Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Hakkındaki Hukuksal Değişikliklerin İş Kazaları Üzerindeki Etkileri

Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Hakkındaki Hukuksal Değişikliklerin İş Kazaları Üzerindeki Etkileri

Özet

Türkiye’nin iş kazalarının önüne geçebilmek için, yenilikçi ve önemli kanunlar çıkarmasına rağmen, yaşanan iş kazalarının önüne geçilememesinden ziyade, kaza sayısında kale değer bir azalma gerçekleşmemiştir. Dahası, iş kazaları ve buna bağlı ölüm sayılarının giderek artış göstermekte olması hemen hemen her gün önemli bir gündem konusu olmaya devam etmektedir. Bu yazının amacı, Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği konusunda son yıllarda kapsamlı bir dönüşüm içine girilmesine ve Avrupa Birliği standartlarında yasal düzenlemeler yapılmasına rağmen, iş kazaları ve ölüm sayılarının bu düzenlemelerle paralel bir yol izlemediğini göstermektir.[1]

Giriş

Savaştan üç kat daha tehlikeli olan şey nedir? John Lloyd ve John Mitchinson’ın Cahillikler kitabına konu olan bu sorusunun cevabı ‘iş’tir. Kitapta, içki, uyuşturucu ve savaşlar nedeniyle yılda 650.000 insan ölürken, iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle her yıl 2 milyon insanın öldüğü ve bu haliyle çalışmanın savaşa kıyasla üç kat daha ölümcül sonuçlar doğurduğu anlatılmaktadır.[2] İlk duyulduğunda inanması güç gibi gözükse de, iş kazası verilerine bakıldığında ne yazık ki doğru bir tanı olduğu ortaya çıkmaktadır. Özellikle son yıllarda iş kazalarının önüne geçebilmek adına birçok ülkede farklı kanun ve yönetmelikler uygulamaya sokulup, çeşitli tedbirler alınmaya çalışılsa da gerçekleşen iş kazalarının sayısı hala ciddiyetini korumaktadır. Bu yazıda öncelikle 2008 yılından itibaren Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği konusunda öne çıkan hukuki değişikliler ortaya konulacak; daha sonra iş kazası verileri ile bir karşılaştırma yapılarak, kaza ve ölüm sayısının hukuki iyileştirmelere rağmen azalmadığı gösterilecektir.

Hukuksal Çerçeve

Yapılan hukuksal değişikliklere ve yeniliklere Türkiye açısından bakıldığında,  2003 yılına kadar iş sağlığı ve güvenliği alanında güncel bir yasa bulunmamakla beraber, 1971 yılında yürürlüğe giren ve işçi işveren ilişkilerini düzenleyen 1475 sayılı yasanın geçerli olduğu görülmektedir. Bu yasanın güncellenmesi amacıyla öncelikle 2003 yılında 4857 sayılı kanun ve  daha sonra 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Kanunu ve 2014 yılında yürürlüğe giren torba yasa çıkarılmıştır. Son birkaç yıldaki gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda ise, Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği konusu, mevzuata bazen cüzi bazen de esaslı değişikliklerle sıkça konu olmuştur.

4857 sayılı İş Kanunu ile birlikte ilk kez, belirli işyerlerinde iş güvenliği ile görevlendirilmiş uzman bulundurulması yasa hükmü olarak öngörülmüştür. Kanunun 82. maddesi uyarınca; sanayiden sayılan, devamlı olarak en az 50 işçi çalıştıran ve altı aydan fazla süreli işlerin yapıldığı işyerlerinde; işyerinin iş güvenliği ile ilgili önlemlerinin alınması, iş kazası ve meslek hastalıkları ile ilgili alınacak önlemlerin belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi, tüm bu hizmetlerin yürütülmesi için işçi sayısına, işin niteliğine ve tehlike sınıfına göre bir veya birden fazla mühendis veya teknik eleman çalıştırılması zorunludur. Bu noktada, 2008 yılından itibaren İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı’ndaki değişikliklerin öne çıkan bazı önemli hususları aşağıda özetlenecektir.

2008 Değişiklikleri

2012 yılına kadar iş sağlığı ve güvenliği, İş Kanunu kapsamında ele alınmıştır. İş Kanunun ilgili hükümleri incelendiğinde, kanunun daha ziyade genel çerçeveyi çizdiği ve konunun çoğunlukla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çıkaracağı yönetmeliklere bırakıldığı görülmektedir.

Kanunda esaslı sayılabilecek ilk değişikliklerden biri, 2008 yılında 81 ve 82’nci maddelerde gerçekleştirilmiştir. 81’inci madde uyarınca devamlı olarak en az 50 işçi çalıştıran işverenlerin, bir veya daha fazla işyeri hekimi çalıştırma ve bir işyeri sağlık birimi oluşturma yükümlülüğü bulunmaktaydı. 82’nci madde uyarınca ise, İş Kanunu’na göre sanayiden sayılan, devamlı olarak en az 50 işçi çalıştıran ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde, işverenin işyerinin iş güvenliği önlemlerinin sağlanması, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi için alınacak önlemlerin belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi hizmetlerini yürütmek üzere bir veya daha fazla mühendis ya da teknik eleman görevlendirme yükümlülüğü bulunmaktaydı. Söz konusu değişiklik ile, bu iki hüküm, tek bir madde altında toplanarak yeni şeklini almıştır. Bu itibarla, 2008 değişikliği sonrası, 82’nci madde ilga edilmiş ve 81’inci madde ile işverenlere, devamlı olarak 50 işçi çalıştırdıkları işyerlerinde bir işyeri sağlık ve güvenlik birimi oluşturma, bir veya birden fazla işyeri hekimi ile gereğinde diğer sağlık personeli bulundurma zorunluluğu getirilmiştir. Ayrıca, sanayiden sayılan işlerdeki mühendis veya teknik eleman görevlendirme zorunluluğu bakımından altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerleri şartı kaldırılmış ve bu görevliler için iş güvenliği uzmanı tabiri kullanılmıştır. Ayrıca bu hükümle, yükümlülüğün, en az 50 işçi çalıştıran işverenlerden, devamlı 50 işçi çalıştırılan işyerlerine indirgendiği ve işyerinde iş sağlığı anlayışının yerini, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği anlayışına bıraktığı gözlemlenmektedir.

20.06.2012 Tarihli ve 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve Kanuna Getirilen Sonraki Değişiklikler

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun en önemli hususlarından biri, iş sağlığı ve güvenliği konusunun ilk kez bağımsız bir kanunun konusu olmasıdır. Bu kanun ile birlikte, çalışanın iş sağlığı ve güvenliğine dair hakları ve iş sağlığı ve güvenliği hükümlerinden yararlanan kesim genişletilmiştir. Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte bu kanunun hükümleri İş Kanunu’nun iş sağlığı ve güvenliği konusundaki 77 ila 89’unucu maddelerinin yerini almış ve söz konusu maddeler ilga edilmiştir.

İş Kanunu’ndaki önceki düzenlemenin kapsamı işçiler, çıraklar ve stajyerler ile sınırlıyken, 6331 sayılı kanuna göre kamu ve özel sektöre ait tüm işler ve işyerlerindeki tüm çalışanlar olarak genişletilmiştir.[3] Kanun kapsamında, işyeri ya da işveren farkı gözetmeksizin, iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak açısından temel yükümlülükler ve sorumluluklar işverene verilmiştir. Bu kapsamda işveren, risklerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almak, bu tedbirlere uyulup uyulmadığını kontrol etmek, uygunsuz koşulları gidermek, risk değerlendirmesi yapmak ve olası risklere karşı koruma sağlamakla yükümlü kılınmıştır. Buna ek olarak, işverenin iş yeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alması veya çalışanların iş sağlığı ve güvenliği konusundaki kendi yükümlülükleri, işvereni sorumluluktan kurtaramamaktadır.

Kanunda öne çıkan diğer bir önemli nokta ise, işverenin iş yerinde iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirme yükümlülüğü için 50 işçi kuralının kaldırılmasıdır. Dolayısı ile bu kanun ile birlikte tüm iş yerlerinde bu kişilerin bulundurulması zorunlu hale getirilmiştir.[4]

2014 yılında kanunda yapılan son değişiklikler ile tüm iş yerlerinde iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi görevlendirme zorunluluğu muhafaza edilirken, sağlık personeli görevlendirme yükümlülüğü, 10 veya daha fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri ile sınırlandırılmıştır. Ayrıca, bu 10 kişi hesabında öğrenci statüsünde olan çırak ve stajyerlerin dahil edilmeyeceğine karar verilmiştir. Söz konusu değişiklikle birlikte ‘Belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olmayan ancak 10’dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyeri işverenleri veya işveren vekili tarafından Bakanlıkça ilan edilen eğitimleri tamamlamak şartı ile giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler hariç iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütebilirler’ hükmü, maddenin ilgili bendine eklenmiştir.

İşverenin, sanayiden sayılan, devamlı olarak en az 50 işçi çalıştırdığı ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde bir iş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturma yükümlülüğü bakımından sanayiden sayılan işler koşulu kaldırılmış ve bu yükümlülük, 50 ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı adan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı tüm işyerleri için genişletilmiştir.

Bu kanun çerçevesinde, devlet tarafına da yeni yükümlülükler getirilmiştir. Bu yükümlülüklerin başlıcası, kanunun 7’nci maddesinde düzenlenen iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin desteklenmesidir. Yeni kanun iş sağlığı ve güvenliği konuları bakımından işyeri ayrımı yapmadığından ve işverene yüklenen yükümlülüklerin özellikle küçük ölçekli işyerleri için ağır mali yükümlülük doğurabileceğinden, bazı işyerleri bakımından devlet desteği imkânı getirilmiştir. Buna göre, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıflarda yer alan işyerleri için hizmet destek bedelinin sigortalı başına günlük miktarı 16 yaşından büyük sigortalılar için belirlenen prime esas kazanç alt sınırının günlük tutarının sırayla %1,4 ve 1,6’sıdır. Ayrıca bu hizmetten yararlanabilecek işyerleri için kanunda  ‘Kamu kurum ve kuruluşları hariç ondan az çalışanı bulunanlardan, çok tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri faydalanabilir. Ancak Bakanlar Kurulu, ondan az çalışanı bulunanlardan az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin de faydalanmasına karar verebilir’  açıklaması yapılmıştır.

Türkiye ve Dünyada İş Kazaları

İş kazalarına ve buna bağlı ölümlere küresel boyutta bakıldığında yılda yaklaşık 313 milyon iş kazası meydana geldiği ve 6.300 işçinin iş kaynaklı sebeplerle hayatını kaybettiği görülmektedir. Dahası, dünya ölçeğinde meydana gelen iş kazalarına bağlı olarak her 15 saniyede bir, 153 işçi iş kazası geçirmekte ve her 15 saniyede bir, 1 işçi bu kazalara bağlı olarak hayatını kaybetmektedir.[5] [6]

Duruma Türkiye açısından bakıldığında da, ne yazık ki büyük bir farklılık görünmemektedir. Türkiye’de 2002-2013 yılları arasında yaklaşık 2 milyon işçi iş kazasına maruz kalmış ve yaklaşık 13.500 işçi hayatını kaybetmiştir. Günde ortalama 172 iş kazası olmakta ve bunların sonucunda 6 işçi sürekli iş göremez hale gelirken, 4 işçi hayatını kaybetmektedir.[7] 2013 yılında, Türkiye’de 1.235 ölümlü iş kazası meydana gelmiş ve Soma maden faciası ile birlikte 2014 yılının yalnızca ilk dokuz aylık döneminde, ölümlü iş kazaları sayısı yaklaşık 1400 olmuştur. SGK’nın açıkladığı verilere göre 2008-2013 yılları arasında gerçekleşen iş kazası ve iş kazası sonucu ölen işçi sayıları Grafik 1’de gösterilmiştir.

1

Bu grafikler incelendiğinde birçok dikkat çeken unsur olduğu görülmektedir. 2009 ve 2010 yıllarında iş kazası sayısında, 2008 yılına göre belirgin bir düşüş gerçekleşmesine rağmen, bu yıllarda iş kazasında ölen kişi sayısı sırasıyla %35 ve %23 oranlarında artış göstermiştir. 2011 yılında, bir önceki yıla göre, hem iş kazası sayısı, hem de iş kazası sonucu ölen kişi sayısı artmıştır. 2012 yılında ise, iş kazasında ölen kişi sayısında %56 oranında bir azalma gerçekleşmiştir. Fakat bu düşüş umut vaat eden bir düşüş olmaktan uzaktır çünkü bu kez de aynı yıl gerçekleşen iş kazası sayısında bir önceki yıla göre artış yaşanmıştır. 2013 yılı verilerine bakıldığında ise durumun ciddiyeti daha çok ortaya çıkmaktadır. 2013 yılında gerçekleşen iş kazası sayısı bir önceki yıla göre yüzde 156 gibi büyük bir oranda, iş kazası sonucu ölen kişi sayısı ise yüzde 83 oranlarında artmıştır.

2

2008-2013 yıllarını kapsayan kaza başına düşen ölüm sayısı istatistikleri incelendiğine, 2008 yılında %1,2 olan kaza başına düşen ölüm sayısı, 2009 yılında %50 oranında artış göstermiş ve %1,8 olmuştur. Bu oran 2010 yılında bir önceki yıla göre %28’lik bir artış göstermiş ve %2,3 olmuştur. Bu artış 2011 yılında da %8,7’lik artışla devam etmiştir. 2012 yılında ise kaza başına düşen ölüm sayısı %1’e ve 2013 yılında 0,7’ye gerilemiştir. Fakat buradan da görülebileceği üzere, çıkarılan yeni yasalara rağmen gerçekleşen iş kazası ve kaza başına düşen ölüm sayılarında ciddi bir gerileme yaşanmamıştır.

3

İş kazası ağırlık hızı, bir takvim yılında çalışılan 1 milyon saatte kaç iş gününün iş kazası nedeniyle kaybedildiğini göstermektedir.[8] 2007-2013 yıllarını kapsayan veriler incelendiğinde iş kazası ağırlık hızı ve iş kazası sayısının düzenli bir düşüş grafiği çizemediği görülmektedir. İş kazası ağırlık hızı 2008 yılında bir önceki yıla göre %18 oranında düşerken, 2009 yılında %23 oranında artmış ve bu artışı 2010 ve 2011 yıllarında da devam etmiştir. 2011 yılında ise 2007-2013 dönemlerinin en yüksek ağırlık hızı yaşanmış olup bir milyon saat başına 721 işgünü kaybedilmiştir. Bu sayı 2012 yılında 395’e gerilese de, 2013 yılında bir önceki yıla göre %28 oranında artmıştır.

4

Yukarıdaki grafiğin yatay ekseni ülkelerin iş gücü verilerini, düşey ekseni ülkelerin nüfus verilerini ve kabarcık büyüklüğü ise ülkelerin ölümlü kaza sayılarını ifade etmektedir. Buna göre Türkiye’nin verileri bazı Avrupa Birliği ülkeleri[9] ile kıyaslandığında hem nüfus hem de işgücü verilerine göre ortalama değer alırken Türkiye ölümlü kaza sayılarının en çok yaşandığı ülke olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’ye hem nüfus hem de işgücü verilerine göre benzer olan İtalya, Fransa ve İngiltere’nin ölümlü iş kaza sayıları kıyaslandığında; Türkiye’nin ölümlü iş kazaları sayısının İngiltere’den yaklaşık beş kat, İtalya ve Fransa’dan ise iki kat daha fazla olduğu görülmektedir.

İşgücü ve ölümlü iş kazaları verileri karşılaştırıldığında ise, İngiltere’nin değerlendirmeye alınan ülkeler arasında Almanya’dan sonra en fazla işgücüne sahip ülke konumunda olduğu ve bu haliyle ölümlü iş kazaları sayısının Almanya’dan 3, Türkiye’den ise yaklaşık beş kat daha az yaşandığı ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, 2012 yılında bu ülkelerde yaşanan ölümlü iş kaza sayısının ortalamasının Türkiye’den yaklaşık 2,5 kat daha az olduğu görülmektedir. İşgücü sayısı bakımından Türkiye ile benzerlik gösteren Fransa ve İspanya’da 2012 yılında sırasıyla 576 ve 299 ölümlü iş kazası yaşanırken, Türkiye’de bu sayı 744’tür. Bu bakımdan, Türkiye ve bu AB ülkelerinin karşılaştırılmasının sonucunda, 2012 verilerine göre en fazla iş kazası yaşanılan ülke Türkiye’dir.

Sonuç

Gelişim sürecine bakıldığında iş sağlığı ve güvenliği konusunda özellikle 2008 yılında itibaren kapsamlı bir dönüşüm içine girilmiştir. Bu noktada görüldüğü üzere Türkiye, işçinin güvenliğine yönelik alınması gerekli tedbirleri çok yakın bir tarihten itibaren konuşmaya ve tartışmaya başlamıştır. Görülen şudur ki Avrupa Birliği standartlarında yasal düzenlemeler yapılması ve birçok yeni yasa çıkarılması, Türkiye’de meydana gelen iş kazalarını ve buna bağlı ölümleri engelleyememiş ve dahası istikrarlı bir düşüş gerçekleşmesine yardımcı olmamıştır. Bu noktada mevcut şartlarda kazaları minimize etmeye çalışmaktan başka çare olmadığından iş sağlığı ve güvenliği eğitimi konusunun önemi en az maliyetli ve etkili çözüm olarak görülmektedir. Yapılan bir araştırmaya göre iş kazalarının %88’i tehlikeli hareketlerden, %10’u tehlikeli durumlardan ve %2’si kaçınılmaz durumlardan kaynaklanmaktadır. İşçiler çok tehlikeli sınıflarda yer alan bir işi her gün yaptıkları için, bu tip işler onlar için bir rutin olmakta ve bu sebeple güvenlikleri konusundaki korkuları arka plana düşmektedir. Bu yüzden güvenlik ve kaza bilincin oturtulması ve işçilere düzenli ve ciddi eğitimlerin verilmesi önem taşımaktadır. Ayrıca, işverenlerin ve işçilerin, iş kazalarının önüne geçilmesi için üstlerine düşen sorumluluklarına yerine getirmeleri, bunun sağlandığından emin olabilmek amacıyla da yetkililerin konu ile ilgili denetimlerinin sıklaştırmaları ve yaptırımların arttırılması da önem taşımaktadır.

Türkiye’de, 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı kanuna kadar İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili ayrı bir yasa bulunmamakta, İş Sağlığı ve Güvenliği konusundaki genel önlemler, sorumluluklar ve yükümlülükler 2003 yılında yürürlüğe giren İş Kanunu’nda açıklanmaktaydı. 2008 yılında yürürlüğe giren yasa ile birlikte, en az 50 işçi çalıştırılan işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi bulundurma ve işyeri sağlık birimi oluşturma yükümlülüğü getirilmiştir. Fakat, 2010 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine bakıldığında Türkiye’de bulunan 1.325.749 işyerinin %98’ini 50’den az çalışana sahip işyerleri oluşturmakta ve işin asıl can alıcı noktası ise yaşanılan iş kazalarının %50’sinin bu işyerlerinde gerçekleşmesidir.[10]

2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı yasa ile iş sağlığı ve güvenliği konusu ilk kez bağımsız bir konu haline dönüşmüştür. Bu kanunla birlikte iş yerlerinde iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi ve diğer sağlık personeli bulundurma zorunluluğu açısından 50 işçi kuralı kaldırılmıştır. Fakat bu hüküm işyerlerinin tehlike sınıflarına göre değişiklikler göstermektedir ve farklı tarihlerde yürürlüğe girecektir.[11] Bu açıdan bakıldığında 6331 sayılı kanunun iş kazalarının önüne geçilebilmesi açısından ne denli başarılı olduğu bu tarihlerden sonra netlik kazanacaktır.

Ayşegül Aytaç, TEPAV

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Aytaç, A. (Nisan, 2015), “Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Hakkındaki Hukuksal Değişikliklerin İş Kazaları Üzerindeki Etkileri”, Cilt IV, Sayı 4, s.60-70, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey), Londra: Research Turkey (http://researchturkey.org/?p=8637&lang=tr)

Sonnotlar

[1]Hukuki düzenlemeler konusundaki yardımları ve katkıları için sayın G. Zeynep Kılıçkaya’ya ve yazının geneli hakkındaki katkıları için Sevim İrey’e çok teşekkür ederim.

[2]Llyoyd, J., Mitchinson, J. (2009). “Book of General Ignorance,” Faber and Faber Ltd.

[3]Kanunun istisna tuttuğu ve itibarla kanunun uygulama alanı dışında kalan işler ve işyerleri şu şekildedir:

  • Fabrika, bakım merkezi, dikimevi ve benzeri işyerlerindekiler hariç Türk Silahlı Kuvvetleri, genel kolluk kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığının faaliyetleri
  • Afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri
  • Ev hizmetleri
  • Çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına mal ve hizmet üretimi yapanlar
  • Hükümlü ve tutuklulara yönelik infaz hizmetleri sırasında, iyileştirme kapsamında yılan işyurdu, eğitim, güvenlik ve meslek edindirme faaliyetleri

Bu listeye, 10.09.2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun ile bir grup daha eklenmiştir:

  • Denizyolu taşımacılığı yapan araçların uluslararası seyrüsefer halleri

[4]Kanun, bu kişileri bulundurma zorunluluğuna ilişkin hükmün yürürlüğünü, işyerinin niteliğine göre ertelemiştir. Kanunun önceki halinde göre 6, 7 ve 8’inci maddede düzenlenen bu hükümler:

  • Kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için yayım tarihi olan 30.06.2012 tarihinden itibaren iki yıl sonra;
  • 50’den az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için yayımı tarihinden itibaren bir yıl sonra;
  • Diğer işyerleri için yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra yürürlüğe girer.

Kanunda yapılan 12.07.2013 tarihli değişiklik ile söz konusu yürürlük ertelemeleri daha da öteye alınmış ve yeni hali şu şekilde düzenlenmiştir:

  • İşverenlerin devamlı olarak 50 işçi çalıştırdıkları işyerleri hariç kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için 01.07.2016 tarihinde;
  • 50’den az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için 01.01.2014 tarihinde yürürlüğe girer.

[5]ILO, (2014). “Safety and Health at Work.” [Erişim Tarihi 11 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

 http://www.ilo.org/global/topics/safety-and-health-at-work/lang–en/index.htm

[6]ILO, (2013). “The Prevention of Occupational Diseases.” [Erişim Tarihi 11 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

http://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/—ed_protect/—protrav/—safework/documents/publication/wcms_208226.pdf

[7]Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (2012). “6331 Sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu.” [Erişim Tarihi 11 Şubat 2015], Şuradan ulaşılabilir:

 http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/ShowProperty/WLP%20Repository/csgb/dosyalar/kitap/kitap03_6331

[8]SGK İstatistik Yıllıkları

[9]Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Norveç, Yunanistan, İsviçre, Polonya, İsviçre, Hollanda

[10]Kırımhan, Gökçen. (2012). “İş Sağlığı ve Güvenliğinde Yeni Bir Dönem: 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu.” Endüstri ve Belgelendirme Bülteni.

[11]Sonnot 4.

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.