Suriye Krizine Siyasal Çözümün Önündeki Üç Temel Engel

Suriye Krizine Siyasal Çözümün Önündeki Üç Temel Engel

Özet

Suriye krizi, genellikle iç güçlerin krize dahil olan tek aktör olmadıklarını ima edecek şekilde “vekâleten savaş” olarak adlandırılır. Yani, çözüm için “barış” fikri tüm diğer aktörler tarafından da paylaşılmalıdır. Savaşın uzaması Suriye halkı için felaket yaratmasının yanı sıra uluslararası sistemin meşruiyetini de olumsuz olarak etkilemektedir. Bu makale, en azından üç temel bloğun (İslam dünyası, gelişmekte olan Doğu ve Batı) algılanan meşruiyetlerinin yanında, sorun çözme kapasitelerini arttırmak amacıyla, yapıcı kuvvetlerini harekete geçirmesi gerektiğini iddia etmektedir.

Giriş

Suriye krizi uluslararası sistemin büyük krizleri çözme yeteneğini test eden önemli bir konudur. En azından üç ana blok (İslam dünyası, gelişmekte olan Doğu ve Batı) bölgede bir çözüm bulunması için yapıcı güçlerini birleştirmek zorunda ki; üçünün de meşruiyeti geri gelebilsin.

Krizin bedelleri

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, 30 Haziran 2015 tarihinde yaptığı konuşmada çatışmanın patlak verdiği Mart 2011 tarihinden bu yana, Suriye krizinin 220.000’den fazla ölüme sebep olduğunu belirtti. Suriyeli mülteci sayısı ise Nisan 2015 itibariyle 7.6 milyona ulaştı. 1.8 milyon kadarı sadece Türkiye’de (Jolie, 2015) olmak üzere, yaklaşık 4 milyon mülteci komşu ülkeler olan Türkiye, Mısır, Irak, Lübnan ve Ürdün’de kayıt altına alındı (EC, 2015). 4 yıl içerisinde Suriyeliler dünyadaki en büyük mülteci nüfusunu oluşturur hale geldi (EC, 2015). Bazıları misket bombalardan kaçtıktan sonra sığınak ve yiyecek bulabilirken, önemli bir bölümü sokaklarda uyuyor ve aşırı bir yoksulluk içinde yaşıyor. Aralarında kadınlar ve çocuklar fiziksel, zihinsel ve cinsel olarak istismar edilme riskini en çok taşıyanlar. Bir tarafta bu korkunç tablo varken, diğer tarafta uluslararası toplumun bu tabloya sessiz kalması ise Arendt tarafından İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan soykırımın hayatın “normal” bir parçası haline getirilmesini açıklayan “kötülüğün sıradanlığı” kavramının bir anımsatıcısı.

Çeşitli noktalardan bakıldığında, bu eylemsizlik içerisinde tıkanıp kalma durumunun normalleştirilmesinin farklı taraflar tarafından paylaşıldığı gözükmektedir. İslam dünyası, gelişmekte olan Doğu ve Batı, eğer Suriye’nin geleceği için barışçıl bir vizyon taşıyorlarsa yapıcı güçlerini sorumlu bir şekilde birleştirmelidirler.

İslam dünyası

Her şeyden önce, üçüncü milenyumda dini ve mezhepsel (özellikle Sünni ve Şii) çizgisinde gündem belirlemek oldukça ibret verici görünüyor. Dinsel ve mezhepsel politikalar Orta Doğu’da yararlı bir rol oynamıyor; görünen o ki, daha çok siyasi parçalanma ve kutuplaşmaya sebep oluyor. İslam dünyasına bağlı bir diğer konu da “İslami terörün” en azından kısmen de olsa medyanın toptancı yaklaşımı, İslamofobik politikacılar ve gerek İslam taraftarı gerekse İslam karşıtı aşırıcılar sayesinde bir fenomen haline gelmiş olması. Oysaki bu şartlar altında sadece İslami değerlerin ne olduğu üzerine değil, aynı zamanda Müslümanların modern dünyadaki gelişmeleri nasıl yorumladıkları konusunda açık ve ikna edici bir mesajın yine Müslüman dünyasından duyulması gerekiyor. Eğer yapıcı bir yol üstleneceklerse, “ulema” ve İslam dünyasındaki diğer kanaat önderlerinin önemli konularda gerekli açıklamaları yaparak gerçekten şeffaf ve hesap verebilir olmaları gerekir. Aksi takdirde, kriz atmosferindeki belirsizlikler, farklı toplum ve siyasi aktörler üzerinde sadece şüpheciliği, parçalanmayı ve kutuplaşmayı besler; ki bu da uluslararası koordinasyonun oluşmasını engeller.

Gelişen Doğu

Yaklaşan büyük küresel krizlere dair “gelişmekte” olan dünya anlam karmaşası da soruna sebebiyet veren başka bir olgudur. Çin’in rekor gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) oranları ve Asya Kaplanlarının tempolu yakalama oranlarının gösterdiği üzere, bu ülkelerin kapitalist dünyaya katılmaları Batı’da bir yandan coşkuyla karşılanırken, çeşitli sorunlar –Örneğin Suriye sorunu—Doğu’nun problem çözme kapasitesini henüz kanıtlayamadığını göstermiştir.  Aslında “koruma sorumluluğu” ve insan hakları gibi kavramlar konusunda şüphe uyandırmıştır. Rusya ve Çin, Suriye rejimini izole etmeyi hedefleyen dört Birleşmiş Milletler (BM) taslağı üzerinde veto haklarını kullanarak, Suriye rejimini yöneten Esat’a uluslararası toplumu ciddiye almaması konusunda güçlü bir sinyal vermiştir (BM, 2015). Sonuç, yeni aşırı akımların ortaya çıkmasıyla sonsuz mezalim olmuştur.

en5

Batı ve yük paylaşımı

Uluslararası alanda krizlerin maliyetlerinin yükünün paylaşımı konusunda daha fazla tartışma olması gerekir ki; bu belki de en çok uluslararası sistemin bir diğer bloğu olan Batı’yı ilgilendirmektedir.

Suriye krizinde, en büyük yükü komşu ülkeler çekmektedir. Türkiye toplam Suriyeli mültecilerin yarısına, Lübnan kendi nüfusunun çeyreğinden fazlasını temsil eden 1.2 milyon mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği 2015 yılı için 5.5 milyar dolarlık bir yardım çağrısında bulundu. Bağışların erken yapılması barınak, sağlık ve eğitim koşullarının kış koşullarına uyumlu hale getirilmesi için gerekli planlama süreci tanınması açısından hayati önem taşıyor (3RP, 2015). Uluslararası toplumun artık uyanıp erkeklerin, kadınların ve çocukların yaralarını sarmaları şart. Aksi halde, IŞİD’in yaptığı kıyımlar, Charlie Hebdo saldırısı ve Boston bombalamasının gerçekleştirdiği gibi, meşruiyetin daha da azalmasıyla dünya daha az sivil bir hale bürünecek. Ayrıca bölge “halkı” için bir çözümü güvence altına almak uluslararası toplum nezdinde hala gündem dışı olabilecek bir soru da olsa, dünya mültecilerle ekmeğini yine de paylaşmak zorundadır.

İslam dünyasında Ramazan ayı paylaşma ayı olarak anılır. Bu geleneğin bir parçası olarak, Ankara’daki belediyeler –tüm siyasi görüşlerden- şehrin farklı bölgelerinde iftar çadırları kurdu.  Ankara’nın merkezi semtlerinden olan Kocatepe’de kurulmuş olan bir iftar çadırında sıraya girdiğimde, çok az sayıda Suriyeli gördüm. Başka bir gün gecekondu mahallesi olan Hacı Bayram’da kurulan iftar çadırında sıraya girdiğimde ise neredeyse tüm sıradakiler Suriyeli idi (üst fotoğraf). Yaz boyunca, Ramazan olsun veya olmasın mülteciler için geçici iş ve sığınak bulmak daha kolaydır. Şimdi, Ramazan sona erdi ve kış her zaman zorludur; özellikle de daha savunmasız olan kadın ve çocuklar için. Suriye krizinin sonuçlarına odaklanan çeşitli raporlar uzayan krizin etkileriyle, savunmasız grupların dilencilik, çocuk evlilikleri, fuhuş ve diğer çeşit istismarlara maruz kaldıklarını ortaya koyuyor.

Dünya barışına en büyük tehdit

Bir keresinde, BM Mülteciler Yüksek Komiseri Antonio Guterres “Bu (Suriye) kriz, on yıllardır ortaya çıkmış en vahim insani krizi yaratmakla kalmamış; aynı zamanda dünyanın uzun zamandır gördüğü küresel barış ve güvenliğe yönelmiş en büyük tehdidi oluşturmuştur.” ifadesini kullandı (Guterres, 2014). BM Mülteciler Yüksek Komiserliğinin Özel Temsilcisi olan Angelia Jolie (2015), son haftalarda mülteci kamplarını ziyaret ettikten sonra dünya üzerinde toplam 60 milyona ulaşan mülteciler hakkında bir beyanat verdi: “Bu durum (ızdırap ve yer değiştirmeler) sadece yardımlarla idare edilemez, diplomasi ve hukukla idare edilmelidir. Ve buna Suriye ile başlamak zorunda olduğumuz açıktır.”. Ayrıca “çatışmayı sonlandıracak, politik çözüme yönelik inandırıcı bir plana” olan ihtiyacın öneminin de altını çizdi.

Sonuç

Jolie, Ban ve Guterres, bizlere şu çıplak gerçeği hatırlatmaktadır: Uluslararası toplumun büyük bir siyasi krizin demokratik çözümüne inandırıcı bir biçimde kendini adama konusundaki acizliği, uluslararası sistemin meşruiyetinin hali hazırda bozulmasının bir başka anımsatıcısıdır. Meşruiyet olmadan “koruma sorumluluğu” gibi araçlar etkisiz hale gelmektedir. Bu nedenle, uluslararası toplum önemli politik krizleri büyük bir beceriyle çözmek için, ana aktörler arasında ve onlara karşı ortak bir meşruiyet algısını arttırmak adına, koordinasyona yönelik daha iyi yollar geliştirmelidir; aksi durum bitmek tükenmek bilmeden kaosa, ölümlere ve sürgünlere sebep olacaktır.

Ozan Arar, MSc, LSE

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Arar, O. (Ağustos, 2015), “Suriye Krizine Siyasal Çözümün Önündeki Üç Temel Engel”, Cilt IV, Sayı 8, s.6-12, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey), Londra: Research Turkey (http://researchturkey.org/?p=9535&lang=tr)

Kaynakça

3RP. 2015. 3RP Regional Progress Report. (3RP Bölgesel İlerleme Raporu)  www.3rpsyriacrisis.org (Erişildi: 20/6/2015).

Guterres, António. (2014) ‘Donor nations pledge US$2.4 billion at Kuwait meet for Syrians in need,’ (Donör milletler Kuveyt’e yardıma ihtiyaş duyan Suriyeliler için 2.4 milyon dollar taahhüt etti.) http://www.unhcr.org.tr/?lang=en&content=535 (Erişildi: 24/7/2015).

Jolie, Angelina. (2015) “Statement by Angelina Jolie, Special Envoy of UN High Commissioner for Refugees.” (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Özel Temsilcisi Angelina Jolie’nin Beyanatı)

http://www.unhcr.org.tr/uploads/root/statement_by_angelina_jolie,_
special_envoy_of_un_high_commissioner_for_refugees.pdf
 (Erişildi 20/6/2015).

EC. (2015) Syria Crisis, (Avrupa Komisyonu (2015) Suriye Krizi)
http://ec.europa.eu/echo/files/aid/countries/factsheets/syria_en.pdf  (Erişildi: 20/6/2015).

UN. (2015) “Security Council-Veto List.” (Birleşmiş Milletler (2015), Güvenlik Konseyi Veto Listesi) http://research.un.org/en/docs/sc/quick/veto (Erişildi: 24/7/2015).

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.