Batının Anlatımıyla Darbe Girişimi

*Kaynak: indymedia.org.uk

Batının Anlatımıyla Darbe Girişimi

Ben Amerikalıyım ve kendimi bildim bileli gazeteleri sevmişimdir. Günümün en güzel anlarından biri bir bardak kahve ile oturup New York Times’ın manşetlerine ve yorum sayfalarına bir göz atmaktır. Gençliğimden beri, bu ritüel beni dünyaya bağlıymışım, sanki daha büyük bir şeye aitmişim gibi hissettirdi. Ve bu, Türkiye’ye ilgi duymaya başlamamın nedenlerinden biriydi.

Fakat Türkiye’de bir sene boyunca yaşayıp çalıştıktan sonra, Batı medyasını görme ve yorumlama şeklimde kademeli bir değişim hissettim. Uluslararası haberler bölümüne geçtiğimde, bu sayfaları Türkiye’yi alçaltan ve negatif bir açıdan resmeden manşetlerle bombalanmış halde buluyordum. Batı sanki Türkiye’yi bir kategoriye sokamıyormuş gibi görünüyor: Zorlanan bir bölgede güçlü bir ekonomiydi, fakat 2015’te Türk Lirasının %10 değer kaybetmesi dolayısıyla son yıllarda ekonomik istikrarsızlık yaşanmaktadır[1]. Suriye ile savaşta önemli bir müttefik olan bu laik demokrasi, şu anda sınırları içerisinde 3 milyonu aşan Suriyeli barındıran, fakat aynı zamanda derin İslam ve Osmanlı kökenleri olan ve yabancılara şüpheci yaklaşan bir ülke konumunda. Bu ülkeyi temiz küçük bir kutuya koyamadığımız için, birçok yazar ve muhabir farkında olmayarak Türkiye hakkında adil olmayan bir görüntü yayıyorlar.

Genellikle ülke içi oyuncular arasındaki karmaşık konular çok fazla basitleştirildiğinden bu durum okuyucuların yeterince bilmeden bir sonuca varmalarına neden oluyor. Türkiye ile ilgili politik, sosyal ve uluslararası haberleri siyah ya da beyaz olarak anlatma gibi bir eğilim var ve bu anlatımların çoğunun yanlış anlamadan ya da korkudan kaynaklandığı anlaşılıyor.

Herhangi bir önyargının yansıtılmadığı bir makale bulmanın neredeyse imkansız olduğunu biliyorum; o kadar da saf değilim. Sonuçta muhabirler de kendi kültür ve deneyimleriyle şekillenmiş olan insanlar. Fakat ne zaman ikinci evime dönüşen bu ülke hakkında bir şeyler okusam, ne kadar az da olsa, eziyet çektiğimi hissediyordum çünkü birçok yazar üstünde fazlasıyla çalışılmış klişelere ve haksız sonuçlara bel bağlıyordu.

Fakat bunların hepsi 15 Temmuz akşamı değişti. Muhabirler artan kuşatmayı yeniden anlatmak için yarışırken, onların önyargıları, basmakalıp fikirleri ve yanlış anlamaları gerçekten tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildi. Başarısız darbe girişimini takip eden haftalarda, Batı tarafından sürdürülen saldırının haklı bir tarafının olmadığı ya da bununla ilgili bir özür dilenmeyeceği daha da açık hale geldi.

Adil ve dengeli haberciliğin olmayışını analiz etmeden önce, başarısız darbe girişimini bir bağlama oturtmak için biraz daha çaba göstermek gerekli. Bu girişimin Amerika’da gerçekleştiğini düşünelim. Askeri bombalamaların, barikatların, dökülen kanların ortasında, çok sayıda vatandaşın ülkelerindeki birlik ve haysiyet duygusunu gösterircesine bir araya gelmesiyle korkuya ve şiddete karşı konuldu. O gece siyasi partilerin bir önemi yoktu. Önemli olan, Amerikalılarının çoğunun kendi çıkarlarını temsil etmediğini düşündüğü bir gruba karşı ülkelerini korumaktı.

Şimdi bu demokrasiyi ele geçirme çabasının birdenbire durdurulduğunu ve sıradan vatandaşın gösterdiği dayanışmanın asli unsur olduğunu düşünün. Fakat ertesi sabah milletin cesaretinin ve yiğitliğinin övüldüğü haberlerle uyanmak yerine, dünyanın geri kalanının darbe girişiminin neredeyse sadece negatif yönlerine odaklanarak ve ülken hakkında eski eleştirilerden bahsederek, alelacele yanlış sonuçlara varmış olduğunu görüyorsun. Nasıl hissederdin?

Türkler için işte tam da bu yaşandı.

Öncelikle, medyanın Türkiye’nin demokratik kurumlarını zamansızca gayri-meşrulaştırmasını ele alalım.

Darbenin erken saatlerinde bile, uluslararası olarak tanınmış haber kaynakları hükümeti eleştirmeye başladılar ve devam etmekte olan mücadeleye yapacağı etkiye aldırmadan Erdoğan karşıtı bir kampanya yürüttüler. New York Times, “Türk Lider Erdoğan’ın kendine Yeni Düşman Yaratması ve Eski Arkadaşlarını Rahatsız Etmesi[2]”  adlı makaleyi, Türk hükümeti tam da kendi hayatı için savaşırken, yeniden yayınlamanın tam zamanı olduğunu düşündü (Tavernise, 2016). Dünya liderlerini sorgulamanın hiç bir kötü yanı yok, ancak editörlerin hükümeti mahkum etmek için, tam da hayatın farklı yerlerinden insanların sokaklarda demokrasiyi muhafaza etmek için şiddetle savaştıkları zamanda, iyi bir fikir olduğunu düşünmeleriydi yanlış olan.

Benzer şekilde, CNN Erdoğan’ın kendi kaderi halen belli değilken “Türkiye’nin ordu tarafından kuşatılmış cumhurbaşkanı FaceTime üzerinden ülkesine hitap ediyor[3]” makalesiyle zayıf noktalarını vurguladı. Diğer yandan BBC “Recep Tayyip Erdoğan: Türkiye’nin merhametsiz cumhurbaşkanı” makalesinde cumhurbaşkanının iktidara yükselişini ve hakimiyeti nasıl ele aldığını anlatıldığı makaleyi yayınladı (Pagliery, 2016). Tüm ülkenin kaos halinde olduğu zamanda, hep birlikte azgın bir grubun kendi demokrasilerine saldırmasına karşı savaşırken, neden tam da o zamanda Cumhurbaşkanının yaptığı yolsuzlukları ve görünür zayıflığını vurgulamak istersin?

Ondan da kötüsü, saygıdeğer haber kaynakları tamamen yanlış ve doğrulanmamış açıklamalarda bulunuyorlardı. Daily Beast dahil birçok kaynak, Erdoğan’ın firarda olduğuna ve İstanbul’a inmeden kısa bir süre önce Avrupa’da sığınma hakkı aradığına dair haberler yaptı. MSNBC, daha sonra silmesine rağmen, “Üst düzey Amerikan askeri kaynakları, NBC News’a, Erdoğan’ın İstanbul’a iniş hakkını reddettiğini ve Almanya’da sığınma hakkı aradığını söyledi.” şeklinde bir tweet bile attı. Hatta birçok kişi, ülke içinden herhangi bir onay olmadan darbenin başarılı olduğunu ilan etti. Dr. Josha W. Walker, muhabirlerin biraz daha tedbirli olup “bekleyip neler olacağını görelim” demek yerine “başarılı bir darbe hakkında konuşup inceleme yapmaları” konusundaki hayal kırıklığını belirterek Batı medyasının nasıl “sürüye katıldığını” açıkladı. (Whittington and Walker, 2016). [4]

Bu tarz öngörülemeyen acil durumlarda, söylentilerin uçuşması ve olaylara dair yanılgıların ortaya çıkması anlaşılabilir, fakat asıl problem, hakikatin incelenmesi ve doğrulanması konusundaki bariz eksiklik ile birlikte belirgin bir Türkiye düşmanlığıydı. Bu olay Türkiye’yi çok fena rahatsız etti. Sadece Erdoğan veya onun destekçilerine dokunmadı. Her bir vatandaşı, göçmeni, Suriyeli sığınmacıyı ve gurbetçiyi de vurdu. Peki, neden Türkiye’nin insanları ve bu durumun demokrasi adına nasıl bir kazanım olduğu hakkında bir şeyler okuyamıyordum?

İkinci göze çarpan konu, medyanın, Türk halkının darbecileri bozguna uğrattıktan sonraki zaferini görmezden gelmesi ve farklı kesimlerden gelen her türlü insanın yapılan saldırıya cevap olarak gösterdiği cesareti ve fedakarlığı önemsememesi oldu.

Türkiye’den Fulbright’ım bittiğinde ayrılmamdan beri, Türk arkadaşlarımla düzenli olarak görüşüyorum. Başarısız darbe girişimden sonraki gün onlardan birkaçına ulaştım ve sanki Twitter’da gördüğüm yorumları gerçekte olanlarla karşılaştırmam gerekiyormuş gibi hissederek onlara deneyimlerini sordum. Çoğu, sokaklardaki enerjiyi ve protestolarda yer alan bütün vatandaşlar tarafından hissedilen birlik duygusunu vurguladı. Askeri darbelerin kendi tarihinin tanımlayıcı bir parçası olduğu bir ülkede yaşayan ve Türkiye’nin başka bir askeri yönetimi kabul etmeyen bir ülke haline gelmiş olmasına tanık olan Türk vatandaşları için gurur verici bir durum ki bunu ben ve birçok Amerikalı anlayamayız bile.

Ayrıca bu darbenin daha geniş sosyo-politik açıdan ne resmettiği anlamında analiz eksikliği bulunuyordu: Ülkenin karakterinde, darbeleri ve orduyu nasıl gördüğü bakımından etkili bir değişim olmuştu. İstanbul merkezli PODEM düşünce kuruluşunun yöneticileri Ayşe Yırcalı ve Sabiha Şenyücel, “Batı analizlerinin çoğu bir tek pozisyon etrafında birleşti: Halkın demokratik meşruiyetini desteklemekte yetersiz kalmaları, ama bundan ziyade istikrarı vurgulamayı tercih etmeleri” (2016) şeklinde bir sonuca vardılar.[5] Bunun sonuncunda, darbeyle ilgili en önemli ve işe yarar bilgi olarak yabancıların şunun farkına varmaları gerektiğini ifade ettiler: “Türkiye’deki sosyal dinamiklerin gelişiminin, iradesinin ve özgürlüğünün daha fazla zorla yok edilmesine izin vermeyecek noktaya gelmesi.” Darbe girişiminden beri, her gün uluslararası haber kaynaklarını incelemek, Türk Miras Vakfı’ndaki (Turkish Heritage Organization) işimin bir parçası haline geldi. Haftalarca süren yazı taramalarımda, çok nadiren, belki de hiç bir zaman, Türkiye’nin politik değişimini veya yeni bir askeri darbeyi kabul etmeyişini öven makaleler okumadım.

Dr. Aybet, Batı medyasının abartmalarından hayal kırıklığına uğramış birçok Türk akademisyen ve muhabirden bir tanesi ve Türkiye’deki kurumsal süreçlere yönelik saygı eksikliğini sözlü olarak dile getiren biri. Kendisi bu darbe girişiminin “birlik ve bütünleşme için yeni bir platform” olarak sonuçlandığını düşünmekte ve bunu şu sözleriyle açıklamaktadır: “[Türkiye’de] hala faklı görüşlerin olduğuna inanıyorum, fakat bu durum bizi daha önce eşi benzeri görülmemiş şekilde bir araya getirdi… Biz acımasız sözler duymak veya insanların bize ne yapmamız gerektiğini söylemesini istemiyoruz.” (THO, 2016)[6]. Bu genç ülkenin süreçleri veya tarihi şartları hakkında bir anlayışı olmayan yabancılar, ülkenin geçtiğimiz on yılda büyük bir hızla yaptığı sıçrayışı dikkate almadan bir Türkiye resmi çizmekte aceleci davrandılar. THO’nun (Turkish Heritage Organization) ev sahipliğini yaptığı bir telekonferansta, Dr. Michael Reynolds ve Dr. Aybet, Batı medyasının Türkiye’yi 1980’lerdeymiş gibi görüp geçmişte kalmış bir Türkiye hakkında yazdığını savunuyordu ki bu son zamanlarda “incitici klişelerin tasmasından kurtulmasına” neden oldu.

Barçın Yinanç gibi birçok Türk gazeteci Türkiye’yi zaten bir diktatörlük olarak bellemiş olan Avrupalı gazetecilerden bezmiş durumda. Yinanç, Hurriyet Daily News’teki gazeteci arkadaşlarına yazdığı 26 Temmuz tarihli bir mektupta şu sözleri sarfetmektedir: “Türkiye’nin ilerlerken hangi yönde yol alacağı net olmayabilir; son sözler daha söylenmedi. Türkiye henüz bir diktatörlüğe dönüşmemiştir…Türkiye’ye Erdoğan’a karşı duyulan nefret açısından bakmak, Türkiye’de gelişen olayların sağlıksız bir analizini yapma riskini taşıyor.”[7] Darbe girişimini takip eden haftalar, Batı dünyasının Türk halkını desteklediği bir süreç olmalıydı ve bastırılmış darbe girişiminin demokrasi için bir zafer olarak görülmesi gerekiyordu. Neden öteki seçeneğin ülkeye ve Amerika ile ilişkilere hasar vereceğini unutmuş gibiyiz? Neden Türk halkının popüler görüşlerini kendi görüşlerimizden daha az önemsiyoruz?

Beni en çok bu tarz haberciliğin arkadaşlarımın ve ailemin Türkiye hakkındaki algılarını nasıl etkilediği korkutuyor. Son iki haftada, bu yorumların ne denli doğrulanmamış olduğuna aldırmadan yapılan şöyle yorumlar duydum: “Erdoğan’ın bu kadar çok insanı öldürmesine inanamıyorum… Belki de asker tarafından yönetilen bir hükümet iyi olurdu.” ve “Hükümetin gerçekte nasıl tüm bunları planladığını duydunuz mu?” Türkiye’nin artık demokratik olmadığı ve darbe girişiminin haklı gerekçeleri olduğu görüşü zehirli bir anlayıştır. Bu durumun temeli, demokrasinin ne olduğuna ve nasıl gözükmesi gerektiğine Batı karar verir  şeklindeki görüşe dayanıyor.

Bu tarz önyargılar Türk-Amerikan ilişkilerini etkiliyor. Çoğu Amerikalı Türkiye’de yaşamadığı veya Türkiye’yi ziyaret etmediği için, medya orada tek referans noktası olarak yer alıyor. Şu anda, çoğu Amerikalının olup bitene dair net bir anlayışı olmadığını söylemek uygun olur ve bu toplumsal bilinci ve iki milletinin etkileşimini de belirliyor. Gülen’in iadesi konusunda yükselen tansiyonlar ve Türk-Amerikan işbirliğinin Suriye’deki geleceği, doğrulanmamış ve sansasyonel habercilik anlayışı tarafından daha da çetrefilleştirildi. Siyasi figürler ve karar vericiler de bu durumdan muaf değiller.

Batılı gazetelerin ve televizyon kanallarının, bir saniye durup geri adım atmaları, kendi önyargılı düşüncelerini incelemeleri, hangi konu üstünde daha fazla odaklanmaları gerektiğini ve bunların Türk-Amerikan ilişkilerini nasıl etkileyebileceğini düşünmeleri gerekmektedir. Darbe boyunca veya sonrasında hükümetin veya bazı vatandaşların attığı adımların lehinde veya aleyhinde olduğumu söylemiyorum. Tek istediğim daha dengeli, daha incelikli ve daha iyi araştırılmış bir haberciliğin ortaya konması.

Sarah Houston, Turkish Heritage Organization’da Koordinatör

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Houston, S. (Ağustos, 2016), “Batının Anlatımıyla Darbe Girişimi”, Cilt V, Sayı 8, s.32 – 36, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey), Londra: Research Turkey (http://researchturkey.org/?p=12786&lang=tr)

KAYNAKLAR

Pagliery, J., Pallotta, F., and Ellis, R. (2016). Turkey’s beleaguered president addresses country on FaceTime. (Türkiye’nin ordu tarafından kuşatılmış cumhurbaşkanı FaceTime üzerinden ülkesine hitap ediyor) CNN Online. Şuradan ulaşılabilir: http://money.cnn.com/2016/07/15/technology/turkey-coup-facetime-interview/ [Erişim tarihi 28 Temmuz 2016].

Tavernise, S. (2016). Turkish Leader Erdogan Making New Enemies and Frustrating Old Friends. (Türk Lider Erdoğan’ın Kendine Yeni Düşman Yaratması ve Eski Arkadaşlarını Rahatsız Etmesi) New York Times Online. Şuradan ulaşılabilir: http://www.nytimes.com/2016/07/05/world/europe/turkey-erdogan-new-enemies-frustrating-friends.html?_r=0 [Erişim tarihi 22 Temmuz 2016].

THO-Turkish Heritage Organization (2016). Coup Attempt in Turkey has Been Inaccurately Depicted in Western Media. (Türkiye’deki Darbe Girişimi Batı Medyası Tarafından Yanlış Olarak Tasvir Edildi) THO Online. Şuradan ulaşılabilir: http://turkheritage.org/en/news/coup-attempt-in-turkey-has-been-inaccurately-depicted-in-western-media_1956 [Erişim tarihi 29 Temmuz 2016].

Sidar, C and Tuncalp, E. (2015). Who’s Going to Save Turkey’s Economy? (Türkiye Ekonomisini Kim Kurtaracak?) Foreign Policy. Şuradan ulaşılabilir: http://foreignpolicy.com/2015/04/03/whos-going-to-save-turkeys-economy-erdogan-akp/ [Erişim tarihi 9 Ağustos 2016].

Srivastava, M. (2016). How Erdogan turned to social media to help foil coup in Turkey.(Erdoğan nasıl sosyal medyayı darbeyi engellemeye yardım etmek için kullandı) Financial Times Online. Şuradan ulaşılabilir: http://www.ft.com/cms/s/0/3ab2a66c-4b59-11e6-88c5-db83e98a590a.html#axzz4FjjznT9P [Erişim tarihi 23 Temmuz 2016].

Whittington k. and Walker, J. (2016) A Conversation on Turkey’s Failed Coup. (Türkiye’nin Başarısız Darbesine ilişkin bir Konuşma) Fair Observer,  Şuradan ulaşılabilir: http://www.fairobserver.com/region/middle_east_north_africa/conversation-turkeys-failed-coup-23293/ [Erişim tarihi 26 Temmuz 2016].

Yırcalı, A. and Şenyücel, S. (2016). The West fails the ‘coup test’ in Turkey (Batı Türkiye’deki ‘darbe testinden’ kaldı), Al Jazeera. Şuradan ulaşılabilir: http://www.aljazeera.com/indepth/opinion/2016/07/west-fails-coup-test-turkey-160724120008222.html[Erişim tarihi 23 Temmuz 2016].

Yinanç, B. Dear Western friends, yes to solidarity, no to orientalist pity. (Sevgili Batılı Arkadaşlar, birliğe evet, oryantalist acımaya hayır) Hurriyet Daily News. Şuradan ulaşılabilir: http://www.hurriyetdailynews.com/Default.aspx?PageID=238&NID=102072&NewsCatID=412 [Erişim tarihi 23 Temmuz 2016].

[1] Sidar, C and Tuncalp, E. (2015). Who’s Going to Save Turkey’s Economy? (Türkiye Ekonomisini Kim Kurtaracak?) Foreign Policy. Şuradan ulaşılabilir: http://foreignpolicy.com/2015/04/03/whos-going-to-save-turkeys-economy-erdogan-akp/ [Erişim tarihi 9 Ağustos 2016].

[2] Tavernise, S. (2016). Turkish Leader Erdogan Making New Enemies and Frustrating Old Friends (Türk Lider Erdoğan’ın Kendine Yeni Düşman Yaratması ve Eski Arkadaşlarını Rahatsız Etmesi). New York Times Online. Şuradan ulaşılabilir: http://www.nytimes.com/2016/07/05/world/europe/turkey-erdogan-new-enemies-frustrating-friends.html?_r=0 [Erişim tarihi 22 Temmuz 2016].

10 Pagliery, J., Pallotta, F., and Ellis, R. (2016). Turkey’s beleaguered president addresses country on FaceTime. (Türkiye’nin ordu tarafından kuşatılmış cumhurbaşkanı FaceTime üzerinden ülkesine hitap ediyor) CNN Online. Şuradan ulaşılabilir: http://money.cnn.com/2016/07/15/technology/turkey-coup-facetime-interview/

[Erişim tarihi 24 Temmuz 2016].

[4] Whittington k. and Walker, J. (2016) A Conversation on Turkey’s Failed Coup. (Türkiye’nin Başarısız Darbesine İlişkin Bir Konuşma) Fair Observer. Şuradan ulaşılabilir: http://www.fairobserver.com/region/middle_east_north_africa/conversation-turkeys-failed-coup-23293/ [Erişim tarihi 23 Temmuz 2016].

[5] Yırcalı, A. and Şenyücel, S. (2016). The West fails the ‘coup test’ in Turkey, (Batı Türkiye’deki ‘darbe testinden’ kaldı) Al Jazeera. Şuradan ulaşılabilir: http://www.aljazeera.com/indepth/opinion/2016/07/west-fails-coup-test-turkey-160724120008222.html [Erişim tarihi 23 Temmuz 2016].

[6] THO-Turkish Heritage Organization (2016). Coup Attempt in Turkey has Been Inaccurately Depicted in Western Media. (Türkiye’deki Darbe Girişimi Batı Medyası Tarafından Yanlış Olarak Tasvir Edildi) THO Online. Şuradan ulaşılabilir: http://turkheritage.org/en/news/coup-attempt-in-turkey-has-been-inaccurately-depicted-in-western-media_1956 [Erişim tarihi 29 Temmuz 2016].

[7] Yinanç, B. Dear Western friends, yes to solidarity, no to orientalist pity. (Sevgili Batılı Arkadaşlar, birliğe evet, oryantalist acımaya hayır) Hurriyet Daily News. Şuradan ulaşılabilir: http://www.hurriyetdailynews.com/Default.aspx?PageID=238&NID=102072&NewsCatID=412 [Erişim tarihi 23 Temmuz 2016].

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.