The Impunity Vote: State-worship Prevails over Democracy (Türkçe)

Milletvekilleri, çok tartışılan dokunulmazlık yasası tasarısının kabulü için bugün oy verdi. Dokunulmazlıkların kaldırılması açıkça Kürt temsilcilerini hedef alan bir hareket olarak eleştiriliyor.
*Kaynak: AP ©

Küstahlık Oylaması: İlahlaştırılan devlet demokrasiye üstün geldi

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) tarafından önerilen tasarı, meclisteki milletvekili sayısını etkileyeceğinden, erken seçimlerin önünün de açılabileceğini işaret ediyor. Bu değişim, 550 milletvekilinden, haklarında toplam 667 dosya bulunan 135’ini doğrudan etkileyecek. Bu dosyaların birçoğu Hakların Demokratik Partisi (HDP) temsilcilerine karşı yöneltilen ‘terörist bir örgüte üye olmak’ suçlamasını kapsıyor. Toplamda 59 HDP milletvekilinden 51’i dokunulmazlıkların kaldırılmasından etkilenecek.

Haklarında suçlama bulunan milletvekillerinin yerlerinden edilmesiyle, meclis aritmetiğindeki değişiklikle beraber, AKP hükümeti anayasayı değiştirmek için gerekli olan milletvekili sayısına ulaşacak.

Temmuz 2015’ten beri Kürt ayrılıkçı örgütü Kürdistan İşçi Partisi (PKK)’ne karşı yapılan askeri operasyonlarla güneydoğuda çatışmalar yeniden ateşlendi ve Kürt şehirlerinin büyük çoğunluğu sokağa çıkma yasağı ve yerinden etme de dahil olmak üzere tahribata uğradı. . En çok desteğini Kürt bölgesinden alan HDP, lider kadroları dokunulmazlıklar kaldırıldıktan sonra hapisle karşılaşabilirler. Bu durumda, AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hapse giren HDP milletvekillerinin yerine AKP milletvekilleri yetirerek çıkar sağlamayı amaçlıyor.

Önergenin iki maddesi 374- 376 oyla ayrı ayrı geçti. Bu oyların çoğu AKP- MHP (Milliyetçi Hareket Partisi) ittifakından olsa da ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’den de yaklaşık 20 oy geldi. Tartışmalar süresince, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP, tasarının anayasaya aykırı olduğunu, ama yine de oy verebileceklerini ifade ederek sürpriz bir kampanya yürüttü. CHP milletvekillerinin büyük çoğunluğu tasarıya karşı oy verirken, tasarıdan etkilenen 51 vekil de karşı oy kullandı. Böylece Kılıçdaroğlu’nun sağ eğilimli parti çevresi ülkenin daha fazla karışmasına sebep olacak AKP tasarısının geçirilmesine yardım etmiş oldu.

Muhalefet Neredeydi?

Tarafsız gözlemciler için akıl karıştıran asıl soru ortanın solunda, laik bir parti olan CHP ve onun lideri Kılıçdaroğlu’nun neden böylesine hayati bir oylamada Erdoğan’a ve AKP’ye yardım ettiği. Bu soruyu cevaplamak için, Türk siyasetine ve CHP’nin geçmişine bakmak gerek.

Tek parti sistemi olarak Türiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana, siyaset güçlü merkezi devlet esasına dayanıyor. 1950’lerde çok-partili sisteme geçişten sonra bile, bütün partilerin, demokrasinin her zaman dahil olmadığı, ama milliyetçiliği merkeze koyan temel devlet değerlerine saygı göstermesi beklenmiştir. Bu sistem İslamcılar, Komünistler, ve azınlık-temelli siyasi hareketler gibi siyasi hareketleri dışlamak için kuruldu. Geçmişte ne zaman bu gruplardan biri mecliste önemli bir temsiliyet hakkına sahip olsa askeri bir müdahale gerçekleşti. Bu duruma tek istisna Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP’si olmuştur.

Aslında, Erdoğan’ın Avrupa yanlısı görünen İslamcı hareketi, partiye generallerin gücünü kırma ve anayasayı değiştirme yetkisi veren 2010’daki referandumdan sonra, ‘her şeye kadir’ Türk devletini ele geçirerek kendi gündemini gerçekleştirmek için ülkedeki demokrasi ihtiyacından yararlandı. Bu ve 2008’de başlayan Ergenekon yargılaması, laik elitlerin ve ordunun siyasi gücüne son verirken, Erdoğan iktidarı katılımcı demokrasiden ziyade, içinde otoriter rejim özellikleri de barındıran popülist İslamcılık’ın kendine özgü bir versiyonunu ile değiştirdi.

Deniz Baykal ve sonrasında Kılıçdaroğlu tarafından öncülük edilen CHP, bu değişimi asla kavrayamadı. Devletin yönetimi tamamıyla AKP tarafından devralınırken, Türkiye’nin tek parti sisteminin geçmişteki koruyucusu ve Cumhuriyet’in kurucu partisi (en azından aynı isme sahip) olan CHP, devletin ve temel değerlerinin en üst düzey savunucusu gibi hareket etmeye devam etti.

Bu CHP’nin siyasi kültürünün derinlerine işlemiş bir hareket tarzı. 70’li yılların başlarında, Bülent Ecevit tarafından öncülük edilen CHP ideolojik olarak sola doğru en uçtaki kaymasını yaşandığında bile, hükümet Kıbrıs’ta yasal olmayan askeri bir işgal hareketi yürüttü. İşgal ekonomik krizi tetikleyen büyük bir uluslararası ambargo ve paradoksal olarak, Türkiye’de CHP’nin meclisteki varlığını 10 sene boyunca sona erdiren CIA destekli bir darbe ile sonuçlandı.

Tek istisna, CHP’nin askeri-milliyetçi geleneksel duruşundan koptuğu Sosyal Demokratik Parti (SHP) yıllarıdır. Bu dönemde, Erdal İnönü’nün savunuculuğunu yaptığı İskandinav tipi sosyal demokrasi anlayışıyla, SHP Kürt yanlısı HEP-DEP ile koalisyon bile kurmuştu. Sonuç olarak, İnönü’nün ilerici SHP’si, Deniz Baykal tarafından öncülük edilen ve sonradan CHP’yi tekrar inşa eden milliyetçi bir hizip tarafından yutuldu. Bu durum maalesef bugün şaşırtıcı görünen oylamanın arkasında yatan şartları doğurdu.

CHP’nin AKP hakimiyetine meydan okuyamıyor

Demir yumruk rejiminin önünü açsa bile, Kılıçdaroğlu dokunulmazlık yasa tasarısı için oy vermeye mecbur olduğunu hissetti: Bu hareket, HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarına karşı oy vererek, partinin ordu ve devlet yanlısı milliyetçi imajını tazeleyerek, partinin temel tabanın desteğini yenilemek inancı olarak yorumlanabilir. AKP açıkça, cumhuriyetçilik ve laiklik gibi, devletin diğer temel değerlerini tehdit ediyor olsa bile, Kılıçdaroğlu devletin değiştirilemez değerleri milliyetçilikle bir çatışmayı göze alamadı. Bu, Kılıçdaroğlu’nun, AKP’yi eleştirirken, tasarıya olumlu oy vermeyi destekleyen garip kampanyasını çok iyi açıklamaktar.

Aynı zamanda gözden kaçırılmaması gereken husus Kılıçdaroğlu’nun güçsüz liderliği. Buna bağlı olarak, parti içindeki gruplaşmaların hiçbiri ayrılmayı göze alamıyor. CHP’nin Türkiye’de ikinci parti olarak yeri oyların yüzde 25 ile sabittir. Partide herhangi bir dağılma iki ya da daha fazla küçük partiye bölünmeyle sonuçlanabilir. Böyle bir durumda, bu partilerin her biri meclise girmek için gerekli olan yüzde 10 seçim barajını aşmak zorunda kalacak. Dokunulmazlık oyuyla ilgili kimi CHP milletvekilleri açıkça Kılıçdaroğlu’nun AKP’nin önergesini destekleme kararını eleştirse de, parti kongresinde Kılıçdaroğlu’na meydan okumaları bu yüzden düşük bir olasılık. CHP’nin değerlerine ve anayasaya aykırı olan bir önergeye destek vermesi Kılıçdaroğlu’nun liderliği bırakmasını gerektirebilir, ama bu olası durum bile partinin bölünmesine sebep olabilir.

Erdoğan ve AKP için engel yok

Haziran 2015’den beri AKP ve MHP genel başkanı Devlet Bahçeli, Kasım 2015 erken seçimlerinde AKP’nin bir dönem daha hükümet kurmasını mümkün kılan bir savaş koalisyonu kurdu. Erdoğan ve partisi, Türkiye’nin milliyetçi eğilimini kusursuz bir şekilde manipüle ederek, demokrasi karşıtı ve laik olmayan yeni bir anayasayla beraber ülkeyi demir yumrukla yönetecek bir başkanlık sisteminin önünü açtı.

CHP ve MHP’nin milliyetçi liderleri, Erdoğan’ın, Türkiye’nin her zaman olmasını hayal ettiklerine benzeyen güçlü devleti karşısında gözleri kamaşmış görünüyor. Öyle ki, Kılıçdaroğlu, hakkında bulunan ve dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla beraber karşılaşacağı suçlamalara rağmen, kendi dokunulmazlığının kaldırılmasını önemsemiyor.

Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’nun, isyancı Kürtlere hadlerini bildiren AKP hükümeti tarafından sersemletilmesi, HDP eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ve büyük ihtimalle diğer birçok HDP vekilerinin tutuklanmasıyla, Erdoğan’ın en çok hayal ettiği şey sonunda gerçekleşebilir. Sonuçta, bu bir dokunulmazlık oylaması değil, küstahlık oylamasıydı.

Dağhan Irak

Irak, Dağhan, “Küstahlık Oylaması: İlahlaştırılan devlet demokrasiye üstün geldi”, Independent Turkey, 20 Mayıs 2016, Londra: Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey). Orjinal link: http://researchturkey.org/?p=11753&lang=tr

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.