AB Vatandaşları İçin Vizesiz Türkiye Beklentileri

AB Vatandaşları İçin Vizesiz Türkiye Beklentileri

Özet

Vize meselesi Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinde önemli bir engel olmaya devam etmektedir. Aralık 2013’te kabul edilen Geri Katılım Anlaşması ve bunu takip eden Vize Serbestleştirme Diyaloğuyla birlikte, vize konusu Türk halkı ve Türk-AB ilişkilerini takip edenler nezdinde oldukça ilgi toplamıştır. Vizeyi serbestleştirme yol haritası, sürecin tamamlanabilmesi için Türkiye’nin yerine getirmesi gereken 72 kriterden oluşmaktadır. Bu kriterlerden biri AB vatandaşlarına yönelik bütün vize kısıtlamalarının kaldırılmasıdır. Bu aynı zamanda Türkiye’nin bütün AB üyelerini resmen tanımasını ifade etmekte, dolayısıyla da Kıbrıs sorunun çözümüyle doğrudan alakalıdır. Vize uygulamaları halen insanlar arası ilişkilerin önündeki en güçlü engeli oluşturmaktadır ve zaman zaman daha yoksul olan Güney ülkelerinden göçü büyük ölçüde kısıtlamak için Kuzey’deki ülkeler tarafından kullanılmaktadır. Türkiye 2005 senesinden beri aday ülke konumunda olup NATO, Avrupa Konseyi ve AGİT gibi Batılı ve Avro-Atlantik örgütlerde kararlı bir şekilde yer almış ve şu anda tehlikeli sularda olmasına rağmen AB’yle olan ilişkilerini derinleştirmeyi beklemektedir. Vize sürecine yönelik tez bir çözüm Türkiye-AB ilişkilerini tekrar canlandıracak ve müzakerelerin yeniden başlaması için önemli bir itici güç olacaktır.

Giriş

Son dönemde AB üyelerinin Türk vatandaşlarına yönelik uyguladığı vize politikası Türkiye-AB ilişkilerinde önemli bir tartışma konusu olmuştur. Bu açıdan, Türkiye, Brüksel ve AB üye ülkelerine ağır eleştirilerde bulunmuş ve hukuki alanda da (Avrupa Adalet Divanı, bkz. Soysal Davası[1]) çok sayıda şikayette bulunulmuştur. Buna karşın, Türkiye’nin AB vatandaşlarına uyguladığı vize politikası Schengen vize rejimine kıyasla oldukça liberal olarak değerlendirilmektedir. Bu sebeple, Türkiye’nin vize politikası AB’nin karşılaştığı eleştiriyle karşılaşmamaktadır. Bu, akla şu soruyu getirmektedir: Türkiye’nin belli üye ülke vatandaşlarına uyguladığı vize rejimi bir entegrasyon görüntüsü vermekte midir? Bu sorunun basit ve hızlı cevabı “hayır” şeklinde verilebilir.

İlk olarak, Türkiye’nin AB vatandaşlarına uyguladığı mevcut vize rejimini açıklayıp, sonrasında bu rejimin arkasındaki politik ve ekonomik nedenleri değerlendireceğiz. Son olarak, Türkiye’nin uyguladığı vize şartlarını tüm AB vatandaşları için kaldırmasının neden hem Avrupa hem de Türk vatandaşlarının yararına olacağını anlatmaya çalışacağız.

Türkiye’nin AB’ye Uyguladığı Vize Rejimi

Vize serbestleştirme diyaloğu Türkiye ile AB arasında Geri Katılım Anlaşması’nın imzalanması sonrası başlamıştır. Bu bağlamda, Türkiye, Türkiye’den AB topraklarına giren yasadışı göçmenleri geri almayı kabul etmiştir. Türkiye ile AB arasındaki vize serbestleşmesi diyaloğunun Aralık 2013’teki başlangıcından beri her iki taraf da yoğun müzakereler içinde olup bütün vatandaşlara vizeyi kaldırmayı amaçlamaktadır. Bu açıdan, Avrupa Komisyonu, yol haritasının 2. Bloğunda da öngördüğü gibi, Türkiye’den bütün AB vatandaşlarına (hiçbir ayrım olmadan) vizeyi kaldırmasını talep etmektedir.[2] Ekim 2014’te yayınlanan ilk değerlendirme raporunda, Komisyon sadece 19 üye ülkenin vatandaşlarının vizesiz giriş yapabildiğini, bu nedenle Türkiye’nin bu ölçütü yerine getirmediğini not etmiştir. Vize serbestleştirme yol haritasının 2. Bloğu açıkça Türkiye’nin bu vize şartlarını kaldırmasını gerektirmektedir. Üstelik, Komisyon Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlarına yapılan de facto ayrımcılık konusunda endişelerini belirtmiştir. Türkiye bu ülkeyi halen resmen tanımamış olup, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi” (GKRY) olarak adlandırmaktadır.

tr1Tablo 1: Türkiye’nin AB Vatandaşlarına Yönelik Vize Uygulaması[3]

Mevcut durumda, Türkiye 19 üye ülke vatandaşlarına vizesiz giriş sağlamaktadır. Buna karşın, Türkiye 9 ülkeden vize talep etmekte olsa da, bu prosedür modern gümrük hizmetleri sayesinde oldukça kolay olup umumi pasaport sahibi vatandaşlara 90 günlük ve birden fazla giriş yapmalarına izin veren vize vermektedir (Kıbrıs Rum vatandaşları hariç). Dahası, Nisan 2013’te başlatılan e-vize web sitesi sayesinde, başvuranlar vizelerini internet üzerinden birkaç adımda alabilmektedirler.

tr2Tablo 2: Türkiye’nin Vize Uyguladığı AB Vatandaşları[4]

Evrilen Bir Vize Rejimi

Türkiye’nin AB’ye uyguladığı vize rejimi derinlemesine incelendiğinde arkasında siyasi sebepler bulmak mümkündür. 12 Eylül 1980’de Türkiye’de gerçekleşen askeri darbenin ardından çeşitli Avrupa Ekonomik Topluluğu ülkeleri Türk vatandaşlarına tek taraflı vize uygulaması başlatmıştır. Türkiye ise misilleme olarak belli ülkelerin vatandaşlarına vize uygulaması getirmiştir. Ayrıca, Türkiye’nin yakın tarihinde bu konuda bazı üye ülkelerle ikili anlaşma imzaladığını da unutmamak gerekir. Kıbrıs meselesi ve Türkiye’nin birliğe katılımını ilgilendiren siyasi tartışmalar göz önünde bulundurulduğunda mevcut durum daha da karışık bir hale gelmektedir. Ayrıca, 1980’lerden bu yana, mütekabiliyet prensibi çerçevesinde, Türk vatandaşlarına AB ülkeleri tarafından uygulanan vize yükümlülüğü ile bazı AB üye devlet vatandaşlarına uygulanan vize yükümlülüğüyle karşılaştırılabileceğinin de altı çizilmelidir. 2009 itibarıyla Türkiye Schengen rejiminin kara listesinde olan ülkelere sistematik olarak vize gerekliliklerini kaldırdı. Türkiye, daha önceden vize uyguladığı Suriye, Libya, Ürdün ve Arnavutluk vatandaşlarına da vize gerekliliğini kaldırdı. Bu süreç 2010’da Rusya, Lübnan, Sırbistan’la, 2011’de ise Kırgızistan, Katar, Etiyopya, Nijerya ve Malezya’yla devam etti. Mayıs 2011’de bir açıklamayla dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu son 10 sene içerisinde Türkiye’nin 50’nin üzerinde  ülkeyle vize kaldırma anlaşmasına vardığını belirtti. Bu bazı AB ülkeleriyle olan ilişkileri de etkilemiş olup, Türkiye’nin Polonya’ya vize uygulamasını Aralık 2014’te kaldırdığı da belirtilmelidir.[5]

Ekonomik bakış açısına gelince, tüm üye ülke uyruklarına vize yükümlülüğünün Türkiye tarafından farazi olarak kaldırılmasının kayda değer bir ekonomik kayba yol açmayacağını eklemek de mümkündür. Gerçekten de, TÜRSAB istatistiklerine göre, 2013’te Türkiye’ye giriş yapan 17 milyon AB vatandaşı içinden 5 milyonu Türkiye’ye girerken vize almıştır ve kalan 12 milyon, Türkiye’ye vizesiz girmiştir.

tr3Tablo-3: 2013’te Türkiye’yi ziyaret eden AB vatandaşları[6]

Varsayımsal konuşmak gerekirse, Türkiye’nin üye ülkelerin bütün vatandaşlarına vize mecburiyeti uyguladığı bir senaryo tahayyül edildiğinde ve dahası üye ülke vatandaşlarından girişte 15 € vize ücreti istendiği hesaba katıldığında, Türkiye’nin böyle bir politikayla 2013’te ekstra bir 82 milyon € kazanacağını söylemek mümkündür (vize mecburiyeti olan dokuz ülkenin resmi pasaport sahiplerinin böyle bir zorunluluktan muaf olduğu da hatırda tutulmalıdır). Buna karşın, Türkiye kalan 19 üye ülkenin vatandaşlarına vize mecburiyeti uygulamadığı için, yaklaşık 180 milyon €’luk toplam bir geliri elde etmemiştir. Diğer bir deyişle, Türkiye 19 üye ülkenin vatandaşlarına vizesiz giriş sağlayarak, vize politikasından elde ettiğinin iki katı kadar gelir kaybetmektedir. Bu nedenle, Türkiye’nin bazı AB üye ülke uyruklarına yönelik vize rejiminin ekonomik etkisi dar kapsamlıdır.

Türkiye Bütün AB Vatandaşları için Vizesiz Politikadan Ne Kazanır?

Politik ve ekonomik boyutlarından ayrı olarak, bütün AB vatandaşlarına vizesiz giriş tahsis etmekle Türkiye, hangi faydaları gerçekten elde eder? Bu soruya verilebilecek birkaç cevap şöyledir:

  • Türkiye bu şekilde vize serbestleştirmesi yol haritası kriterlerinin hepsine uymuş olur.
  • Türkiye’nin misafirperver bir ülke olarak imajı kuvvetlenir ve AB toplumuna olumlu bir sinyal gönderilerek vize serbestleştirmesi diyaloğu pazarlıklarında Türkiye’nin kozları güçlendirilmiş olur.
  • Türkiye’nin bütün AB vatandaşları için yekpare politikası, Türkiye’nin üçüncü ülke vatandaşlarına karşı vize sistemine ilişkin kapsamlı bir örnek teşkil eder.
  • Vize konusunda Türkiye’nin kararlılığı, vize serbestleştirmesi diyaloğu pazarlıklarında olumlu bir etki oluşturur.

Hukuki Sonuçlar

Türkiye’nin mevcut vize rejimi, Ortaklık Anlaşmasının 14. Maddesi ve Ek Protokol’ün 41. Maddesinin 1. Paragrafı ile düzenlenmiştir. Dahası, mütekabiliyet ilkesine uygundur. Ortaklık Anlaşmasının 14. Maddesine göre “anlaşmanın tarafları aralarındaki hizmet sunma serbestisi üzerindeki kısıtlamaları kaldırmak amacıyla Topluluğun Kuruluş Anlaşmasının 55, 56 ve 58’ten 65’e kadar olan maddelerince yönlendirilmeyi kabul etmiştir”.[7] Buna ek olarak, Ek Protokolün 41. Maddesinin 1. Paragrafına göre, “anlaşmanın tarafları aralarındaki yerleşme serbestisi ve hizmet sunma serbestisi üzerinde herhangi yeni kısıtlamalar getirmekten sakınacaktır”.[8] Böylece, hem Türkiye hem de AB taraflar arasında hizmetlerin serbest dolaşımını engellememek veya yeni kısıtlamalar getirmemek üzere sözleşmiştir (mevcudun korunması kuralı). Dolayısıyla, Türkiye’nin AB uyruklarına karşı vize rejimi, Ortaklık Anlaşmasının ve Ek Protokolün hükümlerine uygun addedilemez. Şu da anlaşılabilir ki, Türkiye bazı AB uyruklarına karşı bir vize mecburiyeti uygulamaya devam ederek, Türk vatandaşlarının AB’ye girişine karşı uygulanan vize rejimine ilişkin aralıksız olarak işaret ettiği haksızlıkta, aynı zamanda kısmen sorumlu olarak görülmektedir.

Sonuç

İki taraf arasında vize serbestleştirmesi diyaloğunun başlamasıyla birlikte, bütün AB uyruklarının Türkiye’ye vizesiz girişine ilişkin beklenti kayda değer momentum kazandı. Gerçekten de, Türk otoritelerinin vize serbestleştirmesi yol haritasında kapsanan kriterlere uymaya devam etmesiyle, vatandaşlarının AB’ye vizeden muaf girmesini sağlamaya ilişkin Türkiye’nin kendi perspektifi üzerinde şüphesiz olumlu bir etkiye sahip olacak olan vizesiz geçişi, belli bir noktada, bütün AB uyrukları için sağlamak zorunda kalacaktır. Ayrıca, eğer Türkiye mevzuatını bu bağlamda ıslah ederse, karşılık olarak üyelik pazarlıklarında kendi elini daha da güçlendireceği söylenebilir. Bu nedenle, tüm AB vatandaşları için vizesiz bir Türkiye perspektifinin Türkler ve Avrupalılar için benzer şekilde bir kazan-kazan durumu oluşturacağı söylenebilir. Giderek artan oranda birbirine bağlanan bir dünyada, vizelerin kaldırılması Türkiye’nin AB’ye entegre olmasını dileyenlerle çoğulcu ve açık bir kıta için çabalayanlara olumlu bir sinyal yollayacaktır. Dahası, Türk dış politikası AB politikasıyla gitgide sarmaştıkça, vize politikasının AB’nin politikasına göre hizalanacak olması da ayrıca kaçınılmazdır.

Deniz Servantie, Uzman Yardımcısı, İktisadi Kalkınma Vakfı (IKV)

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Servantie, D. (Ağustos, 2015), “AB Vatandaşları İçin Vizesiz Türkiye Beklentileri”, Cilt IV, Sayı 8, s.14-20, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey), Londra: Research Turkey (http://researchturkey.org/?p=9578&lang=tr)

Sonnotlar

[1] AAD, C-228/06 Soysal ve Savatli v. Almanya. 19 Şubat 2009 Kararı. 19 Şubat 2009. [Erişim tarihi: 18 Haziran 2015] Şuradan ulaşılabilir: http://ec.europa.eu/dgs/legal_service/arrets/06c228_en.pdf

[2] Avrupa Komisyonu, Komisyon’un Avrupa Parlamentosu’na Raporu ve Konsey’in Türkiye’yle vize serbestleştirme yol haritasının gidişatı. COM (2014) 646 final, Brüksel, 20 Ekim 2009,               [Erişim tarihi: 18 Haziran 2015] Şuradan ulaşılabilir: : http://ec.europa.eu/dgs/home-affairs/e-library/documents/policies/international- affairs/general/docs/turkey_first_progress_report_en.pdf

[3] Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Yabancılar için Vize Bilgilendirmesi, 2011 [Erişim tarihi: 18 Haziran 2015] Şuradan ulaşılabilir: http://www.mfa.gov.tr/visa-information-for-foreigners.en.mfa

[4] Ibid.

[5] “Türkiye ile Polonya arasındaki vizeler kalkıyor” , Milliyet, 8 Aralık 2014. [Erişim tarihi: 18 Haziran 2015] Şuradan ulaşılabilir: http://www.milliyet.com.tr/turkiye-ile-polonya-arasinda-gundem-1981343/

[6] TÜRSAB, Umuma Mahsus Pasaport Sahipleri için Vize Prosedürü, 2013, [Erişim tarihi 18 Haziran 2015] Şuradan ulaşılabilir: http://www.tursab.org.tr/en/statistics

[7] Official Journal of the European Communities, Agreement establishing an Association between the European Economic Community and Turkey (Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Türkiye Arasında Ortaklık Anlaşması) (12 Eylül 1963 Ankara’da imzalanmıştır), 24 Aralık 1973, [Erişim tarihi 18 Haziran 2015] Şuradan ulaşılabilir: http://ec.europa.eu/enlargement/pdf/turkey/association_agreement_1964_en.pdf

[8] Official Journal of the European Communities, Additional Protocol (Ek Protokol) (23 Kasım 1970 Brüksel’de imzalanmıştır), 24 Aralık 1973,     [Erişim tarihi 18 Haziran 2015] Şuradan ulaşılabilir: http://ec.europa.eu/enlargement/pdf/turkey/association_agreement_1964_en.pdf

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.