İngiltere Öğrencisinin Geleceği

Geçen yıl İngiltere’de yer alan öğrenci protesto hareketlerinin ‘bedava eğitim’ ve ‘eğitimde toplumsal eşitlik’ taleplerine dayanmasına rağmen, bir kaç ay içinde alevlenip hızla çöküşe geçmeleri bu protestoların yanlızca politikacıları eleştirmeye yönelik bir boyutta olduğunu göstermektedir.

Haziran 2011’de Üniversiteler Bakanı David Willets tarafından yayımlanan ‘White Paper’ adlı beyanat, öğrenciler ve akademisyenler tarafından ülke çapında büyük hoşnutsuzlukla karşılandı. Beyanatın en tartışmalı kısmı, senelik kişi başı eğitim ücretinin yaklaşık £3,000’tan £9,000 tavan seviyesine yükseltmesiydi. Bu değişiklik haksız ve kabul edilemez oldugu gerekçesiyle gazeteciler, öğrenciler ve akademisyenler tarafından yaylım ateşine tutuldu.

Birçokları tarafından “Son onlarca yıl boyunca üniversite eğitiminde yapilan en büyük değişiklik” (Education Guardian, 28.06.11) olarak özetlenen bu beyanat, genellikle öğrenciler tarafından Willets’in hayal edemeyeceği ölçüde saldırıya maruz kaldı. Bu tepki, ‘White Paper’ içinde bulunan farklı ekonomik tedbirlerin kamuoyunca gözden kaçırılması, ve  şu anki politik ve ekonomik ortam nedeniyle öğrencilerce hissedilen öfkeden kaynaklandı. Oysa mevzuat, eğitim masraflarının öğrencilere faizsiz borç vermek suretiyle uzun bir zaman süresine yayılması, özellikle en popüler universitelerin daha fazla öğrenci kabul etmesine olanak sağlanması, ücretlerin mezuniyet sonrası iş bulabilme oranlarına göre belirlenmesi gibi birçok tedbiri içermekteydi.

Protestolar sırasında ortaya çıkan en çarpıcı durum ise eleştirilerin ve özellikle öğrenci tepkilerinin mantıklı, sistematik ve tutarlı bir şekilde ortaya konmamış olmasıdır. Örneğin Cambridge Üniversitesi, The Government White Paper: Students at the Heart of the System, Response to the Consultation from the Council of the University of Cambridge (Hükümetin Beyaz Kağıdı: Sistemin Ortasındaki Öğrenciler, Cambridge Üniversitesi Konseyince Konsültasyona Verilen Yanıt) adlı bir makaleyle, Ocak 2011’den itibaren yer alan toplantılar esnasında üniversitenin verdiği kararları detaylı ve kapsamlı bir şekilde yayımlamıştır. Bu makalenin büyük kısmı eğitim sistemindeki değişiklik tasarısı hususunda üniversitenin görüşlerini açıklamaya yönelik olup, gerçekte yasalaşan haliyle daha az ilgilidir. Öğrencilerin eleştirilerinin ise ise maalesef  birbiriyle uyumsuz ve yanlış bilgiye dayalı oldugu görüldü.

Bu durum Kasım ayında ‘Cambridge Defend Education’ (CDE) adlı öğrenci eylemci grubun Cambridge’nin kampüsünde yer alan ‘Lady Mitchell Hall’ adlı ders salonunu gece gündüz ele geçirmeye karar vermesinin ardından daha da ortaya çıktı. Grup web sitesinde amaçlarını Kamu sektörü kesintilerine karşı genel mücadele kapsamında, yükseköğretimin geleceğini tehdit eden önerilerle mücadele için etkin bir kampanya yürütmek şeklinde ifade etmişti. Geçen akademik donemin sonuna kadar süren bu işgalin içeriğinin zayıf ve daha çok bir blöf niteliğinde olduğu malesef ortaya çıktı. Bütün öğrenci protestocuları gibi CDE’nin üyeleri de grubun amaçlarına dair hevesliydiler. En önemli vurgu White Paper’in ‘kötülükleri’ üzerineyken, yükseköğretimin maddi açıdan desteklenmesi konusunda yaşanan bütün sorunları çözeceğini iddia ettikleri kendi ‘Alternatif White Paper’larını da geliştirmişlerdi.

Fakat durumun diğer dikkate değer tarafı, Bakan Willetts 22 Kasımda Lady Mitchell Hall’a ‘Üniversite ideali’ üzerine bir yanıt niteliğinde konuşma vermeye geldiğinde, protestocuların  konuşmaya engel olmalarıydı. Öğrenciler, başkanı sürekli sıkıştırarak hem konuşmasına izin vermediler, hem de zorla ayrılmasına neden oldular (klip).  Konuşmayı düzenleyen Profesör Simon Goldhill Cambridge’in öğrenci gazetesi The Tab’e protestocuların hareketler hakkında “rahatına düşkün saçmalık” ve “Cambridge için bir utanç kaynağı” yorumunu yaptı. İşgalin kendisi sözde Marxist kurtuluş hareketi havasında yer aldı, CDE üyeleri ‘Toplumcu İşçi Partisi’ kitapçıkları gibi farklı yazıları binanın içinde dağıttı. Salonun ana kısmı ise işgalin bir kaç saati dışında genellikle boş kaldı. Bu sıralarda İngiltere çapında, Bloomsbury, Goldsmith’s ve Warwick Üniversitelerinde yer alan paralel ‘İşgal’ hareketleriyle temasa geçilmemiş olması da genelleştirmeye gitmeden, Cambridge’de yer alan protestoların, CDE ve benzeri grupların hükümetin ‘kötü politikalarını’ ve ekonomik kesintilere karsı hissedilen öfkenin çok daha düzenli bir şekilde organize edilmesi ihtiyacı ortaya çıktı.

Lenin’in resimlerinin dağıtımı ve devrimci şiirler okunması hükümetin ekonomik kararlarına yönelik kitle histerisini uyandırmakta yararlı olabilir, ancak bu durum politik kararların doğru dürüst soruşturulmaması, ve yetkililerle gerçekçi bir şekilde iletişim sağlanamadığını kapatamayan basit bir maskeden öteye geçemez. CDE ve benzeri guruplar politikacılarla sözleşmeye, yanıt vermeye ve uzlaşmaya hazır değilse eğer, politik açıdan değişiklik yaratmayı nasıl becerebilirler? İngiltere’nin içinde bulunduğu zor ekonomik durum maalesef geçerliliğini korumaktadır, ve eğitim sektörün de bu ekonomik yükün bir kısmını yüklenmesi hem gerekli hem de mantıklıdır. Bu ‘hükümetin yükseköğretim konusunda aldığı kararların tümü doğrudur’ demek değildir- tam tersine. Fakat öğrenciler gerçekten fark yaratmak ve boş ses çıkartmaktan öteye gitmek istiyorlarsa eğer, bu ‘isyan’ lisanını unutmalı, ve politikacılarla verimli diyalog kurmalıdırlar. Her öğrenci protestocusu büyük ihtimalle romantik duygularla ‘Che Guevara’ söylemlerini sever, fakat İngiltere’nin demokratik yapısında bu hayali radikallik, politik değişime neden olmaz. Neyse ki işgal süresince derslerin, öğrencilerin ve akademik refahın üzerinde ihmal edilebilir bir etkiye sahip olduktan sonra dönemin bitmesiyle CDE de sessizce çekildi ve sonuç belli oldu. Yüksek sesle bağırmanın ve kollarını gereksiz yere sallamanın bu çağda hiç bir olumlu etkisi olmayacaktır. İngiltere öğrencisi oturmalı, dinlemeli ve diyalog kurmaya başlamalıdır. Sadece o zaman bir öğrenci topluluğu olarak geleceğimiz için fark yaratabiliriz.

Papatya Sutcliffe

Bu makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Sutcliffe, Papatya (Mayıs, 2012), “İngiltere Öğrencisinin Geleceği”, Cilt I, Sayı3, s.23-25, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (AnalizTürkiye), Londra: AnalizTürkiye  (http://researchturkey.org/p= 975&lang=tr)


Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.