Araftaki Yunanistan

Özet: Yunanistan 17 Haziran günü seçimlere gitmeye hazırlanırken, seçimlerin en güçlü adaylarından 37 yaşındaki karizmatik Alexis Tsipras hiçbir liderin daha önce göze alamadığını gerçekleştirmeyi planlıyor; merkez sağ parti Yeni Demokrasi ve sosyalist parti PASOK tarafından temsil olunan geçmişin politik elitini devirmek ve yeni bir dönemi başlatmak. Söz konusu iki parti Yunanistan’ı 1974’ten beri yönetmiş ve bugünkü klientelist, verimsiz, rüşvet ve yolsuzlukların diz boyu olduğu kamu sisteminin baş mimarları olmuşlardır. Bu nedenle Alexis Tsipras liderliğindeki SYRIZA partisinin son iki yıldaki yükselişi şaşırtıcı değildir. 2008 yılında ekonomik krizin patlak vermesinden bu yana Yunanistan’da uygulanan kemer sıkma politikaları maalesef sonuç vermemiştir. Bunun başlıca iki nedeni vardır; ilk olarak PASOK hükümeti orta-uzun vadede sonuç verecek gerekli yapısal reformları gerçekleştirmekte başarısız olmuş, bunun yerine kısa vadeli çözümlere yönelerek doğrudan ücretlerin düşürülmesi ve vergilerin artırılmasına odaklanmıştır. Diğer neden ise başta Almanya olmak üzere Avrupa Birliğinin Yunanistan bütçesi için koyduğu hedeflerin kendi seçmen tabanlarını yardıma ikna edebilmek için gereğinden fazla iddialı tutulmasıdır. Son dört yılda iyice anlaşılmıştır ki fazladan kemer sıkma politikaları Yunanistan’ı krizde daha da derine itmektedir. Syriza lideri Tsipras, AB ile program koşullarının müzakere edileceğine ve kemer sıkma politikalarının uzun süreliğine askıya alınacağına söz vermektedir. AB yanlısı partiler ise programın koşullarının hafifletileceğini ancak Yunanistan’ın geleceğinin AB Parasal Birliği içinde olması gerektiğini ileri sürmektedir. Ancak farklı partilerin benzer vaatlerine rağmen, ekonomik ve politik koşullar nedeniyle Yunanistan’ın belli bir süre içinde parasal birlikten çıkışı kaçınılmaz olabilir.

Maalesef AB Parasal Birliği ABD’dekine benzer esnek ve düzgün işleyen bir mali birlik olmaktan çok uzaktır. Zor durumda olan ülkelere ucuz, az koşullu ve hatta bedavadan mali yardımlarda bulunmak birliğin iyi durumda olan ekonomileri için politik olarak mümkün değildir. Diğer taraftan zor durumda olan güney ülkeleri para birimi olarak Euro’yu benimsedikleri için sıkı mali politikalarının etkilerini hafifletmeye yarayacak para politikası araçlarından yoksundurlar. Çok hızlı daralan iç talebi dış taleple ikame etmek ise ancak  “iç devalüasyon“ yoluyla mümkündür, yani yerel ücretlerin büyük ölçüde düşürülmesi yoluyla. Bu politika ise zor durumda olan Yunanistan için artık imkânsız bir hal almıştır çünkü hâlihazırda işsizlik %22 seviyesine yükselmiş ve zaten ücretlerde büyük kesintilere gidilmiştir. Dolayısıyla artık Yunan halkının daha fazla fedakârlık yapmasını talep etmek politik bir intihardır. Bu durum ise önümüze imkânsız bir üçleme koymaktadır; AB tarafından karşılıksız yardımların politik olarak imkânsızlığı, Yunan halkından daha da fazla fedakârlık istenerek iç devalüasyona gidilmesinin politik olarak imkânsızlığı ve tüm bunların etkilerini azaltacak para politikası araçlarının mevcudiyetsizliği.

Bu nedenlerden dolayı bu makalede Yunanistan’ın parasal birlikten çıkışının muhtemel olduğu görüşündeyiz. Ancak birlikten nasıl bir çıkış yaşanacağı önemli bir ayrıntıdır. En iyi senaryoya göre anlaşmalı çıkış sağlanmalı ve yeni para birimi drahmi yürürlüğe girene kadar AB desteği devam etmelidir. Eğer birlik içinde kalınırsa Yunanistan’ı birçok reformun ivedilikle geçirileceği ve ücretlerin daha da düşürüleceği zorlu günler beklemektedir. Yunan halkının buna ne kadar daha dayanabileceği belli değildir. Her iki durumda da maalesef Yunan halkı için seçenekler çok zordur. Ancak Syriza partisinin seçimlerden galip çıkması AB tarafından öne sürüldüğü kadar kötü bir seçenek değildir. Geçmişin kötü politikalarının tarihe gömülmesi ve yeni bir dönemin başlaması için bir adımdır. Machievelli’nin dediği gibi öfke kişisel yıkıma ve irrasyonel davranışa neden olabileceği için tavsiye edilen bir duygu değildir ancak korku insanları rasyonel davranmaya ve fayda maliyet analizi yapmaya itebilir. Yunanistan için maalesef kolay bir kurtuluş yolu yoktur, birlik içinde kalmanın veya çıkışın sosyal maliyetleri büyük olacaktır. Ancak toparlanma Yunan halkının çabalarına, eski düzeni değiştirmek için kararlılığına ve fedakârlıklarına dayanmaktadır.

Yazının İngilizce tam versiyonu için:

Greece In Limbo by  Güneş Aşık (LSE) and Kostas Matakos (University of Rochester)

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.