Osmanlı Sonrası Devletler

*Kaynak: IranReview.org

Osmanlı Sonrası Devletler

Özet

Eski Osmanlı topraklarının dağılmaya devam ettiği bir dönemde Osmanlının ihtişamlı geçmişini kullanma isteği gittikçe gerçeklikten kopuk gözüküyor. Bir asırdan daha uzun bir süre boyunca, Osmanlı İmparatorluğu dâhil olmak üzere, eski yerleşik imparatorlukların çöküşü sadece kendi kaderini tayin etme mücadelelerine değil, aynı zamanda aşırı şiddet ve etnik temizliğe sebep oldu. Irak’ın işgali ve Arap Baharı’ndan  bu yana  gerçekleşen son büyük değişiklikler Osmanlı sonrasında kurulan halef devletlerin bazılarında yeni şiddet dalgalarına yol açtı.

***

Eski Osmanlı topraklarının dağılmaya devam ettiği bir dönemde Osmanlının ihtişamlı geçmişini kullanma isteği gittikçe gerçeklikten kopuk gözüküyor. Osmanlı nostaljisi diğer yıkılmış imparatorluklar nostaljisinden daha zararlı değildir; ve Osmanlı geçmişine olan ilgi daha fazla tarihsel araştırma veya kültürel konulardaki yansımaları anlamında fayda da sağlayabilirdi, ancak, Osmanlı dünyası  yıkıldı ve bir yüzyılı aşkın bir süre sonra bir çok eski Osmanlı toprağının sakinleri  geleceğe yönelik kapsayıcı, açık ve güvenli bir yol bulmak için mücadele ediyorlar.

Bir asırdan daha uzun sürede Batı Asya, Merkez Avrupa ve Doğu Avrupa’daki imparatorluk toprakları bölündü. Eski yerleşik imparatorlukların parçalanması ve sona erişi bazen kendi kaderini tayin etme ve özgürlük mücadelelerine sebep olurken, aynı zamanda sıklıkla otokrasilerin oluşumuna veya aşırı şiddete ve etnik temizliğe yol açtı.

Modern Türkiye’nin bizzat kendisi büyük ölçüde bu süreçlerin sonucudur. Eski Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılması ve dağılması Türkiye Cumhuriyeti dâhil olmak üzere birçok halef devletin oluşmasına yol açtı. Türkiye ve diğer bazı Osmanlı sonrası devletlerdeki milliyetçi bakış açısıyla bakıldığında bu durum kendi kaderini tayin edebilme zaferi olarak görülebilir. Ancak bununla birlikte, Osmanlı’nın dağılması başka sonuçlar da getirdi; üst üste gelen savaşlar, etnik temizlik ve zorunlu göç. 1. Dünya Savaşı sonrasında imparatorluğun nihai sona erişi hem batı hem de doğu sınırları boyunca etnik ve milliyetçi savaşlarla ve nüfus değişimi yoluyla büyük ölçekli zorunlu göçlerle sonuçlandı.

Büyük homojenlik yaratan etnik temizlik, zorunlu göç ve soykırıma rağmen eski imparatorluk toprakları çeşitliliğini sürdürüyor. Eski Rum ve Ermeni nüfusunun küçük bir kısmıyla Türkiye açıkça Osmanlı döneminden daha az çeşitlilik barındırıyor, ancak diğer yandan büyük bir Kürt nüfusunu barındırıyor. Aynı zamanda, güneydeki eski Osmanlı toprakları ise aşırı derecede karma kaldı.

Azınlıklara karşı zulüm Osmanlı’nın çöküşünün kaçınılmaz sonucu değildi, ancak bu bölgelere etnik esaslı tekdüze bir milliyetçilik uygulama ilkesi, Kürt politikasında olduğu gibi, devlet güçlerinin baskı altında tutmayı desteklediği dönemlerde yüz tuttu. Bu sırada, İsrail’de devlet yaratma veya çekişme ve çöküş dönemleri ise Hristiyan ve Müslümanların, Kıbrıs’da Rumlar ve Türkler olarak çatışmasında olduğu gibi  din ve etnisitenin  çakıştığı  yeni bir dizi etnik anlaşmazlığa neden oldu.

Benzer sorunlar eski Osmanlı İmparatorluğu’na Trans Kafkasya’da komşu olan Rus imparatorluğu  topraklarında da ortaya çıktı. Sovyet döneminin sonlarında katliamlar (Polgrom) patlak verdi ve keskin etnik ve milliyetçi savaşlar, etnik temizlik ve zorunlu göçle birlikte 1990’ların demografik  haritasını yeniden yarattı.

2003’teki Irak’ın işgali ve 2010-2011’deki Arap Baharı’yla birlikte bir takım Osmanlı halefi devletlerinde büyük değişiklikler, devrimler hatta bazı durumlarda bölünme gerçekleşti. Bilhassa Irak’ın işgali ve Suriye’deki devrim ve iç savaş yeni bir yoğun şiddet dönemine yol açtı. Birleşik Devletler’in Irak işgali ve IŞİD’in yükselişinin belirleyici rolü dolayısıyla Osmanlı sonrasındaki topraklardaki bu durumun evvelki etnik şiddet dalgalarından çok açık farklılıkları bulunmaktadır; ancak  bu oldukça gerçekçi ayrımlar, eski Osmanlı topraklarındaki önceki şiddet sarmalının devamlılığını gizliyor olabilir. Nitekim, Irak’taki mezhepçi şiddet sıklıkla etnik temizlik şeklini aldı. 2006 ve 2007 yıllarında Şii ve Sünni milisler tarafından, sivilleri temizleme amaçlı yürütülen şiddet kampanyalarının zirveye çıkması  kesinlikle kaçınılmaz değildi, ve ne de Iraklı Hristiyanlara yönelik yürütülen etnik temizlik; ama eski dönemlerdeki savaşlar şiddet seçeneğinin eski Osmanlı topraklarında homojenlik yaratma potansiyelini ortaya çıkardı. Yakın zamanda, Kuzey Irak ve Suriye’deki çok taraflı güç mücadelesi bütün bu Suriye’deki Esad Rejimi, rejimin  müttefikleri, sayısız isyancı güçler, Kürtler ve IŞİD’in mevcudiyetiyle herhangi bir tekil sebebe indirgenemez. Daha geniş bir tarihsel çerçeveden bakıldığında dünya Osmanlı halefi devletlerde yeniden etnik temizlik kampanyaları ve hatta sivillere karşı yürütülen soykırımı görüyor.

Birçok hayatı mahveden kıyımdan alınacak kolay dersler olmayabilir ama en azından bazı genel hatları not etmek mümkün. Birincisi, Osmanlı geçmişinin kültürel unsurlarının nostaljisi asla gelecek için kılavuz olamaz. İkincisi, eski Osmanlı topraklarında daha büyük etnik ve dini uyumun olduğu dönemleri işaret etmek yapıcı hatta aydınlatıcı olabilir, ancak bu gibi örnekler etnik temizliği ve hatta soykırımı engellemedi. Bugünün  kıyımlarıyla yüzleşilirken, Osmanlı sonrası halef devletlerine baskı altına alma çekici görülebilir, ancak bu baskı kendi yüksek maliyetlerini de getiriyor. Diktatörlük döneminde hayatın daha güvenli olduğuna dayanarak bazıları Suriye’yi yeniden evvelki haline döndürmek istiyor—bunun mümkün olacağını gerçekten düşünüyorlar mı?

Prof. Dr. Benjamin Lieberman, Fitchburg Eyalet Üniversitesi, Massachusetts, ABD

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Lieberman,  B. (Eylül, 2016), “Osmanlı Sonrası Devletler”, Cilt V, Sayı 9, s.6 – 10, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey), Londra: Research Turkey (http://researchturkey.org/?p=12838&lang=tr)

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.