Türkiye’de Darbe Sonrası Alınan Tedbirlere Genel Bir Bakış

Türkiye’de Darbe Sonrası Alınan Tedbirlere Genel Bir Bakış

İstanbul’da ve Ankara’da[1] 208 kişinin yaşamını yitirdiği, 1400’den fazla kişinin yaralandığı 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından, Türk hükümeti 20 Temmuz’da 3 aylık olağanüstü hâl ilan etti.[2] Ertesi günü ise Türk yetkililer, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 15. Maddesine ve Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 4. Maddesine dayanarak, Türkiye’nin bu sözleşmeleri askıya aldığını Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildirdi.[3] Olağanüstü hâl iki kez uzatıldı, ilk 3 aylık uzatma Ekim, ikinci 3 aylık uzatma da Ocak ayında yapıldı.

Olağanüstü hâl ilan edilmesinin ardından 20 kanun hükmünde kararname ile çok sayıda kamu çalışanı tasfiye edildi ve güvenlik güçleri, siyasetçiler, kamu çalışanları, akademisyenler, gazeteciler ve yargı mensuplarının da içerisinde bulunduğu birçok kişi gözaltına alındı. Tasfiye edilmiş kamu çalışanlarının yanı sıra, sivil toplum örgütü üyeleri ve iş insanları gibi sivil aktörler de Türkiye’nin farklı illerinde tutuklandı. Kanun hükmünde kararnamelerle 130.000 kamu çalışanı görevden alındı[4], 9.611’i öğretmen, 3.193’ü polis memuru ve 276’sı yargıç olmak üzere 18.500[5] kişi daha sonra göreve tekrar getirildi. 120 basın kuruluşu ve 1500 sivil toplum örgütü kapatıldı. Kanun hükmünde kararnamelere karşı yapılan en büyük eleştiri ise şu şekilde:

 “Kararnamelerin tanımı muğlak ve ucu açık, bu da ‘terör örgütü’ üyeleri ile bağlantı halinde olduğu iddiasıyla bir kamu görevlisinin rahatlıkla işten çıkarılmasına olanak sağlıyor ancak bunu destekleyen herhangi bir kanıt sunan soruşturma yapılmıyor. Bu kararlar Gülen hareketinin ötesinde -algılanan ya da gerçek- herhangi bir muhalifi hedef alabilir”[6]

Tablo 1. Kanun Hükmündeki Kararnamelerin Kronolojisi

Tablo1_tr

Kanun hükmünde kararnameler, Milli Güvenlik Konseyi tarafından ülkenin ulusal güvenliğine tehdit olarak nitelendirilen terör örgütlerine/yapılarına, örgütlere ya da gruplara üye olan ya da bunlarla bağlantısı bulunan kişileri hedef alıyor. Devlet yetkililerine göre, olağanüstü hâl başladığından beri çıkarılan 20 kanun hükmünde kararnamenin amacı, ülkenin güvenliğini tehlikeye atacak eylemleri engellemek ve durdurmak için mümkün olduğunca fazla tedbir almaktı.

Olağanüstü halin ilk 3 ayı ile kıyaslandığında geçtiğimiz son 2 aydaki olumlu gelişme 18.000’den fazla kişinin görevlerine tekrar getirilmeleriydi. Ancak güvensizlik boyutunun ve iş kaybetme korkusunun her geçen gün daha da arttığı düşünülüyor.

Darbe sonrası kanun hükmünde kararnameler, idari kararlar ve cezai soruşturmalarla hedef alınmış kişilerin, olağanüstü halin bazı kısıtlayıcı yasal sonuçlarına rağmen, kural olarak yerel mahkemelere gitmeden önce bu kararlara itiraz etme hakkı bulunuyor. Bugüne kadar, darbe sonrasında gerçekleşen hukuksal gelişmelerin hiçbirisi ile ilgili hukuki bir bilgilendirilme yapılmadı.

12 Ekim’de Anayasa Mahkemesi 668 ve 669 sayılı kanun hükmünde kararnamelerin bazı hükümlerinin kaldırılması ile ilgili iki talebi, kanun hükmünde kararnamelerin anayasaya uygunluğunu denetleyecek bir yetkisinin bulunmadığını gerekçe göstererek reddetti.[7] Böylelikle kanun hükmünde kararnamelerin geçici, boyutsal ve esas kapsamı ile ilgili anayasal kısıtlamalara uyup uymadığı konusu incelenmedi. Mahkeme geçtiğimiz günlerde, görevden atılan iki hakimin, 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile görevden alınmış hakimler ve savcılar için yeni kurulmuş bir usul olan Danıştay’daki görevden alınmalarını devirmeyi ilke edinmeleri gerekçesiyle iki anayasa şikayetini[8] reddetti. Aynı şekilde Danıştay, kanun hükmünde kararnamelere itiraz eden davaları bozdu ve bu davaları birinci derece idari mahkemelere sevk etti, bu mahkemeler de şu ana kadar bir karar vermedi.[9] Haklarının ihlal edildiğini ileri süren kişiler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Ancak mahkeme, iç hukuk yollarının tükenmemiş olduğu gerekçesiyle şikâyetleri reddetti.[10]

23 Ocak’ta, 685 sayılı kanun hükmünde kararname ile görevden alınan görevlilerin ve örgütlerin başvurularını incelemek amacıyla Acil Durumlar Yasası İnceleme Komisyonu kuruldu. Anayasa Mahkemesi, Ombudsman ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvuruları bu komisyona havale etmektedir. Ancak hükümet, halen en son yayınlanan kanun hükmündeki kararnameye göre 22 Şubat tarihine kadar çalışmaya başlamış olması gereken Komisyon üyelerini atamamıştır.

Aşağıda Türkiye’de devletin ve toplumun bazı önemli kesimlerinde yaşanan darbe sonrası gelişmelerle ilgili detaylı bir rapor bulabilirsiniz.

Askeri Yetkililer

Darbe girişimini askeri personel gerçekleştirdiği için, Türkiye ordusunda tasfiyelerin olması ve orduda geniş çaplı kurumsal reformların yapılması şaşırtıcı bir gelişme değil. 27 Temmuz’da yayınlanan 668 sayılı KHK ile 1684 askeri yetkili FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü) ile bağlantıları olduğu gerekçesiyle tasfiye edildi. Dört gün sonra, 669 sayılı KHK ile 1389 askeri yetkili daha tasfiye edildi ve askeri yapıda çok sayıda köklü reform yapıldı. KHK ile kara, deniz ve hava kuvvetleri Milli Savunma Bakanlığı’na bağlandı, askeri okullar ve akademiler kapatıldı, Milli Savunma Üniversitesi kuruldu, askeri hastaneler Sağlık Bakanlığı’na devredildi. Askeri gündemi belirleyen ve askeriyedeki terfi ve işten çıkarmaları yöneten Yüksek Askeri Şura’nın yapısı da değişti. Buna göre Yüksek Askeri Şura’da daha fazla sivil üye ve çok daha az askeri yetkili bulunacak. 670, 672, 677, 679 ve 686 sayılı sonraki kanun hükmündeki kararnameler ile sırasıyla 136, 325, 338, 785 ve 896 askeri yetkili görevden alındı. KHK’larla toplamda 5.553 kişinin askeriyedeki işine son verildi. Buna ek olarak 16.423 harp okulu öğrencisi okuldan atıldı.[11]

Amaç Türk ordusuna olan inancı yeniden tahsis etmek ve orduyu ‘kafirlerden’[12] arındırarak güçlendirme olarak söylenmiş olsa da, gözaltındaki askerlere[13] yapılan muamele ile ilgili medya raporlamaları ile birlikte orduya yapılan geniş kapsamlı baskı ve darbeci askerlerin diğer devletlerde sığınma araması, ordunun hem ününü hem de gücünü zayıflatmış olabilir.

Siyasi Arena ve Siyasiler

15 Temmuz darbe girişiminin ardından çıkan KHK’lar aynı zamanda şu anda görev yapan ve eskiden görev yapmış siyasetçilere de yönelikti. Çoğunlukla yerel yönetimlerde olmak üzere çeşitli pozisyonlarda aktif/pasif olarak rol almış bazı siyasetçiler, devlet tarafından terör örgütü olarak nitelendirilen Gülen hareketi ve yine devlet tarafından terör örgütü olarak kabul edilen PKK ile doğrudan bağı oldukları şüphesiyle tutuklandı. Bazı siyasetçiler serbest bırakılırken, Türkiye’nin farklı illerinde gerçekleştirilen bazı gözaltılar da tutuklamaya dönüştü. OHAL süresince, yani geçtiğimiz 8 ay içerisinde, 13 HDP (Kürt siyasi hareketi partisi ve 59 koltukla meclisin üçüncü en büyük partisi) milletvekili tutuklandı, tutuklananların arasında aynı zamanda HDP’nin eş başkanlarından Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ da bulunuyordu. Yüksekdağ’ın milletvekilliği 21 Şubat’ta iptal edildi ve Demirtaş da kısa süre önce Doğubeyazıt Ceza Mahkemesince 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul’un Beşiktaş semtinde 10 Aralık’ta gerçekleşen terör saldırısının ardından HDP ve DBP’nin belediye ve il yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 568 kişi tutuklandı.[14]

OHAL sadece bireyleri etkilemedi, aynı zamanda da çoğunlukla yerel yönetimler olmak üzere siyasi kurumlar da hedef alındı.

1 Eylül’de yayınlanan KHK’nın bir sonucu olarak, yerel yönetimlere kayyum (kayyım) atanmasına olanak sağlayan yasal uygulama yürürlüğe kondu.[15] Bu nedenle, 674 sayılı KHK ile merkezi hükümete “terörist örgütlere” bağlı olduğu iddiasıyla şüphe duyulan yerel yönetimlere mütevelli atama yetkisi verildi. Bu uygulamaya göre, belediye başkanı ya da belediye başkan yardımcısının bir terör örgütüne bağlı olması ya da terör örgütüne yardımcı olması nedeniyle görevden alındığı durumlarda İçişleri Bakanlığı (büyükşehir ya da il belediyelerinde) ya da vali (diğer belediyelerde) yerel yönetimden sorumlu yeni birini atayabilecektir.[16] Yerel yönetimlere yapılan bu yeni atamalar, kayyumlara önceki yerel yönetimin imzaladığı sözleşmeleri tek taraflı olarak iptal etme yetkisi vermektedir, ancak bu da alt yüklenicilerin durumu açısından çok daha karmaşık sonuçlar doğuracaktır.[17]

Eylül 2016’dan itibaren Şubat ayı sonuna kadar terör örgütleriyle bağlantılı oldukları iddia edilen 80 yerel yönetime yeni kayyum atandı. Bu belediyelerin 3’ü Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), 1’i Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), 76’sı Demokratik Bölgeler Partisi’ne (DBP) aitti.[18] Bu yeni belediye görevlendirmelerinin yanı sıra 2,603 kişi de PKK’ya yönelik operasyonlarla gözaltına alındı.[19]

KHK’ların en çok eleştirilen tarafı demokratik olarak seçilmiş yerel yönetimlerin kayyum atanarak etkisizleştirilmesidir. Yerel yönetimlerin yanı sıra, özel işletmeler, üniversiteler ve okullar da bu kayyım atama uygulamasına dâhil olmuşlardır: Gülen hareketi ile bağlantısı olduğundan şüphelenilen kurumlara darbe girişiminin ardından kayyım atanmıştır. Bu yeni uygulama demokratik olmamakla eleştirilmektedir, çünkü demokratik sürecin sonuçlarına aleni bir şekilde müdahale etmektedir.[20]

Yargı Mensupları

Darbe girişimin ardından 24 saatten daha kısa bir sürede, içlerinde iki Anayasa Mahkemesi ve birçok yüksek mahkeme üyesinin de bulunduğu 2,745 yargıç ve savcı hakkında tutuklama emri çıkarıldı.[21] Tasfiye edilenlerin sayısı ve bu engellemelerin kapsamı gittikçe arttı ve bu sonunda göreve son verme ve bütün haklardan yoksun bırakma gibi daha sert yaptırımlara yol açtı. 16 Temmuz’da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) beş üyesinin de içinde bulunduğu 2,204 yargıcı ve savcıyı görevden uzaklaştırdı.[22] Daha sonra aralarına yüzlerce kişinin daha katıldığı görevden uzaklaştırılan bu yargı mensuplarının çoğu, darbenin hemen ardından gözaltına alındı ve tutuklu bir şekilde duruşmalarını beklemeye başladılar. OHAL ilan edildikten sonra 667 sayılı KHK’nın 3. Maddesi HSYK’yı yargıçları ve savcıları, Anayasa Mahkemesi’ni, Danıştay’ı ve Yargıtay’ı terör örgütleri ile bağlantısı oldukları iddia edilen üyeleri görevden alma konusunda yetkilendirdi.

Bu esnada Cumhurbaşkanı Erdoğan 23 Temmuz’da Danıştay’ın ve Yargıtay’ın görevden alınmış tüm üyelerinin yerine yenilerini atama imkanını Cumhurbaşkanı’nın kendisine ve HSYK’ya veren 6723 sayılı Kanunu ilan etti. CHP tarafından bu Kanunun kaldırılması ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne taşınan talep usulen reddedildi.[23]

4 Ağustos’ta oybirliğiyle kabul edilen kararda Anayasa Mahkemesi, iki üyesini Gülen hareketi ile ilgileri olduğuna dair “sosyal çevre bilgisi ve Mahkeme üyelerinin ortak kanaatlerini” dikkate alarak görevden uzaklaştırdı.[24] HSYK, 24 Ağustos, 31 Ağustos, 4 Ekim ve 5 Kasım tarihlerinde verdiği dört kararla sırasıyla 2,847, 543, 66 ve 203 yargıç ve savcıyı görevden aldı. Toplam sayı ise 3,659’dur. Görevden alınanların 78’i, HSYK’nın 8 Aralık tarihli kararı ile görevlerine tekrar getirildi.[25] 29 Kasım tarihinde, geri kalan yargıç ve savcıların görevden alınmaları ile ilgili yeni bir inceleme yapılması talebi, HSYK tarafından bireysel incelemeden yoksun 41 sayfalık bir kararla reddedildi.[26]  

Görevden alınan yargıç ve savcıların, tüm mal varlıklarının dondurulduğunu, hiçbir gelirlerinin, emeklilik haklarının ve gelecekte çalışma haklarının olmadığını ve kendilerine tahsis edilen evleri de görevleri sona erdikten sonra 15 gün içerisinde boşaltmak zorunda kaldıklarını belirtmek gerekir.

Ulusal yargıçlar birliği, barolar, hakimler ve uluslararası derneklerin yanı sıra, Avrupa Yargıçlar Birliği ve Uluslararası Yargıçlar Birliği de, darbe sonrasında yaşanan Türk yargısına yönelik bu baskıyı eleştirdi.[27] Buna ek olarak, dört Avrupa hakimler birliği, Türkiye’de yargı bağımsızlığının ihlali durumu karşısında Bağımsız Yargı Platformu’nu kurdu ve yargı bağımsızlığının ihlal edilmesi, işte kalma süresinin teminatı, ayrıca da hakimler ve savcıların görevden uzaklaştırılmalarında şeffaf ve adil bir sürecin yürütülmemesi ile ilgili endişelerini dile getirdi.[28] 8 Aralık’ta, Avrupa Yargı Kurulları Ağı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun artık “adaletin bağımsız olarak dağıtılmasında yargının nihai desteğini sağlayan, yürütme ve yasamadan bağımsız bir kurum olmadığını” belirterek oy birliği ile HSYK’nın statüsünü askıya alma kararını verdi.[29]

Basın ve Gazeteciler

Medya organları ve gazeteciler, bu olağanüstü hal dönemi boyunca Kanun hükmünde kararnamelere tabi tutuldular. Mevcut sayılara göre, 20 Temmuz’dan itibaren 179 medya kuruluşu kapatıldı, 216 gazeteci gözaltına alındı ve bunların 156 tanesi halen hapiste tutuluyor. Kanun hükmünde kararnameler ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) kararı ile kapatılmış 178 medya organından 20’si eski haline döndürüldü ve şu anda kapalı medya kuruluşlarının sayısı ise 159.[30]

Nümerik olarak, OHAL süresinde, 34 radyo, 62 gazete, 5 haber ajansı, 30 televizyon kanalı, 19 dergi ve 29 yayınevi kapatıldı.[31] KHK’larla özellikle 2 önemli Kürt haber ajansı (Dicle Haber Ajansı ve Jin Haber Ajansı) ve 2 önemli Kürt gazetesi Özgür Gündem ve Azadiya Welat kapatıldı.

Tablo 2. KHK’larla Kapatılan Medya Kuruluşları

Tablo2_tr

668, 675 ve 677 sayılı KHK’larla; bu sektörde çalışan 2,500’den fazla insan işsiz kaldı.[32] Bu sayı, takip eden KHK’larla arttı: toplamda 158 medya kuruluşunun kapatılmasıyla işsiz sayısı dramatik bir şekilde arttı ve neredeyse 10,000’e ulaştı.[33]

Bu tutuklama ve kapatılmalara ek olarak, 780 basın kartı[34] iptal edildi and 49 pasaporta da el konuldu. Laik görüşlü Cumhuriyet Gazetesi’nden gazetecilerin (yöneticiler, köşe yazarları, karikatüristler) tutuklanması uluslararası basın mensupları tarafından da sert bir şekilde eleştirildi.[35] Tutuklanan köşe yazarları, karikatüristler ve yöneticiler kamudan çok fazla destek gördü ve uluslararası basın mensupları, Türkiye’de sayısı hali hazırda az olan, muhalif bir gazeteye karşı yürütülen bu operasyonun ardından basın özgürlüğü konusunda endişelerini dile getirdiler. Ahmet Şık’ın da dahil olduğu birden çok gazetecinin tutuklanmasıyla birlikte, Türkiye artık dünyada, tutuklu gazetecilerin sayısının en yüksek olduğu ülke haline geldi.[36]

RT_post-coup_attempt_3 (1)

Akademisyenler ve Okul Sistemi

Darbe girişiminin hemen ardından, el koyma ve akademisyenlerinin çalışma durumlarının sona erdirilmesi ile sonuçlanan, 15 vakıf üniversitesinin[37] kapatılmasıyla ilk baskı yaşanmış oldu. Yüksek Öğretim Kurumu’nun (YÖK) açıklamaları 5,342’sinin görevden uzaklaştırıldığı 6,792 akademisyen ve idari personel ile ilgili idari davanın sinyalini verdi.[38] YÖK’ün 19 Temmuz tarihli açıklamasında 1,577 dekan (1,176’sı devlet üniversitelerinden ve 401’I özel üniversitelerden olmak üzere) istifa etmeye zorlandı ve bunun sonucunda hepsi istifa etti.[39] 15 vakıf üniversitesinin kapatılması ile ilgili olarak gösterilen sebep bu okulların Gülen hareketi ile bağlantısı olduğu iddiasıydı. Bunun sonucu 60,000’den fazla üniversite öğrencisini etkiledi, bunların neredeyse 3’te 1’i ne başka bir üniversitede öğrenimlerini sürdürmeyi ne de yatay geçiş yapmayı seçmedi.[40]  Bir başka kritik gelişme 29 Ekim’de duyurulan 676 sayılı KHK ile getirildi: Üniversitelerin rektör seçim kuralları değiştirildi: Adayların seçilmesi Cumhurbaşkanı tarafından değerlendirilecek ve onaylanacaktır.[41]

Sayısız konumda ve üniversitede bulunan akademisyenleri hedef alan bu eylemlerin sadece Gülen hareketi ile bağlantısı olanların temizlenmesi ile sınırlı olmadığı aynı zamanda bu eylemlerin hükümeti eleştirenleri susturmaya ve yok etmeye çalışan baskıcı bir sistemin belirtisi olduğu yönünde önemli eleştiriler yapıldı. OHAL süresinde son 8 ayda faaliyet gösteren 5 KHK ile 112 farklı üniversiteden 4,811 akademisyen ihraç edildi. Bunların sadece 58’i eski pozisyonlarına geri getirildi.[42]

Tablo 3. Son 8 ayda görevinden ihraç edilen akademisyenlerin sayısı

Tablo3_tr

Bu baskı, en son 7 Şubat 2017’de çıkan KHK ile, 184’ü Barış Bildirisi imzacısı olan toplamda 330 akaemisyenin, 15 Temmuz darbe girişimi ile bağlantılı olduğuna dair herhangi bir kanıt sunulmadan görevlerinden uzaklaştırılmalarıyla daha somut bir hal aldı.

Sayısal olarak analiz edildiğinde, Barış Bildirisine imza atanların durumu, yayınlanan kararnamelerle endişe vericidir

  • 1 Eylül (672 Sayılı KHK): 43,
  • 29 Ekim (675 Sayılı KHK): 24
  • 22 Kasım (677 Sayılı KHK): 15
  • 6 Ocak (679 Sayılı KHK): 43
  • 7 Şubat (686 Sayılı KHK): 184 Barış Bildirisi imzacısı kamu görevlerinden ihraç edilmiştir.[43]

Yükseköğrenimin yanı sıra, okulöncesi, ilk ve ortaöğretim üyeleri de son 8 ayda yayınlanan 20 KHK’dan etkilenmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’na göre, yaklaşık 33,000 öğretmen görevinden alınmış ve 7,210 kişi de soruşturma kapsamında görevinden uzaklaştırılmıştır. Görevinden alınanların yaklaşık 4,000’i tutuklanmış ve yaklaşık 4,000 kişi de adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır.[44] İstanbul (4,009), Ankara (1,984), Bursa (1,192), Konya (1,146) ve İzmir (1,050) görevinden atılan öğretmen sayısının en yüksek olduğu yerlerdir. [45]

Kapatılan okulların sayısı 2,000’den fazladır (bunların çoğu özel öğrenci yurtları). 401 özel lise, 304 özel ortaokul, 270 özel ilkokul , 84 okul öncesi, 845 özel öğrenci yurduyla birlikte 351 özel kurs son 8 ayda çıkarılan farklı KHK’lar ile kapatılmıştır.[46]

Kamu Çalışanları

Kamu çalışanlarının üzerinde de eşi benzeri olmayan bir baskı mevcuttur. 15 Temmuz’dan hemen sonra binlerce kamu çalışanı görevden alındı, hükümetin neredeyse her kademesinde yapılan il genelindeki soruşturmalarda birçok kişi gözaltına alındı ve tutuklandı. Eylül ayının başlarına kadar, bu tasfiyeler mevki sahibi olmayan ve de devlet memurluğu güvencesi bulunmayan bazı kamu çalışanlarının işten çıkarılmasına ve bazılarının da görevden uzaklaştırılmalarına kadar uzandı. Ancak 1 Eylül’de devlet memurluğu güvencesi göz ardı edilerek, 672 sayılı KHK ile 28164’ü Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı öğretmen olmak üzere 50,875 kamu çalışanı işten çıkarıldı. İşten çıkarılanların arasında aynı zamanda 2,346 akademisyen, 2,018 Sağlık Bakanlığı çalışanı, 1,519 Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanı, 7,669 emniyet güçleri çalışanı ve 323 jandarma çalışanı bulunuyordu.

675 ve 677 sayılı diğer iki KHK ile de toplam 25,784 kamu görevlisinin görevden alındığı iki büyük yıkım dalgası yaşandı. İşten çıkarılanların arasında 403 jandarma çalışanı, 8,175 Emniyet Müdürlüğü çalışanı, 2,534 Adalet Bakanlığı çalışanı, 2,338 Milli Eğitim Bakanlığı çalışanı, 3,526 Sağlık Bakanlığı çalışanı, 2,696 İçişleri Bakanlığı çalışanı ve 2,209 akademisyen bulunuyordu.

2017 yılının ilk üç ayında 679, 683 ve 686 sayılı KHK’lar ile, özellikle 2,598’I Milli Eğitim Bakanlığı çalışanı, 3,104’ü polis memuru, 1,024’ü Sağlık Bakanlığı yetkilisi ve 961’i akademisyen olmak üzere 11,550 kamu görevlisi görevinden alındı.

Kanun Hükmünde Kararnameler, onlara bağlı listelerde bulunan çalışanların Milli Güvenlik Konseyi’nin “devletin ulusal güvenliği” aleyhinde eylem yürüttüğünü belirlediği terörist gruplara ya da terörist yapılara üye, bunlarla bağlantılı ya da temas halinde olduğunu öne sürüyor. Yetkililerin bu sonuca nasıl ulaştığı sorusu hala sorulmaktadır. Bu kararnamelerden önce hiçbir cezai soruşturma ya da hüküm gerçekleşmediğini söylemeye ise gerek bile yoktur.

İş Dünyası ve Özel Sektör

KHK’lar iş dünyasını da etkiledi. Özel sektöre, özellikle de iş dünyasının tanınmış temsilcilerine yönelik eylemler 15 Temmuz Darbe girişiminin birkaç gün ardından, Temmuz aynın sonunda başladı. Holding sahibi Kayserili Şükrü Boydak medyada ismi ilk olarak geçenlerin arasındaydı.[47] O günden bu yana büyük holding sahipleri ve Türkiye’nin farklı illerinden çeşitli iş insanları gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Bunun yanı sıra farklı ölçeklerdeki şirketler ve firmalar da bu tasfiyelere maruz kaldı: el koymalar ve mal varlıklarının dondurulması, Gülen hareketi ile ilgisi olduğu iddia edilen iş gruplarını kontrol etme aracı haline geldi. Ağustos ayının ortasında, Gülen hareketi ile ilgisi olduğu iddia edilen 322 şirket kapatıldı, bu şirketlerin bütün mali varlıklarına el kondu.[48] Türkiye’de AKP iktidarı ile birlikte Anadolu şehirlerindeki şirketler (Anadolu Kaplanları olarak da bilinen) bazı ayrıcalıklar kazandı ve eşit olmayan bir şekilde dağıtılan kamu hizmetlerinden yararlanarak AK Parti iktidarında büyüdü .[49]

Özel sektör mensuplarına yapılan tutuklamalar, tasfiyeler ve el koymalar Eylül ayında da devam etti: En büyük yapı firmalarından birisi olan Dumankaya İnşaat’ın sahiplerinin varlıklarına Gülen hareketine maddi destek sağladıkları şüphesiyle el kondu.[50] Türkiye İşadamları ve Sanayicileri Konfederasyonu (TUSKON) üyesi olan iş adamları Ağustos ayının ortasında Gülen hareketi ile bağlantıları olduğu şüphesiyle sorgulanmaya başlandı ve daha sonra Eylül ayının ortalarında da tutuklandılar. Şu ana kadar, Koza-İpek Holding, Boydak Holding, Dumankaya Holding, Kaynak Holding, Naksan Holding şirketlerine devlet tarafından el konuldu. Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli tarafından açıklanan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)’nun el koyduğu 46 gruptan ve 492 şirketten oluşan özel şirketlerin sayısı artık çoktan geride kaldı.[51] Canikli’nin son açıklaması, 12 milyar Türk Lirasının Devlet Hazine’sine devredilmesine neden olan ve TMSF tarafından el konulan şirketlerin sayısının 572 olduğunu göstermektedir.[52]

Özel sektöre yönelik kapatmalar, tutuklamalar ve gözaltılar, kamuoyunun gözünde tartışmalı bir hal aldı. İş dünyasına olan bu müdahale, özel mülkiyete yönelik bir saldırı olarak yorumlandı.

Sivil Toplum Örgütleri

7 Şubat’ta yayınlanan yeni KHK göz önüne alındığında, 1,583 dernek kapatılmıştır (bunların 182 tanesi bir başka KHK ile yeniden açılmıştır).

Tablo 4 OHAL ile kapatılan STK’lar

Tablo4_tr

Yukarıdaki tablodan da görülebileceği üzere, 667 sayılı KHK ile, önce 1,125 Sivil Toplum Kuruluşu kapatıldı. 677 sayılı KHK ile kapatılan 375 dernek içerisinde daha önce faaliyetleri askıya alınan dernekler de bulunuyordu. Türkiye İşadamları ve Sanayicileri Konfederasyonu (TUSKON), İnsan Hakları Araştırmaları Derneği (İHAD), Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) gibi dernekler aynı zamanda 2009 yılından beri Avrupa Yargıçlar Birliği’nin (the European Association of Judges) (EAJ) ve Uluslararası Yargıçlar Birliği’nin (International Association of Judges) (IAJ) üyeleriydi,  Van Kadın Derneği (VAKAD) ve Gündem Çocuk Derneği de 677 sayılı son KHK ile kapatılanların arasında yer aldı. Son sıçrama, 20 farklı şehirde 83 STK’yi hedef aldı. Bu son iki kararname yasaları, Gülen hareketiyle bağlantılı olduğu iddia edilen derneklerin büyük çapta kapatılmasının ardından, başka birçok konuda çalışan (çocuk hakları ve insan hakları araştırmaları, Kürt meseleleri gibi) hak temelli kurumları da kapatmıştı. Yeni KHK’ların yasalaşması ile hedef alınan STK sayısı arttıkça sivil toplumun geleceği ile ilgili endişeler de artmaktadır.

Sonsöz

Başarısız olan darbe girişimi, Türkiye demokrasisinin, devlet yapısının ve siyasi sistemin kırılganlığını ortaya çıkaran bir başka olaydı. Bununla başa çıkmak hukukun üstünlüğüne dayalı daha şeffaf ve demokratik bir yönetim yapısına geçiş açısından bir fırsat olabilirdi. Ancak bu fırsat kaçırılmış gibi görünüyor. Dahası, krizin yönetimi konusuna yaşanan sorunlar, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı terör ve güvenlik tehditleriyle birlikte Türkiye’yi kitlesel insan hakları ihlallerine, zayıf bir devlet yapısına ve ekonomisine maruz bıraktı.

Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey) 

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Research Turkey  (Nisan, 2017), “Türkiye’de Darbe Sonrası Alınan Tedbirlere Genel Bir Bakış”, Cilt VI, Sayı 4, s.6 – 19, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey), Londra: Research Turkey (http://researchturkey.org/?p=13315&lang=tr)

Dipnotlar

[1] Uluslararası Af Örgütü, Türkiye: Darbe girişiminin ardından insan haklarını ciddi tehlike altında bıraktı, 18 Temmuz 2016

[2] http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/07/20160721-4.pdf

[3]https://wcd.coe.int/ViewDoc.jsp?p=&id=2436775&Site=DC&BackColorInternet=F5CA75&BackColorIntranet=F5CA75&BackColorLogged=A9BACE&direct=true

ve https://treaties.un.org/doc/Publication/CN/2016/CN.580.2016-Eng.pdf

[4] ‘Türkiye:  Medyanın Özgürlüğü ile İlgili Son Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamelerinde Yer Alan Tedbirlere İlişkin Görüşler’, Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu (Venedik Komisyonu) (Venedik, 10-11 Mart 2017), http://www.venice.coe.int/webforms/documents/default.aspx?pdffile=CDL-AD(2017)007-e

[5] http://bianet.org/bianet/siyaset/181463-kurtulmus-18-bin-258-kisi-goreve-iade-edildi

[6]  İnsan Hakları İzleme Örgütü, Turkey: Rights Protections Missing From Emergency Decree” Orders to Purge CivilServants, Judges; Close Groups Down, 26 Temmuz 2016

[7] http://www.anayasa.gov.tr/icsayfalar/basin/kararlarailiskinbasinduyurulari/genelkurul/detay/21.html

[8]http://www.kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Content/pdfkarar/2016-35094.pdf; http://www.kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Content/pdfkarar/2016-41934.pdf.

[9] Örneğin; Trabzon İdari Mahkemesi, Dosya No. 2016/1113, Karar No. 2016/1046, 8 Eylül 2016.

[10] Mercan v Türkiye, Başvuru no 38924/11, http://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-164866%22]} ve Zihni v Türkiye, Başvuru no  59061/16, http://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-169704%22]}

[11] http://t24.com.tr/haber/ihrac-kayyim-tutuklama-iste-5-aylik-ohal-surecinde-yasananlar,376998

[12] http://www.ntv.com.tr/turkiye/ibrahim-kalin-15-temmuz-donum-noktasi-oldu,ich8s9O62EWEDMx-yNr31g

[13] http://www.birgun.net/haber-detay/silivri-de-tutuklulara-iskence-yapiliyor-123242.html

[14] http://t24.com.tr/haber/ihrac-kayyim-tutuklama-iste-5-aylik-ohal-surecinde-yasananlar,376998

[15] http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-37295544

[16]  http://www.imctv.com.tr/uc-khk-daha-belediyelere-kayyum-atanabilecek/

[17] http://bianet.org/english/labor/181014-worker-union-statutory-decrees-violate-workers-rights

[18] http://www.ihop.org.tr/wp-content/uploads/2017/02/OHAL-%C5%9Eubat2017-raporu.pdf

[19] http://gazetekarinca.com/2017/02/icisleri-bakani-79-belediyeye-kayyum-atandi/

[20]  http://t24.com.tr/haber/ohal-uygulamasi-cadi-avina-mi-donustu,358996

[21] http://www.hurriyet.com.tr/2-bin-745-hakim-ve-savci-icin-gozalti-karari-cikti-40149496

[22] http://aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/aciga-alinan-hakim-ve-savcilarin-isimleri-belirlendi/609286

[23] http://www.anayasa.gov.tr/icsayfalar/basin/kararlarailiskinbasinduyurulari/genelkurul/detay/pdf/2016-129.pdf

[24] Bakınız para. 98, http://www.kararlaryeni.anayasa.gov.tr/Karar/Content/717f7c20-b696-4379-84f6-dfb568f8844a?excludeGerekce=False&wordsOnly=False

[25] http://www.hsyk.gov.tr/DuyuruOku/951_meslekten-cikarma-kararlarina-karsi-yaptiklari-yeniden-inceleme-talebi-kabul-edilen-hakim-ve-cumhuri.aspx

[26] http://www.hsyk.gov.tr/DuyuruOku/950_meslekten-cikarilmalarina-karar-verilen-hakim-ve-cumhuriyet-savcilarinin-yeniden-inceleme-talep-sonu.aspx

[27] Bu ifadelerin bir derlemesi Uluslararası Yargıçlar Derneği’nin web sitesinde, şu adresten bulunabilir: http://www.iaj-uim.org/documents/

[28] http://www.medelnet.eu/index.php?option=com_content&view=article&id=326:platform-for-an-independent-judiciary-in-turkey&catid=68&Itemid=345 ve http://www.iaj-uim.org/iuw/wp-content/uploads/2016/12/Letter-ENCJ-ENG-.pdf

[29]https://www.encj.eu/index.php?option=com_content&view=article&id=227%3Ahsyk-suspended&catid=22%3Anews&lang=en

[30] http://www.ihop.org.tr/wp-content/uploads/2017/02/OHAL-%C5%9Eubat2017-raporu.pdf

[31]http://www.ihop.org.tr/wp-content/uploads/2017/02/OHAL-%C5%9Eubat2017-raporu.pdf

[32] http://platform24.org/medya-izleme/1800/olaganustu-h-l-de-gazeteciler—30

[33] http://t24.com.tr/haber/2016-medya-gozlem-raporu-khklar-medyada-10-bin-issiz-yaratti-131-gazeteci-2017ye-hapiste-girdi,388060

[34] http://www.birgun.net/haber-detay/issiz-biraksalar-da-sesimizi-kisamazlar-142700.html

[35] https://www.theguardian.com/world/2016/oct/31/turkey-detains-editor-and-staff-at-opposition-cumhuriyet-newspaper

[36] http://www.birgun.net/haber-detay/issiz-biraksalar-da-sesimizi-kisamazlar-142700.html

[37] Altın Koza (İpek) Üniversitesi (Ankara), Bursa Orhangazi Üniversitesi (Bursa), Canik Başarı Üniversitesi (Samsun), Selahattin Eyyubi Üniversitesi (Diyarbakır), Fatih Üniversitesi (İstanbul), Melikşah Üniversitesi (Kayseri), Mevlana Üniversitesi (Konya), Şifa Üniversitesi (İzmir), Turgut Özal Üniversitesi (Ankara), Zirve Üniversitesi (Gaziantep), Kanuni Üniversitesi (Adana), İzmir Üniversitesi (İzmir), Murat Hüdavendigar Üniversitesi (İstanbul), Gediz Üniversitesi (İzmir), Süleyman Şah Üniversitesi (İstanbul).

[38]  http://bianet.org/bianet/egitim/177749-yok-5-bin-342-personel-gorevden-uzaklastirildi

[39] http://www.kamusaati.com/akademik-personel-haberleri/istifasi-istenen-1577-dekan-istifa-etti-h11100.html

[40] http://t24.com.tr/haber/ihrac-kayyim-tutuklama-iste-5-aylik-ohal-surecinde-yasananlar,376998

[41] http://www.birgun.net/haber-detay/rector-elections-in-turkey-lifted-under-latest-decree-133554.html

[42] http://bianet.org/bianet/toplum/183431-5-khk-112-universite-4811-akademisyene-ihrac

[43] http://bianet.org/bianet/hayvan-haklari/183607-verilerle-imzaci-akademisyenlere-yonelik-khk-ihraclari

[44] http://www.gazetevatan.com/iste-meb-den-ihrac-edilenlerin-sayisi–1037497-gundem/

[45] http://www.ihop.org.tr/wp-content/uploads/2017/02/OHAL-%C5%9Eubat2017-raporu.pdf

[46] http://www.ihop.org.tr/wp-content/uploads/2017/02/OHAL-%C5%9Eubat2017-raporu.pdf

[47] http://www.diken.com.tr/darbe-girisimi-yas-kararlari-aciklandi-komuta-kademesinde-degisiklik-yok/

[48] http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/08/19/fetocu-322-sirket-kapatiliyor

[49]http://www.economist.com/news/europe/21598726-bastion-loyalty-recep-tayyip-erdogan-tested-recent-scandals-anatolia-mostly-loves

[50] http://www.hurriyet.com.tr/dumankaya-insaatin-sahiplerinin-mal-varliklarina-el-konuldu-40207145

[51] http://www.internethaber.com/tmsfye-devredilen-fetocu-sirket-sayisi-soke-etti-1737364h.htm

[52] http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-38648987

 

 

 

 

 

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.