Sürgünden Rus İlhakına: Kırım Tatarları Meselesi ve Kadim Düşmanların Geri Dönüşü

Sürgünden Rus İlhakına: Kırım Tatarları Meselesi ve Kadim Düşmanların Geri Dönüşü

Özet

Bu makale Kırım’ın Rusya tarafından işgalinden önce Kırım siyasi hayatının genel çerçevesini çizmektedir. Bu bağlamda, makalenin amacı, Avrupa-merkezci akademik çevreler tarafından önemli ölçüde göz ardı edilmiş olan Kırım Tatarları meselesinin daha iyi anlaşılmasını sağlamaktır ve olayları Kırım Tatarları perspektifinden tartışmaktır. Aralarında yakınlık olmasına karşın, Kırım Tatarları Rusya’nın yarı özerk olan Tataristan Cumhuriyetinde yaşayan Kazan ve Volga Tatarlarıyla karıştırılmamalıdır. ‘Kırım’ salt coğrafi bir ibare değildir; Kırım Tatarı etnik kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır (Kırımlı 2014).[i] Kırım Tatarları Kırım’ın asli unsuru ve Türki ve Müslüman kimliği haiz ‘yerel halkıdır’. İkinci Dünya Savaşının ardından Stalin tarafından Kırım’dan sürülmüşlerdir (Bu olay Tatarcada da ‘Sürgün’ olarak adlandırılır). Ancak Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra 300 bin kadar Kırım Tatarı anavatanına dönebilmiştir. Ne var ki, Kırım’ın Rusya tarafından işgali Kırım Tatarları açısından kadim düşmanların geri dönüşü anlamına gelmektedir. Kırım Tatarları azınlık değil, asli unsurdur.

Not: Bu makalede Ashgate yayınevi tarafından yayımlanma aşamasında olan ‘Religion as Identity Marker: The Dilemma of Crimean Tatars’ (Kimlik Belirleyicisi Olarak Din: Kırım Tatarlarının İkilemi) başlıklı kitap bölümümden yararlandım. TÜBİTAK, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezinin anonim hakemleri ve kurucu editörü Ümit Sönmez’e teşekkür ederim.

Kırım Tatarları Azınlık değil, Asli Unsurdur

Kırım Tatarları azınlık statüsünü reddeder. Kırım’dan başka bir anavatanları olmadığından kendilerini Kırım’ın asli unsuru ve yerel halkı olarak görmektedirler (AGİT 2013).[ii] Kırım Tatarları, 15. yüzyıl ortalarında kurulmuş ve 1783 yılındaki Rus ilhakından önce Osmanlı imparatorluğunun büyük etkisi altında iktidarını sürdürmüş olan Kırım Hanlığının devamıdır. Kırım’daki Türki mevcudiyeti altıncı yüzyıla kadar gitmektedir, ancak tarihi Altın Ordu’nun devamı olan Kırım Hanlığı 15. yüzyılda kurulmuştur. 1774 yılındaki Küçük Kaynarca Anlaşmasıyla birlikte Osmanlı’nın idaresinden çıkmış ve 1783 yılında Rusya’ya ilhak etmiştir.[iii] 1783 yılından önce Kırım Tatarları Kırım nüfusunun çoğunluğunu oluşturmaktaydı. 1850’li yıllarda birçok Kırım Tatarı savaşlar ve Rusya’nın baskıcı politikaları nedeniyle göç etmiştir.

Kırım Tatarları 1917 yılının Aralık ayında Kırım Halk Cumhuriyetini kurdu ancak bağımsızlıklarının ömrü çok kısa oldu. Kırım Halk Cumhuriyeti 1918 yılının Ocak ayında Bolşevikler tarafından işgal edildi. 1921 yılında Veli İbrahimov Kırım Tatarı bir lider olarak, Kırım Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyetini kurdu. Sovyet hükümeti buna çok sert karşılık vermiş ve 1928 yılında idam edilen İbrahimov’la birlikte Kırım Tatarı önde gelenlerini ‘burjuva-milliyetçiliği’yle suçlayarak baskı altına almıştır (Fisher, 1978: 141-142). Bunun sonucunda Kırım Tatarlarının ekonomik, sosyal, siyasi eylemleri, kültürü, dili ve dini radikal Sovyetleştirme süreçlerinden ciddi bir biçimde zarar görmüştür.

İkinci Dünya Savaşı esnasında Kırım Tatarları büyük bir ikilem içine düşmüştür: bazıları Hitler’in özerklik vaadinden ötürü Nazi Almanyası’yla işbirliği yapmış, bazıları da Stalin saflarında savaşmayı sürdürmüştür. Savaş sonunda Kırım Tatarları Stalin tarafından ‘toplu ihanet’le suçlanmış ve 1944 yılının Mayıs ayında Kırım’dan sürülmeleri emredilmiştir (Fisher, 1978: 166). Stalin saflarında savaşarak Sovyet kahramanlık nişanını almaya hak kazanan Kırım Tatarları bile zorla sürülenler arasında yer almıştır (a.g.e.). Kırım Tatarları arasındaki yaygın bir inanışa göre birçok Kırım Tatarının hayatına mal olan sürgünün zorlu koşullarının dışında, Sovyetler Kırım Tatarlarını taşıyan bazı gemilerin batmasına sebep olarak Kırım Tatarları meselesini kökten bitirmeyi hedeflemiştir. Çoğu Kırım Tatarı Orta Asya’ya, özellikle Özbekistan’a sürülmüştür. Sovyetlerin Tatar karşıtı propagandaları sürgün yerlerine Kırım Tatarlarından önce ulaşmış ve Kırım Tatarlarının ev sahibi toplumlarla kaynaşmasını önemli ölçüde geciktirmiştir (örneğin Sovyetler tarafindan Kırım Tatarları barbar, yamyam ve insanlıktan uzak olarak vb. tanımlanmaktaydı).

Sürgün sırasında da Kırım Tatarlarının milli ve kültürel farklılıklarını ortaya koyması sistemli bir şekilde engellenmiştir (Kırımlı, 1989). 1954 yılının Mayıs ayında Kırım’ın nüfusunun çoğunluğu Rus olduğu halde tek taraflı bir Sovyet kararıyla, Kırım Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyetine bağlanmıştır. Bazı Ukraynalılar bu kararı Rusya’nın Ukrayna’daki millet inşa etme sürecine karşı bir komplosu olarak değerlendirmiş ve Kırım Tatarları meselesini Ukrayna’ya ihraç etme çabası olarak görmüştür (a.g.e.). 1990’lı yıllarda (Soğuk Savaşın ardından) Kırım’a dönüşlerine izin verildiği halde bazı Kırım Tatarları Kırım’a dönmemiştir çünkü, geri dönmüş olan bir Kırım Tatarının sözleriyle, ‘hayatları zaten ikiye bölünmüştü ve yeniden sıfırdan başlamak istememişlerdi’.

Türkiye birçok Kırım Tatarının ikinci yurdu olmuştur. 2 milyondan fazla Kırım Tatarı hem Sürgün sırasında hem de öncesinde Türkiye’ye göç etmiştir.[iv] Hakan Kırımlı’nın 2012 yılında yayımlanan eseri “Türkiye’deki Kırım Tatar ve Nogay Köy Yerleşimleri[v] halen çoğunluğu İçanadolu bölgesinde olan, 300 civarında Kırım Tatar köyü olduğunu belirtmektedir.

‘Kırım Tatarları Meselesi:’ Sayıca az, Etkide Büyük

‘Tell me whom Crimea belongs to, and I’ll tell you who you are.’

(Bana Kırım’ın kime ait olduğunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim)

(Rus gazeteci, Aider Muzhdabayev)

Kırım yönetiminin gözünde Kırım Tatarları büyük sorun teşkil etmektedir. Halbuki nüfus oranlarına bakıldığında Kırım’a dönen Kırım Tatarı sayısı pek kayda değer görünmemektedir. Ukrayna’nın 2001 yılındaki son nüfus sayımına göre Kırım nüfusu 2 milyon civarındaydı ve “125’ten fazla millet ve etnik grup Özerk Kırım Cumhuriyetinde yaşamaktaydı”.[vi] Buna göre Kırım’ın en büyük üç etnik grubu etnik Ruslar (Kırım nüfusunun % 58’i), Ukraynalılar (% 24) ve Kırım Tatarlarıdır (%12, yani 240.000 kişi kadar). Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının tahminlerine göre 2013 yılı Mayıs ayına kadar Kırım Tatarlarının nüfus íçerisindeki oranı %13.7’ye yükselmiştir. Ancak unutulmaması gereken husus, Kırım nüfusunun çoğunluğunu –özellikle Sürgünden sonra– etnik Rusların oluşturduğudur.

Stalin tarafından sürülmüş olan diğer toplulukların –Çeçenler, İnguşlar, Karaçaylar, Balkarlar, Kalmikler ve Koreliler– geri dönüşüne 1950’li yıllardaki Stalinsizleştirme sürecinde izin verilmiştir. Buna karşın, Kırım Tatarlarının dönüşü ancak Sovyetlerin dağılmasından sonra mümkün olmuştur. 1990’lı yıllardan itibaren 300 bin kadar Tatar Kırım’a döndüğünde Sovyetlerin Kırım Tatar kimlik ve kültürüne ait tüm izleri silmiş olduğunu görmüştür. Sovyet yetkilileri Kırım Tatarlarına ait kültürel ve tarihi yapıları, camileri, mezarlıkları yıkmış, sokak isimlerini değiştirmiş ve tarih kitaplarını revize ederek Kırım Tatarlarını Kırım’ın geçmişinden silmeye çalışmıştır (Fisher, 1978: 171).

Kırım Tatarları çoğu zaman Karadeniz bölgesindeki Rus çıkarlarına bir tehdit olarak görülmüştür. Bu durum sadece milliyetçilik veya Rus çoğunlukla Tatarlar arasındaki kimlik farklılıklarıyla açıklanamaz. Aynı zamanda Kırım Tatar liderlerinin Sivastopol’de konuşlanan Rus Karadeniz Filosuna ısrarla karşı çıkmalarından kaynaklanmaktadır (Ukrayna tarafından 2042 yılına kadar Kırım’da konuşlanmasına izin verilen Rus filosu Osmanlıların 1769-1774 yılları arasındaki savaşta yenilgisinde ve 2008 yılında Gürcistan’ın bombalanmasında önemli rol oynamıştır).

Her ne kadar Kırım Tatar milliyetçiliği hiçbir zaman şiddete başvurmamışsa da, Kırım yönetimi Kırım Tatar liderlerini açıkça bölgede gerilim yaratmakla suçlamıştır. Örneğin daha sonra Kırım Başbakanı olarak atanan Kırım Emniyet eski müdürü Kırım Tatarlarını ‘kurban rolü oynamak’la suçlayan bir yazı yayımlatmıştır:

Kırım’da bir çatışma ortamı yaratılmaktadır; bunu görmemek için kör olmak gerekir. Bu ortam belli güçler tarafından belli fonlar kullanılarak yapay bir şekilde kışkırtılmaktadır… Bizim Slav kardeşliğimiz Batı uygarlığı nezdinde bir diken gibidir… Bundan dolayı Kırım’daki çatışmanın devam etmesi için çatışma ortamı sürekli ideolojik ve finansal araçlarla teşvik edilmektedir. Burada roller açıkça belirgindir: ‘Ezilen-Mağdur’ taraf Meclis tarafından yönetilen Kırım Tatarları, ezen taraf devlet yetkilileri ve Kırım nüfusunun Tatarlar dışında kalan nüfusu, yani ‘işgalciler’dir” (Mogilev, bknz. Coynash, 2011).

Kırım’daki yerel seçim kampanyaları bu denli küçük bir topluluğun ne kadar büyük etkisi olduğunu (veya Kırım Tatarları meselesinin ne kadar büyük bir korku saçtığını) gözler önüne sermektedir. Seçimlere katılan Kırımlı siyasetçiler tarafından işlenen popüler bir konu ‘Kırım’ın Tatarlaşması’na karşı mücadelenin gereğidir. Bu tür söylemlerle genellikle “Rus çıkarlarının korunması”nın amaçlandığı unutulmamalıdır (Cemiloğlu, 2010. Bu tür kampanyalar özellikle nüfusun çoğunluğunu oluşturan etnik Ruslar nezdinde rağbet görmektedir. Kırım Tatar liderlerine göre Kırımlı Rusların % 70’ten fazlası tarihi Sürgün’ü haklı bulmaktadır. Bu kişilerin çoğu Rus-Sovyet eğitimi almış olan Savaş sonrası yerleşimcilerdir. Dolayısıyla Kırım Tatarlarını “Nazi işbirlikçileri” olarak görmekte ve Stalin’in Sürgün kararını hak ettiklerini düşünmektedirler (Cemiloğlu, 2010).

Kırım milli hareketinin nasıl geliştiği ve Kırım Tatar liderlerinin Kırım Tatarlarını tek bir bayrak, mars ve Meclis altında toplamayı nasıl başardığını anlamak gerekir. İzleyen bölümde Kırım milli hareketinin ve bu hareketin Kırım ile Ukrayna’daki hükümetlerle olan zorlu ilişkisinin kısa bir özeti yer almaktadır.

Milliyetçi Seferberlik:
İç Ayrılıklar ve Dış Düşmanlıklar Arasında Kırım Tatarları

Anavatanlarına dönmek için sarf ettikleri bireysel çabalar başarızlığa uğrayınca –oturum ve çalışma izni alamayıp hapis cezasıyla karşılaşınca– 1950’li yıllarda Kırım Tatarları milliyetçi bir kampanya başlatarak Rus yetkililerine ve uluslararası topluma yönelik dilekçe ve mektuplar göndermişlerdir. Özellikle 1987 yılındaki Moskova gösterileri Kırım Tatarlarının milli hareketine uluslararası toplumun ilgisini çekmiştir. Ancak Kırım Tatarlarının milli hareketi kendi içinde önemli ayrışmalara sahne olmuştur. Yuri Osmanov liderliğinde bazı Kırım Tatarları 1989 yılında kimilerince radikal bulunan ‘Kırım Tatarları Milli Hareket Teşkilatı’nı kurmuştur. Osmanov’un 1993 yılında suikaste uğramasının ardından Mustafa Cemiloğlu’nun şiddet karşıtı hareketi önem kazanmıştır (Ukrayna’da ‘Dzhemilev’ olarak bilinir). 1991 yılının Haziran ayında ilk Kırım Tatarları Kongresi (Tatarca: Kurultay) Kırım’ın başkenti olan Simferopol’de (Tatarca: Akmescit) toplanmıştır. Kırım Tatarlarının egemenliğini temsilen Kırım Tatarları Meclisini kurulmuş ve başkanlığına Cemiloğlu seçilmiştir. Ayrıca, 1917 yılında Kırım Halk Cumhuriyetini kurmuş olan lider Numan Çelebicihan’ın Kırım Tatarcası dilinde kaleme aldığı ‘Ant Etkemen’ (Türkçe: ‘Ant içerim’) şiiri Kırım Tatarlarının milli marşı olarak kabul edilmiş ve Meclis tarafından ‘Tarak tamga’ (Gökbayrak) milli bayrak ilan edilmiştir.

Kırım Tatarları Meclisi 33 üyeden oluşmaktadır. Bu üyeler, Kırım Tatarlarının mahalli bölgelerinden seçilerek Kurultaya katılan 250 delege tarafından seçilmektedir. Meclis, Ukrayna hükümeti tarafından sıradan bir sivil toplum örgütü olarak değerlendirilmekteyse de, Cemiloğlu bunu reddederek Meclis’in Kırım Tatarlarının egemenliğini temsil eden bir kurum olarak Ukrayna yasalarınca tanınmasını talep etmektedir. Meclis’i yasal olarak tanımasa da Ukrayna Cumhurbaşkanlığı 1999 yılında Tatar-Ukrayna diyalogu amaçlı bir resmi alt birim (Konsey) oluşturarak Meclis’in üyesi olan 33 Kırım Tatarını bu birimin üyesi olarak kabul etmiştir (Izmirli, 2013). Ancak % 5 seçim barajı ve partilerin seçimlere birlikte katılım yasağı nedeniyle Kırım Tatarlarının Ukrayna genel seçimlerine katılımı genel olarak sınırlı kalmıştır (a.g.e.). Bunun sonucunda Kırım Tatar liderleri Ukrayna Parlamentosunda temsil edilebilmek için ulusal partilerle işbirliği yapmak durumunda kalmıştır (örneğin, 1998’de Rukh partisiyle, 2002, 2006 ve 2007’de Bizim Ukraynamız partisiyle ve 2010’da Yulia Timoşenko’nun partisiyle). Yazarın 2013 yılında Meclis’te gerçekleştirdiği bir mülakat esnasında Cemiloğlu Ukrayna’da güç dengelerinin çok hızlı değiştiğini ve ilerleyen yıllarda kimin iktidarda olacağını kestirmenin zor olduğunu belirtmiştir: ‘Şu anda hapiste olanların çıkıp iktidardakilerin yerine geçmesi ve iktidardakilerin hapistekilerin yerini alması olağan bir şeydir’.

2010 yılındaki Ukrayna Başkanlık seçimleri Kırım Tatarları milli hareketi içindeki ayrışmaları gözler önüne sermiştir. Seçimlerden önceki dönemde bile bu ayrışmaların varlığı belirgindi. Cemiloğlu 2009 yılında Nobel Barış Ödüllerine aday gösterildiğinde Sebat, Vatandaş ve Milli Fırka gibi rakip gruplar karşı çıkarak, Cemiloğlu’nu otoriterlikle, yolsuzlukla ve Kırım halkları ile Tatar toplumu arasındaki barışçıl ilişkilere zarar vermekle suçlamışlardır. Bu gruplar 2009 yılı Mayıs ayında Tatar sürgününün 65. Yıldönümü vesilesiyle Kırım’da düzenlenen Dünya Kırım Tatarları Kongresini de eleştirmişlerdir. Onlara göre bu kongre Cemiloğlu ve çevresine yarayacak, Kırım Tatarlarını kutuplaştıracaktı. Kongreye davet edilen delegelerin Kırım Tatarlarını temsil etmediğini ve bir dünya kongresinin hiçbir soruna çözüm getirmeyeceğini savunmuşlardır (Kırım Bülteni, 2009: 3). Dünya Kırım Tatarları Kongresi, Türkiye, Romanya, ABD, Bulgaristan, Almanya, Fransa, Polonya Rusya, Özbekistan ve Kırgızistan’ın da aralarında olduğu 12 ülkeden 450 Kırım Tatarının katılımıyla gerçekleşmiştir (Kalkay, 2009: 4). 2010 yılındaki Ukrayna Başkanlık seçiminden itibaren yaşanan gelişmeler Kırım’da Tatar karşıtı kampanyaların artışına işaret etmektedir.

Ukrayna Başkanı seçilen Yanukoviç 26 Ağustos 2010 tarihli bir Cumhurbaşkanlığı kararı ile daha önce Kırım Tatarları ile diyalog amaçlı kurulmuş olan Konseyin yapısını tek taraflı olarak değiştirmiştir. Bunun sonucunda üye sayısı 19’a düşürülmüş ve birime üye olacak Kırım Tatarlarının seçimine dair yetki Kurultay ve Kırım Tatarları Meclisi’nden alınarak Ukrayna Cumhurbaşkanına devredilmiştir. Yanukoviç’in yeni üye atamalarının sonucunda Cemiloğlu ve Meclis’e karşı duruş sergileyen kapatılmış olan Müslümanların Partisi lideri ve Sebat örgütünün lideri gibi Kırım Tatarları Konsey’de çoğunluğu ele geçirmişti (Kuzio, 2013). Kırım Tatarları Meclisi buna cevaben Konseyin Kırım Tatar halkının desteğine sahip olmadığını savunarak Konseyi boykot etmeye başlamıştır (Cemiloğlu, 2010).

2011 yılının Kasım ayında, Anatoli Mogilev, Tatar karşıtı duruşuyla tanınan Kırım Emniyet eski müdürü, Kırım hükümetinin başına getirilmiştir (Kuzio 2013). Atanmasının ardından Mogilev Tatar Meclisini yasadışı ilan etmiş ve Sürgün anma törenlerine katılmayı reddetmiştir (a.g.e.). Kırım Tatarlarının 5. Kurultayındaki 28 Ağustos 2010 tarihli konuşmasında Cemiloğlu hükümet nezdinde Tatar karşıtı söylem ve politikaların artışını kınamıştır: Kırım Tatarlarına yönelik Sovyet suçlarının araştırılmasına dair tasarı reddedilmekle kalmamış, Dışişleri Bakanlığının Türki ve İslam dünyasıyla ilişkileri geliştirerek Kırım Tatarlarının sosyo-ekonomik kalkınması için destek arama projeleri hızla rafa kaldırılmıştır. 2013 yılının Nisan ayında, Kırım Tatar kültürünün canlandırılmasına yönelik çalışan temsilcilerle yaptığım mülakatlarda, Kırımlı ve Ukraynalı yetkililer üzerinde siyasi ve diplomatik baskılar yaparak Kırım Tatarlarının elini güçlendirme potansiyeli açısından Avrupa Birliği’ne çekimser bir vurgu yapılmıştır. Çekimserliğin sebebi daha önce Avrupa Birliği’ne yönelik yazdıkları ve ayrımcı politikalara karşı destek isteyen mektuplarına aldıkları geç ve kısa yanıttı: Avrupa Birliği’nin Kırım Tatarlarının yaşadıklarını iddia ettikleri ayrımcılıkla ilgili herhangi bir bilgisi bulunmamaktaydı. Etkili olabileceğine inandıkları bir diğer aktör Türkiye’ydi. Türkiye’nin diplomatik desteği sayesinde Kırım Tatarı liderler Ukrayna hükümetlerince düzenlenen resmi toplantılara davet edilmeye başlamıştı. Ne var ki, Türkiye’nin diplomatik ve mali desteği yeterli değildi. Bir Kırım Tatarı lider açıkça Türkiye’nin Afrika ve dünyanın uzak bölgelerine yönelik izlediği insani yardım politikasını eleştirmiştir çünkü ‘Türkiye ile arasında kültürel, tarihi, dil, din ve birçok açıdan ortaklıklar bulunan’ Kırım Tatarlarının sefaleti göz ardı edilmektedir.

1990’lı yılların başlarında Türkiye’nin Kırım üzerindeki etkisi çok büyüktü: ‘İslami uyanış’a ve Kırım Tatar kimliğinin güçlenmesine ciddi ölçüde katkıda bulunmuştur. Kırım Tatar milleti çok dindar olmadığı halde, Tatar karşıtı gruplar sıklıkla cami ve türbelere saldırılarda bulunmakta, bu yapıları Kırım Tatar kimliğinin önemli sembolleri olarak görmektedir (İzmirli, 2013: 1). Türkiye’den hem Diyanet İşleri Bakanlığı ve TİKA gibi kamu kuruluşları hem de Gülen-ZAMAN ve Aziz Mahmut Hüdayi gibi özel sektör girişimcileri Kırım’da 17 cami ve 4 medrese kurmuştur. Kırım Tatarı liderler Kırım’daki imamların eğitimini Türk sponsorlara bırakmış ve ne eğitmen ne öğrenci ne de ders programına karışmıştır (Muratova, 2009: 274). Ancak 1997 yılında Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, İslam Kalkınma Bankası, Dünya İslam Ligi ve İslami Gençlik Dünya Topluluğu gibi Arap sponsorların Kırım’a gelişiyle Türkiye’nin etkisi azalmıştır.

Kadim Düşmanların Dönüşü ve Kırım Tatarlarının Hüsranı

6 Mart 2015 tarihli Türkiye Politika ve Araştırma Merkezinin düzenlediği panelde konuşan Dr. Rory Finnin’e göre Euromaidan olarak bilinen Ukrayna protestoları ve devriminin ardından Kırım’ın Rusya tarafından işgali çoğu insanı hazırlıksız yakalamıştır. Aslında önceden Cemiloğlu bu konuda uyarılarda bulunmuştu: 17 Mart 2010 tarihinde Avrupa Parlamentosunda yaptığı konuşmada Cemiloğlu Rusya’nın yurtdışındaki Rusların çıkarlarını koruma doktrininin olası sonuçlarından bahsetmişti. Rus işgali ve ilhakı iddiaya göre hem Moskova’dan Ukrayna askeri kılığında Kırım’a giren Ruslar hem de Ukrayna’daki etnik Ruslar tarafından desteklenmiştir. Kimine göre işgalin ardından ilhakı meşru kılmak için düzenlenen referandum meşru sayılamaz çünkü Kalaşnikofların tehdidi altında gerçekleşmiştir; diğerlerine göreyse Rus işgali içeriden destek olmadan mümkün olamazdı (Simpson, 2014).

Kırım Tatar toplumu için Rus işgali ‘kadim düşmanların Kırım’a geri dönüşü’nü simgelemektedir. Kırım’ın ilhakına ilişkin yapılan referendum sadece göz boyama amaçlıdır çünkü zaten etnik Rusların sayısı Kırım’daki diğer etnik grupların hepsinden çok daha fazladır. Ukrayna Parlamentosu neredeyse iki parçaya bölünmüştür: bir parça Rusya ile sağlıklı diyalog ve özerklik isterken diğer parça Ukrayna’nın AB üyeliği ve Batılılaşmasını arzu etmektedir.[vii] Kırım Tatarı liderler geleneksel olarak AB yanlısı Ukraynalı çevrelerle taraf tutmuş ve AB’nin Kırım Tatar toplumunun Ukrayna devleti içinde daha fazla tanınırlık ve haklar sağlamasına yardımcı olacağına inanmıştır. Ancak Kırım Tatarı milli perspektifinden bakıldığında Rus işgali, oyunun kurallarını tamamen Kırım Tatarları aleyhine değiştirmiştir. Kırım Tatarları Meclisi ve destekçileri referandumu boykot etmiş ve Kırım nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Rusların kendi çıkarlarını temsil etmediğini savunmuştur; ayrıca Kırım Tatarlarının self-determinasyon hakkında dair bir referandum düzenleme niyetlerini açıklamışlardır (Salem, 2014). Kırım’ın fiili hükümeti, Kırım Tatarlarının Sürgün yıldönümünü anma törenleri dahil tüm halk gösterilerine yasak getirmiştir (Kylimenko, 2015).

Rus ilhakının ardından Cemiloğlu’nun ve Rıfat Çubarov gibi diğer liderlerin Kırım’a girmesi fiili olarak 5 yıllığına yasaklanmıştır. Oysa Cemiloğlu Ukrayna Cumhurbaşkanlığının Kırım Tatarları meselesine dair temsilcisi olarak atanmıştır. Meclis ve Kırım Tatarlarına ait kültür merkezleri de Rusya’nın anti-terör yasaları çerçevesinde cezalandırılmakla tehdit edilerek kapanmaya zorlanmıştır (Uluslararası Af Örgütü, 2014).[viii] 6 Mart 2015 tarihli panelde Melek Maksudoğlu Kırım’ın ilhakının ardından çok sayıda Kırım Tatar aktivistinin birden kayıplara karıştığını ve Kırım Tatarlarının aileleriyle birlikte sınır dışı edilme tehdidiyle yaşadığını vurgulamıştır.[ix]

Balkan Devlen (2014) Türkiye’nin Kırım Tatarlarını hayal kırıklığına uğratarak Rusya’nın Kırım’ı işgaline ve bu işgalin Kırım Tatarları açısından yarattığı sonuçlara “Rus ayısını tahrik etmemek için” gözünü kapadığını belirtmiştir.[x] Rusya Türkiye için önemli bir ticaret ortağıdır ve Türkiye enerji konusunda Rusya’ya büyük oranda bağımlıdır (a.g.e.). Türkiye Ukrayna egemenliğini hiçe sayan Kırım ilhakı dolayısıyla AB’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımlara katılmayı reddetmiştir.[xi]

Rusya’nın Kırım’ı işgaline uluslararası toplumun tepkisinin yetersiz kalmasıyla hüsrana uğrayan Kırım Tatarlarının geleceği Rus rejiminin ellerine bırakılmış görünmektedir. Putin her ne kadar Rus olmayan etnik toplulukların çıkarlarını da gözeteceğini iddia etmiş olsa da Rusların Kırım Tatarlarına karşı yaklaşımlarına dair kolektif hafıza, Kırım Tatarlarının Rus hükümeti altında daha iyi bir geleceğe sahip olmakla ilgili umutlarını azaltmaktadır. Freedom House, içlerinde tanınmış Kırım Tatarı siyasetçi ve gazetecilerinin de bulunduğu Rus ilhakına eleştirel yaklaşan Kırımlıların ciddi insan hakları ihlallerine maruz bırakıldığına dair raporlar yayımlamıştır (Kylimenko 2015).

Kırım Tatarlarının Kırım toplumu içinde izole ve marjinalize edileceklerine değin endişeleri gün geçtikçe artmaktadır: Kırım Tatarları işlerini kaybetmeye başlamış, Meclisleri ve kültürel enstitüleri kapatılmıştır. Bu durum Rusya tarafından 2014 yılının Aralık ayında yapılan son nüfus sayımında açıkça görülmektedir. Nüfus sayımına göre ‘Kırım Federal İdaresi’nin toplam nüfusu 2.284.400 kişidir: ‘Kırım Cumhuriyeti’ 1.889.400 kişiye ev sahipliği yaparken 889.400 kişi Sivastopol’de yaşamaktadır. Kırım Tatarları resmi olarak nüfus sayımını boykot etmemiş olsa da medyada yer alan haberlere göre ayrımcılık ve sınırdışı edilme korkusuyla bireysel olarak etnik kökenlerini saklamaya çalışmışlardır. Sonuç olarak nüfus sayımı sırasında bazı kişiler yetkililerden kendilerini ‘sadece Kırımlı’ veya ‘Orman Elfleri’ gibi mitolojik karakterler olarak kaydetmelerini talep etmiştir.[xii]

Genel olarak, bu makale Rus işgalinden önce Kırım Tatar milliyetçiliğine bağlı tarihi gelişmelerin genel çerçevesini çizmeyi amaçlamıştır. Rus ilhakından sonra bile hala ciddi ölçüde göz ardı edilmekte olan Kırım Tatarları perspektifini okuyucuya sunmuştur. Kırım Tatarları meselesi, uluslararası toplum için sadece insan haklarının korunması açısından değil aynı zamanda bölgesel güvenlik ve istikrarın korunması açısından adeta bir ‘turnusol kağıdı’ işlevi görmektedir. Kırım Tatarı ulusunun marjinalize edilmesi Karadeniz Bölgesinde siyasi istikrarsızlık ve sürekli çatışma riskini beraberinde getirmektedir (Gvozdeva, 2014).

Dr. Didem Buhari-Gülmez, Misafir Araştırmacı, LSE

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Buhari-Gülmez, D. (Haziran, 2015), “Sürgünden Rus İlhakına: Kırım Tatarları Meselesi ve Kadim Düşmanların Geri Dönüşü”, Cilt IV, Sayı 6, s.80-92, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey), Londra: Research Turkey (http://researchturkey.org/?p=9129&lang=tr)

Kaynakça

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), 2013. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://www.osce.org/hcnm/104309

Avrupa Birliği resmi sayfası (n.d.). “EU sanctions against Russia over Ukraine crisis.” (Rusya’ya Ukrayna Krizinden kaynaklanan AB yaptırımları), [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://europa.eu/newsroom/highlights/special-coverage/eu_sanctions/index_en.htm

Coynash, Halya (2011) “Volatile appointment for the Crimea,” (Kırım için Havai bir Atama), KyivPost, 9 Kasım. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], https://www.kyivpost.com/opinion/op-ed/volatile-appointment-for-the-crimea-116606.html

Devlen, Balkan (2014) ‘“Don’t poke the Russian bear:” Turkish policy in the Ukrainian crisis,’ (Rus ayısını dürtmeyin! Ukrayna krizinde Türkiye’nin Politikası), NOREF, 6 Haziran. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://www.peacebuilding.no/Themes/Emerging-powers/Publications/Don-t-poke-the-Russian-bear-Turkish-policy-in-the-Ukrainian-crisis

Cemiloğlu, Mustafa (2010) “Crimean Tatars: Problems and Prospects,” (Kırım Tatarları: Sorunlar ve Beklentiler), Avrupa Parlamentosundaki konuşması, 17 Mart.

Finnin, Rory (2014) “A Divided Ukraine: Europe’s Most Dangerous Idea”, (Bölünmüş Ukrayna: Avrupa’nın En Tehlikeli Fikri), Centre for Research in the Arts, Social Sciences and Humanities (CRASSH) Cambridge Üniversitesi, 27 Mart. [Erişim tarihi 17 Mart 2015],

http://www.crassh.cam.ac.uk/blog/post/a-divided-ukraine-europes-most-dangerous-idea

Fisher, Alan W. (1978) The Crimean Tatars (Kırım Tatarları). Stanford, California: Hoover Press.

Gabidullin, Ildar and Maxim Edwards (2014) “Crimea crisis: The Tatarstan factor: Why did politicians from Kazan pay frequent visits to Crimea recently?” (Kırım krizi: Neden Kazanlı siyasetçiler son dönemde Kırım’ı sık sık ziyaret ediyor?), Al Jazeera, 15 Mart. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://www.aljazeera.com/indepth/opinion/2014/03/crimea-crisis-tatarstan-factor-2014314143349496558.html

Gvozdeva, Evgenia (2014) “Russia/Ukraine: Crimea as a New Hotbed of Radical Islam in Post-Soviet Space”, (Rusya/Ukrayna: Sovyet sonrası alanda radikal İslamın yeni yatağı olarak Kırım), European Strategic Intelligence and Security Center Briefing, 22 Mayıs. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://www.esisc.org/upload/publications/briefings/russia-ukraine-crimea-as-a-new-hotbed-of-radical-islam-in-post-soviet-space/Russia%20Ukraine.pdf

Izmirli, Idil P. (2013) “On Revitalization of the Language and Culture of the Crimean Tatars and Other Formerly Deported People in Crimea,” (Kırım Tatarlarının ve sürgün edilmiş diğer Kırım Halklarının dil ve kültürlerinin yeniden canlandırılmasına dair), Ukraine: Assessment of Needs and Recommendations, OSCE, Martinus Nijhoff Publishers, The Hague, Netherlands. 2013a. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=2308866

Kalkay, Tuncer (2009) “Dünya Kırım Tatar Kongresi,” Kırım Bülteni 18 (65):4-7.

Kırım Bülteni (2009) “Editorial,” (Editörden), no.18(65), Nisan-Aralık, Ankara.

Kırımlı, Hakan (2014) “The Ethnogenesis of the Crimean Tatars,” (Kırım Tatarlarının etnik bir grup olarak ortaya çıkışı), [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://www.thewildfield.com/2014/04/the-ethnogenesis-of-crimean-tatars.html

Kırımlı, Hakan (2012), Türkiye’deki Kırım Tatar ve Nogay Köy Yerleşimleri, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, Ankara, 654.

Kırımlı, Hakan (1996) National movements and national identity among the Crimean Tatars: (1905-1916) (Kırım Tatarları arasında Milli hareketler ve milli kimlik 1905-1916). Leiden; New York; Koln: Brill.

Kırımlı, Hakan (1989) “Soviet educational and cultural policies toward the Crimean Tatars in exile (1944-1987),” (Sürgündeki Kırım Tatarlarına yönelik Sovyetlerin eğitim ve kültür politikaları), Central Asian Survey, 8(1):69-88.

Kuzio, Taras (2013) “Jamestown Foundation: Xenophobia and Desire for Monopoly of Power Dominate Kyiv’s New Approach to Crimea,” (Jamestown Vakfı: Yabancı Düşmanlığı ve İktidar üzerinde tekel isteği Kiev’in Kırım’a Yeni Bakışını Şekillendiriyor), Eurasia Daily Monitor Volume: 10 Issue:114, 17 Haziran. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://www.ecoi.net/local_link/250261/360796_en.html

Kylimenko, Andrii (2015) “Human Rights Abuses in Russian-occupied Crimea,” (Rus işgalindeki Kırım’da İnsan Hakları ihlalleri), The Atlantic Council of the United States and Freedom House, 6 Mart. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://www.atlanticcouncil.org/images/publications/20150306-ACCrimeaReport.pdf

Muratova, Elmira (2009) ‘“He Who Pays the Piper Calls the Tune:” Muslim Sponsors of Islamic Revival in Crimea,’ (Parayı Veren Düdüğü Çalar: Kırım’daki İslami uyanışın Müslüman sponsorları), Religion, State and Society 37 (3):263-276.

Salem, Harriet (2014) “Crimea’s Tatars fear the worst as it prepares for referendum,” (Kırım’ın Tatarları referanduma hazırlanırken en kötüsünden korkuyor), The Guardian, 13 Mart. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://www.theguardian.com/world/2014/mar/13/crimea-tatars-fear-worst-prepares-referendum

Simpson, John (2014) “Russia’s Crimea plan detailed, secret and successful,” (Rusya’nın Kırım planı detaylı, gizli ve başarılı), BBC, 19 Mart. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://www.bbc.co.uk/news/world-europe-26644082

Sputnik International (2014) “Population Census in Crimea Finds Elf Family,” (Kırım’daki Nüfus Sayımında Elf Ailesi Bulundu), 18 Aralık. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://sputniknews.com/art_living/20141218/1016004751.html

Uluslararası Af Örgütü, 2014. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://www.amnesty.org/en/library/asset/EUR50/023/2014/en/edd134b0-0ccf-4a14-b6b1-8a0da13a42da/eur500232014en.html

Son Notlar

[i] Kırımlı, Hakan (2014) “The Ethnogenesis of the Crimean Tatars” (Kırım Tatarlarının etnik bir topluluk olarak ortaya çıkışı) [Erişim tarihi 17 Mart 2015] http://www.thewildfield.com/2014/04/the-ethnogenesis-of-crimean-tatars.html

[ii] AGİT, 2013. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://www.osce.org/hcnm/104309

[iii] Kırım Tatarları tarihinin detaylı analizi için, bknz. Kırımlı, 1996.

[iv] Gabidullin, Ildar and Maxim Edwards (2014) “Crimea crisis: The Tatarstan factor: Why did politicians from Kazan pay frequent visits to Crimea recently?” (Kırım krizi: Tataristan faktörü: Neden Kazan’lı siyasetçiler son günlerde Kırım’a sık sık ziyarette bulunuyor?) Al Jazeera, 15 Mart. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://www.aljazeera.com/indepth/opinion/2014/03/crimea-crisis-tatarstan-factor-2014314143349496558.html

[v] Bknz. Kırımlı, 2012.

[vi]  http://2001.ukrcensus.gov.ua/eng/results/general/nationality/Crimea

[vii] Bu hususta Rory Finnin Ukrayna’yı Rus yanlısı ve Avrupa yanlısı bölgelere ayıran ikilik üzerine kurulu klişelere karşı uyarmaktadır. Gerçek daha karmaşıktır ve Rusya’nın Doğu Ukrayna’yı işgal çabalarının Doğu Ukrayna’da yerleşik etnik Ruslar tarafından da dirençle karşılaşma ihtimali yüksektir çünkü, Doğu Ukrayna’daki Rus kökenli vatandaşlar kendilerini etnik-milliyetçi Rus kimliği yerine Ukrayna’nın sivil (civic) milliyetçilik anlayışını benimsemişlerdir. Bknz. Finnin, Rory (2014) “A Divided Ukraine: Europe’s Most Dangerous Idea,” (Bölünmüş Ukrayna: Avrupa’nın En Tehlikeli Fikri), (CRASSH) Cambridge Üniversitesi, 27 Mart. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://www.crassh.cam.ac.uk/blog/post/a-divided-ukraine-europes-most-dangerous-idea

[viii] Uluslararası Af Örgütü 2014. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://www.amnesty.org/en/library/asset/EUR50/023/2014/en/edd134b0-0ccf-4a14-b6b1-8a0da13a42da/eur500232014en.html

[ix] Ayrıca bknz. Kylimenko, 2015.

[x] Devlen, Balkan (2014) ‘“Don’t poke the Russian bear:” Turkish policy in the Ukrainian crisis,’ (Rus ayısını dürtmeyin! Ukrayna krizinde Türkiye’nin Politikası), NOREF, 6 Haziran. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://www.peacebuilding.no/Themes/Emerging-powers/Publications/Don-t-poke-the-Russian-bear-Turkish-policy-in-the-Ukrainian-crisis

[xi] AB’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımların listesi için bknz.[Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://europa.eu/newsroom/highlights/special-coverage/eu_sanctions/index_en.htm

[xii] Sputnik International (2014) “Population Census in Crimea Finds Elf Family,” (Kırım’daki Nüfus Sayımında Elf Ailesi Bulundu), 18 Aralık. [Erişim tarihi 17 Mart 2015], http://sputniknews.com/art_living/20141218/1016004751.html

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.