Interview with Abdüllatif Şener (Part I):
“Turkish Politics since the 1990s: Hopes, Resentments and Current Challenges”

As Centre for Policy and Research on Turkey (ResearchTurkey), we held an interview with Associate Professor Abdüllatif Şener, who served as Turkish Minister of Finance at RefahYol coalition government (The coalition government established by the Welfare Party and True Path Party) between 1996 and 1997, and as the Minister of State and Deputy Prime Minister at AK Party government (Justice and Development Party) as well as AK Party deputy between 2002 and 2007. As a publicly and very well-known political actor, Mr. Şener was also one of the founding members of the AK Party. Besides his political experiences, we have talked about a wide range of issues which are high on the agenda including: the democratic record of the AK Party government, its Syrian policy, the Kurdish opening, the Presidency system, and finally the Gezi protests in Istanbul. The interview with Mr. Abdüllatif Şener, which we think carries an immense importance for the audience of the ResearchTurkey, will be published in two parts. In the first part of the interview the main focus will be on the establishment phase of the AK Party; the party’s position vis-à-vis the National View Movement, political election processes, and the government, media, capital groups and civil society relationships in Turkey where we had chance to hear the personal views of Mr. Abdüllatif Şener based on his experiences as an insider.

click for more


Comments

Loading Facebook Comments ...

7 thoughts on “Interview with Abdüllatif Şener (Part I):“Turkish Politics since the 1990s: Hopes, Resentments and Current Challenges”

  1. Hıfzı Deveci

    Bir yüksek denetçi olarak kanunsuzlukların, usulsüzlüklerin peşinde yıllarca dolaştım, devletin binlerce dosyasını karıştırdım ve doğal olarak zaman zaman da Sayın Abdüllatif Şener’in izine rastladım. Profesyonel bilgilerimle şunu söyleyebilirim ki Sayın Şener’in imzasını hiçbir yanlış işin altında görmedim. Tersine, karşı çıktığı ne varsa karşı çıkılması gerekiyordu. Sayın Şener, Türk siyasi tarihinde namus timsali olarak mümtaz bir yere sahiptir; ama bence en az bunun kadar önemli bir özelliği, devletin malına ve parasına karşı gösterdiği özendir diyebilirim. “Tüyü bitmemiş yetim hakkı” deyimini ondan daha iyi içselleştirmiş birini bulmak zordur diye düşünüyorum.Böyle birinin siyaset içinde kendine yer bulamamış olması, siyaset kurumuna karşı duyduğumuz güvensizliği arttırmaktadır.

    Reply
  2. AYSUN

    rabbim hep doğrunun ve dürst insanın yanındadır .onun katında sorumluluk bilinci taşıyan insanlardır üstün olanlar.Rabbim yar ve yardımcın olsun sana ve senin gibilere hz. ÖMERİN siyasetinden yapmayı nasip eylesim AMİİİİİİİİİİİİİİİİİN

    Reply
  3. Gökmen Çöloğlu

    Sayın Şener’in açıklamaları bugün Türkiye’nin içine düştüğü durumun sebeplerinin yorumunu yapmaktadır. Maalesef Türkiye’de milli birlik çatırdamaktadır. Türkiye bölünme sürecine doğru hızla yaklaşmaktadır. Tarihte dünyanın pek az ülkesinde hükümetin başına geçen kişinin ülkenin parçalanmasını sağladığı görülür. Fakat idarenin başı olan kişi ülke parçalandıktan sonrabir başka ülkede başbakanlık işi bulamayacağını idrak etmez. Aslında idarenin başında olanlar en yüksek vatansever olmak mecburiyetindedirler. Maalesef bugünkü idare için bunu pek iddia edemeyiz.
    Evet, SayınAbdüllatif Şener dürüst bir insandır ve etrafında dürüstlüğe aykırı işlerin de dönmesini önler. Türkiye’de bu gibi kişilerin mutlaka siyaset içinde bulunmasında zaruret vardır. Çünkü siyaset ortamının geri püskürtülemez gereğidir bu.

    Reply
  4. İbrahim YILMAZ

    Sivaslı siyasetçilerin kaderi bu galiba diye düşünüyorum. Başbakanı seviyorum hatalarını görmezden gelmeye çalışıyorum. Ama Abdüllatif beyi daha çok seviyorum ve siyasi parti teşkilatını kurarken yanlış yapmasaydı bir sürü avuk subuk adamlarla yola çıkmasaydı bugün yüzde 15 lik bir oyu olan bir siyasi hareket olurdu TP. Ama kişisel hayatlarında özen gösterememiş lakayt adamlarla yola çıkmak zorunda kaldı ve Necmettin Erbakan varken siyaser yapmaya çalıştı. Belki Maliyeci kibri vardı farkında olmadan. Kesinlikle dört dörtlük bir adam. Önünde iki seçeneği var ya Saadet Partisinin başına geçecek yada TR genelinde adam gibi 81 kişi bulup yeniden örgütlenecek bir hareketin içine girecek.
    Ben Maliye Bakanı olduğunda 1996 da kendisini makamından arayıp tebrik etmiştim. Güzel işler yapabilecek kalitede bir siyasetçi. Eğer Sayın Cumhurbaşkanı görev süresi biter yeniden siyasete dönecek olursa Abdüllatif beyle birlikte hareket edebilir. Ama çok zor.. Abdüllah Gül gibi temiz bir siyasetçi köşke kondu ve sesi kısıldı.. Allah bu ülkenin yardımcısı olsunç
    Selamlar

    Reply
  5. Gökmen Çöloğlu

    İnsanlar makam sahibi oldukları zaman kıymetleri ortaya çıkar. O bakımdan getirildiği son makamdan sonra sesi çıkmayan insanların önceden de dürüst olduklarını iddia edemeyiz pek.
    Siyaset yapmak bölgesel bir beceri değildir elbet. Ama ortamı dolduran ve adına ‘Siyasetçi’ denen kişilerin kalitesi diğer kaliteli kişilerin ortamdan uzaklaşmasına sebep oluyor. Ekonominin meşhur ikilemidir: “Kötü mal iyi malı piyasadan kovar.” Çok kişiye bunun aksi doğru gelir amma doğrusu yukarıdaki sözde yazılan gibidir. Bu bakımdan kötülerin yerine iyileri geçirmek için mutlaka birlik olup ve kötülerden usandığını açıkça belli edip iyileri idareye seçmektir.
    Genel kalitenin ne olduğu hakkında bir örnek vereyim: Sayın İlker Başbuğ müebbed hapse mahkum olmuş. Başbakan Yardımcısı Sayın Çelik “Umarım bundan ders almıştır.” diye beyanat veriyor. Hani Temel’i idama mahkum etmişler, cellat son arzusunu sormuş o da “Ha bu ceza bana bir ders olsun.” demiş. Onun gibi birşey.Sayın Başbakan Yardımcısının böyle bir beyanat vermesi aslında bugünkü kalitenin ne olduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Cezası temyizde de onanırsa adam zaten kalan hayatı kadar hapiste yatacak. Var mı bunun dünyada kalan dersi?
    Selam ve Saygılarımla

    Reply

Leave a Reply

Your email address will not be published.