AB 2014 Türkiye için İlerleme Raporu’na Yakından Bir Bakış: AB-Türkiye İlişkileri için Yeni bir Kış mı Geliyor?

AB 2014 Türkiye için İlerleme Raporu’na Yakından Bir Bakış:
AB-Türkiye İlişkileri için Yeni bir Kış mı Geliyor? 

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in kendisi görevde olduğu beş yıl boyunca AB’ye yeni bir üye ülke alınmayacağını söylemesinin üzerinden çok zaman geçmedi.[i] AB’nin 28 üye ülkesi arasında işbirliğini güçlendirmek için genişlemeye ara verilmesinin gerekli olduğu tartışıladursun, Türkiye AB katılım sürecini güvence altına almak için yeni bir AB stratejisi yayınladı. Siyasi reform sürecine olan bağlılığın sürdürülmesi, katılım sürecinde sosyo-ekonomik dönüşümün devam ettirilmesi ve AB ile etkili iletişimin sağlanması stratejinin üç önemli ayağını oluştururken Kasım ayında yayımlanacak olan AB’ye Katılım İçin Ulusal Eylem Planı ile stratejinin operasyonel hale gelmesi planlanıyor.[ii]

Türkiye’nin yeni bir AB stratejisi yayınlaması Türkiye’nin AB sürecine olan taahhütünün devam etmesi olarak yorumlanabilir. Özellikle Erdoğan’ın, başbakanlık günlerinde söylediği “2014, AB yılı olacak” sözlerinin bu argümanı güçlendirdiği söylenebilir.[iii] 2014’ün  AB yılı olup olmayacağını zaman gösterecek fakat geçtiğimiz günlerde Avrupa Komisyonu tarafından yayınlanan 2014 Yılı Türkiye İlerleme Raporu özellikle siyasi konular hakkında endişe verici ifadelere yer vermiştir. Ayrıca 20 tane alanda ‘hiç bir gelişme’ olmadığı belirtilmiştir. Mesela, raporda Meclisin kamu harcamaları üzerinde, özellikle askeri harcamalar üzerindeki denetiminin geliştirilmesi; siyasi partilerin ve seçim kampanyalarının finansmanı ve milletvekili dokunulmazlığı konularını düzenleyen kanunlardaki eksikliklerin giderilmesi; istihbarat servisinin sivil denetiminin artırılması; ifade ve internet özgürlüğü ve medya bağımsızlığını engelleyen düzenlemelerin kaldırılması; kamu ihaleleri ve işyeri güvenliği gibi alanlarda yasal sistemin geliştirilmesi ve Kıbrıs ile ilişkilerin geliştirilmesi gibi alanlarda geçen yıldan bu yana bir gelişme olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca Komisyon, anayasal reform sürecindeki genel durgunluğu vurgulamıştır. Anayasal reformların yeniden canlanmasının Türkiye’de demokratikleşme sürecinin yol alması için en güvenli yol olduğu belirten Komisyon, bunun kuvvetler ayrılığı ile denetleme ve denge mekanizmasının sağlanması için de olmazsa olmaz olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda, ‘hükümetin ve muhalefet partilerinin temel reformlar konusunda bir uzlaşmaya varamamaların ciddi endişeye yol açtığının altı çizilmiş, bu durumun Meclisin işlerliğini tehlikeye soktuğu ve toplumda kutuplaşmaya neden olduğu’ not edilmiştir.

Komisyon, bir diğer endişe verici gelişmenin Ağustos 2014’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğunu ifade etmiş ve özellikle devlet kaynaklarının Başbakan Erdoğan yararına kötüye kullanıldığını rapor etmiştir. Seçim sürecinde çeşitli ayrımcılık ve uygunsuzlukların gözlemlendiği de söylenmiştir. Benzer endişeler YouTube ve Twitter yasakları (bu yasaklar daha sonra Anayasa mahkemesi tarafından kaldırılmıştır), hapishanedeki gazetecilerin sayısı ve Cem evlerinin tanınmasının gecikmesi konularında da belirtilmiştir. Azınlık haklarının iyileştirilmesi hakkında Komisyon ayrıca kamu hizmetlerinin Kürtçe sağlanması konusunda yasal düzenlemelerin yapılmasını istemiştir. Bu arada, Nevroz ve onur yürüyüşlerinin barışçıl biçimde kutlanması Komisyonca olumlu karşılanırken, Gezi olayları ile ilgili protestolarda, Doğu Anadolu’da Kürt hakları için toplanan kalabalıklarda, İstanbul Taksim meydanındaki gösterilerde ve Soma madeninde yaşanan felaketin ardından düzenlen işçi yürüyüşlerinde olduğu polisin orantısız güç kullanmasının ‘sık görülen bir uygulama’ haline geldiğine ve toplanma ve gösteri yapma özgürlüğünü kısıtladığına değinilmiştir.

Komisyon, adalet sistemindeki sık ve alelacele yapılan değişikleri de eleştirmiş, bu düzenlemelerin yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı, kuvvetler ayrılığı ve hukukun üstünlüğü konusunda endişeleri artırdığının altını çizmiştir. Aralık 2013’te gerçekleştirilen yolsuzluk araştırmalarında yüksek rütbeli kişiler hakkındaki yolsuzluk iddiaları üzerinde çalışan hakim, savcı ve polis memurlarının görev yerlerinin değiştirilmesi yeni bir adalet stratejinin kabul edilmesinin gereğini ortaya koymuştur. Komisyon, bu noktada 2014 sonrası için yeni bir yolsuzlukla mücadele strateji ve eylem planının hayata geçirilmesinin ülkede hukukun üstünlüğünün sağlanmasına katkıda bulunacağına inanmaktadır. Fakat, hatırlatılmalıdır ki sivil toplum örgütlerinin bu sürece dahil edilmeleri büyük önem taşımaktadır. Komisyon 2010-14 yolsuzlukla mücadele stratejisinin bu açıdan başarısız olduğunu belirtmiştir.

Rapor, Türkiye’nin bazı alanlarda gelişme kaydettiğine de yer vermiştir. Mesela süregelen ekonomik performansın koruması için sağlanan çaba ve Kürt sorununa çözüm bulmak için diyalog ortamının oluşturulması hükümetin Komisyon’dan artı aldığı alanlar olmuştur. Adalet, özgürlük ve güvenlik alanındaki gelişmelerin de özellikle altı çizilmiştir. Sınırların yönetimi konusundaki reformlar şimdilik ertelenirken, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kabul edilmiş ve İçişleri Bakanlığına bağlı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Raporda Türkiye’nin bir milyondan fazla Suriyeli mülteciye geçici koruma sağladığını belirten Komisyon bu konuda Türkiye’nin gösterdiği insani yardım çabalarını övmüştür. Son olarak sosyal politika ve istihdam alanındaki ilerlemelerin altı çizilmiş ve kayıtsız istihdamın git gide azaldığı ifade edilmiştir.

AB Bakanı ve Baş müzakereci Volkan Bozkır raporu genel olarak ‘dengeli ve objektif’ olarak değerlendirmiş ve Türkiye’nin hem reform hem de AB üyelik sürecinde bu rapordan yararlanacağını belirtmiştir. [iv] Bu ifadeler AB Genişleme Komiseri Stefan Fule tarafından olumlu karşılanmıştır. Fule, geçen yıl boyunca Türkiye’de çeşitli endişe verici olayların yaşanmasına rağmen AB’nin Türkiye ile müzakerelerini geliştirmesi gerektiğini ifade etmiştir.[v]  Komisyon da genişleme stratejisinde benzer bir ifade kullanmış ve ‘AB’nin taahhütlerine ve koşulluluk ilkesine bağlı olarak katılım müzakerelerinin hız kazanması gerektiğinin’ altını çizmiştir. Türkiye’deki siyasi ortam göz önüne alındığında özellikle hukukun üstünlüğü alanında AB’nin Türkiye’ye karşı olan taahhüdüne her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğu açıktır. Bu noktada Komisyon 23(Yargı ve Temel Haklar) ve 24 (Adalet, Güvenlik ve Özgürlük) numaraları başlıklar için ön şartların (benchmark) belirlenmesini önermiş ve bunun hem AB hem de Türkiye için yararlı olacağını belirtmiştir. [vi]

Genel olarak bakıldığında 2014 yılı Türkiye İlerleme raporu Türk hukuki mevzuatının AB müktesebatına daha fazla uyum sağlaması için daha fazla çabanın gerektiğinin altını çizmiş ve özelikle temel haklar ve hukukun üstünlüğü alanında ülkede endişe verici gelişmelerin yaşandığını oldukça güçlü bir şekilde vurgulamıştır. Uzmanlar bu raporun Türkiye’nin AB’den ilk düzenli rapor almaya başladığı 1998 yılından beri yayınlanan en kötü raporlardan biri olduğunu belirtmişlerdir.[vii] Sadece bu rapora bakarak bile Türkiye’nin AB katılım sürecinin önümüzdeki yıllarda AB’nin gündeminde olmayacağını söylemek mümkün görünmektedir. Fakat önümüzdeki yıllarda, AB-Türkiye ilişkilerini terörle mücadele ve insani yardım (Suriye ve Irak’tan dolayı), vize serbestisi ve düzensiz göç, Gümrük Birliği’nin gözden geçirilmesi  (Transatlantik ticaret ve yatırım anlaşmaları konusunda AB ve Amerika arasındaki müzakerelerin bir tezahürü olarak) gibi başka konu başlıklarının meşgul edeceği iddia edilmektedir.[viii] Bu noktada belirtmek gerekir ki Gümrük Birliği ve vize serbestliği konularını öne çıkaran bir ajanda AB’nin Türkiye ile olan entegrasyon sürecinde farklı senaryoları ve olası işbirliği seçenekleri hakkında tartışmaları alevlendirebilir.

***

Diğdem Soyaltın, Editör, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey)

Makaleyi şu şekilde referans vererek kullanabilirsiniz:

Soyaltın, Diğdem  (Ekim, 2014), “AB 2014 Türkiye için İlerleme Raporu’na Yakından Bir Bakış: AB-Türkiye İlişkileri için Yeni bir Kış mı Geliyor?”, Cilt III, Sayı 10, s.47-50, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi (Research Turkey), Londra: Analiz Türkiye (http://researchturkey.org/?p=7049&lang=tr)

Sonnotlar

[i] Row Junker bars any EU members for five years, 15 July 2014, Scotsman,

http://www.scotsman.com/news/politics/top-stories/row-as-juncker-bars-any-new-eu-members-for-5-years-1-3477066

[ii] EU Minister promotes Turkey’s new EU strategy, 18 September 2014, Hurriyet Daily news, in:

http://www.hurriyetdailynews.com/eu-minister-promotes-turkeys-new-eu-strategy.aspx?pageID=238&nID=71910&NewsCatID=510

[iii] Joking Erdoğan and his ministers, 22 September 2014, Today’s Zaman, https://www.todayszaman.com/columnist/selcuk-gultasli/joking-erdogan-and-his-ministers_359521.html#

[iv] Turkey says EU report is balanced and objective, Daily Sabah, 09.10.2014, http://www.dailysabah.com/politics/2014/10/09/turkey-says-eus-2014-report-balanced-and-objective

[v] EU should expand Turkey accession talks top officials say, Europe Online Magazine, 08.10.2014, http://en.europeonline-magazine.eu/eu-should-expand-turkey-accession-talks-top-official-says_358550.html

[vi] Enlargement Strategy and Main Challenges 2014-15, COM(2014) 700 final, 08.10.2014, Brussels.

[vii] Türkiye İlerleme Raporuna İlgisiz, T24, 09.10.2014, http://t24.com.tr/haber/turkiye-ilerleme-raporuna-ilgisiz,273262

[viii] Marc Pierini, Tusk, Mogherini and Turkey, 08.09.2014, http://carnegieeurope.eu/2014/09/08/tusk-mogherini-and-turkey

Facebooktwitterlinkedinmail

Yorumlar

Loading Facebook Comments ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.