Yitirilip Geri Kazanılan AKP Oyları ve OHAL’le Kurgulanan Plebisit Yolları

Yitirilip Geri Kazanılan AKP Oyları ve OHAL’le Kurgulanan Plebisit Yolları

Özet

Bu yazıda önce, Haziran 2015 – Kasım 2015 seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) yitirip sonra yeniden kazandığı oyların hangi partilere gidip, ne oranda geri döndüğü analizinin yanı sıra, söz konusu seçmen kitlesinin sosyo-ekonomik konumu da tanımlanıyor. Ardından, gidip-geri gelen AKP seçmenlerine ilişkin bulgulardan ve uygulanan politikalardan hareketle, yakın gelecekte Türkiye’yi bekleyen olası siyasal yönsemeler üzerinde durularak, siyasal değişme ve gelişme öngörüleri sergileniyor.

Giriş

5 Ekim 2015’de Research Turkey’de yayınlanan 7 Haziran seçim sonuçlarıyla yapılacak 1 Kasım tekrar seçimlerini ele alan “2015 Seçimiyle Yaşanan Değişim; Seçilmiş Otoriterlikten Demokrasiye Doğru mu?” başlıklı yazımı(1) şu satırlarla noktalamıştım: “1 Kasım seçimleri için özel ve yeni bir seçim hükümeti kuruldu. Oluşturulan bu seçim hükümetinin görevi de, Erdoğan’ın istemlerine uygun bir ortamda Türkiye’yi bir tekrar seçime götürmek. Ancak bu seçimin ortamı; CHP ile HDP’nin oylarının, … toplamda yüzde 32’nin üstüne çıkma olasılığını ortadan kaldıracak, MHP’nin Saadet ve Büyük Birlik Partileriyle ittifak yaparak … ya da MHP’nin tek başına oy oranını arttırma girişimlerini etkisiz kılacak, AKP’nin tek başına ya da kendi çatısı altındaki (Saadet ve Büyük Birlik Partisi) ittifaklarıyla, -kayıtlı seçmen bazında- asgari yüzde 37-38’lere tırmanmasına olanak sağlayacak bir yapıyı ortaya çıkarmalı ki, tekrar seçim, Erdoğan ve AKP için işe yarar bir sonuç doğurabilsin. Bu da, seçmenin nabzına göre seçimlerin erken/geç yapılması ya da yapılamaması anlamına geliyor. Sonuçta tüm bu saptamalardan hareketle, 7 Haziran 2015 seçimlerinin Türkiye’yi; demokrasi ile seçilmiş otoriterlik ikileminde bir yol ayrımına getirdiği ve yaşadığımız / yaşayacağımız günlerin sürecin sonuna değil başlangıcına işaret ettiği, altı çizilerek belirtilmesi gereken önemli bir nokta.

2015’in 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri arasında geçen 145 günlük zaman aralığı, asgari 5 milyon 12 bin 642 seçmenin bir önceki seçime göre farklı davranışlar sergilemesinin kaynaklarından biri(2). Bu farklılığa seçmen listesine yeni kaydolanlarla (414 bin 782 kişi), seçmen listesinden düşenler (106 bin 680 kişi) de dahil. Sonuç olarak -en az- 4 milyon 491 bin 180 seçmen (kayıtlı yurtiçi seçmen toplamının yüzde 8,3’ü), Haziran ve Kasım 2015 seçimlerinde sandığa iki farklı seçmen tercihi yansıtmış. Bu da geçerli oylar bazında partilerin oy oranlarının değişmesine ve AKP’nin yeniden tek başına iktidar olmasına imkan sağlamış.

145 Günün Birkaç Karelik Fotoğrafı

7 Haziran seçimleri AKP’yi tek başına hükümet kurabileceği 276 milletvekilliği sayısının altına düşürünce, ortaya önce meclis başkanlığının hangi partiden seçileceği ve hükümetin kim/kimler tarafından kurulacağı sorunları çıktı.

CHP, HDP ve MHP, 7 Haziran seçimlerinde meclisteki toplam 550 milletvekilliğinin 392’sini kazanan partiler olarak aralarında sağlayacakları mutabakatla meclis başkanını bu üç partiden birinden seçebilirlerdi. Ne var ki Devlet Bahçeli  “MHP’nin HDP’yi yok saydığını HDP’nin oy vereceği adaya oy vermelerinin söz konusu bile olamayacağını”(3) açıklayınca yeni dönemde de meclis başkanının hangi partiden olacağı netleşmişti. Böylece AKP mecliste sahip olduğu 258 milletvekilliğiyle (Cumhurbaşkanlığı–Meclis Başkanlığı–Başbakanlık) sac ayağının ikincisini de yasama-yürütme torbasına katmış oldu.

Meclis Başkanlığı seçiminin ardından Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilen geçici hükümetin de başbakanı olan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, istikşafi görüşmeler yoluyla yeni hükümeti kurmama çalışmalarında 45 günü doldurarak başarısını doğal liderinin onayına sundu. Bu arada Meclis Başkanı İsmet Yılmaz da, meclisi toplamama ve çalıştırmama işlevlerinin yürütücülüğünü üstlenmişti.

7 Haziran seçimlerinden önce başlayan HDP’ye ve onun propaganda çalışmalarına yönelik baskı ve şiddet, seçimlerden sonra dozu artırılarak sürdürülürken 20 Temmuz’daki İŞID’in Suruç katliamı ve ardından iki polisin öldürülmesinin PKK tarafından üstlenilmesi(4), hem AKP hem de PKK politikalarıyla ‘barış/çözüm süreci’nin sona erdirilişinin ilanı oldu. Bu noktadan itibaren giderek yükseltilen iktidarın güvenlikçi politika uygulamaları, istikrar söylemi ve eşitsiz seçim koşulları 1 Kasım’da ortaya, Haziran öncesinin tek parti iktidarını yeniden çıkardı.

Gidip-Gelen AKP Oyları ve Bu Oyların Kaynağı

12 Haziran 2011 seçimlerinde AKP yurtiçi kayıtlı seçmenlerden 21 milyon 306 bin 826 oy almıştı. Ama bu oy 2011’den 2015’e kayıtlı seçmen sayısında önemli artış olmasına karşın 7 Haziran 2015 seçimlerinde 18 milyon 342 bin 135’e geriledi(5). AKP bu süreçte oy kaybını 3 milyon düzeyinde tutabilmeyi, Haziran 2015’te yeni seçmenlerle diğer partilerden  aldığı 1 milyon 326 bin 109 yeni oyla sağlayabildi. Bu da, 2011 seçimlerinde AKP’ye oy veren 4 milyon 290 bin 800 seçmenin Haziran 2015’te farklı tercihlere yönelip AKP’den uzaklaşması anlamına geliyor.

2011’den 2015’e ve 2015 yılı içindeki Haziran seçimlerinden Kasım seçimlerine AKP’nin oy kaymalarını saptayabilmek için seçimler ve partiler arası oy kaymaları üzerinde ayrıntılı çalışmaların yapılmasını gerekli(6) kılıyor. Yapılan çalışmanın sonucu ise, aşağıda ayrıntılı bir tabloyla sunulan, AKP’nin seçimler arası oy kazanım ve kayıplarını saptayıp, sergiliyor.

Bu tabloya göre Haziran 2015 seçimlerinde AKP’nin 4 milyon 290 bin 800 seçmeni, 2011’de oy verdiği partisinden uzaklaşıyor. Bu seçmenlerin büyük kısmı rakiplere, bir kısmı da küskün seçmenler kesimine kaptırılıyor. Aynı süreçte AKP, tüm kayıplarını telafi etmese de 1 milyon 326 bin 109 yeni seçmen katıyor saflarına. Bunlar ağırlıkla ilk kez oy kullanan ve de kayıtlarıyla seçim mahalline yeni taşınan seçmen kitlesinden oluşuyor. 2011’de başka partiye oy vermiş seçmenlerden Haziran 2015 seçimlerinde  AKP’ye oy verenlerin sayısı sadece 13 bin 66 kişi. Demek ki AKP 2015 Haziran seçimlerinde yeni seçmen oylarını sadece, göç ve yaş nedeniyle -o mahaldeki- kayıtlı seçmen kapsamına ilk kez girenlerden alabilmiş. il, kent ya da ilçelerin eski kayıtlı seçmenlerinden değil(!). Bu da önceki seçimlerin tersine, AKP’nin rakip partilerden oy kazanma potansiyelini yitirmesi anlamına geliyor.

Kasım 2015 seçimlerinde AKP, Haziran 2015 seçimlerinin tersine oy yitireni değil kazananı konumunda. Bir başka deyişle Kasım seçimlerinde AKP; Haziran’da rakiplere kaptırdığı seçmenlerini fazlasıyla geri alan bir parti görünümünde. Ancak bu, sadece sağ söylemli partiler için geçerli. Çünkü AKP’nin; sol söylemli partilere Haziran’da kaptırdığı yaklaşık 1 milyon 800 bin oyun ancak 700 binini geri alabildiği görülüyor. Buna karşın sağ söylemli partilere ve seç(e)meyenlere kaptırdığı -yaklaşık rakamlarla- 2 milyon 350 bin seçmene karşılık, Kasım seçimlerinde aynı kesimden 3 milyon 800 bin seçmeni saflarına çekmeyi başarıyor. AKP geldiği evrede sağ söylemli partilerle oy geçişkenliğini arttırırken, sol söylemli partilere kaptırdığı seçmenleri kazanabilme açısından başarılı görünmüyor. Bu nokta; iktidarı elinde tutabilme ve yönetimi istediği yöne doğru kaydırma açısından AKP’nin en büyük zafiyetlerinden birini de, açığa çıkarmış oluyor.

Aşağıdaki tablo AKP için; 2011’den Haziran-Kasım 2015’e uzanan seçmen kaymalarını hem sayısal, hem de Kasım 2015 yurtiçi kayıtlı seçmenlerini baz alan oransal dağılımla ayrıntılı bir biçimde sergiliyor. Böylece 2015 Haziran seçimlerinde AKP’nin oyunun 18 milyona düşüşü ve Kasım seçimlerinde 23 milyona tırmanışı, giden-gelen oy trafiği ve büyüklüğüyle görünebilir kılınmış oluyor.

 table4

AKP’nin 2011’den 2015’e  yitirdiği oyları 145 günlük tekrar seçim sürecinde fazlasıyla geri alması dikkat çekici bir siyasi olay. Haziran 2015 seçimlerinde AKP, seçmenini en çok HDP,  MHP ve seç(e)meyenlere kaptırırken, Kasım 2015  tekrar seçimlerinde en çok oyu sırasıyla MHP, seç(e)meyenler ve Saadet Partisi’nden geri alıyor; hem de Haziran’da kaptırdığı oyların iki katıyla. Kasım 2015 seçimleri toplam kayıtlı yurtiçi seçmen (54.049.949) bazıyla sağ ve sol söylemli partilere oy veren seçmen büyüklüklerinin Haziran’dan Kasım seçimlerine değişimi ve bu oranlar içindeki AKP ağırlığı siyasal fotoğrafın bir başka yönünü sergiliyor. 2011’de sağ söylemli partilere (AKP, MHP, SP ve tüm diğer milliyetçi-İslamcı küçük partilere) oy veren seçmenlerin toplamı yüzde 53,00’a ulaşırken, Haziran 2015’de bu oran önce yüzde 50,03’e gerileyip sonra Kasım’da yüzde 54,29’a yükseliyor. Sağ söylemli parti oyları içinden önce 39,42’sini, sonra 2015 seçimlerinde sırasıyla 33,94’ünü (Haziran) ve 42,47’sini (Kasım) alan AKP, sağ partilere oy veren ve seç(e)meyenler içinde kümelenmiş seçmenlere dayanan bir parti konumunda.

Sol söylemli partilere (CHP, HDP ve solcu-sosyalist küçük partilere) oy veren seçmenlerin büyüklüğü 2011’de kayıtlı toplam yurtiçi seçmenlerinin yüzde 25,80’i kadarken, Haziran 2015’de bu oran yüzde 32,49’a yükselip Kasım’da yüzde 31,78’e geriliyor. Başka bir ifadeyle sol söylemli parti seçmenleri 2015 seçimlerinde, kayıtlı seçmenler içindeki yüzde 32’lik kendi üst sınırlarında dalgalanıyor(7). Haziran’dan Kasım’a toplam kayıtlı seçmen sayısı 0,6 puan artarken, sol söylemli partilerin 0,7 puanlık oy kaybını gösteren bir dalgalanma bu.

Bu noktada akla ikircikli bir soru takılıyor; AKP seçmeniyle; 145 gün içinde, önce AKP’ye oy vermeme fikrinden vazgeçip, Kasım tekrar seçimlerinde yeniden AKP’ye oy veren seçmen, birbirleriyle statüsel olarak benzeşen seçmenler kitlesinden mi, yoksa farklılaşan seçmenler kitlesinden mi oluşuyor?

Yukarıdaki sorunun yanıtı, iki kesimin statüsel konum farklılıklarına bakarak verilebilir. Çünkü statü gelirden tüketime, eğitimden çalışmaya, içinde yaşam biçimlerini de taşıyan bir; toplumsal benzeşme, farklılaşma, kümelenme kavramıdır. Duruma bu açıdan bakınca da, oluşan süreci ve geleceği kavramak kolaylaşabilir.

Mahalle Statülerine Göre AKP Seçmeni

Kentsel yerleşimlerde toplumun, sosyo-ekonomik ve demografik farklılaşmalarının mekâna yansımasından hareketle oluşturulup-geliştirilen Veri Araştırma A.Ş. Mahalle Statüleri(8) veritabanları seçim istatistiklerini de içermektedir. Aşağıdaki tablo, bu veritabanının siyasal farklılaşmaların mekana yansımasına ilişkin verilerinin kullanımıyla oluşturulmuş ve bu tabloya, 30 Büyükşehir dışındaki 51 ilde bulunan 20 bin ve daha az nüfuslu yerleşim yerlerine ilişkin seçim sonuçları da eklenerek dağılımın tüm Türkiye’yi temsili sağlanmıştır.

tablo5

Tablo yurtiçi toplam kayıtlı seçmenlerin beşte birinin (% 20,25), kentlerin orta statülü mahallelerinde yaşadıklarını ve AKP’nin de buralarda Türkiye ortalaması kadar oy aldığını gösteriyor. Kentsel mahallelerin statüsü, orta’dan, orta alt’a  alt’a ve en alt statülü mahallelere doğru kaydıkça AKP’nin o kesim içindeki oy oranı giderek artıyor ve en yüksek noktasına da en alt statülü mahallelerde ulaşıyor. Kırsal yerleşimlerde ise, AKP’nin aldığı oy alt statülü mahallelerin oy oranlarıyla benzeşen bir düzeye geriliyor, en alt statülü mahallelerle değil.

AKP, 2011’den 2015 Haziran seçimlerine kadar olan dönemde yitirdiği ve Haziran–Kasım arası 145 günlük süreçte geri topladığı oyları, en çok orta/orta alt/alt statülü ve en yüksek oy oranına sahip olduğu en alt statülü mahallerden alıyor. Bu da; iki seçim arasında geçen 145 günlük dönemde Erdoğan’ın ve AKP’nin milliyetçi/güvenlikçi politikalarının, kaos çıkar / istikrar bozulur tehditlerinin en çok orta/orta alt/alt statülü mahalle seçmenleri üzerinde etkili olduğunu gösteriyor. Kırsal kesim seçmenleri ise üst statülü mahalle seçmenlerine yakın bir geri dönüş oranıyla, orta ve alt statülü mahalle seçmenlerinden ayrılmış görünüyor. Bu olgu da; AKP tekrar seçim politikalarıyla en çok orta ve daha alt statülü kentsel Türkiye mahallelerinde yaşayan seçmenlerin hedef alındığının bir göstergesi olarak açıklanabilir.

Tekrar Seçimden Başkanlığa Doğru

Eşitsiz Kasım 2015 tekrar seçiminde 2011 seçimi oy düzeyini yeniden yakalayan AKP, bir yandan; milliyetçi, otoriter, güvenlikçi politikaları, günler/haftalar/aylar süren sokağa çıkma yasakları ve güneydoğu kentlerinin mahalle ve sokaklarındaki hendek çatışmalarıyla iktidar / PKK ilişkilerini barış evresinden savaşa taşırken, öte yandan iktidar kadroları koalisyon ortağı Gülen Cemaatı kalelerinin yıkımına ve fethine yöneldiği görülüyor.

HDP, 7 Haziran akşamından itibaren AKP ve MHP tarafından meclisten dışlanırken “bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ‘Allah’ın lütfu’ olarak kutsanan 15 Temmuz kalkışması” yla(9) kavuşulan OHAL ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma yetkileri sayesinde bu kez, yok edilmek için doğrudan hedef haline getirildi. AKP bu uygulamalar için ortamın; eski kadro koalisyonu ortağı Gülen Cemaatinin yok edilme korkusuna bağlı “arkadan itmeli değil, önden yemlemeli bir güdümlülük”le(10) sarıldığı darbe kalkışmasınca hazırlandığının da, elbette, farkında.

Görünmez koalisyon ortağı olarak Gülen Cemaatinin yerini Bahçeli’nin MHP’si alınca AKP’nin, ümmetçilikten milliyetçiliğe dönüş için günah keçisi Kürtleri, aynı kefedeymiş gibi gösterdiği PKK ile HDP’yi kitlelerin milliyetçiliğini pekiştirmenin aracı olarak kullanmayı seçtiği gözleniyor. Ayrıca orta-alt statülü mahallelerde yaşayan milliyetçi yönelişli nüfusu AKP etrafında kenetlenmek için de Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Suriye’ye girmesi(11), gazeteci / HDP Milletvekili ve belediye başkanlarının terörü destekleme gerekçesiyle tutuklu yargılanmaları(12), milliyetçileri bütünleştirmenin katalizörü oldu. O zaman da iktidar kaostan kurtulup istikrara kavuşmanın yolu diye kitlelere Başkanlık sistemini dayatarak; ya fiili durumun anayasal hale getirilmesi ya da kaosa teslim olma ikileminden birini seçme tercihiyle baş başa bıraktı.

Sonuç Yerine; Gelecek Nasıl Gelecek?

1 Kasım 2015 tekrar seçimleri ve izleyen dönem siyasal uygulamalarıyla Türkiye’nin bugün geldiği yer; seçmenlerin iktidarın dayatmalı anayasa düzenlemelerini onaylama ya da iktidarın kaos olur tehdidine rağmen başkanlık sistemine karşı çıkarak demokratik yönetim çözüm yollarını aranma kavşağı oluyor.

Erdoğan, dolayısıyla AKP; kitlelere partili Cumhurbaşkanlığı sistemi diye sunulan kendi başkanlık sistemini dayatırken sırtını, 1 Kasım 2015 tekrar seçimlerinde AKP ve MHP’ye oy veren -kayıtlı seçmen bazıyla- yüzde 52,8’lik seçmen kitlesine dayıyor. Gücünün kaynaklarını ise; milliyetçi ve güvenlikçi politikalarla 2015’de geri kazanılan 8,5 puanlık seçmen kitlesi, ve de başkanlık sisteminin AKP – MHP yönetimlerince ortak öneriliyor olması, oluşturuyor. Bu da geçerli oylar bazıyla her hangi bir seçimde en az yüzde 60’a varan bir çoğunlukla oylamayı kazanmak anlamına geliyor. Kaldı ki geri kalan yüzde 40’lık seçmen kitlesi içinde de, milliyetçi ve güvenlikçi politikalardan yana olan ya da kaostan korkup istikrarın başkanlık sisteminde aranabileceğini düşünen seçmenler de olabilir. Tüm bunların Başkanlık sistemine olan desteği arttırabileceğini düşünmek yanlış olmayabilir. Peki o zaman AKP ve MHP’nin “ya başkanlık sistemini kabul ettiremezsek” korkularının kaynağı nasıl açıklanabilir? Çünkü konunun tüm tarafları biliyor ki, yapılacak referandum ya da plebisit için propaganda süreci başkanlıktan yana olanlarca kolaylıkla yürütülecekken, karşıt kesim için kitlelerle iletişim kurma ve propaganda çalışmaları sürecinde eşitsizlik engelleriyle boğuşacaklar.

Başkanlık anayasası için yapılan bir referandumu olmaktan çok, Erdoğan plebisiti olarak gerçekleşme olasılığı yüksek olan 2017 halk oylaması için, iktidarın başkanlık sistemini onaylatmak açısından üç güvence ve üç korkusundan söz edilebilir. Güvenceler; Erdoğan’ın karizmatik liderliği; AKP ve MHP’nin Kasım 2015’de sahip oldukları seçmen desteğinin büyüklüğü; kitlelerin kaos korkusuyla tetiklenen istikrar talebi, olarak sayılabilir. Korkuları ise; sol söylemli partilerin yüzde 32’lik kayıtlı seçmen desteğini 2015 Haziran ve Kasım seçimleri bağlamında koruması, sağ söylemli (AKP, MHP de dahil) partiler içinde başkanlık sistemine karşı olan seçmenlerin varlığı, orta ve daha alt toplumsal tabakaların -AKP’nin siyasal tabanı da dahil- büyük oranda etkileneceği ekonomik kriz nedeniyle -milliyetçi ve güvenlikçi politika tutkallarını da eriterek- sandıktan uzaklaşma ya da karşıt görüşe yaklaşma olasılıklarının artışı, denebilir.

İşte ortaya çıkan bu siyasal–sosyal ve ekonomik çerçeveler nedeniyle Erdoğan ve AKP; bir yandan koptukları Gülen Cemaati yerine MHP’yi eklemlerken, diğer yandan ekonomik krizin etkileri tüm toplumsal kesimlere yayılmasından önce başkanlık sorununu çözme uğraşına kilitlenmiş görünüyorlar. Aksine gelişmeler, fiili başkanlık durumunu yasal hale getirmeyi önleyecek ve iktidarın hızla kaybedilmesine neden olabilecek koşulların belirmesi endişelerini büyütüyor. Bu endişeler hem Erdoğan’ı, hem de AKP’yi tedirgin ediyor . Bu nedenle de Erdoğan ve AKP -referandum ya da plebisit fark etmez-, yapılabileceklerin en hızlı şekilde yapılması telaşındalar. Çünkü bu yolla Erdoğan aşamalı yollarla da olsa isteğine kavuşma imkânını yakalarken, öte yandan da fiili durumun anayasal sorunlar üretme potansiyelini de ortadan kaldırmış oluyor.

Bulunulan aşama örgütsüz toplum olarak Türkiye’nin yakın geleceğini betimleyen evrelerden birini tanımlıyor. Onun için son söz yerine; Türkiye seçmenleri -özellikle de orta ve daha alt statülü kentsel mekânlarda yaşayanları- (referandum, plebisit eşitsiz seçimlerinde) oylarıyla; bir yandan ülkenin olması gereken ya da olacağı yeri işaretlerken, diğer yandan toplum olarak geçmiş doksan yıldan alınan/alınmayan dersleri ve bu bağlamda sıcak sobanın el yakabileceği bilgisinin sobaya el değdirmeden öğrenilip/öğrenilemeyeceğini tarihe not düşebilmek içinanlatmış oluyorlar, denebilir.

Dr. Sezgin Tüzün, Veri Araştırma Şirketi Yöneticisi

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Tüzün, S. (Mart, 2017), “Yitirilip Geri Kazanılan AKP Oyları ve OHAL’le Kurgulanan Plebisit Yolları”, Cilt VI, Sayı 3, s.6 – 15, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey), Londra: Research Turkey (http://researchturkey.org/?p=13315&lang=tr)

Son Notlar

  1. Tüzün, S. (Ekim, 2015), “2015 Seçimiyle Yaşanan Değişim, Seçilmiş Otoriterlikten Demokrasiye Doğru mu?” Cilt IV, Sayı 10, s.6-19, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey), Londra: Research Turkey (http://researchturkey.org/?p=9794&lang=tr).
  2. Bu çalışmada kullanılan kayıtlı yurtiçi seçmenlerine ilişkin seçim verileri Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilan edilen sandık bazlı seçim sonuçlarının 81 il ve illerin tüm ilçeleri ayrımında Veri Araştırma A.Ş. tarafından oluşturulan veri tabanlarından yararlanıp, tablolaştırılarak kullanılmıştır. Bu yazıda kullanılan oy kayması hesapları ve bu hesaplardan hareketle oluşturulmuş tablolar için Ahmet Payzun’un katkıları benim için çok önemliydi. Bu nedenle kendisine teşekkürlerimi burada da yinelemeliyim.
  3. Bahçeli, 7 haziran seçimleri sonrası koalisyon ve meclis başkanlığı konularında aşağıdaki açıklamaları yapıyor: “Çözüm süreci ile ilgilenen AKP-CHP-HDP’yi de bir araya getirebilirsiniz. AKP+HDP koalisyonu 337 milletvekiline dayalı güven oyu alabilecek bir koalisyon modelidir. Bunların hiçbirisinden sonuç alınamıyorsa. En erken seçim ne zaman olacaksa o zaman da seçim olur.” (Cumhuriyet Gazetesi 08.06.2015 ) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/secim_2015/294061/Bahceli_koalisyona_kapilari_kapatti__erken_secim__dedi.html

“Bizim kategorik itirazlarımız yok, sadece ilkelerimiz var. Koalisyona gireriz değil, sadece konuşmaya başlarız. Azınlık hükümeti formülü sonuçsuzdur ve doğru değildir. HDP’nin içinde yer alacağı veya destek vereceği her formül bizim dışımızda ve gündemimizde değildir” (Milliyet Gazetesi, 17.06.2015)   http://www.milliyet.com.tr/bahceli-den-hdp-aciklamasi-/siyaset/detay/2075216/default.htm

“Bahçeli’nin yeni ‘hayır’ı TBMM Başkanlık seçimlerinde geldi. Diğer muhalefet partileriyle uzlaşma yolunu kapatan MHP Lideri, Bahçeli’nin TBMM Başkanlığı dördüncü turunda grubunu serbest bırakması bekleniyordu. Ancak Bahçeli oylamadan önce “Eğer bizim adayımız 4. tura kalmazsa, sandıktan 80 tane geçersiz oyumuz çıkar” dedi. Üçüncü turda en çok oyu alan iki aday, AKP’nin adayı İsmet Yılmaz ve CHP’nin adayı Deniz Baykal, 4. tura kaldı. Dördüncü turda, MHP grubu Bahçeli’nin söylediği yönde geçersiz oy kullanınca, HDP’nin verdiği desteğe rağmen, Deniz Baykal TBMM Başkanı seçilemedi. AKP oylarının tamamını alan İsmet Yılmaz, yeni TBMM Başkanı oldu. ( Hürriyet Gazetesi, 02.11.2015)

http://www.hurriyet.com.tr/mhp-nelere-hayir-dedi-40008848

  1. 4. ANF’de yer alan habere göre, HPG’den yapılan açıklama şöyle: “22 Temmuz günü bir Apocu fedai timi, Suruç katliamına misilleme olarak bugün sabah 06.00 sularında Ceylanpınar’da DAİŞ çeteleriyle işbirliği içinde olan 2 polise karşı bir cezalandırma eylemi gerçekleştirmiştir. Gerçekleştirilen eylem sonucunda Feyyaz Özsahra ve Okan Acar isimli polisler öldürülürken, öldürülen polislerin silah ve kimliklerine el konulmuştur.”

Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde iki polisin öldürülmesini PKK’nin askeri kanadı Halk Savunma Güçleri (HPG) üstlendi. HPG Basın İrtibat Merkezi’nden yapılan açıklamada “22 Temmuz günü bir Apocu fedai timi, Suruç katliamına misilleme olarak bugün sabah 06.00 sularında Ceylanpınar’da DAİŞ çeteleriyle işbirliği içinde olan iki polise karşı bir cezalandırma eylemi gerçekleştirmiştir” denildi. http://www.demokrathaber.org/guncel/iki-polisin-oldurulmesini-hpg-ustlendi-h51990.html

Şanlıurfa Ceylanpınar’da 2 polis başlarından vurularak öldürüldü… Reuters, saldırıyı PKK’nin üstlendiğini duyurdu. Reuters’a göre, aynı açıklamada, Suruç saldırısının intikamının alınması için bu eylemin gerçekleştirildiği belirtildi /  (22.08.2015 tarihli Cumhuriyet Gazetesi) http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/327245/2_polis_evlerinde_baslarindan_vurularak_olduruldu__saldiriyi_PKK_ustlendi.html /

5.. Veri Araştırma A.Ş. tarafından siyasal farklılaşmanın mekana yansıması çalışmaları kapsamında oluşturduğu sandık bazlı seçim sonuçları veritabanı 1983’ten bu yana 81 il ayrımında, kır/kent ve ilçe idari farklılaşmasına uygun, mahalle ölçekli ve güncellenerek sürdürülen bir çalışmanın ürünüdür. Cezaevlerinden alınan sandık bazlı seçim sonuçları, mahallelerin doğal yapısı dışında kalan arızi öğeler kapsamında ele alınarak mahalle bazlı bu siyasal veritabanı dışında tutulmuştur. Bu da; YSK tarafından ilan edilen seçim sonucu resmi oy dağılım rakamlarıyla Veri Araştırma A.Ş. mahalle statüleri veritabanı rakamları arasında küçük farkların oluşmasına neden olmaktadır. YSK resmi seçim sonucu açıklamalarıyla Veri Araştırma A.Ş.’nin mahalle ölçekli siyasal veritabanı sonuçları arasında gözlenen bir başka farklılık ise, YSK’nın sandık sonuçları birleştirme tutanaklarıyla bilgisayar ortamında toplanan YSK sandık bazlı seçim sonuçlarında ortaya çıkan +/- yönlü küçük sapmalardan kaynaklanan farklardır. YSK’nın resmi gazetede ilan edilen kesin seçim sonuçlarına göre AKP’nin yurtiçi kayıtlı seçmenlerinden aldığı toplam oy, 12 Haziran 2011 seçimlerinde 21 milyon 320 bin 207, 7 Haziran 2015 seçimlerinde 18 milyon 347 bin 747 ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde ise 22 milyon 959 bin 394 olarak ilan edildi. Oysa bu makalede 2011 seçimlerinde AKP’nin oyu 13 bin 381 eksiğiyle 21 milyon 306 bin 826, Haziran 2015 seçimlerinde 5 bin 612 eksiğiyle 18 milyon 342 bin 135 ve Kasım 2015 seçimlerinde de 6 bin 644 eksiğiyle 22 milyon 952 bin 750 olarak kullanılmakta olup, tüm oy kayma hesaplarına da bu farklılıklar yansımaktadır. Aşağıda 2011 ve 2015 (Haziran-Kasım) seçimlerinin YSK tarafından açıklanan resmi ve kesin seçim sonuçlarını yansıtan pdf tabloların linkleri yer almaktadır.

http://www.ysk.gov.tr/ysk/docs/2011MilletvekiliSecimi/gumrukharic/gumrukharic.pdf

http://www.ysk.gov.tr/ysk/content/conn/YSKUCM/path/Contribution%20Folders/SecmenIslemleri/Secimler/2015MV/A.pdf

http://www.ysk.gov.tr/ysk/content/conn/YSKUCM/path/Contribution%20Folders/SecmenIslemleri/Secimler/2015MVES/96-A.pdf

  1. 2011 ve 2015 seçimlerinde yurtiçi kayıtlı seçmenlerinin 81 ilin tek tek tüm ilçelerinde önce 2011-2015 Haziran, sonra da Haziran-Kasım 2015 seçimlerindeki ilçe ölçekli kayıtlı seçmen / oy kullanan seçmen / geçerli oylar ve oyların partiler arası karşılaştırmalarıyla partilerin artı/eksi oy değişimleri saptanıyor. Elde edilen oy kayması bilgileri tüm partiler için kazanılan-kaybedilen oylar ayrımında mutlak sayılar olarak kayıt altına alınıp, ilçe ölçekli oy geçişleri veritabanı oluşturularak, seçimler ve partiler arası oy kaymaları tabloları yaratılıyor. Bu yazıda kullanılan oy kayması ve statü tabloları, Veri Araştırma A.Ş.’nin sandık, mahalle ve ilçe bazlı seçim istatistikleri ve mahalle statüleri veritabanlarından yararlanarak hazırlanmıştır.
  2. 7. 1950’den başlayıp önce DP (Demokrat Parti)–CHP, sonra AP (Adalet Partisi)–CHP ve giderek sağ–sol ikiliği Türkiye’nin bugünlere uzanan siyasal kutuplaşmasının alt yapısını tanımlıyor. (Bakınız; Kardam, Ahmet;; Tüzün, Sezgin., Türkiye’de Siyasi Kutuplaşmalar ve Seçmen Davranışları, Veri Araştırma Yayınları, 1998 Ankara. Ss: 29-58). Bu tanımlanan, CHP geleneği olarak ortaya çıkan ve giderek sol söylemli partiler yöneliş alanı olarak genişleyen çizgi, kayıtlı yurtiçi Türkiye seçmenlerinin en fazla üçte birinden oy alabilen siyasi akımları işaret ediyoır. İslamcı-milliyetçi-muhafazakar siyasi söylemlere sahip partilerin seçmen ağırlıkları ise kayıtlı yurtiçi Türkiye seçmenlerinin üçte ikisini çatısı altında toplayan başat siyasi eğilim olarak öne çıkıyor daima. Dolayısıyla dönemden döneme değişen siyasal eğilimlerin öne çıkış ya da geride kalışları, ağırlıkla farklılaşan kesimlerin oy kullanma düzeyleri ile ilişkili olarak gerçekleşiyor. Seçmen tercih değişimlerinin oy olarak sandığa atılmasıyla değil. Örneğin 1977 seçimlerinde sol siyasi söylemli partilerin geçerli oy oranlarının en yüksek düzeyine ulaşmasının, sol seçmen katılımının kendi üst sınırına yaklaşması ve seç(e)meyenler oranının yüzde 31,8’e ulaşmasıyla mümkün olması gibi.
  3. 8. 1994-95 yıllarında oluşturulup, bugüne değin Veri Araştırma A.Ş.’de geliştirilen kentsel Türkiye Mahalle Statüleri veritabanı; 2014 yılında Büyükşehir sayısının 30’a yükseltilmesi ve kapsama alınan illerin tüm yerleşim birimlerinin mahallelere dahil edilmesiyle 51 ilde 20 bin ve daha çok nüfuslu yerleşim yerleriyle, 30 ilin tamamını kapsamına alan yeni yapısına kavuşmuştur. Mahalle Statüleri veritabanının oluşturulmasında; mahallerin cadde ve sokaklarının arsa metrekare fiyatları (% 60 ağırlıkla), mahalle ortalama eğitim düzeyi -örgün eğitimde geçen ortalama yıl sayısı- (% 30 ağırlıkla) ve mahalle konut, işyeri binalarının –TUİK’ce belirlenen- görünüm skalası değeri (% 10 ağırlıkla) baz alınmakta ve Veri Mahalle Statüleri veritabanı il, bölge ve ülke genelinde kullanılmaktadır. Veritabanı mahalle bazlı sosyo-ekonomik ve demografik bilgilerin yanı sıra, seçim verilerini de içermekte olup, bu yazıda kullanılan tablo da Veri Mahalle Statüleri veritabanından yararlanılarak üretilmiştir.
  4. Prof..Dr. Mustafa Altıntaş’ın 3 Aralık 2016 tarihli Cumhuriyet Gazetesinin ‘Olaylar ve Görüşler’ sütununda yer alan “Üniversiteyi Saray’a Bağlama” başlıklı yazısından alınmıştır.

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/639540/Universiteyi_Saray_a_baglama.html

  1. Prof. Dr. Kadir Cangızbay 20 Ağustos 2016 Cumartesi tarihli Birgün gazetesinde yayımlanan köşe yazısında 15 Temmuz darbe girişiminin analizini yaparken “güdümlü bir teşebbüs olduğu kesin, ancak, arkadan itmeli değil de önden yemlemeli bir güdümlülük” diye tanımlıyor eylemin niteliğini. http://www.birgun.net/haber-detay/aylan-in-katili-ve-feto-meselesi-124926.html
  2. 11. Anadolu Ajansı tarafından EDAM (Ekonomi ve Dış Politika Merkezi) Başkanı Sinan Ülgen ve Savunma Analisti Can Kasapoğlu’ndan alınan bilgilerle hazırladığı habere göre, http://aa.com.tr/tr/analiz-haber/firat-kalkani-ve-el-bab-operasyonu-hedefler-kazanimlar/730556 Türkiye, 24 Ağustos 2016 tarihinde, BM Sözleşmesi’nin 51. maddesinden kaynaklanan haklarını kullandığını açıklayarakFırat Kalkanı Harekâtı’nı başlattı. .. Kasım-Aralık 2016’dan itibaren Fırat Kalkanı Harekâtı’nın el-Bab safhasına ulaşması, çatışmanın niteliklerinde değişikliklere neden oldu ve şehit sayısının yükselmesini de beraberinde getirdi.  .. TSK, Fırat Kalkanı Harekâtı’na yönelik kuvvet planlamasında değişikliğe gitti ve PKK terör örgütüne karşı icra edilen iç güvenlik harekâtında tecrübe kazanmış elit birliklerinden birçok unsuru da bölgeye sevk etti. ..Türk basınının bildirdiği çatışma haberlerine göre, DEAŞ’ın bombalı araç saldırılarının Fırat Kalkanı Harekâtı’nda şehit sayısını yükselten en önemli faktör olduğu görülüyor. Ayrıca, birçok militanın üzerlerinde intihar yelekleri ile çatışmalara girdiği belirtiliyor. Özellikle hava şartları dolayısıyla görüş mesafesinin düştüğü dönemlerde arttığı belirtilen saldırılar, DEAŞ’ın savunma konumunda izlediği klasik hareket tarzını el-Bab’da da sürdürdüğünü gösteriyor. ..Belirtilen tüm zorluklara karşın, el-Bab operasyonlarının askeri bakımdan başarıyla tamamlanması, … askeri başarının kalıcı siyasi kazanıma dönüşmesi, diplomatik yeteneklerin doğru kullanımı ve harekâtın siyasi hedeflerinin net olarak tanımlanması ile mümkün.

 

  1. Dokunulmazlıklarla ilgili Anayasa değişikliği, 129 milletvekilini ilgilendirecek. AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan ve hakkında dosya bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını öngören anayasa değişikliği teklifi, önümüzdeki hafta TBMM Anayasa Komisyonunda, daha sonra Genel Kurulda görüşülecek. CHP ve MHP’nin destekleyeceğini açıkladığı değişikliğin yasalaşıp yürürlüğe girmesi halinde 129 milletvekilinin dokunulmazlığı kalkacak. (17.04.2016 Yeni Şafak)

http://www.yenisafak.com/gundem/129-milletvekilinin-dokunulmazligi-kalkacak-2452692

Odağında HDP milletvekillerinin bulunduğu dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği teklifinin tamamı 140 hayır oyuna karşı 376 evet oyuyla kabul edildi. Bu sonuçlarla anayasa değişikliğinin referanduma götürülmeden kabul edilmesi için gereken TBMM üye tamsayısının (550) en az üçte ikisinin (367) destek oyu sınırı aşılmış oldu.  https://t24.com.tr/haber/dokunulmazliklarin-kaldirilmasi-icin-anayasa-degisikligi-teklifi-tbmmde-kabul-edildi-simdi-ne-olacak,341389

HDP operasyonu ile 9 milletvekili tutuklandı, 2’si ise serbest bırakıldı. . Diyarbakır, Şırnak, Hakkari, Van ve Bingöl Cumhuriyet Başsavcıları tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, dün gece HDP’nin 15 milletvekili hakkında gözaltı kararı çıkartıldı. Aralarında eş başkanlarında bulunduğu 11 milletvekili gözaltına alındı ve 9’u tutuklandı. (Karar, 05.11.2016)

http://www.karar.com/guncel-haberler/hangi-hdp-milletvekilleri-tutuklandi-298064#

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

 

 

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.