Research Turkey’le Röportaj

Ümit Sönmez: “Gençleri korkularla değil, umutlarla büyütmek gerek”

Nazif Berat: Merhaba Sayın Ümit Sönmez. Bize biraz Research Turkey “fikri”nden bahseder misiniz? Research Turkey’nin kuruluş amacı nedir, bu kurum kimler tarafından kurulmuştur?

dfn2-300x225ResearchTurkey Londra merkezli olarak kurulmuştur. Çıkış amacı Türkiye’yi siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel yönleri ile analiz etmek ve bütün yönleri ile başta İngiltere olmak üzere küresel platformda anlatmaktı.

Türkiye’de önce siyasi arenada başlayan, sonrada başta medya ve iş dünyası olmak üzere toplumun tüm kesinlerine sirayet eden kutuplaşma ve bunun getirdiği sığlık ve seviyesizliklerden son dönemde sıkça şikâyet eder hale gelmiştik. Akademisyen, öğrenci ve çeşitli profesyonellerle yaptığımız sohbetlerde toplumda her şeyin nasıl yalan yanlış tartışılır hale geldiği, nasıl gazetelerin okunmaz, televizyonların izlenmez duruma düştüğü, bu sığlık ve seviyesizlik içinde nasıl siyasi tartışmaların bile medyatik popüler kültür ikonları ile yapılır hale geldiğinden çokça söz ediyorduk. Akademinin de toplumdan nasıl uzaklaştığı, bilim insanlarının ya aşırı politikleştiği ya da bu kaşıkçı kavgasından kaçabilmek için nasıl tamamen bölümlere kapandığı da bir başka sık sohbet konusuydu. Sosyal medyada da büyük bir çoğunluk benzer şikâyetler içindeydi, biraz da bu sığlığı aşıp bir nefes almak için herkes orada içini dökmeye başlamıştı. Bu kaygılarımız artınca derli toplu Türkiye analizleri yayınlayan, rapor ve akademik yazılara da yer veren Research Turkey’yi bir grup akademisyen, öğrenci ve çeşitli kurumlarda çalışan profesyonellerle oluşturmaya karar verdik. Türkiye’de pek çok blog ve internet medyası aslında toplumsal gerçekliği farklı yönleri ile vermeye çalışıyordu, ama Türkiye dışında bu ülkeyi anlamak isteyenler için yeterli kaynak olmadığını düşünerek öncelikle İngiltere’de İngilizce yayınlar çıkarmayı hedefledik. Bunun temel nedeni Türkiye üzerine İngilizce yayınlar yapan gazete ve kuruluşlar ya çeşitli sermaye gruplarının ya siyasi yapıların etkisi altındaydı ya da sadece propaganda amaçlı çıkıyordu. Biz ise akademik ve bilimsel yazım kurallarına özen gösteren, kuru propaganda ya da kişisel hissiyat tezahürü görünen köşe yazısı ve makalelerden çok, argümanını çeşitli kaynaklarla destekleyen daha analitik yazılara yer vermek istedik. Daha da önemlisi bu kaidelerle yazılmış her yazıya da hangi görüşü savunursa savunsun sansürlemeden yer vermeyi, her türlü karşı eleştiriyi de yayınlanmayı ve böylece geniş perspektifli bir Türkiye platformu sunmayı amaçladık. Daha sonra Türkiye’yi çevresindeki ülkelerden tamamen bağımsız değerlendirmenin de doğru olmayacağını düşünerek başka ülke analizlerine ve fikir yazılarına da yer vermeyi kararlaştırdık.

Nazif Berat: Research Turkey olarak ne tür yazılar yayınlıyor, kabul ediyorsunuz? Research Turkey’ye kimler yazı gönderebilir?

Research Turkey olarak öncelikle Türkiye odaklı olmak üzere çeşitli her ülke üzerine siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel olayları yorumlayan 600-2000 kelime arası kısa analizlere yayınlıyoruz. Kolay okunur olması ve güncel olayların hızla yorumlanmasının önemi nedeniyle bu analiz yazılarına sıkça yer veriyoruz. Bunun dışında doğrudan ülke analizi içermeyen fikir ve tartışma yazıları veya gezi ve anı yazılarını da bilimsel atışmalara kapı aralamak ve hayatın gerçeklerini tüm yönleri ile sorgulamak adına yayınlıyoruz. Bu analizlerden farklı olarak, 2000-10000 kelime arası akademik makaleler, araştırma raporları, ve konferans metinlerine de yer veriyoruz. Aynı zamanda akademik bir dergi çalışmamız da var, buradaki makalelerin geliştirilmiş versiyonlarına dergimizde de yer vermeyi planlıyoruz. Research Turkey’de yazarlarımızın çoğunluğunu akademisyen, öğrenci ve çeşitli kurumlardan çalışan profesyoneller oluşturuyor, kadrolu yazarlarımız yanında dışardan yazı göndermek isteyenlerden de yazı kabul ediyoruz. Hatta bunu özellikle teşvik ediyoruz. Research Turkey’ye akademisyenler, öğrenciler, gazeteciler, kamu ve özel sektörde çalışan uzman ve profesyoneller başta olmak üzere okumayı ve yazmayı seven herkes yazı gönderebilir. Bizim aradığımız nitelikte olduğu sürece her yazıya kapımız açık. Yazarlarımız sadece şunu bilmeli, tüm yazıları akademik bir yayını değerlendirir gibi editoryal takımımız değerlendiriyor, hakem raporu yazıyor ve belirttiğimiz anlayış doğrultusunda yazarlardan gerekirse revize etmeleri isteniyor, o nedenle her yayınımızı akademik bir yayın gibi görüyoruz ve önem veriyoruz. Ama asla içeriğine müdahale etmiyoruz, sadece yazarların savundukları ya da iddia ettikleri düşüncelere kaynaklık eden belgeleri, olayları analitik bir örgü ile yazabilmesini bekliyoruz.

Nazif Berat: Türkiye dışındaki ülkeler üzerine hazırlanan çalışmalara sitenizde yer verecek misiniz?

Bu soru bizim de başlangıçta çok tartıştığımız bir konu oldu. Bir taraftan Türkiye üzerine odaklanmak ve enerjimizi dağıtmamak gerektiğinin önemini konuşurken, bir yandan da Türkiye’yi değerlendirirken dış dünyadan tamamen bağımsız düşünmenin mümkün olmadığını tartışıyorduk. Çoğu zaman bir ülkede olan olaylar başka ülkelerde ortaya çıkan fikirler, olaylardan beslenerek büyür ve gelişir. Elbette bazen bu etkileşim gönüllü değil, çeşitli baskılarla gerçekleşir. O nedenle başka ülke analizlerini de önemsiyoruz, onlara da yer vereceğiz. Türkiye’yi geniş bir perspektifte anlamanın aslında bir yolu da sürekli başka ülke deneyimlerini öğrenmek, kıyaslamalar yapmaktan geçiyor.

Nazif Berat: Diğer birçok düşünce kuruluşundan farklı olarak sitenizde yayınlanan yazıların hem Türkçe hem İngilizce yayınlıyorsunuz. Bu neden önemli?

Öncelikle Türkiye’yi her yönü tanımak isteyen herkesin başvurabildiği bir platform oluşturmayı hedefledik, o nedenle de artık bir dünya dili sayılan İngilizce’de yayınlarımızı yapmak bizim için önemliydi. Akademisyenler, öğrenciler, yabancı basın/yayın kuruluşları, araştırma kurumları analizlerimizden yararlanıyor, Türkiye’nin yabancı dilde çokça anlatılmayan bazı hikâyelerini bizde bulabiliyor. Ancak Türkiye üzerine odaklanan bir kuruluş olarak ve özellikle çıkış sürecimizde şikâyet ettiğimiz siyasi arena ve medyada yaşanan yozlaşma ve seviyesizliğin yaşandığı ülkedeki her insanımızın da yayınlarımızı okumasının önemli olduğunu biliyoruz, çünkü asıl amacımız onların da görüş ve tartışma dünyalarına bu yayınlar ve çalışmalarımızla katkıda bulunmak. Bu sebeple yoğun bir emek gerektirse de özveri ile tüm yayınlarımızı hem Türkçe hem de İngilizce yayınlıyoruz, okuma kolaylığı açısından da buna uygun bir altyapı oluşturduk web sitelerimizde.

Nazif Berat: Bir üniversite öğrencisi Research Turkey’yi neden takip etmelidir?

Türkiye’de ve dünyada olup biten olayları takip eden, bu olayları nasıl değerlendirmek gerektiği hususunda kafa yoran herkes Research Turkey’yi takip etmeli aslında, okuyucunun daha geniş ve gerçekçi düşünebilmesine bir parça katkıda bulunabilmek bütün amacımız. Üniversite öğrencileri ise hangi bölümde okurlarsa okusunlar toplumsal olaylara her zaman duyarlı olması gereken, aldıkları eğitim ve kazandıkları başarı ile özgüvenleri gelişmiş ve ilerde hangi kurumda çalışırlarsa çalışsınlar ülke siyasetine ve toplumsal gelişmelere yön verecek bireylerdir. Üniversitenin adından taşıdığı evrensellik gibi belli kalıplara hapsolup kalamazlar, sürekli sorgulamak, öğrenmek ve kendilerini geliştirmek için uğraşırlar. Research Turkey onların bu sorgulamada sıkça başvurabilecekleri geniş perspektifli bir platform sunuyor. Aynı zamanda eleştirmek isterlerse ya da kendi görüşlerini dillendirmek isterlerse onlara kapılarını açıyor. Üniversite öğrencileri bu anlamda bizim için çok önemli, bu sebeple web sitelerimizde onların da yararlanabileceği çeşitli etkinlikler, burslar, eğitim programları ve projelerin de duyurularını yayınlıyoruz. Onlar için her bağlamda önemli bir referans merkezi olmayı hedefliyoruz.

Nazif Berat: Research Turkey olarak uzun vadeli hedefleriniz nelerdir?

Uzun vadede akademik bir dergi çıkarmak öncelikli hedeflerimiz arasında. Ayrıca yazarlarımızın çeşitli analizlerini de bir dergi formatında örgütlemek ve toplu olarak okuyucuya sunmak istiyoruz. Uluslararası çeşitli konferanslar düzenleyeceğiz, şu anda bu yönde 2-3 tane çalışmamız somutlaşmaya başladı bile. Bunun dışında geniş katılımlı projeler yapmak ve bunların raporlarını kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Sadece politika analizleri yapan değil, öneriler sunan ve politik reçeteler üreten bir kurum olacağız, ilerde bu yönde yayınlarımız olacak. Türkiye’de eleştirmek kolay ama bir şey önermek zor denir, o nedenle çalışmalarımızı daha da çeşitlendireceğiz. Elbette bunun için ekibimize pek çok yeni kişi alacağız, özellikle üniversitelerde bizimle çalışmak isteyen öğrencilere de kapımız açık, bu vesile ile sizin gençlik platformunuza bunu da iletmeyi bir görev sayıyorum.

Nazif Berat:Sizce Türkiye’deki gençliğin ana sorunları nelerdir?

Bu sorunun cevabı öyle geniş ki, maalesef basit kutucuklar koymak kolay olsa da aslında asıl sorun olarak onlar konuşulmamalı. CHP seçimden önce gençliğin 41 sorunu var diye bulmuştu sanırım, Ak Parti ise artık uzun süre hükümet olması nedeniyle çözülmemiş sorun var gibi göstermemek için o kadar hızlı gitmedi. Diğer partilerde kendi siyasi çizgilerine göre farklı sorunlar atfediyorlar gençliğe, her şeyi sorun diye sıralamak kolay ama bence çözüme götürecek sorunları konuşmalıyız, onları da gençliğin kendisinde değil, içinde bulundukları koşullarda aramalıyız. Herkes bilinçli gençlik peşinde ama aslında bilinçten anladıkları sanırım kendi parti programlarını benimseyen gençlik. Türkiye’de gençliğin en büyük sorunu aslında hiçbir sorunun etik ve ilkeli bir şekilde ele alınarak çözümlenmediği, her sorun ya da çözümün siyasi, etnik, ırksal, cinsiyet, din gibi tabusal odacıklara hapsedilerek tanımlanıp ötekileştirildiği, her şeyin deneme-yanılma usulü ile yapıldığı bir ülkede geleceğe umutla bakamamak. Böyle bir yapı içerisinde bir genç ailesinden, yaşadığı mekândan, çevresinden etkilenerek büyüyüp gelişiyor, o nedenle de hepsinin sorunu o kadar çeşitleniyor ki aşabildiği sınırlar oranında her genç kendine başka bir sorunu öncelik ediniyor. İşsizlik, iyi eğitim alamama, hayat pahalılığı, devletin gençleri ve öğrencileri eğitim ve iş konusunda destekleyici ve yönlendirici projeleri olmaması, saydığım odacıklarda beslenerek büyütülen nesil yetiştirme projeleri, siyasi çatışmalar gençlerin kendini içinde bulduğu sorunlar. O nedenle üniversitede aradığını bulamayan bir öğrenci, büyük şehirde varlık içinde depresyona giren bir ailenin çocuğu, kırsal kesimde yaşadığı yokluklar içinde çırpınan bir genç, varoşlarda atık toplayan bir çocuk ya da dili, dini, hakkı hukuku için taş atan bir çocuk, bunların hepsi genç. Hepsinin iyi eğitim, iyi iş, daha serbest yaşam koşulları, ekmeğe olduğu kadar internete de muhtaç olduğu bir gerçek, burada bence basit sıralamalardan çok bütünlükçü bir bakış açısı ve gençliğe dayatılan hâkim yapılar, normlar ve uygulamaları sorgulamak gerekiyor.

Nazif Berat:Gençliği daha duyarlı ve aktif hale getirmek için neler yapılmalıdır? Bu noktada Research Turkey’ye düşen sorumluluklar nelerdir?

rcanaliz-300x225Bunun öncelikli yolu gençleri korkularla değil, umutlarla büyütmek. Söyledikleri sözün, düşündükleri fikrin bir anlamı olduğunu, yapıp ettiklerinde kendilerine ve tüm insanlığa karşı sorumlu olduklarını onlara anlatmak. Onlara sorgulamanın iyi bir şey olduğunu öğretmek ve bunun için onları cezalandırmayacağımızın güvenini vermek. İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımında sonra eğitimli, umutlu, idealist bir gençlik çıktı, dünyayı değiştirebileceğine inanan, onları provoke edip dini, milliyeti, devleti, inandığı rejim için kavgaya tutuşturduk. 1980 darbesinden sonra apolitik bir gençlik yaratalım dedik, siyasete bulaşma, kendi işine ve çıkarına bak, köşeyi dön de nasıl dönersen dön vs. Sonu felaket oldu, şimdi işin içinden nasıl çıkacağız diye uğraşıyoruz. Herkes gençliğin bilinçsiz olmasından şikâyetçi, onları dindar yapalım, millici yapalım, küreselci yapalım vs. çırpınıp duruyoruz. Onlarsa iş ve para kazanma derdinde. Oysa yapmamız gereken düşünmelerine ve kendilerini geliştirmelerine izin vermek, onları belli kalıplara sokmak için eğitim kurumlarını, sosyal cemiyetlerimizi sürekli bir tek tip adam çıkarma mekanizmasına dönüştürmememiz yeterdi. Onları kendi adamımız olarak değil, bilen ve düşünen bireyler olarak yetiştirmek için uğraşsaydık şimdi hepimiz daha iyi bir durumda olabilirdik. Onları aktif hale getirmek için öncelikle ortaöğretim ve üniversitedeki eğitim sistemini dönüştürmemiz gerekiyor, bu hep söylenir ama asla yapılmaz. Dershanelerle birlikte liseler tamamen öldü, gençler sadece ezber yapıyor ve çoktan seçmeli sınavlara hazırlanmaktan öte bir şeye konsantre olamıyor, hatta üniversite bittikten sonra bile bu tip sınavlardan kurtulamıyor. İnternet ve sosyal medya eski durgunluğu biraz kırsa da gençler hala siyasi ve sosyal olaylarla çok ilgilenme taraftarı değil, bunların bir şey getirmeyeceğini düşünüyorlar, ne yapsan bir şey değişmez diye inanıyorlar. Bunu kırmak ve onlara güven vermek gerekiyor. Siyasetle ilgilenmek için bir parti tutmak şart değil, bir parti de çalışmak da. Research TUrkey olarak biz buna öncelik veriyoruz, yazılar, konferanslar, projeler de öncelikle gençlerle çalışıyoruz. Hem onlara nitelikli analizler sunmak için uğraşıyoruz hem de onları yazmaya ve düşünmeye davet ediyoruz. Ben doktora yaparsam, bir konuda uzmanlık alırsam ya da siyasete girersem siyasi yazılarımın bir kıymeti olur diye düşünen o kadar gençle konuşuyoruz ki her gün, ben özellikle teşvik ediyorum ve bunların hiçbirisine gerek yok, okuyup düşünmen ve düşündüğünü paylaşmak istemen yeterli, hem eleştir hem de eleştiriye açık ol, toplumu ileriye götürecek olan bu diye anlatıyorum. Çıkaracağımız akademik dergide özellikle yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin yayınlar yapmasını istiyoruz, nitelikli bir makale yazmak için öğretim üyesi olmayı beklemek gerekmiyor. Okuyup düşündükçe hem başkalarının sorunlarını daha iyi anlayacağız hem de kendi sorunlarımızı daha iyi anlatacağız. Yeter ki korkmayalım, eleştiriye açık olalım, doğru bulmadığımız her yazıyı düşman, söylediğini benimsemediğimiz her kişiyi hain ilan edip durmayalım. Research Turkey olarak biz gençlerin gücüne inanıyoruz, o nedenle özellikle mutfak ekibimizi tamamen gençlere emanet etmiş durumdayız.

Gelecex.com’dan Nazif Berat ve Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi Genel Yayın Yönetmeni Ümit Sönmez arasında gerçekleşen bu röportaj 17 Haziran 2012 tarihinde Gelecex.Com’da aşağıdaki bağlantıda yayınlanmıştır.

http://www.gelecex.com/umit-sonmez-gencleri-korkularla-degil-umutlarla-buyutmek-gerek.html

Facebooktwitterlinkedinmail