Davutoğlu”nun Osmanlıcılığı: Gayrimüslim Topluluklarla Millet Sistemi mi yoksa “Ümmet”i Yaratmak mı?

 *Kaynak: Hürriyet ©

Davutoğlu”nun Osmanlıcılığı:
Gayrimüslim Topluluklarla Millet Sistemi mi yoksa “Ümmet”i Yaratmak mı?

Özet

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Ahmet Davutoğlu “Medeniyetlerin Ben İdrakı” adlı makalesinde Samuel Huntington’un “Clash of Civilisations” (Medeniyetler Çatışması) eserine bazı eleştiriler sunmaktadır. Bu makale, Osmanlıcılık tartışmaları bağlamında Davutoğlu”nun makalesini eleştirel bir gözle ele almayı amaçlamaktadır. Davutoğlu, makalesinde modern oryantalizmin güçlendirilmiş, yaygınlaştırılmış ve gitgide daha da sağlama alınmış Avrupa merkezli bir perspektifle karakterize edildiğini iddia ediyor ve bu oryantalist bakış açısını eleştiriyor. Ayrıca, Davutoğlu Osmanlıcılık kavramının batılı olmayan devletlerin yeniden dönüşümü için iyi bir referans noktası olduğuna inanıyor. Bu makale, Davutoğlu’nun makalesinde ortaya koyduğu bu bakış açısını eleştirmektedir ve Davutoğlu’nun Türk devletinde yeni bir ümmet yaratma ülküsüne dayanan Osmanlıcılık ideasının ve Davutoğlu’nun modelinin medeniyetlerin yaratımına dair ortaya konan Batılı oryantalist görüşlere bir alternatif olamayacağını savunmaktadır.

***

“Ermeni olduğumu ispatlama pozisyonunda değilim. Bir Ermeni olarak gerçekte kendimi daha ziyade Osmanlı hissediyorum. Osmanlı ve daha öncesinde Bizans“tan beri bu topraklarda yaşadık ve kültürümüzü oluşturduk. Bence değerli olan bu.”1 Bu cümleler Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) öncülerinden biri ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun danışmanı olan Etyen Mahçupyan’ın İngiliz Parlamentosu’nda Mart 2015’te gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantısında sarf ettiği cümlelerdir.

Bu konuşma, Ahmet Davutoğlu’nun “Medeniyetlerin Ben-İdrakı” adlı makalesinde ortaya koyduğu Osmanlıcılık perspektifinin bir yansımasıdır. Davutoğlu, Samuel Huntington’ın “Medeniyetler Çatışması” eserine ve oryantalist tezine karşı iki önemli eleştiri yapar. Davutoğlu’na göre modern oryantalizm, güçlendirilmiş, yaygınlaştırılmış ve gitgide daha da sağlama alınmış Avrupa merkezli bir perspektife dayanır ve Davutoğlu’nun makalesindeki temel eleştiri noktası da budur. Diğer önemli argümanı ise Osmanlıcılık fikrinin Batılı olmayan devletlerdeki medeniyetlerin yeniden dönüşümü sürecinde iyi bir referans olduğu iddiasıdır. Davutoğlu’nun bu iki eleştirisinden ilkine katılıyorum, ancak bu makalede de inceleneceği gibi ikinci hipotezinin bazı sorunları olduğunu düşünüyorum.

“Medeniyetler Çatışması” adlı kitabın an itibariyle kötü bir unvana sahip yazarı Samuel Huntington, İslamcı köktendinciliği veya dünyada siyasi islamın yükselişini Batı ile Doğu arasındaki çatışma üzerinden açıklar. Batı ile İslam dünyası arasında kültürel farklılıkların olduğunu ve bu durumun demokratik değerlerle İslam inancının uyuşmadığı tezini güçlendirdiğini savunur (Huntington, 1996). Ben bu açıklamanın çok kültürel ve evrensel olabileceğini düşünüyorum. Demokrasinin evrensel prensiplere sahip olması gerekir ve Orta Doğu’daki birçok İslam ülkesi bu evrensel demokratik ilkeler bağlamında birbirinden oldukça farklıdır. Örneğin, İran gibi bazı Müslüman ülkeler şeriat hukukuna göre yönetilirken Türkiye gibi bazı müslüman ülkeler sekülerdir ve hukuku ve yasaları İslami değerlerden bağımsızdır. Dolayısıyla, Davutoğlu’nun Huntington’ın tezine yönelttiği oryantalizm karşıtı eleştirilere katılıyor olsam da Davutoğlu”nun makelesinin asıl problemi oryantalist bakış açısına karşı Osmanlıcılık kavramını ortaya koymasıdır.

Huntington’ın kitabı Türkiye gibi bazı ülkeleri Avrupa değerleri ile Doğu medeniyetleri arasındaki çatışma sebebiyle “bölünmüş ülke” (torn country) olarak tarif eder. Huntington’a göre, bir ülkenin kendi deyimiyle “medeniyet kimliğini” (civilizational identity) başarılı bir şekilde yeniden tanımlaması için üç kriteri yerine getirmesi gerekir. İlk olarak, politik ve ekonomik elit bu dönüşümü talep etmelidir. İkincisi, kamu, böylesi bir yeniden tanımlamaya “razı olmalıdır”. Üçüncüsü, “ev sahibi medeniyetteki” (host civilization) dominant unsurlar (bu durumda Batı –veya Avrupa-) bu “dönüşümü” kucaklamaya istekli olmalıdır (Huntington, 1996: 137). Türkiye bağlamında ise en dikkate değer nokta şudur: Türkiye’nin tam olarak Avrupalı olabilmesinin önündeki engeller, Türkiye’nin eski Sovyet Türki cumhuriyetleriyle ilişkilerinde dominant olabilmesi önündeki limitler ve Atatürk’ün mirasını güçsüzleştiren İslami eğilimler, Türkiye’nin bölünmüş bir ülke olarak kalacağının işaretleridir (Huntington, 1996: 149).  Davutoğlu ise (1997: 12) ülkenin Osmanlı mirası, ümmet kavramı ve Osmanlı İmparatorluğu”nda gelişen millet sistemi sebebiyle bu sınıflandırmaya karşı çıkar. Davutoğlu Osmanlı İmparatorluğu”nun gayrimüslimleri de içinde barındıran çok kültürlü bir toplum olduğunu iddia eder. Osmanlılar gayrimüslim etnik toplumların özyönetimine dayanan “Millet” sistemini geliştirmişlerdir. Elbette, bu sistem Osmanlı İmparatorluğu döneminde gayrimüslim topluluklara yönelik bir hoşgörü barındırmaktaydı. Ancak, 16. yüzyılda Osmanlı siyasetinde ve toplumunda ortodoks sünni teorinin yükselmesiyle birlikte gücünü kaybetmiştir. Davutoğlu’nun argümanları ise bu döneme vurgu yapmaz. Davutoğlu’nun Osmanlıcılık perspektifi Refah Partisi (RP)/Milli Görüş[i] teorisindeki Osmanlı mirası argümanlarına benzer. Davutoğlu, makalesinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun Ortodoks Sünni teorinin etkisi altında olmayan 13. yüzyıl ile 16. yüzyıl arasındaki döneminden bahsetmez. Davutoğlu’nun temel kaygısı, eski Osmanlı topraklarındaki Sünni İslam etkisidir.

Milli Görüş’ün temel amacı, Türk ulus devletini Osmanlı mirasının bu biçimleriyle İslam çatısı altında birleştirmektir. Çolak (2006) gibi bazı yazarlar Erbakan”ın Osmanlı”nın çok kültürlü toplumsal yapısına dayanan bir “millet” sistemi kurmayı hedeflediğini iddia eder. Ancak, erken Osmanlı dönemindeki gayrimüslim topluluklara yönelik hoşgörünün RP”nin gündeminde mümkün olduğunu düşünmüyorum. Davutoğlu’nun makalesinde bahsettiği gibi RP”nin dış politikası bazı Balkan ülkelerine ve eski Osmanlı topraklarına odaklanmakla birlikte (Davutoğlu, 1997: 35-36) bu, Osmanlı”nın erken dönemindeki barışçıl “Gaza”[ii] teorisine (denk değildir. Çünkü Erbakan, barışçıl veya hoşgörülü olmayan bir yolla, yalnızca Müslümanları savunmayı ve aynı zamanda İslamı yaygınlaştırmayı amaçlamıştı. Atasoy (2009) Osmanlı’nın erken dönemine kıyasla Erbakan’ın perspektifinin klasik ortodoks İslami değerlere sahip olduğunu ifade eder. Bu bakış açısı, II. Abdülhamit”in Pan-Osmanlıcılığına daha yakındır.

RP, Müslümanların ve Türk-Müslümanların (örneğin; Osmanlılar) şanlı konumlarını tarih sahnesinde yeniden sağlatmayı istemiştir. Bu da Türk devletinde ancak yitirdiği değerleri elde ederek kendisini “düzeltmesi” ile elde edilebilecek bir ümmet ile mümkün olabilir. RP’nin milletvekillerinden biri olan Kazım Arslan (şu an AKP’den Yozgat Belediyesi başkanıdır) şöyle söyler:

Evet, öyle bir millettik ki biz […] Halife Ömer”e “nasihat vermeden önce üzerine giyindiğin gömleği açıkla diyen bir millet. Dünya sultanlarını “mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var” diyen, hükümdarlardan korkmayan ama sadece Allah”dan korkan bir millet. Ancak şimdi bilinçsiz cahil bir halk var […] [hadislerdeki] “haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır” emrine uymayan, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyen bir halk var (Dinç, 2006: 9).

Özetle, RP’nin ve Davutoğlu’nun Osmanlıcılık fikirleri Türk devletinde yeni bir ümmet yaratma üzerine kuruludur. Yavuz (1998: 32) şöyle ifade eder; “Milli Görüş”ün temel amacı cumhuriyetçi mirasın yeniden değerlendirilmesi ve yeni Osmanlı İslami kimliğinin inşa edilmesi sürecinde son derece belirleyici olmuştur”.  Her ne kadar Çolak gibi isimler RP ve AKP’nin Osmanlı mirası görüşlerine odaklanmış olsalar da bu Osmanlıcılık anlayışının barışçıl Osmanlı “millet” sisteminden veya “Gaza” teorisinden tamamen farklı olduğu açıktır. Davutoğlu’nun makalesinde ifade ettiği görüşler, medeniyetlerin yaratımına dair Batılı oryantalist bakış açılarına alternatif bir cevap olamaz.

Çağlar Ezikoğlu, Doktora Adayı, Aberystwyth Üniversitesi

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Ezikoğlu, Ç. (Şubat, 2015), “Davutoğlu”nun Osmanlıcılığı: Gayrimüslim Topluluklarla Millet Sistemi mi yoksa “Ümmet”i Yaratmak mı?”, Cilt V, Sayı 2, s.6-11, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey), Londra: Research Turkey (http://researchturkey.org/?p=10701&lang=tr)

Kaynakça

Atasoy, Y. (2009) Islam’s marriage with neoliberalism: state transformation in Turkey (İslam”ın Neoliberalizmle Evliliği: Türkiye’de Devletin Dönüşümü), Britain: Palgrave Macmillan.

Çolak, Y. (2006) “Ottomanism vs. Kemalism: Collective memory and cultural pluralism in 1990s Turkey” (Osmanlıcılık-Kemalizm: 1990”ların Türkiyesinde kolektif hafıza ve kültürel çeşitlilik), Middle Eastern Studies, 42:4, s. 587-602.

Davutoğlu, A. (1997) “Medeniyetlerin Ben-İdraki,” Divan 3, s.1-52.

Dinç, C. (2006), “The Welfare Party, Turkish Nationalism and Its Vision of a New World Order,” (Refah Partisi, Türk Milliyetçiliği ve Yeni Dünya Düzeni Anlayışı), Turkish Journal of International Relations, Vol.5, No.3, s. 1-17.

Huntington S. (1996) The Clash of Civilizations and the Remaking of the World Order (Medeniyetler Çatışması ve Yeni Dünya Düzeninin Yapımı), New York: Simon & Schuster.

Yavuz, H. (1998), “Turkish identity and foreign policy in flux: The rise of Neo‐Ottomanism,” (Değişen Türk Kimliği ve Dış Politikası: Yeni-Osmanlıcılığın Yükselişi), Critique: Critical Middle Eastern Studies, 7:12, s. 19-41.

Sonnotlar

1    Etyen Mahçupyan’ın 27 Mart 2015 tarihindeki İngiliz Parlamentosunda yaptığı konuşma. Şuradan ulaşılabilir:

http://www.en.hayernaysor.am/2015/03/27/

[i] 1980’den sonra Milli Görüş’ten gelme aynı toplumsal grup 1983 yılında RP’yi kurar ve RP 1990’larda Türkiye politikasındaki en güçlü İslamcı partilerden biri oldu.

[ii] Gaza, İslam adına yapılan kutsal savaşa verilen isimdir, ancak klasik veya ortodoks İslami değerlerde kendisine yer bulamamıştır ve Osmanlı topraklarını genişletmeyi amaçlayan gazilerle ilişkilendirilir.

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.