Türkiye’de demokratikleşmenin önündeki en ciddi sıkıntılarda birisi de siyasi partilerin çeşitli gerekçelerle kapatılması meselesidir. Türkiye tarihinde, bugüne dek kapatılan siyasi parti sayısı, 2009 yılında kapatılan Demokratik Toplum Partisi ile 28’e ulaşmıştır. Her ne kadar, kapatılan partiler, “siyasi partiler mezarlığında” yerlerini alsalar da, genellikle aynı şiarı benimseyen ve “küllerinden yeniden doğan” aktörler Türkiye siyasete yön vermeye devam etmektedir. Kürt Sorunu’nu yüksek perdeden dile getiren, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) de, bu “küllerinden yeniden doğan” partiler geleneğinin temsilcilerindendir. Partinin yapısını, seçmen kitlesini ve Meclis çalışmalarını, BDP’nin en bilinen simalarından, BDP milletvekili ve grup başkanvekili Sayın Hasip Kaplan ile konuştuk.

 

Röportajın Kısa Özeti:

“BDP seçim maratonunda mevcut partiler içerisinde en yüksek başarıyı gösteren ve milletvekili sayısını artıran parti olma özelliğine sahip.”

“Gerek seçim barajı gerekse parti yardımından en mustarip parti BDP’dir.”

“Eğer parti olarak seçimlere girseydik şimdi milletvekili sayımız 86 olacaktı. Ancak Türkiye koşullarını ve uzun seçim sürecini göz önüne aldığınızda ciddi riskleri olan da bir karar olurdu.”

“Meclis’teki en etkin ve kitlesinin taleplerini en çok seslendirmeye çalışan ana muhalefet partisiyiz.”

“BDP, inanç ve dini değerleri bağlamında öteki olarak kodlanan Alevilerle, Süryaniler gibi farklı inanç gruplarının taleplerini de dillendiriyor. Buna ek olarak emekçiler de yine BDP’nin tabanında bulunan diğer bir güçlü grup.”

“Bu kadar tutuklu üyesi bulunan herhangi başka bir parti, çoktan kendini feshetmişti.”

“Şu an tutuklu olan binlerce kişinin dosyasında herhangi bir şiddet eylemi ve şiddet aleti, “bir çakı”, dahi mevcut değil. Tamamen demokratik olarak ifade hürriyetini kullanmaktan ileri gelen tutuklamalar, geniş terör tanımı içinde ele alınıyor.”

“Dünyadaki terörist sayısından daha fazla terör tutuklusu, Türkiye’de bulunmaktadır.”

“Türkiye’de düşünme, ifade etme, yazma, çizme özgürlüğü yok.”

 “Meclise bir yıl içinde 203 adet araştırma önergesi vermişiz. Bunların sadece 4 tanesi Kürt Sorunu ile alakalı.”

“Kürt sorunu dışında vermiş olduğumuz önergeler maalesef ulusal basında kendisine yer bulamıyor.”

“İktidar partisi ve yemin törenine katılan diğer parti Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), bizler yokken, daha önce 25 olan komisyon sayısını 29’a yükseltti… Eğer komisyon sayısı 30’a yükseltilseydi bizi yine 2 üye temsil edecekti, ancak sayı 29’da tutuldu. Bu bize göre hiledir…”

“Mecliste de muhalefetimiz hissediliyor.”

Röportajın Tam Metni:

‘90’ların mücadele dolu kazanımlarının sürekliliği üzerine kurulu bir parti’

BDP nasıl bir partidir?

Barış ve Demokrasi Partisi, Kürt-legal siyaseti alanında 90’lardan bu yana, 90’ların mücadele dolu kazanımlarının sürekliliği üzerine kurulu bir partidir. Halkın Emek Partisi (HEP), Demokrasi Partisi (DEP), Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP), Halkın Demokrasi Partisi (HADEP), Demokratik Halk Partisi (DEHAP) ve Demokratik Toplum Partisi (DTP) sonrası kurulan bir partidir. Bu parti 2011 seçimlerine bağımsız adaylarla katıldı. Bu seçim maratonunda mevcut partiler içerisinde en yüksek başarıyı gösteren ve milletvekili sayısını artıran bir parti olma özelliğine sahip.

‘Türkiye’de bir seçim sistemi krizi var’

BDP son seçimde kaç milletvekili çıkardı?

BDP seçim öncesinde 20 milletvekiline sahip iken blok oluşumu ile farklı kesimleri temsil eden adayları desteklemiş ve milletvekili sayısını 36’ya çıkarmıştır. Türkiye’de bir seçim sistemi krizi var. Bir de %10 seçim barajı ve % 7’lik bir hazine yardımı barajı söz konusu. Bu sistem 1980 darbesinden günümüze kalmış ve hala bu şekli ile tedavülde olan anti demokratik bir sistemdir. Gerek seçim barajı, gerekse parti yardımından en mustarip parti ise BDP’dir. Partimiz, hazine yardımı almamıştır, seçim barajı ise siyasi temsil konusunda elimizi kolumuzu bağlamaktadır.

BDP’nin seçimlere parti olarak katılmak yerine bağımsız adayları destekleyerek girmesi tamamen seçim sistemindeki bu sorunla mı ilişkili?

Kesinlikle. %10 seçim barajı demek bir siyasi partinin 7 milyon seçmenin oyunu alması demek oluyor. Bu durum dikkate alındığında BDP tabanı genel olarak Doğu ve Güney Doğu bölgesindeki Kürt nüfusundan oluşuyor. Bölge dikkate alındığında burada BDP çok ciddi bir başarı elde etti. Ancak; İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde, durum biraz daha çetrefilli görünüyor. İstanbul’dan üç vekil çıkardık. Ayrıca, Adana ve Mersin’den de birer vekil çıkardık. Ankara, İzmir ve Antalya’ da ise çok az farklarla kaybettik.

‘Eğer parti olarak seçimlere girseydik şimdi milletvekili sayımız 86 olacaktı’

BDP’nin seçmen kitlesindeki artışın, “büyük şehirlerde de varlık gösterdiğinin” bir işareti olduğunu ifade ediyorsunuz. Bu noktada, ‘2011 seçimlerine neden parti olarak girmediğiniz?’ sorusu yeniden akla geliyor. Hatta bu noktada, çeşitli çevrelerce, BDP’ye ciddi eleştiriler de yöneltildi. O nedenle yinelemek istiyoruz sorumuzu… BDP seçimlere örgütlü bir parti çatısı altında katılsa, nasıl bir senaryoyla karşılaşırdık?

Kesinlikle seçime parti olarak girmek daha iyi olurdu. Eğer parti olarak seçimlere girseydik şimdi milletvekili sayımız 86 olacaktı. Ancak Türkiye koşullarını ve uzun seçim sürecini göz önüne aldığınızda ciddi riskleri olan da bir karar olurdu. Seçim süreci her türlü riski ve hileyi beraberinde getiriyor. Bu hileleri ve oyunları düşündüğümüzde bizim için sayıdan ziyade halkın tescilini alarak mecliste olmak, halkın sesini mecliste duyurmak daha öncelikli bir durum haline geldi.

‘Meclis’teki en etkin ana muhalefet partisi’

BDP blok olarak seçime katılarak aslında seçim sürecinde bir farklılığa da imza attı. Bunu BDP’nin seçmen tabanını genişletmesi olarak okumak mümkün müdür?

Herkesin bildiği bir gerçek var ki her siyasî partinin bir sosyolojik temeli vardır. Sosyolojik olarak dayandığınız tabana bağlı olarak sahip olduğunuz saikleriniz ve talepleriniz vardır. Siyasi partiler tabanlarının taleplerini dile getirdikleri oranda etkili ve başarılı olurlar. Başarılı ve etkinli olmak ise inandırıcılıkla doğru orantılıdır.

BDP’nin tabanının büyük bir kısmını Kürt seçmenleri oluşturuyor. Bu çerçevede parti olarak Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü, bölgenin ekonomik ve sosyal geri kalmışlığının önüne geçilmesi taleplerimizin üst sırasındadır. Özellikle son seçimle birlikte partinin bir blok partisi olması aynı zamanda seçmen tabanında da ciddi bir genişleme demek oluyor. Şu noktada, BDP inanç ve dini değerleri bağlamında öteki olarak kodlanan Alevilerle, Süryaniler gibi farklı inanç gruplarının taleplerini de dillendiriyor. Buna ek olarak, emekçiler, yine BDP’nin tabanında bulunan diğer güçlü bir grup. Bu çerçevede BDP’nin emekten ve emekçiden yana sol demokratik söylem ve talepleri de söz konusudur. Son seçimlerde de blok kararı olarak hareket ederek, partimiz bünyesinde Süryani ve sosyalist milletvekillerimize de yer verdik. Buna bağlı olarak, Meclis’te en etkin ve kitlesinin taleplerini yüksek perdeden seslendirmeye çalışan, ana muhalefet partisi olduğumuzu düşünüyorum.

‘Bu kadar tutuklu üyesi bulunan herhangi başka bir parti şu an çoktan kendini feshetmişti’

BDP’nin etkin bir parti olmasından bahsettik, ancak bir de BDP’nin terörle eş tutulduğu bir manzara söz konusu, bu durum BDP’yi nasıl etkiliyor?

BDP’nin şu an 6 milletvekili içeride. Buna ek olarak 37 Belediye başkanımız 200 tane belediye meclisi üyemiz yüzlerce yöneticimiz tutuklu. Şunu iddia etmek yanlış olmaz, bu kadar tutuklu üyesi bulunan herhangi başka bir parti şu an çoktan kendini feshetmişti. Bizim bu kadar dirençli olmamız, tabanımızın bu kadar dirençli olması, her gün sadece ifade ve düşünce hürriyetini kullanmaktan yüzlerce operasyona maruz kalmamız ülkemizdeki terör tanımının genişliği ile yakından alakalı. Şu an tutuklu olan binlerce kişinin dosyasında herhangi bir şiddet eylemi ve şiddet aleti, “bir çakı”, dahi mevcut değil. Tamamen demokratik olarak ifade hürriyetini kullanmaktan ileri gelen tutuklamalar geniş terör tanımı içinde ele alınıyor. Bu durum hazırlanan iddianamelerin, yargılamaları yapan mahkemelerin aslında ne kadar derin siyasi önyargılardan beslendiğini gösteriyor. Şunu da belirtmekte fayda var: Türkiye’de çok geniş bir terör tanımı mevcut. Buna resim yapan da, makale yazan da, meydanda kendisini ifade eden de, şarkı söyleyen de, çalan şarkıda oynayan da, yani herkesin tutuklanabileceği bir içerik verilmiştir. Şu an dünyadaki terörist sayısından daha fazla terör tutuklusu Türkiye’de bulunmaktadır. Bunun temelinde terör tanımı yatmaktadır. Yazan çizen, okuyan, kendini ifade eden herkesin terör sanığı olarak ele alınması ile alakalıdır.

‘Türkiye’de düşünme, ifade etme, yazma, çizme özgürlüğü yok’

Bu durum sanırım Türkiye’deki özgürlüklerle alakalı, demokratikleşme ve özgürlüklerle ilgili problemin yansımalarından birisi?

Maalesef öyle. Türkiye’de düşünme, ifade, yazma, çizme özgürlüğü yok. Bunun en açık örneği partimize yakın olan 87 gazetecinin tutuklanması, yine partimize yakın olan 40 avukatın tutuklanması ve savunma yapabilme haklarının ellerinden alınması, partimiz üyesi olan 72 KESK üyesinin tutuklanmalarıdır. Bu durum bizim bir siyasi hareket olarak, Türkiye siyasetinde demokratik-sol söyleme sahip çıkan; insan hakları, hukuk, demokrasi ve emekten yana projeleri olan bir parti olmamızla ilişkilidir.  Yeni bir anayasa, yeni bir seçim sistemi getireceğiz. Lider sultası ve parti hegemonyasına karşı, sistem partilerine karşı yeni bir anlayış getirmek istiyoruz. Bu durum bizi diğer siyasi partilerden ayırıyor. Bu açıdan bakıldığında da parti programımızda yer alan çevreden doğaya, kültür ve tarihin korunmasına kadar çok farklı tezleri olan bir parti olduğumuz ortaya çıkıyor. Emeğin cephesindeyiz. Sendikal hak ve özgürlükler, iş güvenliği, işçi sağlığı, sosyal sigorta bizim önceliklerimiz.

‘203 adet araştırma önergesinin, sadece 4 tanesi Kürt Sorunu ile alakalı’

BDP’ye yönelik en sık rastlanan eleştirilerden birisi de BDP’nin sadece Kürt Sorununa odaklı parti olduğu yönünde. BDP’nin gündemini sadece Kürt Sorunu mu oluşturuyor?

Bunun en açık cevabı meclise verdiğimiz önergelerin verilerinde mevcut. Meclise bir yıl içinde 203 adet araştırma önergesi vermişiz. Bunların sadece 4 tanesi Kürt Sorunu ile alakalı. Geri kalanın 74 tanesi ise ekonomi ile ilgili. Tarımla, çevre ile ilgili. Kamuoyunda böyle bir algının oluşmasında ulusal basının etkisi çok fazladır.  Kürt sorunu dışında vermiş olduğumuz önergeler maalesef ulusal basında kendisine yer bulamıyor. Oysa meclis kayıtları incelendiğinde, partimizin verdiği araştırma önergelerinin büyük bir kısmının bahsettiğim alanlardan geldiğini söylemek gerekir.

‘Meclis’te de muhalefetimiz hissediliyor’

Değinmek istediğim diğer bir konu da partinizin komisyonlara üyeliği meselesi. Bu komisyonlara üyelik nasıl oluyor? Komisyon üyeliği, aldığınız oy oranı paralelinde bir sistemle mi belirleniyor?

Aslında durum tam olarak böyle değil. Biliyorsunuz, seçimlerden sonra, tutuklu vekillerimiz için yemin etmeye gitmemiştik. İktidar partisi ve yemin törenine katılan diğer parti olan MHP, bizler yokken daha önce 25 olan komisyon sayısını 29’a yükseltti. Bu durum da sayımız artmasına rağmen, maalesef komisyondaki üye sayımızın 1 ile sınırlı kalmasına neden oldu. Burada dikkat çekmek istediğim nokta, eğer komisyon sayısı 30’a yükseltilseydi bizi yine 2 üye temsil edecekti, ancak sayı 29’da tutuldu. Bu bize göre hiledir, iyi niyetle yapılmış bir eylem değildir.  Ancak bunun enerjimizden çalmasına izin vermiyoruz. Parti olarak daha fazla parlamento faaliyetlerine ağırlık veriyoruz. Yasama çalışmalarına katılıyoruz. Anayasa komisyonu, Plan Bütçe Komisyonu, İnsan Hakları Komisyonu, Adalet Komisyonu başta olmak üzere, önemli komisyonlarda etkili olmaya çalışıyoruz. Mecliste de muhalefetimiz hissediliyor.

Peki, komisyonlardaki bu durum düzeltilemez mi?

Bunun için dört partinin bir araya gelerek mutabakata varması gerekiyor. Bunun için çalışmalar yürütüyoruz. Umuyoruz ki bir dahaki dönemde bu durum düzeltilmiş olur.

Hasip Bey, Analiz Türkiye’ye vakit ayırdığınız ve röportajımıza iştirak ettiğiniz için çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. Sizlere başarılar diliyorum.

© 2012 Analiz Türkiye. Tüm hakları saklıdır. Bu röportaj referans verilmeden basılamaz, çoğaltılamaz veya kopya edilemez.

Röportajı şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Analiz Türkiye (Kasım, 2012), “Sayın Hasip Kaplan (BDP Milletvekili) Röportajı: Kürt Sorunu ve ‘Ötekilerin’ Sesi Olmak”, Cilt I, Sayı 9, s.31-36, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (AnalizTürkiye), Londra: Analiz Türkiye (http://researchturkey.org/dev/?p=2303&lang=tr)


Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Leave a Reply

Your email address will not be published.