AB Yapısal Sorunlarını Nasıl Aşar? Etkili bir Modelleme

AB Yapısal Sorunlarını Nasıl Aşar?
Etkili Bir Modelleme

Özet

Dünya siyasetinde Avrupa Birliği’ni işleyen bir mekanizma gibi değerlendirmek mümkündür. Bugün karşılaştırmalı olarak oldukça büyük yapısal bir krizle karşı karşıya olan AB için bu iddialı bir başlangıç cümlesi. Ancak AB’nin karşılaştığı ve yapısal duruma gelen sorunları aşma yolunda ciddi adımlar atılmaktadır. Bu adımların yönü AB’nin gelecekteki yönünü belirleyecektir. Dolayısıyla, söz konusu sorunları aşma yolundaki öneriler bu işleyen mekanizmanın var olan dişlilerini değiştirmek veya feshetmek yerine mevcut yapının verimliliğini ve işlerliğini arttırmak olmalıdır. Üç boyutta (siyasa, siyaset ve yönetim biçimi boyutunda) siyasallaşma modeli; siyasi tartışma ve müzakere ortamını toplumun her boyutuna yayarak bireylerin siyasallaşmasını kolaylaştıracaktır. Böylece siyasa alanlarında fikir üretebilen, siyaset ortamında düşüncelerini savunabilen ve yönetim boyutunda alınan kararları meşrulaştıran Avrupa halkının aktifleştirilmesi birbirinin içine geçmiş bu alanlardaki hareketi daimi hale getirecek (bu hareketin detaylı açıklaması makale içinde verilmektedir) ve bu hareket AB’nin yapısal sorunlarını çözme konusundaki anahtarı teşkil edecektir.

Giriş

Avrupa Birliği’ni yarım yüzyıllık deneyimine bakarak işleyen bir mekanizma/makine gibi düşünmek mümkündür. Bu mekanizma içindeki mevcut dişli, devir veya araçları (nasıl adlandırılırsa adlandırılsın) işlerlik ve verimlilik açısından değerlendirmek, onları fonksiyonsuz görerek mekanizma dışı bırakmaktan daha mantıklıdır. Sözkonusu makinenin mevcut bir dişlisini feshetmek veya başka bir dişli ile değiştirmek makinenin tamamının fonksiyonunu bozabilir. Her mekanizma zaman içerisinde dönemin şartlarına, içsel ve dışsal değişimlere maruz kalarak aksayabilir. Bu durumda öncelikli çözüm arayışı tamir mantığıyla mevcut yapıların uyumsuzluklarını belirleyerek sahip olunan- zaten uzun süredir varolan- işlerlerliği arttırmak olmalıdır. Bu çerçeveden bakıldığında AB’nin karşı karşıya olduğu yapısal sorunlarına kurumsal mekanizması veya üyelerin birbiriyle uyumsuzluğu neden gösterilebilir. Bu noktada Triple A grubu diye tanımlanan borç veren ülkeler ile PIGS1 olarak tanımlanan borçlu ülkeler (Portekiz, İtalya, Yunanistan, İspanya) arasındaki ekonomik uçurum üyeler arasında bahsedilen uyumsuzluğu sınıflandırmaktadır. Diğer taraftan, AB’nin yapısal sorunlarının entegrasyon sağlanmış politika alanlarındaki uygulama yanlışlıklarından (EMU vb.) kaynaklandığı öne sürülmektedir. AB’nın yapısal sorunlarıyla ilgili tüm bu tespitler doğrudur; ancak çözümün mevcut düzenin üzerine kurulu olduğu yapı taşlarının değişikliğinde araması (senato oluşturulması vb) doğru ve yeterli değildir.

Avrupa Birliği entegrasyon sürecinde, üyeler supranasyonal bütünleşmeye sınırlı bir şekilde adapte olarak ortak politika alanları belirlemiş ve bu alanlarda AB kurumlarına yetki devri gerçekleştirmişlerdir. Dolayısıyla AB mekanizması, üyelerin ve ortak politika alanlarında kurumların karşılıklı işleyişiyle oluşmuştur. AB’nin 50 yıllık geçmişinde geniş reform planlarının gerekliliğini gözler önüne seren krizler yaşaması bu kurulu mekanizmanın dişlilerinin (kurumlar/üyeler/ortak politika alanları) fazlalığı/eksikliğini tartışmaya açabilir. Ancak bugün Avrupa Birliği oluşturduğu mekanizma ile demokratik yada demokrasi açığı sorunu olan, eşitlikçi veya eşitsizliği artıran, halkları nezdince meşru veya değil, günümüz dünyasında tek örnek ve amaçları doğrultusunda değerlendirildiğinde başarılı bir projedir. Tartışma başta belirtildiği üzere mekanizmanın nasıl olduğu, göründüğü, değerlendirildiği değil ne olduğudur. Dolayısıyla AB mevcut tekniğini koruyarak entegrasyon sürecine devam ederek karşı karşıya olduğu sorunları üç boyutta: siyasa boyutu (policy dimension), siyaset -çıkar ilişkisi- boyutu (politics dimension) ve yönetim biçimi boyutu (polity dimension), politik mücadeleyi güçlendirerek aşabilir. Bu çözüm sözkonusu 3 boyutta AB’nin apolitik mekanizmasını politik mücadelenin içselleştirildiği bir yapıya dönüştürecek bir değişimdir.

Sınırlı Demokrasiden Demokrasi Açığına

İkinci Dünya Savaşından sonra Avrupa devletlerinde zararlı görülen populist yaklaşımları (rejimin diktatorlüğe dönüşmesi gb.) kontrol altında tutmak amacıyla adına demokrasi denen ama yönetim yapısının ve yetkili erklerin demokratik kontrolden yoksun olduğu sınırlı “demokratik” rejimler kurulmuştur. İki savaş arası dönemdeki deneyimlere dayananarak, siyasi elitler anayasa mahkemeleri gibi güçlü kurumsal mekanizmayla desteklenen siyasi yapılanmaya gitmişlerdir.2 Bu güçlü kurumsal yapı halkın egemenliğini kısıtlayacak ciddi sınırlamalar getirmiştir. Avrupa Birliği projesi de bu yaklaşımla kuvvetlendirilmiştir.3 Avrupa’da milliyetçilik fikirlerinin çatışmasıyla ortaya çıkacak veya diktatörlüğün oluşumuna sebebiyet verecek oluşumlar Avrupa düzeyinde supranasyonel kurumların demokratik kontrolden izole edilmesini doğurmuştur. Avrupa’da ‘birlik’ fikrinin supranasyonel hukuk topluluğunun yaratılmasıyla ortaya çıkabileceği düşüncesiyle4 ve ekonomik ve politik entegrasyonun öncelikle ortak yasal prensiplerin oluşturulmasıyla kurulacağına inanılmıştır.5 Başka bir yazarın görüşüne göre ise farklı ekonomik sosyal ve politik düzenler arasında işleyişi düzenlenmiş bir rekabeti sağlamlaştırmak için demokrasi bir değer olarak değil özgürlük, iyi yönetim ve adil kuralları temin etmek için teşvik edilmiştir.6Bu nedenle demokratik meşruiyeti sağlayacak iki temel prensip:hesap verebilirlik ve temsil ikinci plana itilmiştir. AB entegrasyon sürecine damgasını vurmuş bu algı ve oluşturulan AB hukuku ne kurumları hesap verebilirlik ilkesine göre inşa etmiş ne de halkın sürece aktif katılımını teşvik etmiştir. Günümüzde tartışılan AB içindeki demokrasi açığı kavramına bu çerçeden yaklaşmak doğru olacaktır.

Günümüzde yaşanan genel olarak para politikalarının yönetimi ulus üstü bir kuruma aktarılırken maliye politikalarının üye devletlerde bırakılması olarak tanımlanabilecek Euro kriziyle durumun tersine döndüğü görülmektedir. Euro bölgesini krizden çıkarmak için tabandan gelen tepkilere karşı alınacak önlemler varolan yasalara göre yasaktır. Avrupa’da birlik fikrinin destekçileri bugün gerekenleri yapmak yada AB hukuna uymak arasında sıkışmışlardır.7 Diğer taraftan son krizle Avrupa karar alma mekanizmalarının uygulamaları ve halkların istekleri arasında ciddi bir uçurum meydana gelmiştir.8 Bu durum bize Dahrendorf’un Berlin duvarı yıkıldıktan sonra belirttiği şu cümlesini hatırlatmaktadır: 6 hafta’da anayasa yapılabilir; Ekonomik toparlanma 6 yılda gerçekleşebilir; Fakat özgürlüğün sosyal tabana yayılması 60 yılda meydana gelebilir.9 Bu nedenle bugün kuruluşundan yaklaşık bu süre kadar sonra Avrupalı entellektüellerin ulusal veya Avrupa halkına dönmeleri şaşırtıcı değildir10 ve olmamalıdır. Özgürleşen halkı elitist yaklaşımlarla görmezden gelmek mümkün olamamaktadır. Dolayısıyla tekrar aynı sorunlarla karşılaşmamak için halk iradesi ve elitlerin düşünce ve uygulamaları arasına sağlam bir köprü kurmak11 öncelikli tedbir haline gelmiştir. AB’nin dünyadaki ekonomik/politik güç mücadelesi, kamuoyunun görüşleri ve problemleri çözmek için stratejik adımlar arasındaki ilişki siyaset (politics) ve siyasa (policy) arasındaki boşluğu gözler önüne sermiştir.

Üç Boyutta Siyasallaşma

Bugün Avrupa’nın siyasa alanlarında; hizmet sektörünün liberalleşmesi, sürdürülebilir enerji edinimi, iklim değişikliği, Avrupa’ya ve Avrupa’dan göç, dış ilişkiler: ABD, komşular, kalkınmakta olan ülkeler ve Asya’nın büyüyen güçleri ile ilişkiler, ciddi siyasi tartışması gerektirmektedir.12 Alınan kararlar siyasi bir mücadeleden sonra siyasi olarak kazanan ve kaybedenler yaratmalıdır. Bu mücadele ne kadar halk düzeyine inebilirse AB’nin gelecekteki politik, ekonomik ve sosyal başarısı o kadar yüksek olacaktır. Siyasi ideolojilerin savunucaları arasındaki bu mücadele her türlü çıkar grubu (halklar, sivil toplum örgütleri, ticari örgüt ve sektörler) arasında ve her platformda (AB kurumlar- Komisyon ve Konsey dahil-) teşvik edilmelidir. Böylece siyasa boyutundaki tartışma siyaset boyutundaki müzakereleri aynı doğrultuda harakete geçireceğinden siyaset ve siyasa arasındaki boşluk ciddi ölçüde küçülecek, uygulamalar önemli ölçüde meşru ve hesap verebilir niteliğe bürünecektir. Bununla paralel olarak yönetim biçimi boyutuna (polity dimension) geçiş sırasında yönetimdeki tüm biçim ve formlar bu tartışmaların çıktısı haline geleceği için mevcut kurumlar siyasallaşacak ve üç boyutlu mekanizamanın dişlileri sürekli haraketine başlayacaktır (Şekil 1 de gösterildiği gibi). Bahsedilen siyasallaşma temelde bireyi hedef aldığı için toplumun ulusal veya supranasyonel değerlerle donatılmış olup olmaması önemli değildir. Tek bir Avrupa halkının veya gelişmiş bir Avrupa kamusal alanının mutlak varlığından bahsetmenin mümkün olmaması bireyin siyasallaşmasına engel teşkil etmez.

image1

Şekil 1: Üç Boyutta Siyasallaşma

Kapalı kapılar ardında verilen kararların bahsedilen 3 boyutta siyasallaşmanın başarılmasıyla ‘Euro krizinde tanık olunan Almanya’nın çözümlerinin dış yaptırım olarak görülmesi’13 durumunun önüne geçilebilir. Euro krizinden sonra karşılaşılan protestoları Avrupa Baharı olarak nitelendiren Auer, yeni bir sosyal sözleşme için meydanları dolduran Avrupa sosyal haraketinin meşruluğunu tamamen kaybetmiş neoliberal Avrupa’yı yenilgiye uğratacağını belirtmiştir.14 Bu nedenle farklı siyasi görüşlerin, ekonomik fikirlerin her boyutta ve her platformda teşvikiyle AB’nin yapısal sorunlarının üzerine gidilebilir.

Örnekleyerek üç boyutta siyasallaştırma modelini somutlaştırmak gerekirse pazar entegrasyonu ve liberalizasyon sonucunda kamu harcamalarının kısıtlandırılması, iş gücü maaliyetinin düşürülmesi siyasa alanlarında veya işletmelere sosyal ve çevresel konularında ek maaliyet yaptırımları, etnik azınlıklara yeni haklar verilmesi siyasa alanlarında halklar kurulacak ‘İşbirliği Ünitesiyle’(Cooperation Unit) örgütlenerek üretecekleri siyasal gündemleri kurumlara ileterek öncelikle siyasa boyutundaki çarkları ve ardından siyaset boyutundaki çarkları aynı doğrultuda haraketlendireceklerdir. Bu haraketlenme sonucunda ortaya çıkacak galip taraf ürettiği çözümü AB kurumları vasıtasıyla uygulamaya şu şekilde çevirecektir: 1980 ve 1990’lardan itibaren kurucu antlaşmalarla varolmaya başlayan kurumlar içerisinde siyasi koalisyon kurma potensiyeli15 yardımıyla oluşturulacak ittifaklar sayesinde bu gündem Komisyon ve Parlamento’da yasama faaliyetine dönüştürülmeye çalışacak ve polity boyutundaki çarklar haraketlenecektir. Böylece Avrupa halkları siyasa süreçlerinde bölünecek veya bütünleşecek ve ulusal sınırlar aşılacaktır.16 Yapılandırılan bu sınırotesi siyasi mekanizma AB’ye güç kazandıracağı gibi AB demoi’sinin (halkının) oluşumuna da katkı sağlayacaktır.

Sonuç

Confrontation- cum- legitimisation (karşı karşıya gelme/ mücadele yoluyla meşruiyet) kavramı Pélebay et al. tarafından farklılıkta birliği tanımlamak ve anlaşmazlıkların bastırılması değil teşvikiyle meşruiyet kavramının mevcut düzene yerleşebileceğini açıklamak amacıyla kullanılmıştır.17 Başka bir ifadeyle, bu kavram meşruiyetin; siyasi tartışmaların, anlaşmazlıkların açıkça ifade edildiği müzakereye açık bir şekilde yapılmasından geçtiğini belirtmektedir. Anlaşmazlıkların ve şiddetli tartışmaların istikrarsızlık getireceği inancıyla apolitikleştirilen halklar, siyaseti tekrar hayatlarının parçası haline getirdiklerine AB ile ilgili konularda da söz sahibi olabileceklerdir. Çünkü Micheal Freeden’in belirttiği üzere amaç, Avrupalı kavramının ne demek olduğu üzerinde anlaşmak değil, her bir bireyin/ politik aktörün Avrupa projesinin kendisi için ne ifade ettiğini anlamak olmalıdır.18 Avrupalı bireylerin Avrupa’nın kendileri için ne ifade ettiğini görmeleri AB’nin entegrasyon sürecine, geçirdiği evrelere ve mevcut faaliyetlerine ideolojik ve siyasi bakış açısıyla yaklaşmalarını sağlayacaktır. Avrupa Birliği kurduğu mekanizmasını farklı zamanlardaki gereksinimlere uyarak karşılaştığı krizleri atlatarak bugüne taşımıştır. Sön dönemde yaşanan problemler confrontation cum legitimasation kavramının yukarıda belirtilen üç boyuta yerleştirilmesiyle aşılabilir. Böylece, bireyler, siyasi aktörler ve kurumlar kendi anlaşmazlıklarını, derin faklılıklarını AB’de demoi-cracy için birer girdi olarak sisteme dahil edebilecekler ve zaten haraket eden çarklarını hızlandırabilecektir.

Son olarak, bu öneriye yapılacak en muhtemel eleştiriyi önleyici bir haraket olarak belirtmek doğru olacaktır ki bu önerinin nasıl uygulanacağı kurumsal yapılanmanın -fazlasıyla kapsamlı bir şekilde- adım adım anlatılmasını gerektirdiğinden bu makalenin konusu ve hatta amacı değildir.

Bilge Filiz, Araştırma Asistanı, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey)

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Filiz, Bilge (Nisan, 2014), “AB Yapısal Sorunlarını Nasıl Aşar? Etkili bir Modelleme”, Cilt III, Sayı 4, s.46-50, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (AnalizTürkiye), Londra: Analiz Türkiye (http://researchturkey.org/?p=5951&lang=tr)

Kaynakça

Auer,S.(2013). The End of European Dream? What Future for Europe’s constrained democracy? Eurozine.http://www.eurozine.com/articles/2013-02-22-auer-en.html

Dahrendorf (2001). Lacroix,J & Nicolaidis, K. (2010) European Stories: An Introduction European Stories Intellectual Debates on Europe in National Contexts. Oxford University Press. ISBN:978-0-19-959462-7

Garton Ash. (2004) in Liebert, U. (2010) Contentious European Democracy. Lacroix,J & Nicolaidis, K. (edt) European Stories Intellectual Debates on Europe in National Contexts. Oxford University Press. ISBN:978-0-19-959462-7

Hix, S. (2008). What’s Wrong with European Union and How to Fix it? Polity Press ISBN: 978-07456-4204-8

Lacroix,J & Nicolaidis, K. (edt) European Stories Intellectual Debates on Europe in National Contexts. Oxford University Press. ISBN:978-0-19-959462-7

Liebert, U. (2010) Contentious European Democracy. Lacroix,J & Nicolaidis, K. (edt) European Stories Intellectual Debates on Europe in National Contexts. Oxford University Press. ISBN:978-0-19-959462-7

Offe, C. (2013). Europe in Trap. Eurozine. http://www.eurozine.com/articles/2013-02-06-offe-en.html

Pélebay,J & Niclodaidis,K & Lacroix, J. (2010). Conclusion Echoes and Polyphony. In Praise of Europe’s Narrative Diversity. European Stories Intellectual Debates on Europe in National Contexts. Oxford University Press. ISBN:978-0-19-959462-7

Zielonka, J. (2013). European Foreign Policy and the Euro-crisis. European University Institute. Robert Schuman Centre for Advances Studies 2013/13

http://cadmus.eui.eu/bitstream/handle/1814/26339/RSCAS_2013_23.pdf?sequence=1

1Zielonka, J. (2013). European Foreign Policy and the Euro-crisis. European University Institute. Robert Schuman Centre for Advances Studies 2013/13

http://cadmus.eui.eu/bitstream/handle/1814/26339/RSCAS_2013_23.pdf?sequence=1

2Auer,S.(2013). The End of European Dream? What Future for Europe’s constrained democracy? Eurozine.http://www.eurozine.com/articles/2013-02-22-auer-en.html

3Age s.7

4Hix, S. (2008). What’s Wrong with European Union and How to Fix it? Polity Press ISBN: 978-07456-4204-8

5Liebert, U. (2010) Contentious European Democracy. Lacroix,J & Nicolaidis, K. (edt) European Stories Intellectual Debates on Europe in National Contexts. Oxford University Press. ISBN:978-0-19-959462-7

6Garton Ash. (2004). A.g.e s. 63.

7Offe, C. (2013). Europe in Trap. Eurozine. http://www.eurozine.com/articles/2013-02-06-offe-en.html

8A.g.e

9Dahrendorf. (2001). Lacroix,J & Nicolaidis, K. (2010) European Stories: An Introduction. European Stories Intellectual Debates on Europe in National Contexts. Oxford University Press. ISBN:978-0-19-959462-7

10A.g.e

11Offe, C. (2013).A.g.e.

12Hix, S. (2008). A.g.e.

13Offe, C. (2013).A.g.e.

14Auer,S.(2013). A.g.e.

15Hix, S. (2008). A.g.e.

16A.g.e.

17Pélebay,J & Niclodaidis,K & Lacroix, J. (2010). Conclusion Echoes and Polyphony. In Praise of Europe’s Narrative Diversity. European Stories Intellectual Debates on Europe in National Contexts. Oxford University Press. ISBN:978-0-19-959462-7

18A.g.e.

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.