’nin yoğun çabalarına rağmen, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki çıkarlarını korumak için her türlü biçim ve yöntemi kullanma stratejisi, Türkiye tarafından ortaya konulan, devletlerin toprak bütünlüğü üzerine olan platformun ana ilkelerini değersizleştirdiğinden ne “Kafkas İstikrarı Paktı” ne de “Kafkas Güvenlik Platformu” gerçek bir tartışma konusu oldu. Dışişleri Bakanlığı, anlaşmazlıkların çözümlenme sürecine girmesini “destekledi” ama Rusya aslında Güney Kafkasya’da güvenliği farklı bir şekilde anlamakta ve kendi stratejik çıkarlarını alanı olarak adlandırdığı bölgede diğer güçlerin etkisinin artmasını önlemek için her yolu denemektedir; hatta AGİT ve BM’nin Gürcistan’daki Uluslararası Gözlemci Gücü’nün (United Nations Observer Mission in Georgia)operasyonunu engellediğini ve Gürcistan diplomasisinin uluslararası şeffaflığın güvenceye alınması ve durumu görece iyileştirmek için büyük çabalar sarf ettiğini hatırlıyoruz.

Günümüzde, bölgesel çatışmaların çözümlenmesi, bölgesel bir format yerine uluslararası topluluğun aracılığıyla ilerlemektedir: Gürcistan ve Rusya arasındaki diyalog “Cenevre (Geneva)” formatında, Türkiye ve Ermenistan arasındaki diyalog İsviçre’nin yardımıyla ilerlemektedir. Başka bir alternatifi olmasa da, şimdiye kadar bu diyalogların elle tutulur bir sonucu olmadığı söylenebilir. Bu kördüğümden çıkmanın bir yolu gerçekten var mıdır? Hem Türkiye hem de diğer ilgili tarafların çözüm anahtarı bulma ve bölgesel problemleri istikrara yönlendirme girişiminin alkışlanması gerektiği vurgulanmalıdır.

Bölgenin yerel problemlerinin çözümlenmesinin mümkün olacağı bir format bulmanın henüz mümkün olmaması ve gelişmiş modeller çerçevesinde başlatılan barış diyaloglarının başarısız olması gerçeğine rağmen, Güney Kafkasya’da gerçekleşen süreçler ve dünya topluluğunun bu süreçlere olan ilgisi, bunun uluslararası güvenlik sisteminin önemli bir parçası olduğunu ve bu bağlamda aktif diyalog kurulduğunu göstermektedir.

Gürcistan’ın bakış açısından, sadece ABD ve Avrupa ülkelerinin desteği kabul edilmeli ve dünyada ya da Güney Kafkasya’da yeni bir güvenlik sistemi oluştururken, hem Gürcistan hem de komşu ülkeleri Azerbaycan ve Ermenistan birleşmiş devletler olarak kabul görmelidir. Bugünkü gerçeklikte, küçük bir devlet için tek çözüm, iyi geliştirilmiş güvenlik önceliklerine dayanan bir şekilde çalışmaktır.

Maia Manchkhashvili, Doktora Adayı, Tiflis Devlet Üniversitesi, Gürcistan

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Manchkhashvili M. (Ağustos, 2014),  “Güney Kafkasya Bölgesi için Türk Güvenlik Modelleri”, Cilt III, Sayı 8, s.21-29, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (ResearchTurkey), Londra: Research Turkey (http://researchturkey.org/?p=6661&lang=tr)

Sonnotlar

[1] Neredeyse tamamı ön rapordur. Bu nedenle anlaşmanın detayları ele alınamayacaktır.

[2] Ankara’s Caucasus initiative to gain impetus this week, 2008.

[3]ა.გეგეშიძე, „მშვიდობიანიკავკასიის“ ინიციატივადამისირეალიზაციისპერსპექტივები, გეოპოლიტიკა, თბ., 1999.

[4] Celac, Emerson and Tocci, 2000.

[5] Steinmeier Calls for International Probe Into Georgia Conflict, 2008.

[6] OSCE, 1999.

[7] Celac, Emerson and Tocci, 2000.

[8] Stuck in a tight spot, Ankara calls for Caucasus pact, 2008.

[9] Kanpolat, 2012.

[10] Erdoğan backs Georgian sovereignty, Caucasus platform, 2008.

[11]Стапислав Тарасов: Турция вводит Иран в “кавказское уравнение”, 2009.

[12]Россия не желает вмешательства третьих стран в процессы на Кавказе: мнение, 2008.

[13] Kinzer, 2008.

Kaynakça

Ankara’s Caucasus initiative to gain impetus this week. Today’s Zaman,  [online] 18th August 2008. Available at:

[Erişim Tarihi 24th July 2014]

Celac, S., Emerson, M.  and Tocci, N. 2000. A Stability Pack for Caucasus. [pdf] The Centre for European Policy Studies. Available at:

[Erişim Tarihi 24th July 2014]

Erdoğan backs Georgian sovereignty, Caucasus platform. Today’s Zaman,  [online] 15th August 2008. Available at:

[Erişim Tarihi 24th July 2014]

Iran emerged from the shadow: Security in the Caucasus between Turkey and Iran. (Иран вышел из тени: безопасност на Кавказе между Турцией и Ираном.) Regnum, [online] 17th September 2008. Available at:

<www.regnum.ru/news/>

OSCE, 1999. Istanbul Document. [pdf] Organization for Security and Co-operation in Europe.

Available at:

[Erişim Tarihi 24th July 2014]

Kanpolat, H., 2012. Prime Minister Erdoğan in Moscow, Today’s Zaman, [online] 16th July 2012. Available at:

[Erişim Tarihi 24th July 2014]

Kinzer, S., 2008. US must share power in new world order, says Turkey’s controversial president. The Guardian, [online] 16th August 2008. Available at:

[Erişim Tarihi  24th July 2014]

Russia does not want the third parties to be involved in the process of the Caucasus: opinion. Regnum, [online].

Available at:

<www.regnum.ru/news>

Sergey Lavrov spoke about Armenia, Azerbaijan and the USA. (Сергей Лавров расказал об Армении,Азербайджане,Турции и США). RG RU, [online] 7th October 2008.

Available at:

Stanislav Tarasov: Turkey takes Iran into “The Caucasian Equation”. (Стапислав Тарасов: Турция вводит Иран в “кавказское уравнение”). Regnum, [online] 9th November 2009. Available at:

<www.regnum.ru/news/09.11.2009>

Steinmeier Calls for International Probe Into Georgia Conflict. Deutsche Welle (DW), [online] 5th August 2008. Available at:

[Erişim Tarihi 24th July 2014]

Stuck in a tight spot, Ankara calls for Caucasus pact. Today’s Zaman, [online]  12th August 2008. Available at:

[Erişim Tarihi  24th July 2014]

The Americans are infringed by uncoordinated activity of Turkey in the Caucasus and the dialogue between Ankara and Moscow. (Американцы ущемлены несогласованной активностью Турции на Кавказе и диалогом между Анкарой и Масквой). Regnum,  [online] 30th August 2008. Available at:

US President Obama reaffirms support for Turkey’s regional role. Sunday’s Zaman, [online] 9th December 2009. Available at:


[Erişim Tarihi 24th July 2014]

Стапислав Тарасов: Турция вводит Иран в “кавказское уравнение”. Regnum, [online] 9th November 2009. Available at:

<www.regnum.ru/news/>

Россия не желает вмешательства третьих стран в процессы на Кавказе: мнение.Regnum, [online] 24th October 2008. Available at:

<www.regnum.ru/news/>

ა.გეგეშიძე, „მშვიდობიანიკავკასიის“ ინიციატივადამისირეალიზაციისპერსპექტივები, გეოპოლიტიკა, თბ., 1999.

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.