Türkiye’nin Göçmenleri ve Politika Değişimi

*Kaynak: DPA ©

Türkiye’nin Göçmenleri ve Politika Değişimi

Özet

Son on yılda, Türkiye’nin göçmen politikaları, ev sahibi ülkelerin başka ülkelerde yaşayan vatandaşlarının politik, ekonomik, sosyal uygulamalarına ve koşullarına müdahil olma bağlamındaki küresel eğilimlere uygun şekilde değişime uğramıştır. Uluslararası göç literatüründe, Türkiye özellikle 1960’larda başlayan Avrupa’ya yönelik toplu göç nedeniyle klasik bir dış göç ülkesi vakası olarak örneklendirilmektedir. Buna rağmen Türk devletinin göçmenler hakkındaki politikalarına ancak sınırlı düzeyde bir ilgi gösterilmiştir. Bu makale, devam eden isimlendirme ve kurum geliştirme süreçlerini tartışarak, Türkiye’nin göçmenlerle ilgili devlet yönetimindeki değişiklikleri incelemektedir.

Giriş 

Aralık 2015’te Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun TBMM’ye yaptığı yeni hükümet programı açıklaması, hâlihazırda ülkede ikamet etmeyen ve “bağlantılı” olarak nitelendirilen diğer topluluklar ile ilişkilerden oluşan, Türkiye’nin ileriye dönük dış politika önceliklerini kapsayan özel bir bölüm içermekteydi. Söylevinde, Davutoğlu bu iki topluluğun “çıkarlarının korunmasının”, “dil ve kültürel mirasını geliştirmenin ve kalıcı ve sağlıklı bir şekilde deniz aşırı hizmet götürmenin” hükümetin dış politika önceliklerinin en önemli unsurları arasında olduğunu açıklamıştır. Aslında bu konuşma, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) Türk devletinin toprak dışı üyelik ekseninde yaklaştığı toplumlar hakkında geliştirdiği, artık Türk devletinin politikalarına eklemlenmiş, on senelik projesinin bir parçası olmuştur. AKP hükümetinin ve Türk devletinin göçmenlerle ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarla daha sıkı ilişkiler kurma isteği kendi içinde Türkiye ve Türk siyasetinin özgünlüklerini barındırıyor olsa da, benzersiz bir vaka olmaktan uzaktadır. Aslında son yıllarda, uluslarası göç literatüründe göç veren ülkelerin, göçmenlerin topluma uyumlu katılımına ilişkin devlet politikalarının dönüşümü üzerine hızla büyüyen bir tartışma bulunmaktadır. Bu tartışmanın takipçileri birçok devletin göçmenlere ve yurtdışındaki yerleşik olmayan vatandaşlara ulaşmak ve yaşadıkları ülke ile sosyal ve siyasal bütünleşmelerini teşvik etmek için yeni ve sistematik programlar geliştirdiklerini savunmaktadır (Bauböck 2003: 710). Bu makale, Türkiye’nin göçmen politikalarında meydana gelen değişiklikleri, isimlendirme ve kurum geliştirme işlemlerine bakarak incelemektedir. Türkiye vakasını spesifik olarak incelenmesinden önce, bir sonraki bölümde konuya ilişkin mevcut literatürünün kısa bir incelemesini sunulmaktadır.

Göçmenlerle Bağ Kurmak

Misafir çalışandan fırsatçıya, hatta muhacir ve neredeyse haine kadar farklı ünvanlarla ilişkilendirilmekle birlikte, göçmenler siyasi toplulukların bir uzantısı olarak gitgide hükümetlerin dikkatini çekmektedir. Ev sahibi ülkeler göçmenleri, yani kendi ülkelerinin sınırlarını başka bir yerde hayat yaşamak için terk eden insanları, topluma katmak ve onların ekonomik, siyasi ve sosyal şartlarını düzenlemek ile git gide daha çok ilgilenmektedirler. Bu kapsamda Portes et al. (1999: 467) göçmen gönderen devletlerin göçmenlerinin bundan sonra geri gelmesini istemediklerini ama “taşındıkları zengin ülkede güvenli bir statüye erişmelerini ve vatanseverlik ve memlekete bağlılık adına devamlı bir ekonomik ve politik katkıda bulunmalarını” istediklerini savunmuştur. Aynı bağlamda, Bauböck (2003: 710) tavırdaki bu değişimin hem daimi göçün kabullenilmesine, hem de gönderen devletlerin ev sahibi ülkede göçmenlerin politik entegrasyonunu teşvik eden bir strateji benimsediklerine işaret ettiğini ima etmiştir.Uluslararası göç literatürüne göre, 1990’lardan beri menşe ülkeler kendi sınırları dışında yaşayan toplum üyeleri olarak gördükleri topluluklar ile yeni ilişki şekilleri kurmaktadırlar. Gamle’nin (2008) “diasporik üye” tanımına binaen ev ülkeler:

1. Göçmenlerle ilişkilerini sınır ötesi süreçler ve uygulamalarla sıkı tutmayı amaçlıyorlar,

2. Hem anavatan hem de ev sahibi ülkeyle ilişkili sosyal, ekonomik ve politik alanlarda, göçmenlerin bütünleşmesi için yeni birleşme çevreleri kurma girişiminde bulunuyorlar.

 Dolayısıyla anavatanlar göçmen gruplarını tutmak, entegre etmek ve onlardan faydalanmak için farklı stratejiler benimsemektedir. Levitt and de la Dehesa (2003: 589-590) devletler tarafından yürürlüğe konan çeşitli politika seçimlerini belirlemiştir. Bunların arasında (1) Bakanlık veya konsolosluk reformları; (2) çifte vatandaşlık ya da uyruk gibi siyasi hakların genişletilmesi ile göçmen işçi dövizlerini anavatana yönlendirmeyi amaçlayan yatırım politikaları; (3) yurtdışından oy verme hakkı, ya da devlet memuriyeti için adaylığını koyma hakkı; (4) geleneksel konsolosluk hizmetlerini aşan devlet korumalarının veya hizmetlerinin yurtdışında yaşayan vatandaşlara sunulması; (5) ve göçmenlerin daimi aidiyet hissini güçlendiren sembolik politikalarının uygulanması bulunmaktadır.

Her hükümet göçmen veya yurtdışında yaşayan vatandaşlarına ulaşmak için aynı stratejileri uygulamamaktadır Politika seçimindeki farklılıklar bu politikaların pahalılıklarına ve devletlerin bunları uygulama kapasitesine bağlı bulunmaktadır (Levitt and de la Dehesa 2003: 606).

Bir sonraki bölüm Türkiye’nin göçmen politikalarına odaklanmaktadır. İlk olarak göçmen politikalarının tarihi irdelenecek daha sonra da Türk devletinin göçmenler ve yurt dışındaki vatandaşlar hakkındaki güncel politika düzenlemelerine yoğunlaşılacaktır. Bu bölüm bu değişikliklerin neden yapıldığını, isimlendirme uygulamalarının ne olduğunu ve Turkiye çerçevesinde kurumsal ortamın yeniden yapılandırılması hakkında bir tartışma içermektedir.

Türkiye Vakası

Modern Türkiye’nin göçmen politikaları tarihine baktığımızda, kritik molalarla göze çarpan dört farklı dönem ayırt etmek mümkün. Bu dönemlerden ilki Cumhuriyet’in kurulmasından 1960’lara kadar, homojenleştirme projelerinin politika geliştirmenin merkezinde bulunduğu zamanda yer almaktadır. Bu dönemde göç ve etnik akrabalık hakkındaki politikalar birbirini tamamlayıcıydılar; akrabalar hakkındaki politikalar hangi göçmenlerin vatandaşlığa kabul edilebileceğini belirlerken, göçmen politikaları Türk vatandaşı olmayan gayri müslimlerin gönüllü veya gönülsüz yerleştirilmelerini ele almaktadır (Aksel 2014; İçduygu ve Aksel 2015). Bu dönem bölgecilik ve “Türk vatandaşı” adı altında tektipleştirme sürecini kolaylaştıran “uluslaşma” projelerinin gerçekleşmesi ve kurumlarının inşası hakkında kaygılar ile göze çarpmaktadır (Aksel 2014).  Türk hükümetinin işgücü alımı anlaşmalarından sonraki ilk dönemlerde konuya yaklaşımı, yurtdışındaki göçmenlerin kazandığı ekonomik ve sosyal sermaye dönüşünü teşvik eden basit ve karşılıklı ilişkileri temel almıştır(Bilgili and Siegel 2013). Devlet ve göçmenler arasındaki ana aracı kurum Dış İşleri Bakanlığı olmak yerine Türkiye İş Kurumuydu. Böyle olunca, Türk Devleti Avrupa’da ve diğer yerlerdeki vatandaşlarını 1980’lerin ortasına kadar göçmenden ziyade yurtdışında veya denizaşırı çalışanlar olarak algılamıştır(Aksel 2014).

1980 dönemi sonrasında, darbe sonrası devletin vatandaşlarıyla ilişkilerini güvenlik ekseninde temellendirmesi ve devletin finansal küreselleşme ve pazar ekonomisine kucak açması göçmen politikalarını şekillendirmiştir. Göçmenler denizaşırı geçici statülerini işaret eden vasıta kavramlar yerine yurtdışında yaşayan vatandaşlar olarak adlandırılmaya başlanmış ve anavatana uluslararası bağları olan yerleşik topluluklar olarak görüldükleri için onlara yeni haklar haiz olmuştur (çift vatandaşlık, sosyal güvenlik hakları, askerlik gevşetmeleri, gümrük oyu vb.).  Etraflı değişime rağmen, bu dönem devletin hem göçmenlerin günlük ihtiyaçlarına cevap vermek için hem de yükselen karşıtlıklara karşı alternatifler yaratmak için tepkisel politikalarının devamı olmuştur. Diyanet İşleri Bakanlığı ve Eğitim bakanlığı kültürü, Türkiye’den yurtdışına taşımak konusunda önemli rol oynamışlardır (Østergaard-Nielsen 2003). 1980’ler sonrası dönemi yeni bir göçmen yönetimine geçiş dönemiyken, esas kırılma noktası 2000’lerin başında yer almıştır. Bunun sonucu olarak, son on yılda, başka ülkelerde yaşayan vatandaşların politik, ekonomik, sosyal uygulamalarını ve şartlarını dâhil eden küresel trende uyumlu olarak, Türkiye’nin göçmenler hakkındaki politikaları değişim sürecinden geçmiştir. Özellikle Türkiye vakası bazında, pazarı yüceltme, Avrupa Birliği’ne adaylık ve daha önemlisi devlet yönetiminde peş peşe tek parti AKP iktidarı süresince yasanan keskin değişimler, göçmenler hakkındaki politikaların değişmesinde etkili olmuştur.

 İsimlendirme

Politika üretimindeki değişikliklerle beraber, Türkiye’deki bazı göçmen gruplarını tanımlamak adına yapılan isimlendirme uygulamaları zamanla, erken Cumhuriyet döneminin başlarında kullanılan mübadele edilen/mübadele edilmeyenden, daha sonra 1960’larda yurtdışında çalışanlar olarak değiştirilmiş; daha yakın dönemde ise gurbetçiler ve 1980’leri izleyen dönemde yurt dışında yaşayan vatandaşlar olarak değişmiştir. Son yıllarda, diaspora kavramı politika geliştirme anlatımında göçmenlere yönelik yeni bir perspektifin benimsenmesini işaret ederek ortaya çıkmıştır. Bu sözcüğün kullanımının en güncel örneği 2016 sonlarında Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından yayımlanmaya başlayacak olan “Diaspora, Kültür ve Toplum” adındaki uluslararası bültendir. Rapor sunumu çağrısına göre, bülten başlıca Türkiye’nin[1] ikamet etmeyen vatandaşlarına ilişkin aidiyet, kimlik, din, kültürel yaşam, ayrımcılık ve insan hakları ihlallerine yönelik makaleler arayacaktır. Bu konular YTB’nin ana kuruluş amaçlarını koyduğu alanları ortaya koymaktadır.

Bu kavramın ortaya çıkması ve kullanımını anlamak kritik çünkü politika aktörlerinin stratejik seçimini simgelemektedir. “Diaspora”, yalnız akademik çevrede değil, aynı zamanda politika yapıcıları arasında, uluslararası kurumlarda, politika danışmanı şirketlerinde, kamuoyunda ve daha önce bu kavrama hiç değinmeyen ülkelerde bile çok konuşulmakta olan bir konu haline gelmiştir. “Diaspora çalışmaları” öncülerine göre (Sheffer 1986; Safran 1991; Cohen 1997), kavramın öncü tanımının antik Yunan’a dayandığını, “diaspeiro” yani “genişçe yaymak” anlamına gelen fiilinden türediği düşünülmektedir. 1970’lere kadar uzun süre saklı kaldıktan sonra, küreselleşmenin ve çoğalan sınırlar ötesi hareketliliğin çoğalmasıyla bu kavram yeniden dikkat kazanmıştır. Diaspora’nın eski kavramsallaştırmaları (hayal edilmiş) bir anavatana (Safran 1991) geri dönüşü ima ederken, terimin yeni kullanımları onu “sınırlar aşırı yoğun ve sürekli bağlantılar” olarak değiştirmiştir (Faist 2010: 12). Köken ve istikamet imgelerine bağlanmaktansa, yeni anlamlar geçici göç ülkelerini (Faist 2010) ve alan çeşitliliğini de barındırmaktadır. Tanımın bazı insan gruplarını maddeleştirmemesi gerektiğini savunan bilim adamlarına göre, diaspora kavramı devletler ve halklar arası ilişkileri inşa etmenin, hayal etmenin ve yönetmenin farklı yollarının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır (Waldinger 2008).

Bu kavramın Türk politika yapıcıları tarafından güncel kullanımı, devletin ve yurtdışında yaşayan toplumun arasındaki yeni ilişkilerini inşa sürecini somutlaştırmaktadır. Aksel (2014) ve Öktem’e (2014: 9) göre, Türkiye anavatan ile ilişkilerini tutan grupları adlandırmada ve bu grupları tanımlamada “diaspora” teriminin kullanılmasında uzun ve tartışmalı bir geçmişe sahiptir. Son zamanlara kadar bu kavram, Türk devletinin dış politikasında önemli derecede çelişkili ilişkilere sahip olduğu Ermeniler ve Yunanlar gibi Anadoludaki tarihi göçmen gruplar ile ilişkilendirilmiş negatif çağrışımlar ile birlikte anlaşılmaktaydı. Öktem (2014) terimin güncel kullanımlarının bile temkinli yapıldığını, fakat hükümet üyelerinin ve yeni kurumlar içerisinde göçmen entegrasyonu adına belirgin bir eğilim olduğunu savunmaktadır. Diaspora kavramının göçmen toplulukları arasında “grup olmayı” simgelemek için kullanılması, Türk devletinin göçmenleri milli hikâyeye ekleme isteğini resmetmektedir. Bu aynı zamanda AKP hükümetinin sembolik uygulamalarının bir parçası ve Türkiye’yi uluslararası arenada “güçlü ülke”, yani halkları yeni bir üyelik şemsiyesi altında sıkı tutan, aynı zamanda yurtdışından oy kullanma gibi diğer kurumsal ve yasal değişikliklerin yapıldığı bir ülke olarak yeniden çerçeveleme isteğinin bir ürünüdür (Şahin-Mencütek and Erdoğan 2015: 7).

Kurum Geliştirme

2002’de AKP hükümetinin güçlenmesinden itibaren Türkiye’nin yurtdışında varlığını ve görünürlüğünü arttırmak Dış İşleri Bakanlığının ana öncelikleri arasına girmiştir. Eski Dış İşleri Bakanı olarak Ahmet Davutoğlu, Haziran 2012 TBMM söylevinde bu hedefin üç mekanizma aracılığı ile takip edildiğini vurgulamıştır. Bu üç mekanizma, dış temsilciliklerin sayısını arttırmak, Türk vatandaşlarının sınır aşırı hareketini kolaylaştırmak adına vize kısıtlamalarını kaldırmak ve yurtdışında yaşayan Türk vatandaşların güvenliğini sağlamaktır. Aynı konuşmada Davutoğlu nüfusun devlet için kritik bir sermaye olduğunu belirtmiştir: “(bizim) doğal gaz kaynaklarımız yok, ne de zengin petrol kaynaklarımız var; bütün değerimiz insanlarımız. Insanlarımızın arkasındaki tüm duvarları yıkacağız”[2]. Bu mantık devletin kendi yetki sınırları altındaki halkları ekonomik ve sosyal verimlilik adına yönetme isteği üzerine kurulmuştur.

Devletin göçmenler ve ülkede ikamet etmeyen vatandaşlar ile ilişkilerinin yönetiminde hala çok önemli bir yeri olan Dış Işleri Bakanlığı son dönemde değişim geçirmiştir. Yurtdışı temsilcilik açısından, 2002’den 2015’in başına kadarki dönemde Türk konsolosluklarının sayısı 55’ten 81’e, büyükelçilik sayısı da 91’den 134’e yükselmiştir[3]. Bu yurtdışı temsilciliklerin başka ülkelerde Türk devletini temsil etmek ve dünyaya yayılmış olan vatandaşlara kurumsal bir çatı temin etmek gibi çift yönlü amaçları vardır. Dahası, Türk devleti 2009’da etkileşimli vize başvurusunda bulunmak isteyen yurtdışındaki Türk vatandaşları ve yabancılar için bir internet portalı yaratmıştır. Türk vatandaşları için, e-konsolosluk (https://www.konsolosluk.gov.tr/ekonsolosluk/) doğum ve kimlik kayıtları, pasaport yenilemeleri ve uzatmaları, vize başvuruları ve vatandaşlığa ait tüm prosedürlerin ve başkalarına ev sahipliği yapmak da dâhil olmak üzere, bazı prosedürlerin internet üzerinden tamamlanmasını sağlamaktadır. Portal ayrıca gümrükler, yasalar, konsolosluk konuları ve ekonomi, aynı zamanda yurtdışındaki Türk dernekleri, Türk işyerleri, festivaller, kuruluşlar, konuşma metinleri ve e-kütüphaneler hakkında bilgi temin etmektedir. E-konsolosluk’un üyesi olmak için vatandaşların İç İşleri Bakanlığı Merkezi Nüfus Idaresi sistemi ile karşılaştırma aracılığıyla kontrol edilen kimlik bilgilerini girmeleri gerekmektedir. Kolaylaşmış hizmet sunarken, e-konsolosluk göçmenlerin kimlik ve irtibat bilgilerini toplamaktadır.

Anavatanların göçmenle ile bağ kurmak için kullandığı uygulamalar özellikle göçmen adapatasyonunu sağlamak ve bu toplumları “devlet kategorisi” yapmak için Sırbistan ve Ermenistan vakalarında olduğu gibi inşa edilen “Diaspora Bakanlığı”, Meksika’da “Yurtdışındaki Meksikalılar Enstitüsü”, İrlanda’da “Yurtdışındaki İrlandalılar Birimi”, İtalya’da Yurtdışındaki İtalyanlar Bakanlığı, Filipinlerde “Yurtdışında Filipinliler Komisyonu” ve Çin’de “Denişaşırı istihdam ofisi” gibi kurum geliştirme mekanizmalarını içermektedir (Ragazzi 2009: 390). Göçmenleri devlet bakanları ve göçmen topluluklarından temsilciler tarafından kurulmuş danışma komiteleri aracığıyla kontrol etmek için önceki girişimler 1990’larda yapılmış olsa da, Türk devleti bu tarz bir kurumu çok yakın zamana kadar oluşturmamıştır. Sonunda 2010’ da, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başbakanlık altında kurulmuştur. Cumhurbaşkanlığı hızlıca göçmen işlerinin yönetiminde merkezi bir rol işgal etmiş ve Dış İşleri Bakanlığı ile birçok açıdan paralel olarak çalışan ve koordine eden bir mekanizmaya dönüşmüştür. Türk devletinin yurtdışında yaşayan halklar hakkındaki geçmiş eylemlerinin devlet-toplum ilişkileri bağlamında bir yabancılaşmaya neden olduğunu yinelerken, politika oluşturucular Cumhurbaşkanlığı’nı uzun süredir gerek duyulan bir kurum olarak tanıtmıştır. Örneğin Cumhurbaşkalığı tarafından yayınlanan Artı 90 dergisinin Ocak 2013 sayısında, YTB başkanı Kemal Yurtnaç devlet ve göçmenler arasındaki bağları güçlendirmek için bir idari yapı oluşturma arenasında Türkiye’nin 50 sene geride olduğunu, diğer ülkelerin diaspora işleri hakkındaki kurumsal mekanizmalarını örnek vererek yazmıştır[4].

2015 itibarıyla YTB göçmenler hakkındaki çalışma hedeflerini üç ana alanda yeniden tanımlamıştır: vatandaşlık projeleri, eğitim ve kültürel/sosyal programlar. Cumhurbaşkanlığı göçmenlerin anavatan ve ev sahibi devlet ve dernekler arasındaki ilişkilerinin bazı yönlerine, ayrımcılığa karşı mücadele hakkında spesifik programlar, aktif vatandaşlık ve katılım, yasal destek, yurtdışından oy verme ve esnek vatandaşlık süreci (mavi kart)[5] aracılığıyla öncelik tanımaktadır. YTB’nin kuruluşunun en önemli siyasi sonucu ise, Türkiye’de karar vericilerin üzerinde yurtdışında oy verme hakkında lobicilik yürütmesi ve buna istinaden seçim yasasında yapılan değişikliklerdir.

2014 başkanlık seçimi itibariyle, göçmenler ikamet ettikleri ülkede konsolosluk vasıtasıyla oy kullanabilmektedirler. Seçimlere katılım oranı Ağustos 2014’te sınırlı kalırken (%18.9) (Abadan-Unat et al. 2014), bu oranın Mayıs 2015’te %36.88’e ve sonuç olarak Kasım 2015’te %40.01’e yükselmesi karşılıklı bir ilişkinin olduğuna ve göçmenlerin Türk politikasına adapte olma isteğinin yükseldiğine işaret etmektedir. Fakat Mencütek ve Erdoğan Türkiye’de yurtdışında oy vermenin kabul edilmesine yönelik yaptıkları analizlerinde, bu politik hakkın göçmenlerin 1980’lerden beri aktif istekleri doğrultusunda olduğunu, fakat uygulanma zamanlamasının göçmen lobilerinin baskısının sonucundan çok iç politikadaki gelişmeler ile alakalı olduğunu savunmuşlardır.

Sonuç

Bir zamanlar ya yakın gelecekte geri dönmesi beklenen geçici göçmenler ya da anavatanlarını terk etmiş olan hainler olarak görülen göçmenler, genişlemiş politik topluluklar olarak Türkiye’de gittikçe politik tartışmalarda yer almaktadır. Bu makale, son yıllarda yer alan iki değişim konusunu ele almıştır. Birincisi isimlendirmenin sembolik uygulamalarıdır. İkincisi ise kurum geliştirme mekanizmalarıdır. Yurtdışındaki halkların yönetimi tarznda görünüşte bir değişim olmasına rağmen, kullanılan dil, aletler ve mekanizmalar farklı devlet kurumları, karar vericiler ve kanaat önderleri arasında merkezileştirilmemiştir. Türk devletinin ve ortak ekonomik platformların göçmen halklarını aynı sosyal, politik ve kültürel çatı altında bir araya getirmeye yönelik genel girişimine rağmen, etnik, ideolojik ve dini yakınlığa bağlı olarak uygulanan seçici destek, göçmen grupları arasında ayrışmaya neden olmaktadır. Kaya ve Kentel’in (2005) Almanya, Fransa ve Belçika’da niteliksel ve sayısal saha çalışmaları içeren ufuk açıcı çalışmasına ve Kaya’nın araştırmalarına (2011: 505) göre, Türk devletinin politik arenada göçmenlerin katılımını teşvik eden resmi lobi aktiviteleri, en başta ideolojik rekabete ve göçmen grupları arasında tek temsilci olma iddiası nedeniyle çekişmeye yol açmıştır (Kaya 2011: 504-505). Başer (2014; 2015) ve Şenay’ın (2011) çalışmaları da bazı göçmen toplulukları ve Türk devleti arasındaki ilişkide, etnik köken ve ideolojik uygunluğu temel alan çizgilerin varoluşunu vurgulamışlardır. Türk devletinin göçmenleri ile bağ kurma isteğinin kesinlikle resmi ideolojik söylemlerinden bağımsız olmadığı göz önünde bulundurulduğunda, göçmen gruplarıyla seçici olarak kurulan ilişkiler yurtdışında yaşayan aynı topraklardan göç etmiş topluluklar arasındaki ideolojik yarılmaların derinleşmesine neden olmaktadır.

Damla B. Aksel, Doktora Adayı, Koç Üniversitesi

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Aksel,  D. B. (Kasım, 2016), “Türkiye’nin Göçmenleri ve Politika Değişimi”, Cilt V, Sayı 11, s.6–14, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey), Londra: Research Turkey (http://researchturkey.org/?p=13008&lang=tr)

Kaynakça

Abadan-Unat, Nermin, Volkan Çıdam, Dilek Çınar, Zeynep Kadirbeyoğlu, Selcan Kaynak, Bahar Özay and Sercan Taş. 2014. Voting behavior of Euro-Turks and Turkey’s presidential elections of 2014. (Avrupa’da yaşayan Türklerin oy verme davranışları ve 2014 Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçimi) Friedrich Ebert Stiftung için Rapor.

Aksel, Damla B. 2014. “Kins, Distant Workers, Diasporas: Constructing Turkey’s Transnational Members Abroad.” (Akrabalar, Uzaktan Çalışanlar, Diasporalar: Türkiye’nin uluslararası Üyelerini İnşa etmek) Turkish Studies (Türk Çalışmaları) 15(2): 195-219.

Başer, Bahar. 2014. “The awakening of a latent diaspora: the political mobilization of first and second generation Turkish migrants in Sweden.”(Saklı bir diasporanın uyanışı: İsveç’te birinci ve ikinci jenerasyon Türk göçmenlerinin politik seferberliği) Ethnopolitics 13(4): 355-376.

Başer, Bahar. 2015. Diasporas and homeland conflicts: A comparative perspective.(Diasporalar ve ev ülke çatışmaları: karşılaştırmalı bir bakış açısı) Ashgate Publishing.

Bauböck, Rainer. 2003. “Towards a Political Theory of Migrant Transnationalism.” (Göçmen Çok Ulusluluğuna Doğru Politik Teori) International Migration Review (Uluslararsı Göç Eleştirisi) (37(3): 700-723.

Bilgili, Özge and Melissa Siegel. 2014. “From economic to political engagement: Analysing the changing role of the Turkish diaspora.” (Ekonomik entegrasyondan politik entegrasyona: Türk diasporasının değişen rolününü analiz etme) In Emigration nations: Policies and ideologies of emigrant engagement,(Göç devletleri: göçmen entegrasyonunun politikaları ve ideolojileri) edited by Michael Collyer. Springer.

Cohen, Robin. 1997. Global Diasporas: An Introduction.(Küresel diasporalar: Giriş) Seattle: WA: University of Washington Press.

Faist, Thomas. 2010. “Diaspora and transnationalism: What kind of dance partners?” (Diaspora ve Ulusötesicilik: ne tarz dans partnerleri?) In Diaspora and transnationalism: Concepts, theories and methods (Diaspora ve Ulusötecilik: Konseptler, Teoriler ve Metodlar), edited by Rainer Baubock and Thomas Faist. Amsterdam University Press.

Gamlen, Alan. 2008. “The emigration state and the modern geopolitical imagination.” (Göçmen ülke ve modern jeopolitik hayal gücü) Political Geography (Politik Coğrafya) 27(8): 840-56.

İçduygu, Ahmet and Damla B. Aksel. 2015. “Migration Realities and State Responses: Rethinking International Migration Policies in Turkey.” (Göçmen Gerçekleri ve Devlet Cevapları: Türkiye’de Uluslarası Göç’ü Yeniden Düşünmek) In Social Transformation and Migration: National and Local Experiences in South Korea, Turkey, Mexico and Australia (Sosyal Değişim ve Göç: Güney Afrika’da, Türkiye’de, Meksika’da ve Avustralya’da Ulusal ve Lokal Deneyimler), edited by Stephen Castles, Derya Ozkul and Magdalena Cubas. Palgrave Macmillan.

Kaya, Ayhan and Ferhat Kentel. 2005. Euro-Türkler: Türkiye ile Avrupa Birliği arasında köprü mü, engel mi? İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Kaya, Ayhan. 2011. “Euro-Turks as a Force in EU-Turkey Relations.” (AB-Türkiye ilişkilerinde Güç olarak Euro-Türkler) South European Society and Politics (Güney Avrupa Derneği ve Politikaları) 16(3): 499-512.

Levitt, Peggy and Rafael de la Dehesa. 2003. “Transnational migration and the redefinition of the state: variations and explanations.” (Ulusötesi göç ve devletin yeniden tanımlanması: değişiklikler ve açıklamaları) Ethnic and Racial Studies (Etnik ve Irksal Çalışmalar) 26(4): 587-611.

Öktem, Kerem. 2014. “Turkey’s new diaspora policy: The challenge of inclusivity, outreach and capacity.” (Türkiye’nin yeni diaspora politikası: kapsama, sosyal yardımve kapasite’nin zorluğu) Report prepared for Istanbul Policy Center, Sabancı University, (Istanbul Politika Merkezi için hazırlanmış rapor) Stiftung Mercator Initiative.

Østergaard-Nielsen, Eva. 2003. Transnational politics: the case of Turks and Kurds in Germany.(Ulusötesi Politikalar: Almanya’daki Türk ve Kürtlerin vakası) Routledge.

Portes, Alejandro, Luis E. Guarnizo and Patricia Landolt. 1999. “The study of transnationalism: pitfalls and promise of an emergent research field.” (Ulusötesi çalışması: yükselen bir araştırma alanının taahütleri ve tehlikeleri ) Ethnic and Racial Studies (Etnik ve Irksal Çalışmalar) 22(2): 217-237.

Ragazzi, Francesco. 2009. “Governing diasporas.” (Diasporaları Yönetmek) International Political Sociology (Uluslarası Politik Sosyoloji) 3: 378- 397.

Safran, William. 1991. “Diasporas in modern societies: Myths of homeland and return.” (Modern toplumlarda diasporalar: anavatan ve geri dönme hayali) Diaspora: A journal of transnational studies (Diaspora: ulusötesi çalışmaların bülteni) 1(1): 83-99.

Şahin-Mencütek, Zeynep and Murat Erdoğan. 2015. “The implementation of voting from abroad: Evidence from the 2014 Turkish presidential elections.”(yurtdışında oy verme uygulaması: 2014 Türk Başbakanlık seçimlerinden kanıt) International Migration (Uluslararası Göç).

Sheffer, Gabriel. 1986. Modern diasporas in international politics. (Uluslararası politikalarda modern diasporalar) Taylor and Francis.

Waldinger, Roger. 2008. “Foreword.”(Önsöz) In Diasporas (Diasporalar), Stephane Dufoix. Berkeley, CA; London: University of California Press, xi-xvii.

[1] Diaspora, Kültür ve Toplum. 2016. “Dergi Hakkında.” Erişim tarihi: 13 Nisan. Alınan yer:    http://diaspora.ytb.gov.tr/hakkinda.html.

[2] Türkiye Büyük Millet Meclisi, Genel Kurul Tutanağı 24. Dönem 2. Yasama Yılı 116. Birleşim 06/Haziran/2012 Çarşamba Alınan yer: http://www.tbmm.gov.tr/tutanak/donem24/yil2/ham/b11601h.htm.

[3] T.C. Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü. 2016. “13 yılda 65 yeni temsilcilik: Türkiye’nin yurtdışındaki temsilcilik sayısı 228’e çıktı.” Erişim tarihi: 14 Nisan. Alınan yer: http://kdk.gov.tr/sayilarla/13-yilda-65-yeni-temsilcilik-turkiyenin-yurtdisindaki-temsilcilik-sayisi-228e-cikti/41.

[4] Artı 90, “Başkan’dan: Üçüncü yıl biterken…” Alınan yer: http://www.arti90dergi.com/dergiler/sayi5ocak2013/files/assets/basic-html/page3.html [erişim tarihi 20 Ağustos 2013].

[5] Yurtdışı Türkler Başkanlığı. 2016. “Vatandaşlık çalışmaları.” Erişim tarihi 14 Nisan. Alınan yer: http://ytb.gov.tr/ayrimcilikla_mucadele.php.

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.