Kürt Soykırımının Bir Öncüsü Olarak Türkiye’deki Kürdofobi: Kobani Örneği

Kürt Soykırımının Bir Öncüsü Olarak Türkiye’deki Kürdofobi: Kobani Örneği

Özet

Bir süre önce, uluslararası toplum, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 2014 Eylül ayı ortasından 26 Ocak 2015’a kadar Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından kuşatma altında tutulan Suriye’deki Kürtlere yardımcı olmak adına adım atması çağrısında bulundu. Fakat Türkiye, IŞİD’in ağır saldırılarına tepki göstermedi ve Suriye Kürtlerinin kendilerini savunması için onlara yardım etmedi. Bu makalede, Türkiye’nin IŞİD’in soykırım tehdidi altında bulunan Kürtlere yardım etmekteki tereddüdünü açıklamaya çalışacağım. Bu makale, Türkiye’nin eylemsizliğinin ülkedeki Kürt düşmanlığıyla açıklanabileceğini öne sürmektedir.

Bu fikri öncelikle Türkiye’nin Kürtlere karşı tarihsel olarak eylemlerini, sonra Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’yle sınır bir Kürt kasabası olan Kobani’ye yönelik eylemlerini açıklayarak geliştireceğim. Ayrıca, Türkiye’deki Kürt düşmanlığının Türkiye’nin politika tercihlerini nasıl şekillendirdiğini ele alacağım. Makale, Ankara’nın Kürtlere ve Suriye’deki Kürt yarı özerkliğine karşı tutumunun Kobani’deki sivillere ve savunmacılara neredeyse soykırım getirdiğini belirtmektedir. Bu durum aynı zamanda Kürtleri tedirgin etmiş ve Türkiye’nin uluslararası itibarını geriletmiştir. Ayrıca Türkiye’nin politikalarının Türkiye Cumhuriyeti için ters tepen sonuçlar oluşturduğunu ileri sürüyorum. Türkiye’nin Kürt düşmanlığı kendi kendini gerçekleştiren bir kehaneti, Ankara’nın düşmanca stratejisinin Kürtleri uzaklaştırması ve onlarda da antagonist bir tepkiye yol açmasıyla kalıcılaştırdı.

Giriş: Suriye iç savaşı; Bir şiddet hikayesi

2011 baharında patlak veren Suriye iç savaşı Suriye’yi bir savaş alanına çevirdi. Suriye hükümetinin ilk barışçıl gösterilere karşı verdiği sert tepki, muhalif grupların silahlı hareketlere dönüşmesine yol açtı. Artan çatışma sırasında, bazı muhalif gruplar radikalleşti ve cihatçı gruplar önemli bir güç kazandı.  Suriye’deki çatışmaya diplomatik çözüm bulma amaçlı çok sayıda bölgesel ve uluslararası girişime rağmen, Beşar Esad hükümeti ve hükümet karşıtı gruplar savaşı -yani diğer tarafın tamamen aşağılanmasını ve imha edilmesini- sürdürerek inatlaşmayı tercih ettiler.

Devam eden iç savaşla birlikte, hem hükümet güçleri hem hükümet karşıtı gruplar, sivillerin keyfi olarak alıkonulmasından toplu katliamlara varan bir aralıkta insan hakları ihlalleri gerçekleştirdiler. Mart 2011’den beri Suriye’de meydana geldiği ileri sürülen insan hakları ihlallerini araştırmak üzere Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi 22 Ağustos 2011’de S-17/1 kararına binaen, Suriye Arap Cumhuriyeti’ne İlişkin Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu’nu (IICISAR) kurdu.[1] Komisyon’un son raporu, hem hükümet güçlerinin hem hükümet karşıtı güçlerin insan hakları ihlalleri gerçekleştirdiğini bildirdi.[2]

Rapor, hem hükümet karşıtı isyancı grupların, hem de hükümet güçlerinin katliam suçu işlediğini ve sivillere yaygın saldırılarda bulunduğunu, sistematik cinayet, işkence, tecavüz, cinsel şiddet ve zorla kaybolma fiillerini uyguladığını belirtti. Ayrıca, savaşta çocukları görevlendirip kullandılar, hastanelere, tıbbi ve insani personele verilen özel korumayı yok saydılar. Suriye hükümetinin ayrım gözetmeyen ağır hava bombardımanları ve bombalamaları önemli sivil kayıplarına sebep oldu. Hükümetin çok sayıda ihlalleri arasında, sızdırılan gizli bir raporla ispatlanan, sivillerin idam edilmesi de yer aldı.[3] Komisyon raporu ayrıca Beşar Esad hükümetinin klorin gazı ve kimyasal silahlar kullandığını iddia ediyor. Bağlantılı olarak, Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, Suriye Birleşmiş Milletler Kimyasal Silahlar Sözleşmesi’ne[4] resmi olarak katılarak kimyasal silah kullanımını durdurmayı kabul ettiği halde, daha sonra Suriye rejiminin Birleşmiş Milletler Komitesi’ne katıldığından beri on dört kere kimyasal silah kullanmaya devam ettiğini ifade etti.[5] Gerçekte, bazı vakalarda kimyasal silah kullanımının açık işaretleri ve adli delilleri bulunmaktaydı.[6] Rejim karşıtı grupların araba bombalamaları sivil nüfusu daha da terörize etti.[7] Bir İnsan Hakları İzleme Komitesi, muhalif grupların kadınlar ve çocuklar dahil olmak üzere infazlar yaptığını ve birçok sivili kanunsuz bir şekilde öldürdüğünü rapor etti.[8] Her iki taraf da, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası ve bölgesel örgütlerin raporlarının doğruladığı üzere, çok büyük uluslararası insan hakları ihlalleri yaptı ve insanlık suçuna varan savaş suçları işledi.[9]

Birleşik Krallık merkezli İnsan Hakları Suriye Gözlemevi’nin (bundan sonra Suriye Gözlemevi) belgelediğine göre, Suriye İç Savaşı, Suriye ayaklanmasının başlangıcından 1 Aralık 2014’e kadar 63.072’si sivil olmak üzere (10.377’si çocuk ve 6.603’ü kadın) geriye yaklaşık 300.000 ölü insan bıraktı.[10] Çatışma 22 milyonluk Suriye nüfusunun 10,8 milyonunu etkiledi, 2014 yılı ortasına kadar 6,5 milyon insan ülke içinde yer değiştirdi[11] ve 3.725.940 kayıtlı Suriyeli mülteciye sebep oldu[12] –buna ilaveten ülkenin acımasızca tahribatına ve Suriye insanının psikolojik çöküntüsüne yol açtı. Bütün bu hasarın ötesinde, uzayan iç savaş, Suriye’deki ve komşu ülkelerdeki şanssız halklara yayılan salgın hastalık enfeksiyonlarına neden oldu.[13] Savaş yıkıcı insani sonuçlara sebep oldu; milyonlarca Suriyeli mülteci finansal, siyasi ve lojistik zorluklarla karşılaştı.[14] Mülteciler tüm bölgeyi etkileyen, Lübnan, Ürdün, Irak ve hatta Türkiye gibi çevre ülkelerin kırılgan istikrarını tehdit eden kayda değer bir istikrarsızlıkla karşı karşıya kaldı.

Suriye İç Savaşı Sırasında Türkiye’nin Değişken Politikası

Türkiye’nin Suriye’yle ilişkileri 1990’lar boyunca Şam’ın Kürdistan İşçi Partisi’ne (Partiya Karkêren Kurdistani – PKK) -Türkiye’deki Kürtlerin toplumsal hakları ve özerkliği için 1984’ten beri Türk hükümetine karşı savaşan Kürt ayaklanması- verdiği iddia edilen destek nedeniyle tarihsel olarak gergindi. Dolayısıyla, 1998 yılında Türkiye, Suriye PKK’ya destek verdiği için Suriye’ye savaş ilan etmenin eşiğine gelmişti. Türkiye’yle gerçek bir askeri çatışma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Şam, Ekim 1998’de PKK’yı terörist bir grup olarak adlandıran ve Şam’ın PKK’nın Suriye’deki faaliyetlerini bitirmesini ve lideri Abdullah Öcalan dahil tüm hareketi Suriye topraklarından çıkarmasını şart koşan Adana Protokolü’nü imzaladı.[15] Protokol imzalandıktan sonra Türkiye-Suriye siyasi ilişkileri yeni bir iyi niyet evresi çizerek önemli ölçüde iyileşti.[16] Bu iyi ilişkiler Suriye’de iç savaş patlak verdiğinde bile soğukkanlılıkla devam etti. Artan şiddetle birlikte, Türkiye Esad’a Suriye halkının haklı taleplerine kulak vermesini tavsiye etti. Sonuç olarak, o zamanki Dışişleri Bakanı Davutoğlu Şam’la bir dizi görüşmelerde yaptı. Fakat Türkiye’nin Esad ile ilişkileri Suriye’de şiddet tırmandıkça kötüye gitti. 22 Haziran 2014’te bir Türk savaş jeti Suriye hava sahasında olduğu iddiasıyla düşürülünce, iki ülke arasındaki gerilim şiddetlendi. Ancak Türkiye politikasındaki asıl değişiklik, Esad bölgeyi Kürtlerin kontrolüne bırakarak Suriye’nin kuzeyinden çekilme kararı aldığında gerçekleşti. Türkiye birdenbire Esad yönetiminin koyu bir muhalifi oldu ve Suriye rejimini devirmek için uluslararası eylem çağrısı yaptı.[17] Cockburn Türkiye’nin pozisyonunun Temmuz 2012’de Suriye ordusu başka yerlerden isyancıların baskısı altında ana Kürt bölgelerinden çekildiğinde netleştiğini ileri sürmektedir.[18] ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın da açıkladığı gibi, Esad hükümetini devirmek, Suriye’deki radikal cihatçı grupları desteklemek pahasına bile olsa Türkiye’nin politika önceliği haline geldi.[19]

Türk Politikası ve Kürdofobi

1923’ten beri görece huzurlu dönemler olsa da, Kürtlerin ve temel haklarının bastırılması Ankara’nın gündeminde kalmaya devam etti. Gunter, Türkiye’nin ulusal zaferinden sonra yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde yasal yaptırımlar ve kademeli, zorunlu asimilasyon yoluyla, Kürt varlığını ortadan kaldırmak amacıyla bir dizi adımlar atıldığını söylemektedir. Örneğin 3 Mart 1924’te bir kararla bütün Kürt okulları, örgütleri ve yayınları yasaklandı.[20]

Türkiye, tarihinde Kürt harfleri olan Q, X ve W harflerini kanun dışı ilan etti, Kürt nüfusun yoğun olduğu yerlerde Kürt isimlerini yok etmeye ve/veya onları Türk isimleriyle değiştirmeye çalıştı, Kürdistan ve Kürt kelimelerini yasakladı, Kürt dilini konuşmayı suç haline getirdi, Kürt müziği dinlemeyi yasakladı ve hatta geleneksel Kürt atkısı olan puşi takan insanları tutukladı. Süleyman Demirel 1993’te cumhurbaşkanlığı döneminde Kürtler için herhangi bir dil reformu olasılığına ya da onlara kültürel haklar temin edilmesine bile karşı olduğunu, bu reformların Türkiye’nin birliğine ve toprak bütünlüğüne bir tehdit teşkil ettiğini savunarak öne sürmüştü.[21] Hugh Poulton, Türkiye’nin Kürtlere yaklaşımını, Kürtlerin temel haklarının Türk devleti tarafından baskılanmasının ayrı bir Kürt milli bilincine yol açabileceğini gösteren etnik bir modelle açıkladı.[22]

Üzerine fazla çalışma yapılmamış ancak Türkiye’nin Kürtlere olan olumsuz tavrını önemli ölçüde açıklayan konu ise korku konusu, ülkenin kökleri derinlere giden Kürdofobisi. Türkiye’nin Kürdofobisini, Kürtlerden ve bağımsız Kürt devletinden ve/veya ülkenin büyük Kürt nüfusundan dolayı Türk devletini tehdit edebilecek herhangi bir Kürt kazanımından korkmak olarak tanımlayacağım. Kuruluşundan beri Türkiye, her türlü Kürt kazanımının -Türkiye toprağı sınırları içerisinde olması şart değil – en büyük nüfusa sahip azınlığı olan Kürtleri bağımsızlık aramak için güçlendireceğinden ya da ilham vereceğinden devamlı olarak korktu. Bu nedenle, siyasi veya askeri oluşum şeklinde ya da halkın temel haklarına bile ilişkin –ki Ankara bunun Kürt devletine yol açabileceğine inanmakta- herhangi bir Kürt güçlenmesi, Türk devletinin birliğine ve bütünlüğüne tehdit olarak düşünüldü. Sonuç olarak Türkiye Kürtler, hakları ve herhangi bir şekilde güçlenmelerine ilişkin konularda endişeli olageldi.

Türkiye – Kürdofobisi sebebiyle- uzun zamandır dış politikasında hem komşularının sınırları içerisindeki, hem de Kürtlerin başarılarının görünür olduğu Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Kürt faaliyetlerini, kazanımlarını ve haklarını kısıtlamak amacını güttü. Kirişçi, Türk dış politikasının ve Türkiye’nin dış dünyayla ilişkilerinin Kürt sorunundan etkilenmekte olduğunu savunmaktadır.[23] Örneğin Ankara, sürgündeki Kürt parlamentosunu ve Lahey, Viyana, Kopenhag, Roma, Oslo ve Brüksel gibi bazı Avrupa başkentlerindeki faaliyetlerini yok etmek için yatırım yapmış, bu durum Türkiye ve sayılan başkentlerin hükümetleri arasında ciddi gerilime sebep olmuştu.[24] Demirel de Türkiye’nin samimi ayrılıkçılık korkusu sebebiyle, Avrupa Birliği’nin üye ülkelere yönelik azınlık hakları Kopenhag kriterine yönelik kaygısını ifade etmişti.[25]

Benzer şekilde, Ankara Kuzey Irak’ta özerk Kürt bölgesi kurulmasına da hararetli bir biçimde karşı çıkmıştı. Türkiye uzun zamandır komşu Irak’ta herhangi bir kurumsal gelişmenin Kürtleri cesaretlendireceğinden ve bağımsız bir Kürt devletine teşvik edeceğinden, böylece Türkiye’nin bütünlüğünü ve topraklarının bölünmezliğini tehdit edeceğinden korktu. 1960’lardan başlayarak Ankara, Kuzey Irak’taki Kürt kazanımlarını önlemek için Bağdat’la yoğun bir şekilde iş birliği yapmıştı.[26] Ancak, 1991’de Körfez Savaşı’ndan sonra Amerika öncülüğündeki koalisyonun Kuzey Irak’taki uçuşa yasak bölgesiyle bu kaçınılmaz oldu. Uçuşa yasak bölge Irak Kürtleri için güvenli bölge oluşturdu ve özerk kurumsal yapılar oluşturmalarına imkan sağladı. Türkiye Kuzey Irak’taki Kürt kazanımlarına şiddetle karşı çıkmıştı. Ancak Kürt liderler Ankara’ya, özerk hükümetin Kürtlerin bağımsızlığını sağlamaya çalışmayacağının ama Saddam Hüseyin rejimine karşı bir alternatif oluşturmak, böylece Irak’ın bütünlüğünü korumak için bütün Iraklı muhaliflerle işbirliği yapacağının garantisini verince Türkiye istemeden de olsa razı oldu.[27] Türk devleti yakın zamana kadar Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni (KBY) hukuki bir bölgesel hükümet olarak tanımadı. Ancak bugün, Türkiye KBY’nin sadece Türkiye ekonomisini desteklemeyip aynı zamanda Ankara’nın İran ve Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltarak, bölgede son derece önemli bir ortak ve inkar edilemez bir kazanç olduğunu söylüyor.[28]

Kısacası Türkiye, sınırlarının dışı da dahil olmak üzere her yerde Kürt kazanımına aralıksız bir şekilde direndi. Kürtlere siyasal haklar tanınması, Ankara’nın hala sahip olduğu Kürt bağımsızlığına yol açabilir korkusuyla, Türk devlet sistemine ve toprak bütünlüğüne büyük bir tehdit olarak algılandı.

Türkiye’nin Kürdofobisinin kısa tarihi

Kobani’ye yönelik Türk politikası, Türkiye’nin Kürtlere karşı kuşkucu yaklaşımı ve modern Türkiye Cumhuriyeti’nin yapıtaşları ve tabii ki, ilki ikincisini tehdit ediyor şeklinde, yani Kürtler geleneksel olarak Türk devletinin bekasını ve birliğini tehdit ediyor şeklinde algılandığı için, bu ikisi arasındaki etkileşim gösterilerek açıklığa kavuşturulabilir.

Modern Türkiye devleti, halen Türkiye Anayasası’nın 3. maddesinde bulunan “Tek millet, tek bayrak ve tek dil” ilkesi üzerine kuruldu.[29] Bu maddeler kaldırılamaz ve değiştirilemez.[30] Türkiye Anayasası güçlü bir şekilde Türk Milleti’nin birliğini[31] ve Türk devletinin, ülke sınırlarının bölünmez bütünlüğünü[32] vurgulamaktadır.

Türk milletini ele geçiren bu korkunun tarihi, Osmanlı himayesindeki birçok Balkan, Arap, Ermeni halklarının ve Kürtler de dahil diğer etnik grupların –uzun ömürlü Osmanlı İmparatorluğu’nun son çöküşüne sebep olan bir gerçek olan- milliyetçilik akımından etkilendiği ve kendi ulus-devletlerini istedikleri geç on dokuzuncu ve erken yirminci yüzyıla uzanıyor.[33] 1923 yılında Türk ulus-devletinin Osmanlı İmparatorluğu’nun kalıntılarından kurulmasından sonra, Kürtler yeni kurulan ülkede başlıca azınlık olarak kaldılar. Yavuz’a göre, modern cumhuriyet etno-dinsel çeşitliliği ulus inşa etme projesine bir tehdit olarak gördü ve farklılıkların neden ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için elindeki her türlü aracı kullandı.[34] Türkiye’nin resmi devlet ideolojisi ayrı bir Kürt ulusu oluşturabilecek izlenimi veren ülkedeki Kürt halkının varlığını ortadan kaldırarak inkar etmeye çalıştı.[35] Aynı şekilde, Bruinessen ordu ve bürokrasi elitinin homojen bir ulus olarak Türkiye fikrine derinden bağlı olduğunu ve bu sebeple birliğin her türlü inkarını Türk ulus devletine yöneltilmiş hayati bir tehdit olarak algıladıklarını belirtti.[36]

Osmanlı İmparatorluğu’nun son on yıllarındaki Kürt ayaklanmaları ve yeni kurulan Türk devletine karşı yirminci yüzyılın ilk yarısındaki bitmeyen Kürt isyanları[37] Türk hükümetinin Kürtlere karşı korkusunu pekiştirdi. PKK’yla 1984’ten beri 30 yıldır süren silahlı çatışma da modern Türk ulusunun içindeki Türk bürokratik elitindeki derin Kürdofobiyi şiddetlendirdi. Bir diğer deyişle, Türkiye’nin Kürtlerle olan, Türk cumhuriyetine karşı çok sayıda isyanlar da dahil olmak üzere, tarihsel deneyimi, Kürtlerin olağanüstü bir korku kaynağı haline gelmesine katkıda bulundu. Bu nedenle Kürtler, ya da daha iyi ifade etmek gerekirse Türk iktidar elitinin Kürt algısı, Ankara’nın Kürtleri güçlendirecek her konuyla ilgili -Suriye’deki Kürtlere yönelik IŞİD saldırılarında gördüğümüz bir durum- politika seçimlerini şekillendirdi.

Suriye Kürtleri

Suriye Kürtlerinin sayısı bir buçuk milyon civarında tahmin ediliyor, ki bu rakam 22 milyonluk toplam Suriye nüfusunun yüzde dokuzuna tekabül ediyor. Bu rakamlar Kürtlerin Suriye’deki en büyük Arap olmayan azınlık olduğunu göstermektedir.[38] Türkiye, Irak ve İran’daki Kürtlere benzer şekilde, Suriye’deki Kürtler de hükümetin toplumsal ayrımcılığını yaşadılar.

Çoğunlukla az değer görmüş olan Suriye Kürtleri, sosyal, kültürel ve siyasi haklarından mahrum edildiler. Pek çok durumda Suriye Kürtleri vatandaşlıktan çıkarıldılar.[39] 1973 Anayasası’nda gösterildiği üzere yükselen Arap milliyetçiliğiyle birlikte, Kürtlüğün dışlanması Suriye siyasi sisteminin ve kültürünün başlıca unsuru haline geldi.[40] 12 Mart 2004’te Kürt ve Arap taraftarlar kuzey Suriye’deki bir kasaba olan Kamışlı’daki bir futbol maçı üzerine kavga ettiler. Güvenlik güçleri Kürtlere ateş ederek yedi kişinin ölümüne ve birçok kişinin yaralanmasına sebep oldu. Bu olay daha sonra Suriye Kürtleri için bir şiddet olayları zincirini tetikledi.[41] Sonuç olarak 36 Kürt öldü, 160 tanesi yaralandı 2.000’den fazla Kürt tutuklu işkence gördü ve kötü muameleye maruz kaldı.[42] Bu olaylar Suriye hükümetine karşı[43] Kürt intifadası[44]ya da serhildan -Kürtçe isyan- olarak da bilinen Kürt ayaklanmasına neden oldu. 2011 ilkbaharının başlangıcında patlayan Suriye İç Savaşı’ndan sonra Suriye Kürtleri çatışmaya dikkatli bir yaklaşım gösterdiler ve savaşın dışında kaldılar. Kapsayıcı olmayan Suriye hükümetinin çok fazla destekleyicisi olmasalar da, Kürtler isyana iştirak etmediler. Bunun sebebi hükümet karşıtı grupların çoğunlukla Sünni ve Arap milliyetçilerinden oluşmasıydı. Suriye Kürtleri üzerine bir uzman olan Robert Lowe, Suriye’deki Kürtlerin herhangi bir baskın Arap milliyetçisi hükümetin Kürtleri ve haklarını tanımayacağından endişe ettiklerini belirtti.[45] Suriye’deki Demokratik Birlik Partisi (Partiya Yekîtiya Demokrat – PYD)’nin başı olan Salih Müslim, Suriye’deki Kürtlerin Suriye rejimine karşı 2004 yılındaki Kürt ayaklanmasından beri savaştığını söyledi. Yine de Kürtler isyancı gruplara katılmadılar çünkü Salih Müslim’e göre bu gruplar “rejimden daha kötü”ydü.[46] 2012 yılı Temmuz ortasında Suriye hükümeti kuvvetlerinin önemli bir bölümünü Suriye’deki Kürt bölgelerinden geri çekme şeklinde stratejik bir karar aldığında[47] Kürt silahlı kuvvetleri, öncelikli olarak Halk Koruma Birlikleri (Yekîneyên Parastina Gel – YPG) ve onun kadın ekibi Kadın Koruma Birlikleri (Yekîneyên Parastina Jinê – YPJ) boşluğu etkili bir şekilde doldurdular ve kuzey Suriye’deki birçok Kürt yerleşim bölgesinin güvenliğini sağladılar. Kasım 2013’te Suriye’deki bir dizi diğer Kürt politik grupla birlikte PYD, kontrol edilen bölgelerde geçici bir hükümet kurdu. Kürt yarı-özerk yapı üç demokratik kantondan oluşuyordu: Afrin (Efrîn), Cizîre (Cızîrê) ve Kobani (Kobanê).[48] Bu üç ayrı bölgeye ve Suriye’nin kuzeyindeki bazı diğer topraklara batı Kürdistan anlamına gelen Rojavayê Kurdistanê denmektedir.

Kürt kasabası Kobani

Ayn el Arab olarak da bilinen Kobani’de -Rojava’daki en küçük Kürt bölgesi- Suriye’deki Kürt nüfusun yaklaşık yüzde onu ikamet etmektedir.[49] Araplaştırma politikasının[50] sonucu olarak doğudaki ve batıdaki Tel Abyad ve Cerablus kasabalarında eşit sayıda Kürt ve Arap yaşıyor olsa da, Kobani neredeyse tamamen bir Kürt şehridir. Türkiye sınırının hemen yakınında ve iki kanton arasında bulunan Kobani stratejik bir pozisyona sahiptir. Kobani’yi imha etmek Kuzey Suriye, Rojava’daki fiili Kürt yönetiminin imhasına eş değerde olacaktır. Kobani Kürt yerleşimlerini kontrol altına alma mücadelesinin bir parçası olarak Kürt güçleri tarafından ele geçirilen ilk şehirdi, Rojava’daki Kürt yarı özerkliğinin merkezi ve 19 Temmuz 2012’de Kürtlerin Suriye’de özerkliklerini ilan ettikleri yerdi.

IŞİD’in Geçmişi

Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) (Arapçada DAEŞ), bir diğer adıyla İD, İslam Devleti, 1999 yılında Ürdünlü bir cihatçı olan Ebu Musab El Zerkavi tarafından Tevhid ve Cihat Örgütü (Jamāʻat al-Tawḥīd wa-al-Jihād) adıyla kuruldu.[51] Geçtiğimiz on yıl içerisinde dönüşerek ve ismini birkaç kez değiştirerek, şu an Ebubekir El Bağdadi önderliğinde kendisini İslam Devleti olarak adlandırıyor.[52]

Radikal Sünni bir ideolojiye sahip olan IŞİD, liderlerinin ilan ettiği üzere, küresel cihat için savaşmayı ve Arap dünyasında el Şam (Büyük Suriye), Mısır, Arap yarımadasının komşu ülkeleri ve Irak[53], sonrasında Kuzey Afrika[54] ve sonra bütün dünyaya[55] yayılmak üzere bir halifelik -bir İslami yönetim şekli- kurmayı amaçlıyor. Grup, kurbanlarına Guantanamo’daki mahkumlar gibi turuncu tulumlar giydirip sonrasında kafalarını kesmek gibi uç taktikler kullandı.[56]

Bu hareketin ideolojik temellerinin izi, erken cihatçı liderlerin düşünce yapılarına kadar sürülebilir. El Kaide’nin iki numaralı ismi Zevahiri, Zerkavi’ye 9 Temmuz 2005 tarihli mektubunda bu büyük mücadelede İslam’ın düşmanlarının hem dış düşmanlar – putperest kafirler (al-kufr al-mushrikin)– hem de İslam’ın içindeki düşmanlar olduğunu belirtiyor.[57] İkinci grubun, yoldan çıkmış hainler topluluğuna (ahl al-zigh al-mariqiin) dahil olan ve şirke ve seküler inanışlara (aqa’id ‘almaniya) kucak açmış hain mürtetler (almurtadin al-kha’inin) olduğunu söylüyor.[58] Bu nedenle IŞİD hareketi, bazı azınlık gruplar ve batı yönelimli kurumlar da dahil olmak üzere içteki düşmanların ortadan kaldırılmasının bir zaruret, İslam halifeliği için bir ilk adım olduğuna inanıyor.

en1

Şekil 1: IŞİD Yönetimindeki Sünni İsyancı Faaliyet Bölgeleri
Kaynak: Savaş Çalışmaları Enstitüsü[59]

Irak’taki kaos ve Suriye’deki iç savaşla birlikte IŞİD, Irak’ın başkenti Bağdat’tan Suriye’nin kuzeybatısında bir şehir olan Halep’e kadar geniş topraklar üzerinde kolayca kontrolü kazandı. Bu bölgelerin ele geçirilmesi, IŞİD’in zengin petrol kaynaklarını kontrol etmesini,  özellikle Musul’da Irak ordusundan Amerikan ağır mühimmatının ele geçirilmesiyle askeri gücünü arttırmasını ve İslam halifeliği hayalini gerçekleştirmesini sağladı. Böylece IŞİD ekonomik, askeri, stratejik ve kendilerinin Tanrı’nın askerleri ve İslam’ın iç ve dış düşmanlarının kanını akıtmaya hazır yenilmez güç olduklarını iddia ederek ideolojik olarak güçlendi.

IŞİD, Sünni mezhebinin sıkıntılarına işaret ederek ve kontrol edilen bölgelerde düzeni sağlayarak, geniş Sünni kitlelerinin ilgisini çekti, böylece bölgedeki destek tabanını ve otoritesini daha da arttırdı. Ebubekir El Bağdadi 28 Haziran 2014’te, Ramazan’ın ilk gününde, “Ey Müslümanlar, devletinize koşun. Evet bu sizin devletiniz. Acele edin, çünkü Suriye Suriyeliler için, Irak da Iraklılar için değil.”[60] şeklindeki nutkuyla IŞİD’in sonunu ve İslam Devleti’nin doğumunu ilan ettiğinde örgütün gücü daha da perçinlendi. Böylece Bağdadi, tüm dünyadaki Müslümanları ilan edilen devlette İslami ideallerini yaşamaya çağırıyordu. Bu çağrı batı toplumlarında yaşayan, kendilerini misafir eden ülkelerinde yabancılaşmış hisseden Müslümanlar dahil, Sünni kitleleri arasında çok büyük ilgi uyandırdı.

Hem Irak hem Suriye’de en güçlü cihatçı grup olarak IŞİD, bir CIA raporuna göre 20.000 ile 31.500 arasında savaşçıya sahip.[61] Radikalleşme ve Siyasi Şiddet Etütleri Uluslararası Merkezi’nin (ICSR – International Centre for the Study of Radicalisation and Political Violence) son tahminine göre Suriye ve Irak’ta militan Sünni örgütlerine katılan yabancıların sayısı şu an 20.000 aşmış durumda[62] –ki bunların çoğu IŞİD saflarında– en az 81 ülke vatandaşı var ve dünyanın her yerinden geliyorlar.[63] Yeni bir CIA açıklaması, savaşçıların sayısının Haziran 2014’ten beri savaş alanında alınan zaferlerden ve halifeliğin ilanından sonra daha önce açıklananın üç katına çıktığını tahmininde bulundu.[64]

Kendine ait iletişim ağları ve Facebook, Skype ve Twitter gibi sosyal medya mecralarını etkin kullanımıyla[65], IŞİD birçok genç insanı saflarına ve küresel cihada katılmaları için kendine çekti. Irak ve Suriye’deki dini ve etnik azınlıklara yaptıkları vahşi saldırılarla bilinen IŞİD üyeleri –bazı bölgesel ve uluslararası insan hakları örgütlerine göre– insanlık suçuna varan ağır insan hakları ihlalleri gerçekleştirdi.[66]

IŞİD’in Kobani saldırısı

26 Mayıs 2013’te Suriye’deki en az 21 İslami cihatçı gruptan oluşan Suriye İslami Kurtuluş Cephesi, kuzey Suriye’deki Kürt halkını “cihadımızın hainleri” ilan ettikleri El Kuseyr’in Yankısı adında resmi bir açıklama yaptı.[67] Belge grubun amacının “kapsamlı bir temizlik sürecinin tamamlanması” olduğunu bildirdi. Suriye’deki Kürtlere yönelik bu açık soykırım tehdidi, IŞİD’in Temmuz 2013’ün başında Kürt bölgelerine, özellikle Kobani’ye saldırmasıyla somutlaşmaya başladı.

Kobani’nin ele geçirilmesi birçok nedenle IŞİD için stratejik bir önem taşıyordu. Öncelikle, gruba bir diğer anahtar sınır geçiş noktasının kontrolünü verecek, böylece Türkiye-Suriye sınırında batıda Cerablus’tan doğuda Tel Abyad’a kadar uzun bir mesafeyi gözetimi altına alacaktı.[68] Kobani’nin ele geçirilmesi böylece, Türkiye’den Suriye’ye yardım ve yabancı savaşçı getirmeyi kolaylaştıracaktı.[69] İkinci olarak, ele geçirme, Kürt yarı özerk oluşumunu dağıtacak, böylece Kürtlerin hareketlerini ve kuzey Suriye’de batı ve doğudaki diğer kantonlarla birleşme kabiliyetini ciddi şekilde sınırlayacaktı. En önemlisi, İslam ümmeti içindeki hain mürtetler olarak görülen Kürtler ve seküler ve demokratik Kürt kurumları, yani IŞİD ideolojisinin gözünde batı kurumları, cihat için ortadan kaldırılacaktı.

Bu nedenle, tanklar, roketler ve ağır silahlarla silahlanmış IŞİD militanları, Haziran 2014’n başlarında, Kobani’nin 40-45 kilometre batısında yer alan Zor Mughar, Beyadi ve Ziyarete köylerinde ağır saldırılarını başlattılar.[70] Akabinde, Suriye’deki Ulusal Kürt Konseyi (KNC) “Mart 2013’ün başından beri, dalga dalga saldırılarda bulunan IŞİD savaşçıları, 2 Temmuz’da, Kobani Kantonu’na yeni büyük bir saldırı başlattılar.” diye duyurduğu resmi bir açıklama yayımladı. Kobani Dışişleri Bakanı Yardımcısı Idriss Nassan, Kürt köylerinde gerçekleşen IŞİD saldırılarının ilk aşamalarındaki Kürt savunmasını anlattı. Nassan, IŞİD’in ağır saldırılarına önce Zor Mughar, Beyadi ve Ziyarete köylerini ele geçirerek başladığını ve çetin savaşların ardından YPG’nin IŞİD savaşçılarını bu köylerin dışarısına çıkarttığını belirtti. 7 Temmuz’da, IŞİD, Kobani’nin batısında bulunan Kun Eftar köyünü hedef aldı. 8 Temmuz’da, Kobani’nin batısında Evdiko Köyü’ne ve sonrasında Abu Surra’ya saldırdılar. Günler süren yoğun çatışmaların ardından Kürt militanlar, IŞİD militanlarını geri püskürttüler.

en2

Şekil 2. IŞİD Saldırılarının Harita Görüntüsü. [71]
Kaynak: Agathocle de Syracuse, 2015.

Sert Kürt direnişi ile sarsılan IŞİD, 15 Eylül 2014’de, Kobani’ye gerçekleştirdiği büyük saldırının ikinci evresine başlamak için daha fazla silah ve savaşçı getirdi.[72] Ağır silahların ve büyük sayıdaki birliklerin avantajına sahip olarak IŞİD iki aydan kısa bir sürede Kobani çevresindeki 300 köyü ele geçirdi.[73] İlerleyen IŞİD militanlarının ellerinde katledilme korkusuyla, yüzbinlerce sivil, evlerini ve köylerini Eylül 2014’ün ortaları itibariyle bıraktılar, dolayısıyla bu durum Türkiye[74] ve Kuzey Irak’taki Kürdistan Bölgesel Hükümeti (KRG)’ne muazzam bir mülteci akışı yarattı.[75]

13 gün süren saldırılarında, IŞİD Kobani’nin varoşlarına ulaşmayı başardı. Kobani Savunma Bakanı İsmet Şeyh Hasan, 2 Ekim 2014’de, çatışmaların Kobani’yi çevreleyen alanlarda 18 gündür sürmekte olduğunu belirtti. Hasan, IŞİD’in ağır silah ve tankları karşısında Kürtlerin kısıtlı hafif silahlarına rağmen, Kürt direnişinin o ana kadar IŞİD’in Kobani’ye girmesine izin vermediğini açıkladı.[76] 20 Eylül 2014 itibariyle, IŞİD militanları Kobani’nin 15 km (9 mil) dışına kadar ilerlemişlerdi.[77] 6 Ekim’de Kobani’ye nazır Miştenûr Tepesinde karakteristik siyah bayraklarını açtılar.[78] Kısa bir süre sonra, IŞİD savaşçıları şehre girdi ve bazı bölgelerin kontrolünü ele geçirdi.[79]

Kürt soykırımının belirmesi

Vahim insani koşullar ve IŞİD’in katliam tehditleriyle yüz yüze gelen, 200.000’den fazla Kürt mülteci, Eylül 2014’ün sonu itibariyle Türkiye sınırını geçti.[80] Yine de binlerce sivil Kobani’de ve eli kulağında tehlike içinde kaldı, IŞİD tarafından köşeye sıkıştırıldı. Kürt yetkililer yaklaşmakta olan bir katliamın uyarısını yaptılar ve uluslararası topluma harekete geçmeleri için çağrıda bulundular.[81]  BM Suriye temsilcisi, Staffan de Mistura, Kobani’deki 700 sivile ek olarak, muhtemelen 12.000 köşeye sıkıştırılmış insanın (savaşçılardan ayrı olarak) IŞİD tarafından “büyük bir olasılıkla katledileceği” konusunda uyardı, uluslararası harekete soykırımı önlemesi için çağrıda bulundu.[82] Salih Muslim, Suriye’deki PYD lideri, “Kobani’de katliam başlamıştır.” diye belirtti.[83] PYD’nin resmi açıklamasında “Uluslararası toplumun dikkat ve desteği için çağrıda bulunuyoruz. Demokrasinin tüm savunucularını KPYDleri El Kaide’ye ve temel iştiraklerine karşı verdikleri savaşta desteklemeye çağırıyoruz.” ifadeleri yer aldı.[84] Yoğunlaşan IŞİD ilerleyişleri ve Kobani’deki Kürtlerin soykırımının yaklaşması sırasında, 6 Ekim 2014’de Salih Muslim, “Her kim ki harekete geçecekse, şu an geçmeli.”[85] şeklinde bir açıklama yaptı.

Sonuç olarak, Dünya’nın dört bir tarafından Kürtler bir araya geldiler ve sosyal medya aracılığı ile IŞİD’in soykırım tehdidine karşı uluslararası bir kampanya başlattılar. Gösteriler 40 ülkeyi kapsayarak 206 şehirde, 5 kıtada düzenlendi.[86] Bölgedeki ve batı başkentlerdeki Kürt liderler Kobani’deki Kürtlere destek verdiler. Noam Chomsky, Desmond Tutu ve Nobel Barış Ödülü sahibi Laureate Hugo Blanco’nun da aralarında bulunduğu yüzlerce saygın birey, 1 Kasım 2014’de bir acil çağrı imzaladılar. Kobani’yle dayanışmalarını gösterip, Kobani’de “gerçekleşmekte olan soykırımı” önlemek üzere, uluslararası yasal yükümlülüklerini yerine getirmek için tüm dünyaya çağrıda bulundular.[87] Bu girişimlerin ve Kobani adına gerçekleştirilen protestoların sonucunda batı dünyası, Kuzey Suriye’de kapıda bekleyen soykırım potansiyeli hakkında bir şeyler duymaya başladı. Akabinde, Kobani, Amerika Birleşik Devletlerinin, bazı Avrupa ülkelerinin ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşların ajandasında acil bir mesele haline geldi. 12 Ekim’de BM Genel Sekreteri Ban-Ki Moon “Bütün tarafları Kobani’deki sivillerin katliamını önlemek için harekete geçmeye” çağırdı.[88]

Kuşatma altındaki Kürtlere yardım etmek için, Ekim ayının başlarında, ABD liderliğindeki IŞİD karşıtı koalisyon, Kuzey Suriye’deki IŞİD hedeflerine karşı hava saldırılarına başladı.[89] 20 Ekim 2014 itibariyle koalisyonun hava kuvvetleri Kobani’nin içinde ve etrafında 135’i aşkın hava saldırısı geri kim 2014 iti.[90] Ek olarak, 19 Ekim’de ABD’li yetkililer, Kobani’yi savunan yetersiz silahlara sahip Kürtlere ABD savaş uçağının mühimmat, hafif silah ve tıbbi yardım bıraktığını açıkladı.[91] ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Kobani’de savaşan Kürtleri desteklememenin “sorumsuzca” ve “ahlaki olarak çok zor” olacağını not düşerek hareketi savundu.[92]

Fakat, Amerikan hava ikmalleri ve Koalisyon’un kuşatmaya müdahalesi Kobani’deki soykırıma meydan vermemek için yetersizdi. Örnek olarak, ABD Generali Martin E. Dempsey “IŞİD güçlerini açıkta tutmak için ABD liderliğinde gerçekleşen hava saldırılarına karşın, Kobani hala IŞİD’li cihatçıların eline düşebilir.” sözleriyle tehlikenin üzerinde durmuştu.[93] IŞİD mevzilerine düzenlenen hava saldırıları ilerleme tempolarını azaltırken, saldırılar olası bir soykırımı engellemek için yeterli değildi. Kürt savaşçılar hala silah bakımından ve sayıca yetersizlerdi ve IŞİD güçleri şehri ele geçirmek ve Kürtleri katletmek üzere son derece kararlılardı. Başka bir deyişle, Kürt soykırımı, Koalisyon’un saldırılarından sonra dahi Kobani’de hala belirmekteydi.

Türkiye’nin Kobani’ye yönelik stratejisi

Kobani’ye yapılan saldırıdan sonra Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin IŞİD’e karşı operasyona gerekli desteği vereceğini ileri sürdü.[94] Başbakan Ahmet Davutoğlu açıklamasında “Kobani’nin düşmesini istemeyiz. Bunun olmasını engellemek için yapabileceğimiz her şeyi yaparız.” dedi.[95] Dünyanın, Türkiye’ye kapı eşiğindeki tedirgin edici insanlık krizini sonlandırmaya yardım için yaptığı ısrarcı çağrılarına ve yetkililerin yardım sözlerine karşın, Türkiye’nin desteği hayata geçmedi ve hükümet ABD liderliğindeki IŞİD muharipleri karşıtı koalisyonla etkin bir işbirliği yapmadı.

Thomas Friedman “Politikacıların burada (uluslararası toplantılarda) söyledikleri genellikle tutumlarıyla ilgisizdir. Daha önemli olan ve davranışlarını çoğu kez açıklayan kendi dillerinde, kendi yurttaşlarına, aleni olarak söyledikleridir.” diye belirtmiştir.[96] Başka bir deyişle, Türkiye’nin çoğu uluslararası organizasyonda taahhüt ettiği Kobani’ye yardım ve IŞİD’e karşı savaşa katılmada göstermelik uzlaşmacılığının samimiyetsiz olduğu doğrulandı. Evdeki icraatları göstermiştir ki Türkiye, aralarında geçen savaşta IŞİD’i Kürtlere yeğlemiştir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Kobani ya düştü ya düşecek.” diye duyurduğunda, Kürt savunma birlikleri ve IŞİD cihatçıları arasındaki çatışmalar gerginliğin doruğundaydı.[97] Kıdemli Türk bürokratlar pek çok etkinlikte, IŞİD’in Kobani’de yürüttüğü insanlık yıkımına değinmekten yoksun bir şekilde, Kürt hareketlerini aşağılamakta tereddütsüz davranmaktaydılar. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bir meclis üyesi, Kobani’nin Kürtleri soykırımın eşiğindeyken, Facebook hesabına: “IŞİD iyi ki varsın… Allah kurşununu azaltmasın” diye bir gönderi yapmıştır.[98] Kobani’ye yardım çağrılarına, Erdoğan öfkeyle “Neden Kobani? (…) Neden başka bir yer değil (…) ama hep Kobani?” diye tepkisini dile getirdi.[99] Irak’taki Kürt Bölgesel Özerkliğini kastederek, Kuzey Irak’tan sonra Türkiye’nin özerk bir Kürt Kuzey Suriye’yi, kabul edemeyeceğini açıkça belirtti.[100]

Türk jetleri –PKK ile sürmekte olan barış görüşmelerine rağmen bu esnada Kobani ile ilgili kaygıları arttırarak- Türkiye’nin Kürtlerindeki hüsran ve öfkeyi ateşleyerek, Türkiye’nin güney doğusundaki gerilla kamplarına saldırdı.  Buna ek olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 2 Ekim 2014’de, Türk birliklerin Suriye ve Irak’a sınır ötesi operasyon yapabilme ihtimalini bir yıllığına artırılmasını oyladı.[101] Bu yetki uzatılmasıyla ilgili teklif, BM Güvenlik Konseyi’nin IŞİD ve benzeri gruplarla ilgili tedbirlerin alınması isteğini az da olsa anımsatsa da, Türkiye için bir tehdit olarak PKK’yı -PKK’nın neredeyse iki yıllık ateşkes hali ve Türk Devleti ve PKK arasındaki barış sürecine rağmen- fazlasıyla vurguladı. Kararname, ek olarak PKK’nın PYD ve milis kuvvetleri YPG ve YPJ şeklinde Kuzey Suriye’deki yeni saldırılarının da altını çizdi. Yetki uzatılmasını destekleyen Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Türk ordusunun bölgedeki varlığı Kürdistan’ın, bir Kürt devletinin kurulmasını önleyeceğini açıkça belirtti.[102] Partinin Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Halaçoğlu bu karara muhalefet partilerinin, ağırlıklı olarak Türk parlamentosundaki Kürt partisinin, tepkilerinin Irak ve Suriye’de bağımsız bir Kürdistan’ın oluşmasını imkansız kılması sebebiyle olduğunu söyledi.[103]

Cumhurbaşkanı Erdoğan “PYD bizim için PKK ile eştir.” diye belirtti,[104] dolayısıyla Türkiye’nin Suriyeli Kürtlere olan resmi yaklaşımını ifşa etti. Salih Muslim, Ankara’da, Dışişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan kıdemli Türk yetkililer ile yaptığı gizli görüşmenin ardından, PYD Esad’a karşı oluşan koalisyona katılmazsa, rejimle bağlarını koparmazsa, yerel kantonları Cizre, Afrin ve Kobani’yi dağıtmazsa, PKK ile olan bağlarına son vermezse Türkiye’nin yardım etmeyeceğini ifade etti.

Türkiye’nin ABD liderliğindeki koalisyon ile ısrarla işbirliği yapmaması, uluslararası çağrılara karşı sorumsuz tutumu ve IŞİD’in Kobanili Kürtlere karşı yaptığı saldırılara riayet etmesi, Türkiye’nin politikası ile Kobani’yi kıyaslayınca uluslararası bir kafa karışıklığı ortaya çıkarttı ve imajını zedeledi. Bu durum, uluslararası toplumda ve Kürtler arasında, Türkiye-IŞİD arasında, Kuzey Suriye’deki yarı özerk Kürt oluşumları devirmek için bir anlaşma olduğu şüphesine önderlik etti.

Türkiye-IŞİD ittifakı: Efsane mi gerçek mi?

Türkiye bütün uluslararası zeminlerde, IŞİD’e herhangi bir destekte bulunduğunu ya da işbirliği içerisinde olduğunu yalanladı. Erdoğan, böyle iddiaları “karalama kampanyaları”  ve Türkiye ile ilgili algıyı saptırmak için girişimler olarak niteledi. “Türkiye’nin uluslararası itibarına sistemli bir saldırı” olduğunu beyan etti ve “Türkiye’nin adaletsiz ve kötü niyetli haberlere medya kurumları tarafından konu edildiğini” belirtti.[105] Buna rağmen, Columbia Üniversitesi İnsan Hakları Çalışmaları Enstitüsü’nce yapılan bir çalışma, Ankara’nın IŞİD savaşçılarına, askeri ekipman, tıbbi yardım, ulaşım ve lojistik tedarikini detaylandırdı. Dahası, Türkiye bunları eğitmiş ve IŞİD’i ekonomik anlamda da desteklemiş ve Kobani için verilen savaşta yardım etmiştir.[106]

Batı dünyası, ısrarla ancak yine de çoğu zaman açık şekilde olmayarak, Türkiye’nin Suriye sınırındaki göreceli olarak engellenemeyen silah ve savaşçı akışını kısma konusunda aldığı sınırlı sorumluluğu eleştiriyordu. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden Türkiye’nin (ABD’nin bölgedeki diğer müttefikleri ile birlikte) IŞİD’in yükselmesinden sorumluluğu olduğunu belirtti ve “Çalışma arkadaşlarımızı, onlara (IŞİD ve El Nusra) destek (finansal ve silah destekleri) sağlamamaları için ikna edemedik.” diyerek itirafta bulundu.[107] Türkiye’nin ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu, AKP hükümetini, biri IŞİD olmak üzere Suriye’deki terörist gruplara silah vermekle suçladı. Türkiye’nin güney şehirlerinden biri olan Adana’daki bir savcının belgelerinden ve iki Türk tır şoförünün ifadelerinden alıntı yaparak, Suriyeli savaşçılara savaş malzemesi verilmesini, Türk hükümetinin olaya dahil olmasının daha ileri bir kanıtı olarak sundu.[108] Bunların yanında, İslam Devleti için 27 kıdemli güvenlik komutanı olan 27 yaşındaki Ebu Yusuf, Türkiye’de Washington Post’a verdiği röportajda: “Bazı savaşçılarımızın -hatta İslam Devleti’nin ileri düzey üyelerinden- Türkiye hastanelerinde tedavi görmesine alıştık ve çoğu savaşçımız savaşın başında bize Türkiye üzerinden gelerek katıldılar; ekipmanlarımız ve desteklerimiz de.” diye belirtti.[109] Türkiye’nin Akdeniz sahilinde, Suriye sınırına çok yakın bir şehir olan Mersin’de, bir özel hastanede çalışan bir hemşire, Türk yetkililere haber verip Türk Parlamentosu’na “IŞİD üyelerini tedavi etmekten bıktım.” diye yazmıştır.[110]

Şu an itibariyle, yüksek olasılıkla görünen o ki Türkiye, Suriyeli isyancılara birtakım yardımlarda bulunmuştur, bilhassa da IŞİD’e. Fakat böyle hassas bir konuda ileri araştırma ve resmi kayıtlar gerekli olduğundan, bunu kesin olarak meydana çıkartmak için henüz hâlâ erkendir. Her şeye karşın, Ankara’nın Kuzey Suriye’deki Kürt yarı özerk bölgeler karşısındaki sempatik olmayan pozisyonunu göz önüne alındığında, Türkiye’nin, Kuzey Suriye’de bir özerk Kürt oluşması ihtimalini yok etmek için IŞİD savaşçılarına yardım etmiş olması  stratejik olarak mantıksız değildir.

Fakat, Türkiye’nin dikkat çekici biçimde, IŞİD’e karşı verilen küresel savaşta aktif bir rol icra etmekten kaçındığı açıktır. Açık olan bir diğer şey ise, IŞİD’in Kobani’deki Kürtlere yaptığı saldırılara dair, Türkiye’nin aleni yardımı ve kayıtsızlığıdır ki özellikle de Kürtlerle ilgili olarak bir Türkiye-IŞİD işbirliği olduğu şüphesine öncülük etmiştir. Salih Muslim “Burada, Kobani’deki insanlarla konuşursanız, Türk-IŞİD ittifakının artık hiç olmadığı kadar apaçık ortada olduğunu bir saniyede söyleyeceklerdir” diye belirtmiştir.[111] Türkiye’nin, Kürtler ve Kuzey Suriye’deki yarı özerk Kürt yapılara saldıran IŞİD’li cihatçılarla ilgili olası destek ve hoşnutluğu, ileri sürüyorum ki Türkiye’nin, Kürtlerin Suriye’deki herhangi bir kazanımı ve bunun Türkiye’ye etkileriyle ilgili korkularıyla açıklanabilir.

Kürdofobi: Kobani’de Kürt soykırımı ihtimalinin bir habercisi

Türkiye’nin, Kürdofobi ile beslenen, Kürtlere yönelik küçümseyici tutumu, IŞİD’in Kobani’deki Kürtlere karşı saldırıları olayı sırasında diriltilmiştir. Türkiye, IŞİD dahil, Suriye’deki radikal cihatçı grupları destekliyor görünümündedir ve güney sınırından 2.5 km uzaklıktaki etnik temizlik gelişmelerine eylemsiz kalmıştır. IŞİD’in ilerleyişinin başlangıcından bu yana, gayretli bir biçimde, Kobani’nin Kürtlerine yardımcı olabilecek ve soykırım tehdidine engel olabilecek her türlü eylemden kaçınmıştır.

Hem Türkiye’deki 18 milyon gücündeki Kürt azınlığın -ki bu azınlığın çoğunluğu Kobani’nin savunucularına kardeşleri olarak itibar etmektedirler- hem de uluslararası toplumun yüksek baskılarına karşın, Türk hükümeti eylemsiz ve kapı eşiğinde gelişmekte olan katliama izleyici kalmıştır. 28 Eylül 2014’de, Halkların Demokratik Partisi (HDP) -Türkiye’de Kürt yanlısı bir parti- Eş Genel Başkanı, Selahattin Demirtaş, Başbakan Davutoğlu ile görüşmüş ve Türk hükümetine Kobani’ye yardım etmesi için ısrarlarda bulunmuştur.[112] Uluslararası toplum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 2014 Eylül’ü ortalarından beri IŞİD kuşatması altında bulunan Suriye’deki Kürtlere yardım etmek üzere daha aktif adımlar atılması konusunda tavsiyelerde bulunmaktaydı. BM Suriye Temsilcisi Türk yetkililere çağrıda bulunmuş, hükümetten “Kobani’nin en azından kendi kendini savunabilmesi için, gönüllülerin geçişine izin verilmesini” istemiştir.[113] Avrupa Birliği (AB) Türkiye’den, “Kobani’deki insanlar için yapılan  her türlü destek için sınırlarını açmasını” talep etmiştir.[114]

Türkiye -uzun süreli batı müttefiki, NATO üyesi ve bölgedeki en büyük orduyla ABD liderliğindeki IŞİD karşıtı koalisyonun dostu-[115] ABD liderliğindeki koalisyonun IŞİD’e karşı, Kobani’de düzenlediği hava saldırılarına aktif olarak katılmadı ve soykırım tehdidi altında olan Kürtlere hiçbir şekilde yardım etmedi. Türkiye, Kobani’nin savunucularına yardımdan, onların da PKK’nın bir kolu olduğunu iddia ederek, istikrarlı bir biçimde kaçındı.[116]

Diğer taraftan, IŞİD’in saldırılarını sonlandırabilecek her türlü girişimi engelleyerek, Türkiye Kobani’nin düşüşünü memnuniyetle karşılayacak gibi görüntü sergilemiştir. Örneğin, Türkiye ABD’nin, Kobani’den yalnızca bir kaç yüz mil uzaklıkta bulunan İncirlik’teki[117] hava üssünü, IŞİD mevzilerine karşı yapılan hava saldırısında kullanma talebini reddetmiştir. Dahası, Ankara insani yardım koridoruna, Kürtlerden ve uluslararası toplumdan gelen isteklere rağmen izin vermemiştir.[118] Bunlara ek olarak, Türkiye Türkiye’deki Kürtlere ya da Suriyeli Kürtlere IŞİD’e karşı savaşmak için sınırı geçme izni vermemiştir. Kobani’deki kadın komutanlardan Meysa Abdo, Türkiye’nin Kuzey Suriye’deki diğer Kürt bölgelerden savaşçılara bile, bazı zırhlı araçlarını ve antitank füzelerini nakletmek için izin vermediğini yazdı.[119] Ankara, IŞİD’in takviye, silah ve mühimmat akışına tolerans gösterirken, yardımın Kürtlere ulaşmasına izin vermeyerek, en azından IŞİD’in şehri elinde tutmasını tercih ettiğinin, herhangi bir şeyi Kürtlere yeğlediğinin sinyalini verdi[120] ve bunun için IŞİD’in Kuzey Suriye’deki Kürtlere yapmakta olduğu etnik temizliğe tepkisi ölü sessizliği oldu.

Türkiye’nin sınırındaki güçlü bir aşırı grubun, Türk hükümetini dinden çıkmış olarak etiketlediği kritik bir anda bile Türkiye’nin Kürdofobisi, Türkiye’nin iç ve dış politika seçimlerini şekillendirmektedir ve yine de Kürtleri ve Suriye’deki Kürt hareketlerini birincil tehdit olarak algılamaktadır. Ankara Kürt militanlığı ya da Kuzey Suriye’deki fiili Kürt konfederasyonlarının ve onların PKK ile bağlantılarının kökünü kurutmaya o kadar odaklanmıştır ki Kobani’deki Kürtlere karşı yapılmak üzere olan etnik temizliği kucaklamakta tereddüt etmemiştir.

Carnegie’den öğretim üyesi Bayram Balcı, Türkiye’nin Kürtlere karşı yapılan IŞİD saldırıları ile ilgili rahatlığı, Ankara’nın Suriye’deki krizin uzaması ile ilgili korkularını sergilediğini ve Kürtler için daha güçlü bir rol oluşmasının Türkiye’nin güvenlik çıkarları içinde olmayacağını belirtti.[121] Kısacası, Türkiye hâlâ herhangi bir Kürt kazanımına karşı, Kürdofobisi sebebiyle son derece temkinli kalmaktadır çünkü Ankara’ya göre herhangi bir Kürt kazanımı Türkiye’yi ve onun toprak bütünlüğünü tehlikeye sokabilir.

Türk Hükümeti’nin IŞİD vahşeti ile yüz yüze olan Kürtlere karşı tutumu, bu cihatçı grupları desteklediği ve IŞİD’in Kobani’deki Kürtlere karşı yaptığı soykırım girişimlerini memnuniyetle karşıladığına dair şüphe uyandırdı; bu nedenle Türkiye’deki Kürtler arasında öfkeyi ortaya çıkarttı ve uluslararası baskıyı çoğalttı. Kürtlerin öfkesi, Türkiye’nin güney doğusunda ve bazı büyük şehirlerde 6 Ekim’den 12 Ekim’e kadar karışıklığa yol açtı. Ankara’nın Kürt vatandaşlarının yardım taleplerini temin etmek yerine, üzerlerine sert müdahalelerle gitmesi protestolar sırasında kırktan fazla Kürt vatandaşın ölümü ile sonuçlandı. Cezaevindeki PKK lideri Abdullah Öcalan, eğer Kobani düşerse barış sürecinin -30 yıldan beri süren, 40.000 can alan Türk-PKK savaşının en ciddi barış çabasının- bittiğini ilan edeceğini belirtti. Türk Hükümeti’nin Kobani’ye yönelik politikaları Ankara’ya hem Kürt nüfusundan hem de batıdan çıkışmalara yol açtı.

Kürtlerin öfkesinin ve Türkiye’nin eylemsizliğine karşı uluslararası sabrın azaldığının farkına varan Ankara, 22 Ekim 2014’de Kuzey Irak’taki KRG’den 155 ağır silahlı peşmerge gücünün ve bazı Özgür Suriye Ordusu Kızıl Tugaylarının Kobani’ye geçişine izin vermeye karar verdi.[122] ABD peşmerge konuşlanmasını olumlu karşıladı. Türkiye’ye teşekkür eden, ABD Dışişleri Bakanlığı temsilcisi Jen Psaki Thanking Turkey, Jen Psaki, “IŞİD’i geriletmek ve en nihayetinde yenmek” için Kobani’deki güçleri desteklemek açısından Türkiye’nin sürdürülebilir bir yolda çalıştığını söyledi.[123] Türkiye’deki ve Suriye’deki Kürtler peşmerge birliklerinin varışını sevinçle karşıladı. Salih Muslim varışlarını “tarihi bir an” olarak tanımladı.[124] Peşmergenin ağır silahlarla ve Özgür Suriye Ordusu’nun desteklerinin gelişi Kobani’deki Kürt savaşçıların moralini yükseltti, güç dengesini kaydırdı, dolayısıyla Kürt güçlerinin IŞİD’in askeri üslerine saldırıya geçmelerine öncülük etti.

Kobani’de neredeyse beş ay süren yoğun çatışmaların arından, Kürt savaşçılar, koalisyonun IŞİD mevzilerine yaptığı hava harekatlarının yardımıyla IŞİD kuşatmasını bastırdı ve ortaya çıkmakta olan soykırımı önledi. 26 Ocak 2015’de Kobani’nin kurtuluşunu tüm dünyaya duyurdular. Kobani’nin bildirilen Dışişleri Bakanı Vekili Idriss Nassan “Kontrol YPG’de” açıklamasını yaptı.[125] Kobani’nin kurtuluşu bütün Kürtler arasında coşku yarattı ve kutlamaları sokağa taşıdı. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de binlerce Kürt Kobani’nin kurtuluşunu kutladı.[126] 30 Ocak 2015’de IŞİD, savaşçılarının Kobani’den geri çekildiğini kabul eden görüntüler yayınladı.[127]

Sonuç

Ankara’nın kendi Kürtleri ile yaşadığı tarihi tecrübeleri ve köklü tarihe sahip Kürdofobisi; herhangi bir Kürt kazanımının, eninde sonunda Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmezliğine, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne dehşet verici bir zorluk çıkartacağı korkusunu oluşturmaktadır. Bu nedenle, Türkiye Kürt vatandaşlarına zulmetmiştir ve Irak’ta, İran’da ve Suriye’de, bu komşu ülkelerde Kürtlerin güçlenmesinin Türkiye’deki Kürtlere daha büyük derecelerde bağımsızlığı elde etmeleri için ilham vereceği ve bağımsız bir Kürt devleti için şevki tesis edeceği korkusuyla Kürtlerin herhangi bir kazanımının önüne geçmek için çalışmıştır. Bu nedenle, Türkiye dış politikası dünyada, özellikle de Kürt aktivitelerinin son yıllarda daha görünür hale geldiği Avrupa ve Amerika Birleşik Devletlerinde, herhangi bir Kürt aktivitesini engellemeyi öncelik haline getirmiştir. Yani, Türkiye’nin Kürdofobisi, Ankara’nın iç ve dış politika önceliklerini etkin bir şekilde şekillendirmiştir.

Türkiye’nin Kürdofobisi son dönemlerde, IŞİD’in Kürtlere karşı etnik temizlik yapmaya ant içtiği Kobani’de kendini göstermiştir. Amerika Birleşik Devletlerinin, Avrupa Birliği ya da Birleşmiş Milletler gibi uluslararası organların ve Kürtlerin, Kobani’deki soykırım tehdidini engellemek için gerekli adımları atması için Türkiye’ye çağrı yapmalarına karşın, Ankara bu çağrılara önem vermekte başarısız olmuştur. Bunun yerine Türkiye’nin eylemleri, Ankara’nın IŞİD’in ağır saldırılarını hoş karşıladığını ve Kürt sivillere karşı gelişen soykırımı kale almadığını kanıtlamıştır. Suriye’deki Kürtlerin yarı-özerkliklerini daha büyük bir tehdit olarak görerek, Ankara IŞİD’in Kuzey Suriye’deki Kürt yarı-özerk yapıların kökünü kurutma girişimlerinden ve Kürtlerin kontrolündeki alanlarda egemen olmalarından hoşnut görünmüştür. Ankara’nın eylemleri böylece Türkiye’nin IŞİD’in Kürt Kobani‘ye saldırılarına dehşet verici şekilde razı olduğunu yansıtmıştır. Ankara IŞİD’e engel olmak için arayışa girmedi ama Kürtlere karşı saldırılara razı oldu ve aktif olarak Kobani’yi savunanlara, IŞİD’in kuşatmasına karşı gelmeleri için yapılan yardımları engelledi, bu tedbirler neredeyse Kürt soykırımını yanlarında getiriyordu. IŞİD savaşçıları, kuşattıkları, Kürt sivillerin iskan ettiği son alanları işgal etmek üzereyken, Kobani’deki Kürt savunmacılar ve kapana kısılmış siviller katledilmenin eşiğindeydiler. Uluslararası koalisyonun IŞİD’e saldırıları ve Kürt Peşmerge’den gelen destek olmasaydı, Kobani’de Kürt soykırımı kaçınılmaz olurdu.

Ankara’nın, Kürdofobisi tarafından şekillendirilmiş Kobani’ye yönelik politikaları uluslararası saygınlığını, batının dürüst bir müttefiki olarak itibarını, ve uluslararası insan hakları belgelerinden ve BM Soykırım Konvansiyonu’nda belirtilen soykırım tehditlerini önlemekten doğan uluslararası mükellefiyetlerine bağlılığı zedelemiştir. Dahası, bütün Dünya’daki Kürtlerde muazzam bir öfke uyandırmıştır. Birçokları Kürtlerin kanının dökülmesinden memnun olduğunu düşünmektedir ve Türkiye’deki Kürt topluluğu Türk hükümetinden kendisini uzaklaştırmaya başlamıştır. Sonuç olarak, Ankara büyük Kürt gruplarının Türkiye’ye karşı bilenmesinde başarılı olmuştur. Bunun yerine, Kobani’deki Kürtlere uygulanmak üzere olan soykırımı engellemek üzere eylemlerde bulunsaydı, Kürt azınlığının kalplerini kazanabilirdi. Bu yaklaşım Türkiye’deki Kürtler ve Türk Devleti arasında, Ankara ve PKK arasındaki barış sürecini güçlendirebilecek bir seviyede güven kurabilirdi. Türkiye’deki Kürtler için, toplumsal haklarına saygı duyan, adil bir konum arayışına girerek, Türkiye, derinlere kök salmış Türkiye’deki Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğüne ve bölünmezliğine varoluşsal bir zorluk teşkil etmesi iddiasını reddetme imkanına sahip olabilirdi. Bu ancak Türkler tarafından, doymak bilmez Kürdofobisinin ve onun Kürtleri haklarından mahrum ederek ters tepen politikalarının reddedilmesi ile Türkiye ebedi barışını elde edebilir.

Hüseyin Tunç, MA, Columbia University, New York

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Tunç, H. (Temmuz, 2015), “Kürt Soykırımının Bir Öncüsü Olarak Türkiye’deki Kürdofobi: Kobani Örneği”, Cilt IV, Sayı 7, s.71-99, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey), Londra: Research Turkey (http://researchturkey.org/?p=9519&lang=tr)

Son Notlar

[1] United Nations (UN) Human Rights Council, Situation of Human Rights in the Syrian Arab Republic (Suriye Arap Cumhuriyeti’nde İnsan Haklarının Durumu), A/HRC/S-17/1(23 Ağustos 2011). [Erişim tarihi 29 Ocak 2015], Şuradan ulaşılabilir: http://www.ohchr.org

2 UN General Assembly, Human Rights Council, Report of the independent international commission of inquiry on the Syrian Arab Republic, (Suriye Arap Cumhuriyeti’ne İlişkin Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu Raporu) A/HRC/27/60 (13 Ağustos 2014), [Erişim tarihi 29 Ocak 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.ohchr.org

[3] Gizli rapor için, bakınız: A Report into the incredibility of certain evidence with regard to Torture and Execution of Persons Incarcerated by the current Syrian regime. (Suriye rejimi tarafından hapsedilmiş kişilere yapılan işkence ve infazlara yönelik bazı kanıtların güvenilebilirliğine ilişkin rapor) [Erişim tarihi 29 Ocak 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://static.guim.co.uk/ni/1390226674736/syria-report-execution-tort.pdf

[4] UN General Assembly, Implementation of the Convention on the Prohibition of the Development, Production, Stockpiling, and Use of Chemical Weapons and Their Destruction, (Kimyasal Silahların Geliştirilmesi, Üretimi, Depolanması ve Kullanımının Yasaklanmasına ve İmha Edilmelerine İlişkin Kararın Uygulanması) (A/RES/68/45 (10 Aralık 2013). [Erişim tarihi  29 Ocak 2015], Şuradan ulaşılabilir: http://www.un.org

[5] France24, France regrets US backpedalling on Syrian air strikes (Fransa ABD’nin Suriye hava saldırılarına ilişkin geri adım atmasını esefle karşılıyor)  (14 Mayıs 2014). [Erişim tarihi 29 Ocak 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.france24.com/en/20140513-france-regrets-lack-usa-air-strikes-syria-laurent-fabius/

[6] Chulov, M. (6 Mart 2014). Sarin gas in attack on Syrian civilians, probably government’s, says UN. (Birleşmiş Milletler Suriye’de sivillere yönelik sarin gazı saldırısının muhtemelen hükümet tarafından gerçekleştirildiğini söylüyor) The Guardian. [Erişim tarihi 20 Aralık 2015?], Şuradan ulaşılabilr: http://www.theguardian.com/world/2014/mar/06/sarin-gas-attack-civilians-syria-government-un

[7] UN General Assembly, Human Rights Council, the Commission Report (Komisyon Raporu), age.

[8] Human Rights Watch (Ekim 2013), You Can Still See Their Blood. (Hâlâ Kanlarını Görebilirsiniz) New York, NY: Human Rights Watch.  [Erişim tarihi 29 Ocak 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.hrw.org/sites/default/files/reports/syria1013_ForUpload.pdf

[9] UN General Assembly, Human Rights Council, Report of the independent international commission of inquiry on the Syrian Arab Republic, (Suriye Arap Cumhuriyeti’ne İlişkin Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu Raporu) A/HRC/24/46 (16 Ağustos 2013), [Erişim tarihi 29 Ocak 2015], Şuradan ulaşılabilir: http://www.ohchr.org

[10] Syrian Observatory for Human Rights, More than 300000 people killed since the beginning of the Syrian Revolution (Suriye Devrimi’nin başlangıcından itibaren 300.000’den fazla insan öldürüldü) (2 Aralık 2014). [Erişim tarihi 29 Ocak 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://syriahr.com/en/2014/12/more-that-300000-people-killed-since-the-beginning-of-the-syrian-revolution/

[11] UNHCR, Global Appeal 2015 Update; Syrian Arab Republic, (Küresel Çağrı 2015 Güncellemesi; Suriye Arap Cumhuriyeti) [Erişim tarihi 29 Ocak 2015], Şuradan ulaşılabilir: http://www.unhcr.org/5461e60716.html

[12] UNHCR, Syria Regional Refugee Response (Suriye Bölgesel Mülteci Sorumluluğu) (29 Ocak 2015), [Erişim tarihi 29 Ocak 2015], Şuradan ulaşılabilir: http://data.unhcr.org/syrianrefugees/regional.php

[13] Sharara SL, Kanj SS (2014) War and Infectious Diseases: Challenges of the Syrian Civil War. (Savaş ve Bulaşıcı Hastalıklar: Suriye İç Savaşı’nın Zorlukları) PLoS Pathog 10(11): e1004438. Doi: 10.1371/journal.ppat.1004438

[14] Duval, J. (2014). Humanitarian consequences of the Syrian civil war, (Suriye iç savaşının insani sonuçları) The Washington Report on Middle East Affairs, 33(8), 53.

[15] Phillips, D. (2009). From Bullets to Ballots: Violent Muslim Movements in Transition. (Kurşunlardan Oy Pusulalarına: Şiddet İçeren Müslüman Hareketlerinin Dönüşümü) New Brunswick, N.J.: Transaction. s.130

[16] Kibaroğlu, M., & Kibaroğlu, A. (2009). Global Security Watch–Turkey: a Reference Handbook. (Küresel Güvenlik Raporu — Türkiye: Bir Referans El Kitabı) Westport, CT: Greenwood Publishing Group. s.73

[17] Tisdall, S. (19 Ekim 2012). Turkey calls on major powers to intervene in Syria. (Türkiye büyük güçleri Suriye’ye müdahaleye çağırıyor.) The Guardian. [Erişim tarihi 24 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.theguardian.com/world/2012/oct/19/turkey-britain-us-intervene-syria

[18] Cockburn, P. (2014). Whose side is Turkey on? (Türkiye kimin tarafında?) London Review of Books, 36(21), 8-10. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir: http://www.lrb.co.uk/v36/n21/patrick-cockburn/whose-side-is-turkey-on

[19] Harvard Institute of Politics, John F. Kennedy Jr. Forum (2 Ekim 2014). Vice President Biden to Deliver Remarks on Foreign Policy [Motion picture]. (Başkan Yardımcısı Biden Dış Politika Üzerince Görüş Bildirecek) [Video] [Erişim tarihi 29 Ocak 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://forum.iop.harvard.edu/content/vice-president-biden-deliver-remarks-foreign-policy

[20] Gunter, M. (1997). The Kurds and the future of Turkey. (Kürtler ve Türkiye’nin Geleceği) New York: St. Martin’s Press. s.5

[21] Kirişci, K. (2004). The Kurdish Question and Turkish Foreign Policy. (Kürt Sorunu ve Türk Dış Politikası) In Martin, L. G. & Keridis, D. (Eds.). The Future of Turkish Foreign Policy (Türk Dış Politikasının Geleceği) (s. 273-310). Cambridge, Mass.: MIT Press. s.278

[22] Poulton, H. (1997). Top hat, grey wolf, and crescent: Turkish nationalism and the Turkish Republic. (Fötr şapka, bozkurt ve hilal: Türk milliyetçiliği ve Türkiye Cumhuriyeti) New York, N.Y.: New York University Press. Chapter 7: The Kurds: Repression and Rebellion (Bölüm 7: Kürtler: Baskı ve İsyan)

[23] Kirişci, K. (2004). Age. s.275

[24] Age. s. 280

[25] Age. s. 291

[26] Barkey, H. (2010). Turkey’s new engagement in Iraq embracing Iraqi Kurdistan. (Irak Kürdistan’ını Kabul eden Türkiye’nin Irak’taki yeni ajandası.) Washington, DC: U.S. Institute of Peace.

[27] Publications, U. (2003). Turkey: Foreign policy and government guide. (Türkiye: Dış politika ve hükümet kılavuzu.) Washington, DC: International Business Publications, USA. s.135

[28] Stratfor Global Intelligence (11 Haziran 2012), Turkey’s Energy Plans with Iraq’s Kurdish Region.(Türkiye’nin Irak Kürt Bölgesi’yle İlgili Enerji Planları.) [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir: https://www.stratfor.com/analysis

[29] The Grand National Assembly of Turkey, Constitution of the Republic of Turkey (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası) (23 Temmuz 1995’te değiştirilmiş şekliyle; Kanun No. 4121). 3. Bölüme bakınız. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://global.tbmm.gov.tr/docs/constitution_en.pdf

[30] Age. Bölüm 4

[31] Age. Bölüm 5

[32] Age. Önsöz.

[33] Roshwald, A. (2001). Ethnic nationalism and the fall of empires central Europe, Russia and the Middle East, 1914-1923. (Etnik milliyetçilik ve Orta Avrupa, Rusya ve Orta doğu’da imparatorlukların düşüşü, 1914-1923.) London: Routledge.

[34] M. Hakan Yavuz (1998) A preamble to the Kurdish question: the politics of Kurdish identity, (Kürt sorununa giriş: Kürt kimliği politikaları) Journal of Muslim Minority Affairs, 18:1, 9-18, DOI: 10.1080/13602009808716390

[35] Gunter, M. (1997). The Kurds and the future of Turkey. (Kürtler ve Türkiye’nin geleceği) New York: St. Martin’s Press. s.43

[36] Bruinessen , M. v. (1992). Kurdish society, nationalism and ethnicity, refugee problems. (Kürt toplumu, milliyetçilik ve etnisite, mülteci sorunları.) In P. Kreyenbroek, & S. Speri, The Kurds: A Contemporary Overview (Kürtler: Çağdaş Bir Bakış) (s. 26-52). London: Routledge. s.51

[37] Kürt isyanlarının detaylı açıklaması için: McDowall, D. (1996). A Modern History of the Kurds. (Kürtlerin Modern Tarihi) London: I.B. Tauris and Olson, R. (2000). The Kurdish rebellions of Sheikh Said (1925), Mt. Ararat (1930), and Dersim (1937-8): Their impact on the development of the Turkish Air Force and on Kurdish and Turkish nationalism. (Şeyh Sait Kürt İsyanları (1925), Ağrı Dağı (1930) ve Dersim (1937-8): Türk Hava Kuvvetleri’nin ve Kürt ve Türk milliyetçiliğinin gelişmesi üzerine etkileri) Welt des Islams, 40(1), 67-94.

[38] Ziadeh , R. (2009 ). The Kurds in Syria: Feuling Separatist Movements in the Region? (Suriye’deki Kürtler: Bölgedeki Ayrılıkçı Hareketleri mi Besliyorlar?) Washinton, DC: United States Institute of Peace. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir: http://www.usip.org/sites/default/files/kurdsinsyria.pdf

[39] Age.

[40] Tejel, J. (2009 ). Syria’s Kurds: History, politics and society. (Suriye Kürtleri: Tarih, politika ve toplum.) (E. Welle, & J. Welle, Trans.) New York : Routledge. s.62

[41] Yildiz, K. (2005). Kurds in Syria: The Forgotten People. (Suriye’deki Kürtler: Unutulmuş İnsanlar.) London, GBR: Pluto Press. s.41-42

[42] Human Rights Watch (Kasım 2009), Group denial: Repression of Kurdish political and cultural rights in Syria. (Toplu inkar: Suriye’deki Kürtlerin siyasi ve kültürel haklarının baskılanması.) New York, NY: Human Rights Watch. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.hrw.org/sites/default/files/reports/syria1109webwcover_0.pdf

[43] Brandon, J. (21 Şubat 2007). The PKK and the Syria’s Kurds. Terrorism Monitor. (PKK ve Suriye Kürtleri) Washington DC: The Jamestown Foundation, 5 (3). [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.jamestown.org/single/?tx_ttnews%5Btt_news%5D=1014#.VTpfeUIV56k

[44] Human Rights Watch (Kasım 2009), age.

[45] Fielding-Smith, A. (2011). Syrian Kurds embark on measured defiance. (Suriye Kürtleri ölçülü isyanı benimsiyor.)  Financial Times. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.ft.com/intl/cms/s/0/ceaec44e-c694-11e0-bb50-00144feabdc0.html#axzz3YEywwO1I

[46] Esad’sız çözümde iki milyon Alevi ölür (A solution without Assad means the death of two million Alevis) (26 Ekim 2013). Taraf. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://arsiv.taraf.com.tr/haber-yazdir-137874.html

[47] Caves, J. (6 Aralık 2012). Backgrounder.(Bilgi notu) Institute for the Study of War. 16 Ocak 2015, Alıntılandığı yer: http://www.understandingwar.org/sites/default/files/Backgrounder_SyrianKurds.pdf

[48] A Statement on the declaration of the interim joint administration in Kurdish region in Syria (Suriye’deki Kürt bölgesinde geçici ortak yönetimin ilanıyla ilgili açıklama)  (16 Kasım 2013). Democratic Union Party (PYD). [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.pydrojava.net/en/index.php/pyd-statements/116-a-statement-by-the-executive-committee-of-the-democratic-union-party

[49] Lindemann, S. (2011). Ethnic exclusion and the puzzle of diverging conflict trajectories: a paired comparison of Kurds in Syria and Turkey. (Etnik dışlama ve ayrılıkçı çatışma rotaları: Suriye ve Türkiye’deki Kürtlerin ikili kıyaslaması) MMG Working Paper, (11-10). [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.mmg.mpg.de/de/publikationen/working-papers

[50] Yildiz, K. (2005). Age. s.24-25

[51] Zelin, Aaron Y. (Haziran 2014). The War between ISIS
and al-Qaeda for Supremacy of the Global Jihadist Movement
. (IŞİD ve El Kaide Arasında Küresel Cihatçı Hareket Üstünlüğü Savaşı) The Washington Institute for Near East Policy, No: 20. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.washingtoninstitute.org/uploads/Documents/pubs/ResearchNote_20_Zelin.pdf

[52] IŞİD’in gelişimi ile ilgili detaylı bilgi için, bakınız: Weiss, M., & Hassan, H. (2015). ISIS Inside the Army of Terror. (IŞİD Terör Ordusunun İç Yüzü) New York, N.Y.: Regan Arts.

[53] Bar, S. & Minzili, Y. (2006). The Zawahiri Letter and the Strategy of Al-Qaeda, Current Trends in Islamic Ideology, (İslamcı İdeolojide Son Trendler), 3 (133).

[54] Napoleoni, L. (2005). Insurgent Iraq: Al Zarqawi and the new generation. (İsyancı Irak: El Zerkavi ve yeni jenerasyon)  New York: Seven Stories Press. s.12

[55] Al-Tamimi, A. (2013). The Islamic State of Iraq and al-Sham. (Irak Şam İslam Devleti) Middle East Review of International Affairs (Online), 17(3), 19-44. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:http://www.rubincenter.org/wp-content/uploads/2013/12/Jawad-YA-au1-PDF.pdf

[56] Napoleoni, L. (2005). Age. s.9

[57] Zawahiri’s Letter to Zarqawi, Combatting Terrorism Center. (Terör Merkeziyle Savaşmak) [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

https://www.ctc.usma.edu/v2/wp-content/uploads/2013/10/Zawahiris-Letter-to-Zarqawi-Original.pdf

İngilizce tercümesi için:

https://www.ctc.usma.edu/posts/zawahiris-letter-to-zarqawi-english-translation-2

[58] Bar, S. & Minzili, Y. (2006). Age.

59 Institute for the Study of War. Washington, D.C., USA. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.understandingwar.org

[60] Weiss, M., & Hassan, H. (2015). ISIS Inside the Army of Terror. (IŞİD Terör Ordusunun İç Yüzü) New York, N.Y.: Regan Arts.

[61] Sciutto, J., Crawford, J., & Carter, C.H. (12 Eylül 2014). ISIS can muster between 20,000 and 31,500 fighters, CIA says, (CIA’ye göre IŞİD 20.000 ile 31.500 arası savaşçı toplayabilir) CNN. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.cnn.com/2014/09/11/world/meast/isis-syria-iraq/

[62] Carter Joseph A., Maher S., & Neuman, Peter. R. (2014). Measuring Importance and Influence in Syrian Foreign Fighters Networks.(Suriye Yabancı Savaşçı İletişim Ağlarındaki Önem ve Etkinin Ölçülmesi) ICSR. London: ICSR Publications. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://icsr.info/wp-content/uploads/2014/04/ICSR-Report-Greenbirds-Measuring-Importance-and-Infleunce-in-Syrian-Foreign-Fighter-Networks.pdf

[63] Barrett, R. (Haziran 2014). Foreign Fighters in Syria. (Suriye’deki Yabancı Savaşçılar) The Soufan Group. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir: http://soufangroup.com/wp-content/uploads/2014/06/TSG-Foreign-Fighters-in-Syria.pdf

[64] Walsh M. (12 Eylül 2014). ISIS can muster 20,000 and 31,500 fighters, triple previous estimates: CIA (CIA’in tahminine göre IŞİD önceki tahminleri üçe katlayarak 20.000 ile 31.500 arası savaşçı toplayabilir) NYDailyNews. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.nydailynews.com/news/world/isis-muster-20-000-31-500-fighters-triple-previous-estimates-cia-article-1.1937563

[65] Carter Joseph A., Maher S., & Neuman, Peter. R. (2014). Age.

[66] United Nations General Assembly, Human Rights Council, Age.

[67] Insurgents Declare War on Syria’s Kurds (İsyancılar Suriye Kürtlerine Savaş İlan Etti) (27 Mayıs 2013). SyriaReport. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir: http://www.syriareport.net

Resmi beyanı Arapça olarak şuradan görebilirsiniz:

http://syriareport.net/wp-content/uploads/2013/05/statement.jpg

[68] How the Islamic State was halted in Kobani (İslam Devleti Kobani’de nasıl durduruldu) (29 Ocak 2015), Syrian Observatory for Human Rights. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.syriahr.com/en/2015/01/how-the-islamic-state-was-halted-in-kobani/

[69] Cockburn, P. (18 Eylül 2014). Islamic State: The world cares nothing for Syrian city under ISIS siege. (İslam Devleti: Dünya IŞİD kuşatması altındaki Suriye şehrini umursamıyor.) The Independent. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.independent.co.uk/voices/comment/islamic-state-the-world-cares-nothing-for-syrian-city-under-isis-siege-9742165.html

[70] How the Islamic State was halted in Kobani (İslam Devleti Kobani’de nasıl durduruldu?) (29 Ocak 2015). Age.

[71] Kobane IS’s offensive (IŞİD’in Kobani, Suriye Saldırıları Syria) (27 Ocak 2015). Agathocle de Syracuse.  [Erişim tarihi 23 Şubat 2015]. Şuradan ulaşılabilir:

http://www.agathocledesyracuse.com/archives/52

[72] Abdo, M. (28 Ekim 2014). A Town Shouldn’t Fight the Islamic State Alone; Turkey’s Obstruction of Kobani’s Battle Against ISIS. (İslam Devleti’ne Karşı Tek Başına Savaşmaması Gereken Bir Kasaba; Türkiye’nin Kobani’nin IŞİD’e Karşı Savaşındaki Engellemeleri) The New York Times. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.nytimes.com/2014/10/29/opinion/turkeys-obstruction-of-kobanis-battle-against-isis.html?_r=0

[73] How the Islamic State was halted in Kobani (İslam Devleti Kobani’de nasıl durduruldu?) (29 Ocak 2015). Age.

[74] Butler, D. (24 Eylül 2014) Number of Syrian Refugees Streaming into Turkey Rises to 150,000 (Türkiye’ye Geçmekte Olan Suriye’li Mültecilerin Sayısı 150.000’e çıktı). The World Post. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.huffingtonpost.com/2014/09/23/syria-refugees-turkey_n_5870818.html

[75] Growing number of Syrian refugees from Kobane seek safety in northern Iraq, eastern Syria (Kobani’den gelen Suriye’li mülteciler Kuzey Irak ve Doğu Suriye’de güvenlik arayışında) (Ekim 10, 2014). Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği UNHCR-The UN Refugee Agency.  [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.unhcr.org

[76] Kobane Defense Minister Ismet Sheikh Hasan Warns About a Massacre in Kobani (Kobani Savunma Bakanı Ismet Sheikh Hasan Kobani’deki Katliam Hakkında Uyarıyor) (2 Ekim 2014) Mutlu Civiroğlu’nun kişisel websitesi. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://civiroglu.net/2014/10/02/kobane-defense-minister-ismet-hasan-warns-about-a-massacre-in-kobani/

[77] Butler, D. (Eylül 20, 2014). About 60,000 Syrian Kurds flee to Turkey from Islamic State advance (60.000 Kadar Suriyeli Kürt İslam Devleti ilerleyişinden Türkiye’ye kaçtı) . Reuter. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.reuters.com/article/2014/09/20/us-syria-crisis-turkey-kurds-idUSKBN0HF05I20140920

[78] Pandey, A. (Ekim 7, 2014). ISIS Flag Unfurled in Kobani as Militants Seize Control of Eastern Districts (Militanların Doğu muhitlerde kontrolü ele geçirmesiyle Kobani’de IŞİD Bayrağı Açıldı). International Business Times. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.ibtimes.com/isis-flag-unfurled-kobane-militants-seize-control-eastern-districts-1700234

[79] Age.

[80] Bolstered by US-led airstrikes, Kurds fight pitched battles against militants in Syrian town (ABD liderliğindeki hava saldırıları destekli Kürtler, Suriye kasabasında militanlara karşı meydan savaşı veriyor) (15 Ekim, 2014). Syrian Observatory for Human Rights. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.syriahr.com/en/2014/10/bolstered-by-us-led-airstrikes-kurds-fight-pitched-battles-against-militants-in-syrian-town/

[81] Kobane Defense Minister Ismet Sheikh Hasan Warns About a Massacre in Kobani (Kobani Savunma Bakanı Ismet Sheikh Hasan Kobani’deki Katliam Hakkında Uyarıyor). (2 Ekim 2014). Age.

[82]As ISIL advances on Syrian town, UN envoy urges international action to avoid massacre (Suriye kasabasındaki IŞİD ilerleyişi sebebiyle BM temsilcisi katlimaı önlemek için uluslararası eylem çağrısında bulundu). (10 Ekim 2014). UN News Centre. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.un.org/apps/news/story.asp?NewsID=49052#.VTqhL0IV56k

[83] Syrian Kurdish leader calls for US airstrikes around Kobani (Suriyeli Kürt lider Kobani çevresindeki ABD hava saldırıları için çağrıda bulundu). (27 Eylül 2014). EKurd Daily [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Syrian Kurdish leader calls for US airstrikes around Kobani

http://www.ekurd.net/mismas/articles/misc2014/9/syriakurd1388.htm

[84] An appeal to the European Union and the world public opinion (Partiya Yekîtiya Demokrat (PYD), Avrupa Birliği’ne ve dünya kamuoyuna çağrı) (9 Ekim 2013). [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.pydrojava.net/en/index.php/pyd-statements/11-an-appeal-to-the-european-union-and-the-world-public-opinion

[85] Salih Muslim: Whoever is going to act should act now (Salih Muslum: “Her kim ki harekete geçecekse, şu an geçmeli”). (6 Ekim 2014). Firat News.

[Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://en.firatajans.com/news/salih-muslim-whoever-is-going-to-act-should-act-now

[86] EUTCC thanks for global solidarity with Kobanê (AB Türkiye Sivil Komisyonu Küresel ölçekte Kobani ile dayanışma için teşekkür etti.) (3 Kasım 2014). Firat News. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://en.firatajans.com/news/eutcc-thanks-for-global-solidarity-with-kobane

[87] Urgent Call for Action: Global Rally Against ISIS-For Kobanê- for Humanity! (Acil Eylem Çağrısı: IŞİD’e karşı Kobani için -insanlık için- küresel yardım kampanyası) (1 Kasım 2014).

[Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://frednu.se/wp-content/uploads/2014/10/GLOBAL-RALLY-CALL.pdf

[88] Prevent massacre of civilians in Kobani: Ban Ki-moon (Kobani’deki sivillerin katliamını engelleyin: Ban Ki-moon) (12 Ekim 2014). Press TV [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.presstv.com/detail/2014/10/12/382012/un-urges-prevention-of-kobani-massacre/

[89] U.S. and allied warplanes hit IS gatherings in Ayn al- Arab (ABD ve müttefik savaş uçakları Ayn al- Arab’daki IŞİD mevzilerini vurdu) (1 Ekim 2014). Syrian Observatory for Human Rights. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.syriahr.com/en/2014/10/u-s-and-allied-warplanes-hit-is-gatherings-in-ayn-al-arab/

[90] Schmitt, E. (20 Ekim 2014). U.S. Airdrops Weapons and Supplies to Kurds Fighting in Kobani (ABD, Kobani’de savaşan Kürtlere havadan Silah ve Destek Bıraktı). The New York Times. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015],

http://www.nytimes.com/2014/10/20/world/middleeast/us-airdrops-weapons-and-supplies-to-kurds-fighting-in-kobani.html

[91]Age.

[92] Zalewski, P. (2 Kasım 2014). Contentious Kurds: Is Turkey Right to Fear the PKK in Kobani?Kavgacı Kürtler: Türkiye’nin Kobani’deki PKK’dan korkmaya hakkı var mı? Foreign Affairs. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.foreignaffairs.com/articles/142328/piotr-zalewski/contentious-kurds

[93] Cronk, T. M. (12 Ekim 2014). Dempsey Expresses Concern Kobani Could Fall to ISIL (Dempsey Kobani’nin IŞİD’in eline düşmesine dair çekinceleri ifade etti) . U.S. Department of Defense News. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015],

http://www.defense.gov/news/newsarticle.aspx?id=123395

[94] Islamic State crisis: New air strikes in Syria and Iraq (İslam Devleti krizi: Irak ve Suriye’de yeni hava saldırıları) (24 Eylül 2014). BBC Middle East.

[Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.bbc.com/news/world-middle-east-29341111

[95] ISIL continues to close in on Kobani after Turkey approves motion (IŞİD Kobani’deki kuşatmaya Türkiye’nin harekete onay vermesinin ardından devam ediyor) (3 Ekim 2014). Today’s Zaman.

[Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.todayszaman.com/anasayfa_isil-continues-to-close-in-on-kobani-after-turkey-approves-motion_360649.html

[96] Friedman, Thomas L. (11 Kasım 2014). Freud and the Middle East (Freud ve Orta Doğu). The New York Times. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.nytimes.com/2014/11/12/opinion/freud-and-the-middle-east.html

[97] Haber Vakti (7 Ekim 2014). Erdoğan: Kobani Düştü Düşüyor’ [Vıdeo]. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

https://www.youtube.com/watch?v=iDZc3kvSMrk’

[98] IŞİD iyi ki varsın, Allah kurşununu azaltmasın (4 Ekim 2014). Oda TV. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://odatv.com/n.php?n=isid-iyi-ki-varsin-allah-kursununu-azaltmasin-0410141200

[99] Erdoğan: “Neden varsa yoksa Kobani?” (31 Ekim 2014). Ihlas Haber Ajansi. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015, Şuradan ulaşılabilir:

http://www.iha.com.tr/webtv-erdogan-neden-varsa-yoksa-kobani-2030/ ‘den erişilebilir.

[100] Beki, A. (25 Ocak 2015). Erdoğan: ‘Kuzey Suriye’ istemeyiz. Hürriyet. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/28056851.asp

[101] Tezkereye bir yıllık uzatmaya TBMM izni. (2 Ekim 2014). Karar No: 1071. Resmi Gazete. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2014/10/20141002M1-1.pdf

[102] 297 Kabul 100 Ret (3 Ekim 2014). Milliyet. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.milliyet.com.tr/297-kabul-100-ret/siyaset/detay/1949600/default.htm

[103] Age.

[104] Kozan, Ü. (19 Ekim 2014). Cumhurbaşkanı Erdoğan: “PYD bizim için PKK ile eştir”. Hürriyet. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/27413370.asp

[105] Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ile IŞİD ve Bölgesel Güvenliğe Dair: Recep Tayyip Erdoğan ile bir sohbet. (22 Eylül 2014). Council on Foreign Relations. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.cfr.org/turkey/turkish-president-erdogan-isis-regional-security/p33488

[106] Philips, D. L. (9 Kasım 2014). Research Paper: ISIS-Turkey List (Araştırma Tezi: IŞİD-Tükiye Dökümü). Huffington Post. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.huffingtonpost.com/david-l-phillips/research-paper-isis-turke_b_6128950.html

[107] Harvard Siyaset Enstitüsü. Harvard Institute of Politics, John F. Kennedy Jr. Forum (2 Ekim 2014). Age.

[108] Kılıçdaroğlu’ndan Davutoğlu’na Yanıt: “Belge mi istiyorsun, al sana belge” (15 Ekim 2014). Haber Türk. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.haberturk.com/gundem/haber/999337-kilicdaroglundan-davutogluna-yanit-belge-mi-istiyorsun-al-sana-belge

[109] Faiola, A. & Mekhennet, S. (12 Ağustos 2014). In Turkey, a late crackdown on Islamist fighters (Türkiye’de İslamcı savaşçılara geç önlem). The Washington Post. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.washingtonpost.com/world/how-turkey-became-the-shopping-mall-for-the-islamic-state/2014/08/12/5eff70bf-a38a-4334-9aa9-ae3fc1714c4b_story.html

[110] Hemşire, IŞİD’cileri tedavi etmekten bıktı (17 Eylül 2014). Taraf. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://arsiv.taraf.com.tr/haber-hemsire-isidcileri-tedavi-etmekten-bikti-163964/

[111] Miller, A. C. (22 Ekim 2014). Kurds Accuse Turkish Government of Supporting ISIS (Kürtler Türk Hükümeti’ni IŞİD’i Desteklemekle Suçluyor). Newsweek. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.newsweek.com/2014/10/31/kurds-accuse-turkish-government-supporting-isis-278776.html

[112] Demirtaş, Davutoğlu ile yaptığı görüşmeyi anlattı (1 Ekim 2014). Radikal. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.radikal.com.tr/politika/demirtas_davutoglu_ile_yaptigi_gorusmeyi_anlatti-1216132

[113] Miles, T. & Yackley, J. A. (10 Ekim 2014). U.N. says thousands likely to be massacred if jihadists take Kobani (BM: Binlerce insan, eğer cihadçılar Kobani’yi alırsa katledilmek üzereler). Reuters. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.reuters.com/article/2014/10/10/us-mideast-crisis-idUSKCN0HX0XF20141010

[114] Avrupa Birliği Konseyi (20 Ekim 2014). Konsey Toplantısı: Dış İlişkiler[Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.consilium.europa.eu/uedocs/cms_data/docs/pressdata/EN/foraff/145218.pdf

[115] Drennan, J. (12 Kasım 2014). Who Has Contributed What in the Coalition Against the Islamic State? (İslam Devleti’ne Karşı Koalisyonda Kim Neye Katkı Sağladı?) Foreign Policy. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://foreignpolicy.com/2014/11/12/who-has-contributed-what-in-the-coalition-against-the-islamic-state/

[116] President Erdoğan says PYD ‘no different than PKK’ for Turkey (Cumhurbaşkanı Erdoğan: “PYD bizim için PKK ile eşittir”). (19 Ekim 2014). Hurriyet Daily News. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.hurriyetdailynews.com/president-erdogan-says-pyd-no-different-than-pkk-for-turkey.aspx?pageID=238&nID=73172&NewsCatID=338

[117] Ankara denies reaching agreement on İncirlik with US (Ankara İncirlik konusunda ABD ile anlaşmaya varmayı reddediyor) (13 Ekim 2014). Today’s Zaman. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.todayszaman.com/anasayfa_ankara-denies-reaching-agreement-on-incirlik-with-us_361462.html

[118] Calls for a ‘humanitarian corridor’ between Turkey and besieged Kobani (Kuşatma altındaki Kobani ile türkiye arasında “insani yardım koridoru” çağrıları) (12 Ekim 2014). Euronews. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.euronews.com/2014/10/12/calls-for-a-humanitarian-corridor-between-turkey-and-besieged-kobani/

[119] Abdo, M. (28 Ekim 2014). Age.

[120] Cockburn, P. (2014). Whose side is Turkey on? (Türkiye kimin tarafında?) London Review of Books, 36(21), 8-10. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.lrb.co.uk/v36/n21/patrick-cockburn/whose-side-is-turkey-on

[121] Dempsey, J. (24 Eylül 2014). Judy Asks: What on Earth Is Turkey Up to? Carnegie Europe (Judy Soruyor: Türkiye hangi toprağın peşinde?). [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://carnegieendowment.org/2014/09/24/judy-asks-what-on-earth-is-turkey-up-to

[122] Abdo, M. (28 Ekim 2014). Age.

[123] ABD Büyükelçiliği (2014). Envoy Allen Meetings With Turkish Officials on Efforts to Counter ISIL (IŞİD’e karşı koymak için Temsilci Allen’ın Türk Yetkililerle Görüşmeleri). [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.state.gov/r/pa/prs/ps/2014/10/232819.htm

[124] Müslim: Türkiye kirli hesaplar peşinde (6 Kasım 2014). Evrensel. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.evrensel.net/haber/96560/muslim-turkiye-kirli-hesaplar-pesinde

[125] McLaughlin, E. C. (27 Ocak 2015). Kobani liberated: Kurds take strategic city from ISIS (Kobani Kurtuldu: Kürtler Stratejik şehri IŞİD’den aldılar). CNN News. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.cnn.com/2015/01/26/middleeast/syria-kobani-fighting/

[126] Zaman, A. (28 Ocak 2015). Kurdish victory in Kobani defeat for Turkish policy (Kobani’deki Kürt zaferi Türk politikası için bir yenilgi). Al-Monitor. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.al-monitor.com/pulse/en/originals/2015/01/turkey-kurds-kobani-defeat-turkish-policy.html

[127] ISIL threatens new assault on Kobani after admitting defeat (IŞİD yenilgiyi itiraf ettikten sonra Kobani’ye yeni saldırı tehdidinde bulundu)  (1 Şubat 2015). Press TV. [Erişim tarihi 23 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.presstv.ir/Video/2015/02/01/395608/Kobani-ISIL-admits-defeat-vows-return

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.